Bu sanat eleştirisi değil, müşteri şikayeti. Konser müzikal bir deneyimdir. Ama zihinleriniz sürekli uyarılmaya o kadar alışmış, odak süreniz o kadar düşmüş ki 30 yıldır seyircisiyle yalnız müziği üzerinden bağ kuran birinden bile sahne şovu ve dans bekliyorsunuz. Müzik yetmiyor.
Otizm farkındalık videomuz, 4–10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Modyo TV ekranlarında (metro, metrobüs, vapur) yayında olacak.
Video, kamusal alanda otizmli bir çocukla karşılaşıldığında nasıl davranılması gerektiğini anlatıyor.
Önyargılar değil, anlayış çoğalsın.
Konu üzerine izlediğim en güzel videolardan biri.
Türkçesi:
“Misojini, dünyadaki en gizli egregor’lardan biri. Eğer bu cümle seni duraklatıyorsa, duraklatmalı zaten. Egregor, kolektif bir düşünce biçimi; bilinç alanında yer alır, kendi enerjisi vardır ve genellikle fark edilmeden, sorgulanmadan işleyen bir kalıp olarak kalır. Tekrarlandığı, normalleştirildiği ve duygusal olarak güçlendirildiği için sürer gider. Kimse bilinçli olarak kabul etmemiş olsa da, insanlar onu yaşar ve bu yüzden devam eder.
En güçlü egregor’lar gürültülü veya şiddetli olmaz; aşırı tanıdık gelirler. Sağduyu gibi hissettirir, sanki işlerin doğal haliymiş gibi. En sinsi olanları ise inanılmaz erken yaşlarda programlanır. Misojini genellikle nefret olarak kendini göstermez; beklenti olarak ortaya çıkar.
Dil, ilk yükleyici: Kızlar ‘patron gibi’, erkekler ‘lider’; kızlar ‘dramatik’, erkekler ‘iddialı’. Aynı davranışa tamamen farklı değerler biçilir.
Sonra duygusal emek kadınsılaştırılır. Kızlara duyguları fark etmek, gerilimi yatıştırmak, uyum sağlamak, herkesi dahil etmek öğretilir. Erkeklere ise rahatsızlığı eylemle dışa vurma izni verilir. Biri odayı yönetmeyi öğrenir, diğeri onu şekillendirmeyi.
Otorite erkekçe modellenir; bakım ise kadınca. Kadınlar güç sahibi olsa bile, bunu yumuşatmaları, gerekçelendirmeleri veya özür dileyerek sunmaları beklenir.
Kızlara, erkeklere görünür olmak ama kendilerine görünmez kalmak öğretilir: Çekici ama kibirli değil, özgüvenli ama korkutucu değil, akıllı ama tehditkar değil. Bu çelişki, öz güveni daha baştan kırar.
Erkek rahatsızlığı kriz gibi ele alınır; kadın rahatsızlığı ise basit bir sıkıntıymış gibi. Bu yüzden kadınlar, daha ne yaptıklarını anlamadan uyum sağlamayı öğrenir.
Arzu, rıza için eğitilir: Kızlar bedenlerinin değerlendirildiğini öğrenir, erkekler ısrarın romantik olduğunu. Hak duygusu, kimya ile karıştırılır.
Bağımsız olunca, çözülecek bir sorun olarak çerçevelenir: Soğuk, zor, sevilmez. Aidiyet duygusu, kendimizi sulandırmaya şartlanır.
İşte bu yüzden misojini bu kadar gizli bir egregor. Nefret demek değil; normalleşmeyle işler.
Ama şimdi neden zayıflıyor? Egregor’lar tek bir ifşayla çökmez; insanlar onları içlerinde taşımayı bıraktığında çöker.
Artık daha fazla kadın ‘Bende ne yanlış var?’ diye sormuyor; ‘Bizi bu şekilde hissetmeye, düşünmeye ve davranmaya iten sistem ne?’ diye soruyor.
Gizli bir egregor’u çözmenin yolu savaşmak değil; onu aç bırakmak. Mesajlarını içselleştirmeyi bırakırsın, duygusal emeği varsayılan olarak reddedersin, yansıma altında tutarlı kalırsın.
Ve bu kısım çok önemli: Bunun için izne ihtiyacın yok. Neden ‘hayır’ dediğini, sınır koyduğunu, farklı seçtiğini, özgüvenli olduğunu veya uyumlu olmadığını açıklamazsın.
Gerekmediği halde açıklama yapmak, kendini düzeltmektir. Gizli egregor’lar ön özür, aşırı açıklama ve öz seyreltme ile beslenir.
Durumunu belirtip orada durduğunda, döngü kırılır. Misojini içsel uyumla hayatta kalır; uyuma dayalı sistemler, uyum bittiği anda çöker.
Onunla savaşmana veya hissetmene gerek yok; sadece taşımayı bırakman yeterli.”
Bir davranıştan rahatsız olduğunu söylediğinde, kötü niyetli olmayan kişi endişelenir. Çünkü sizi incitmek istemez. Hemen savunma moduna geçen veya çok abarttığınızı belirten kişi istismarcıdır.
"En çok vakit geçirdiğin 5 insanın ortalamasısın"cılık.
"Sana ... yapanı hayatından çıkar" diyen egoist kişisel gelişim buyrukçuluğu.
"5 adımda kendinin en iyi versiyonu ol"culuk.
Canım kendimcilik.
Hayatın böylesi bir matematiği yok. Yaşamın estetiği, olağan dışılığı, saçmalığı var.
Bazen en yüksek bilgeliği bir kalp sızısı öğretir.
Bazen bir aşk acısından ruhunuz hür bir gökyüzünde kanat çırpmaya cesaret eder.
Bazen en olmadık insandan, yıllarca aradığınız o cevabı duyarsınız.
Bazen ruhunuz acır, o acıdan sanat doğar.
Bazen rezil bir dibe vuruş anından, büyük bir hatadan şahsiyetinizin inşası başlar.
Yaşamın estetiği, yaşamın bilgeliği formüle edilemez çünkü.
Yaşama hedef/performans/başarı odaklı bakan tipler Steve Jobs tarzı "yaşamın estetiği"ni ıslalayan tipleri hatırlatıyor.
Zamanı, kendini, potansiyelini en verimli şekilde kullanmak elbette mühim. Ama hayat bazen saçmadır. Hayat bazen yenilgidir.
Çünkü hayat böyle muhteşemdir.
82 yaşında yalnız ve yoksul bir kadını köpek bakıyor diye diri diri yakabilmiş biri ile aynı otobüse binmiş ve yan yana durmuş olabilirsiniz.
Türkiye artık böyle bir ülke.
Zihnimizde bilinçaltı diye bir alan yok. Dolayısıyla olmayan bir yeri temizlemeye yönelik bir psikoterapi biçimi de olamaz. Ama eğer bir kişi bilinçaltı diye bir alanın varlığına inanıyorsa, bilinçaltı temizliği denilen şeyin iyi geldiği hissine kapılıyor. İlginç bir durum.
Tanıdığınız her kadın daha uzun bir yol seçti.
Geldiği yoldan geri döndü
Bir vitrinin önünde oyalandı
Anahtarlarını elinde sımsıkı tuttu
Sahte bir telefon görüşmesi yaptı
Köşeyi dönüp koşmaya başladı
Tanıdığınız her kadın, eve korkarak yürüdü.
Tanıdığınız her kadın