"Kazan işvesinden sıcak,
Ağaç kırıntısından kirler var elimde
Yüz dönüp açılmamış kucak
Ve tereddütle ertelenmiş küfür dilimde
Oysa yüzümü yasladığım yumuşak
Hatta uykuya gidecek gibi gözlerim
Bugün havada onurumu satmışlığım var."
Ahmet Telli, Hız ve Tansık:
Unuttun galiba: hızı yavaşlatan
Bir doğa tansığıdır seher vakti
Yaşlı meşelere sor söyleyeceklerdir
Yılkı atlarını göreceksin orada
Çayır kuşlarını ve asmin çiçeğini
Sessizlik nasıl bir ezgidir, şaşıracaksın
Unutmak olmaz; erkenci yolcular
Ovadan yamaca tırmanırken ayırdeder
Beyaza durmuş o serin ağartıyı
Serin bir hışırtı hatırlatır belki sana
Hızla geçen ömürden artakalanı
Ve şiirin hız karşısındaki umarsızlığını
Hayır, uygar değil kalbimin atışı
Hız delik deşik etmiştir onu, hüzünse
Sızıyor o tansıkla doğanın koynuna
Söz buharlaşıyor eskiyor aşklar da
Mektubumu yeniden oku ve de ki;
Kabulümdür eski aşklar hız karşısında.
Henüz bu kadar umutsuz değilken tanımıştım; çaba harcamadan, onu çok önemsemeden, hatta biraz mecburiyetten ben vardım yanında. Dur burada dedi ve ismimle seslendi bana. Benden evvel hocalarım söylemiş, yaramaz çocuktur idare et gibisinden, ve hakkaten yaramaz çocuktum, hakkaten
Ben okutmam dedim ama bence şarjım yoktu. Benim tanıdığım şair abim bi sen vardın Ahmet abi, hiç anlatmadım çünkü ben çok bir şey önemsemeyen, yaramaz, hatta şımarık bir çocuğum. Bir şiir kitabı bile bastırmadım. Dostlarıma planlar anlattım ama bence o da tembelliğimden.
Ahmet Telli, Belki Yine Gelirim:
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
'Tükürsem cinayet sayılır' diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün
Nehire yaz tatili kurs falan bir şey bul demiştim bugün buldum diyip geldi yanıma, program yapmış iki haftada bir diye kağıdın tepesine yazarlık kursu yazmış. Kursu senden alıp bedavaya getirdim diyor.
Ahmet Telli, Sıyrılıp Gelen:
"Soluk bir ay dolanıyor
kentin üstünde her gece
Her gece bilge bir gezgin
tavrıyla adımlıyor yolunu
Güz yanığı bir durgun
sessizlikle örtülü her şey
ve yırtılmış bir tül gibi
savrulup duruyor zaman
Suların sesini dinle şimdi
ormanın fısıldayışlarını
usulca yarılıyor dağların göğsü
bir aşkı dinlendirmek için
Ve gözleri uzak yamaçlarda
aranıp dururken bir şeyleri
sessiz ve sakin beklemekte
bekledikçe bileylenen yürek
Belli ki dağların, denizlerin
ve göllerin üzerinden
sıyrılıp gelmektedir seher
Belli ki yakındır
doğayı ve hayatı sarsacak saat."
Prensip anlaşmasına vardığımız profesyonel futbolcu Salih Özcan, sağlık kontrolleri ve transfer sürecinin tamamlanması için bu akşam İstanbul’a geldi.
Salih Özcan’ı İstanbul Havalimanı’nda, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Toygun Batallı, Mehmet Sarımermer, İbrahim Şafak Sağlam ve taraftarlarımız karşıladı.
Şimdi bu, kalabalığın ve gürültünün arasında, hatta kargaşada elinde kırmızı bir balonla bekleyen bir kız çocuğunu görmek gibi bir his. Şimdi her şey kötü değil ve dahası artık iyi de olabilir.