"Yabancılar Sabahattin Ali'nin 'tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin' cümlesini okusaydi ruhlarını teslim ederlerdi"
İlk Göktürk ve önceden de BÖRÜ ekibinde sanat ve ses departmanında yasal olarak ikamet hakkı almış, Türk kültürüne saygıyla gelmiş ve var olan Suriyeli çalışanlarımız oluyor ve oldu. Hem canımız ciğerimiz Taima hem de uykusuz gecelerde foley desteği veren Muhammed bu projelerin cefakar ekip ailesinin bir parçası. O insanların temiz kalplerini asla kırmadım ve çalışkanlıklarına da şahit oldum, hep kıymetlerini bildim. Babamın "güçlüsün veya üstün hissediyorsun diye kimsenin gururunu kırma" öğüdünü hep uygulamaya gayret ettim. Ama şu anda millet olarak bulunduğumuz nokta uyan ya da öl noktası. Bu yazıyı tarihe bırakıyorum ki çocuklarım beni lanetlemesin.
Siyasal değil, basit matematiksel gerçekler yüzünden ülkenin çivileri çıkmaya başladı. Durum çok kötü sanıyorsunuz-- ama fırtına daha başlamadı bile. Nasihatten değil, musibetten anlayan şoförlerin direksiyonda olduğu freni patlamış bir TIR olduk.
Türkçü olun, liberal olun, muhafazakar olun, komünist olun fark etmez-- matematik asla yalan söylemez. Kainatın ve insan doğasının gerçekleri sizin söylemlerinizi umursamaz. Bu ülkenin kaldırma limitinin ötesinde mültecileri aldık ve alıyoruz.
Bir insan bedeni kapasitesinin ötesinde bir madde alırsa ölür. Bu madde tane tane zararsız olsa da, yığın halinde tehlikelidir. 1 aspirin bir şey yapmaz, 10 tane midenizi ağrıtır, 100 tane alırsanız ölürsünüz. Biz şu anda bünyemizi tarumar edecek kadar aspirin aldık ve hala kendi içimizde didişiyoruz. Bireysel olarak bu insanların iyi veya tatlı, medeni veya ilkel olmasının önemi yok... Hatta bunu araplarla veya afganlarla da ilgisi yok. Elbette bazı milletler ve Türkler arasında tarihsel, yüzyıllara yayılmış bir gerilim var. Bölgelerinde dominant kültürel güçler birbirini hiç eritemedi. Biri diğerinin paralı askeriyken, efendisi haline geldi ve diğeri bu kulluğu asla unutamadı. Bırakalım bunu tarihçiler ve sosyologlar konuşsun, biz önümüzdeki feci duruma odaklanalım:
Türkiye Cumhuriyeti bünyesinde bulundurduğu, hazırlıksız, harala gürele ve sonuçlarını tam olarak anlamadan kabul ettiği misafirleri insanca ve uluslararası kurallara saygılı bir biçimde yollamak zorundadır.
Sorbonne'da okumuş, Paris'teki evinden bize ahkam kesen bazı zihİNSEL iltihaplı pozcular size ABD ekonomisine fayda sağlayan Hispanik azınlıkları örnek verecek. Bizde de ucuza ırgat, işçi ve hizmet sektörü çalışanı olurlar ne güzel diye size afyon sunacak. Neo-liberal iltihaplarını tıpkı 2010'da fethullahçılara destek verdikleri, küçük serçe şarkıları ile yutturmaya çalışacaklar. DİRENİN.
Çünkü bu klişe ve boş örnek Türkiye'nin şu anki durumu ile kıyaslanamaz. İspanyolca konuşan göçmenlerin sayısal artışı ABD'de 100 sene boyunca tezahür etti. Damlaya damlaya göl oldular. Hatta son beş on senedir de Latin Amerika'dan gelen mülteci bir dirhem arttı diye, Amerikan devleti sınırda çocukları bile tavukmuş gibi kafeslere tıkıyor. Kimseni gözünün yaşına bakmaz çünkü güçlü bir devlet. İradesi yufka yürekli değil, çünkü bir devletin menfaati yufka yürekliliğin önüne geçmek zorundadır. Devlet zor kararları alan, insanüstü öngörüye sahip olmak zorunda olan bir olgudur.
AKP'li olsun, MHP'li olsun, İYİ'li olsun, CHP'li olsun, büyük parti olsun, küçük parti olsun, bu ülkenin bünyesinin kaldıramayacağı yabancı sorunu herkesin başını yakacak. Türk veya başka etnisite, hepimizin çocuklarının acı ve zorluk çekecek.
Kapağı Almanya'ya atmış dönercilere ve çocukları Türkçeyi unutmaya başlamış elitlere emanet edilemeyecek kadar korkunç bir geleceği BİZ kendi ellerimizle yazıyoruz. Bu bayrak altında doğup ölmek isteyenler, aynı bayrağın geleceğini tehlikeye atıyor.
Tarihsel olarak kavimler göçü yıkılamaz denilen devletleri dahi çabucak bitiren bir kanser olmuştur. Roma İmparatorluğu önüne geçemedikleri kavimler göçü yüzünden bitti. İnleyerek, ağlayarak, savaşarak, çaresizce söndüler. Völkerwanderung dedikleri bu tarihsel çaptaki olay bir devlet için ölüm kalım mücadelesidir. Belki de en büyük felakettir.
Ben devletimi de, milletimi de çok seven bir Türk olarak bu uyarıyı tarihe bırakıyorum. Yanlış yolu seçmiş insanların en büyük lekesi, ileride çocuklarının ve torunlarının onu lanetlemesidir.
Benimle henüz aynı fikirde olmayan kardeşlerime, ablalarıma, abilerime ve büyüklerime sesleniyorum, Türk yurdunun geleceğini merhametinize, naifliğinize veya bünyemizin kaldıramayacağı kadar göçmene teslim etmeyin. Bazı yollardan geri dönüş olmaz.
Yine bir kurtarıcı beklemeyin, bu sefer kendimizi kurtaralım.
Ata dini Şamanizm olan Türklerin ezelden beri yaşadığı Sibirya yerlisi Hakas Türklerinin kutladığı en uzun gün olan 22 Haziran Kün Pazı (Gün Başı) bayramı esen olsun, Türk-Şaman alemi için uğur ve esenlikler getirsin.
Dr. Öğr. Ü. Nükhet Okutan Davletov
Dr. Timur B. Davletov
Lütfen artık afet/felaket kurbanlarının bulunması, teşhisi ve kimlik tespitinde Adli Antropoloji'nin önemini anlayalım. Farkına varalım, kabul edelim. Bununla ilgili bilimsel makalaleri okuyalım, öğrenelim. Okumak öğrenmek iyidir, güzeldir. Lütfen!
Peygamberimiz (sav) hep şöyle dua edermiş: “Allah’ım! Yıkıntı altında kalmaktan sana sığınırım, yüksek yerden düşmekten sana sığınırım. Suda boğulmaktan ve yangından sana sığınırım."