Herkese selamlar
Gerçek bir bağın kalitesi, bu çağın en büyük hastalığı olan ölçülerle ya da somut nesnelerin sahte büyüklüğüyle asla ölçülerle ölçülemez. Sevgi, pazar tezgahlarında alınıp satılan ya da maddiyatın geçici konforuyla takas edilebilen bir meta değildir. Bir ilişkide her şeyden arınmış, hesapsız ve beklintisiz bir emeği ortaya koyabilmek, paranın satın alamayacağı en lüks duygudur. İşte bu yüzden, hayata sadece yüreğinin safiyetiyle bakan ve değer kavramını dünyevi hırslara kurban etmeyen taraf, zaman hangi eşiği gösterirse göstersin her zaman en haklı yerdedir.
Birlikte geçirilen zamanın içinde saklı olan o en özel anlar, baş başa kalındığında yaşanan o derin ve anlamlı yakınlaşmalar, hayatın tüm maddi gürültüsünden tamamen uzaktı. O gizli ve sessiz paylaşımlar, iki insanın birbirinin ruhuna dokunuşu, dünyadaki hiçbir materyalle kıyaslanamayacak kadar değerliydi. Dışarıdaki dünyanın ne dediği ya da neyi önemsediği, o odanın içinde, o iki kişilik saf gerçekliğin karşısında her zaman hükümsüz kaldı. Çünkü gerçek yakınlık, sergilenen nesnelerde değil, kimsenin göremediği o anlarda saklıdır.
O duvarların arkasında, aslında her şeye rağmen köklü ve gerçek bir sevgisinin olduğunu bilmek bile insanın içini sızlatmaya yetiyor. Hayatta en sığınılacak liman olması gereken ebeveynlerin erkenden gidişiyle açılan o derin boşluk ve ilk rehber olması gereken baba figüründen beklenen o temel sevgi ile saygının eksikliği, bir yüreği geleceğe karşı savunmasız ve ürkek kılabilir. Ancak bilinmelidir ki, geçmişten gelen hiçbir yara, gelecek kaygısı ya da dünyevi endişeler, gerçekten sevmenin önüne bir engel olamaz. Çünkü hiçbir korku, gerçek bir sevginin gücünden daha büyük değildir. İnsan her şeye rağmen sevebilir; ama daha da önemlisi, gerçekten seven bir kalp, tüm kaygıları ve güvensizlikleri bir kenara iterek o bağa sahip çıkmak için her şeyi yapar. Korkuların arkasına saklanarak sevgiyi yarıda bırakmak, sadece o sevginin sığlığının bir göstergesidir.
İlişkilerin etrafında dönen en büyük yanılgılardan biri de köprülerin arkasındaki insanların yarattığı algılardır. Aslında ailelerin birbirini gerçekten tanımadığı, iki tarafın da birbirinin aile yapısına ve dünyasına tam anlamıyla adım atmadığı bir denklemde, uzaktan yapılan her yorum sadece bir tahminden ibarettir. İnsanlar birbirini tam olarak görmeden, o yaşanmışlığın içine dahil olmadan hüküm verdiğinde, ortaya çıkan tek şey koca bir önyargı duvarı olur. Dış gözlerin tanımadan kurduğu cümleler, o iki kalbin arasında filizlenen bağın gerçekliğini ne azaltabilir ne de gölgeleyebilir.
"Vicdan, lüks vitrinlerle, başkalarının önyargılarıyla ya da geçmişin korkularıyla değil; elinde sadece saf sevgisiyle, hesapsızca durabilen insanın iç huzuruyla ölçülür."
Günün sonunda, hayatın tüm materyalist dayatmalarına ve içsel korkularına karşı sadece kalbiyle, dürüstçe mücadele eden insan kazanır. Gerçek haklılık; tanımayanların gürültüsüne, maddenin sahte parıltısına kapılmadan, o temiz geçmişin arkasında dağ gibi durabilmektir. Bırakın dünya kendi sığ sularında dönsün; saf sevgiyle verilen o emeğin huzuru, her türlü dünyevi kazancın üzerindedir.
Allah'ın her günü birşeyleri kanıtlamaya ikna etmeye çalışıyordum, seviyorum diye yapıyordum , ömrünün sonuna dek belkide sevdiğim için buna katlancaktim ki , Allah doğru yolu gösterdi
İlişkilerde yapılan en büyük hata birini ciddi ilişkiye veya evliliğe ikna etmeye çalışmaktır. İkna çabası girdiği an ilişkide güç dengesi bozulur ve özdeğer zedelenir. Asıl mesele kimseyi ikna etmek değildir. sizinle aynı hayat vizyonuna, sorumluluk bilincine ve ilişki beklentisine sahip insanlarla yola çıkabilmektir
“Birinin kendini senden soğutması da Allah’ın rahmetidir…” diye okumuştum bir yerde. O kadar güzel bir pencere ki, insan düşününce bir aydınlanma yaşıyor
Bize kalsa merhametimizden, empatimizden, alışkanlıklarımızdan, “ama onun…” diye diye uzattığımız cümlelerden adına artık ne diyorsak bırakamazdık.
Bazen insanın kendisinin yapamadığını Allah onun yerine yapıyor. Bir kalbi soğutuyor, bir mesafeyi kendiliğinden koyuyor, bir bağı sessizce çözüyor. Yani bize zor olanı kolaylaştırıyor ve en güzel şekilde muhafaza ediyor..
Ne güzel bir rahmet. Ne zarif bir rahmet.. Elhamdülillah.
Korkak insanla hayat geçmez. Konuşmaktan korkar, yüzleşmekten korkar, değişmekten korkar. Kendi korkularıyla seni de hasta eder. Kavga bile edemezsin çünkü kırılır, küser, susar. Sonra da her şeyi sessizce mahveder. Korkaklık, sevgi değil, kaçış yoludur.
Nobody apologizes anymore; they just disappear and call it moving on. Accountability died somewhere between pride and ego. People would rather lose someone than admit they were wrong. We’ve normalized walking away instead of working through it. Communication has become optional; ghosting has become the standard response to discomfort. Even closure isn’t guaranteed anymore—people just leave you with questions and call it self-care.