@omerrcelik Bu cefakar, bu vefakâr, gerektiğinde canını veren bu millete ve milletin davasına ihanet eden, elinde avucunda olana göz diken her kim olursa hesabını en ağır şekilde vermeli, aç gözlü, tamahkar, doymak bilmeyen alçaklardan makam ve mevkileri ne olursa olsun hesabı sorulmalıdır.
AK Parti’miz her zaman “doğru”ların yanında “yanlış”ların karşısındadır.
AK Parti’mizin “kuruluş felsefesi” ve “varlık sebebi” budur.
Fon krizi olarak adlandırılan gündemin her bir maddesi ve detayı, Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ilk andan itibaren partideki yetkili kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmekte ve değerlendirilmektedir.
Bu değerlendirmeleri yaparken temel ilkemiz, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımızın “sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır” ifadesidir.
Bu ilke çerçevesinde, her türlü yanlış, yolsuzluk, istismar ve usulsüzlükle mücadele “tavizsiz” verilecektir.
Fon krizi olarak adlandırılan bu süreçten olumsuz etkilenen vatandaşlarımızın hak ve hukuku titizlikle ele alınacaktır.
Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla, Adalet Bakanlığımız ile Hazine ve Maliye Bakanlığımız başta olmak üzere tüm kurumlarımızın tam bir koordinasyon içinde kapsamlı çalışmaları, olayların tüm boyutlarını açığa çıkaracak, karanlıkta hiçbir şey kalmayacak ve gereği yapılacaktır.
Ortada bir iddia varsa araştırılacaktır. Tüm usulsüzlükler ortaya çıkarılacaktır. Yanlış yapanlar, hukuk önünde hesabını verecektir.
Finansal sistemimize ve Türkiye ekonomisine yönelik sistemik bir risk yoktur. Temellerimiz sağlamdır.
Sermaye piyasalarının sınırlı bir bölümünde, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundur. Bu sorunun üzerine gidilirken, Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, “benzer bir problemin yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa bunların da hayata geçirilmesini sağlayacak” çalışmaları kapsamlı bir şekilde yapıyoruz.
Tüm denetim kurumları görevinin başındadır. Şeffaflık, denetim ve hesap verilebilirlik ilkelerini koruyacak ve güçlendireceğiz. Milletimizin her alandaki emanetine sahip çıkma irademiz tamdır. Milletimizin emanetine sahip çıkarken hiçbir taviz, istisna ve kararsızlık söz konusu olamaz.
AK Parti’mizde “siyasetimizin alfabesi” her türlü yanlışla sonuna kadar mücadele etmektir.
Yunanın altında kalmışlar sanki. “Bunun hakkı neymiş? Hakkımızı arayın, kurtarın bizi,” diyor.
Hakkınızı Pompacı Özkan Yalım'a anlatın, o verir size...
Özgür ile Ali kendisini kurtarsın ilk önce...
Erdoğan’ın “dünya beşten büyüktür” dediği o beşlinin kalbindeyim. Yönetim masası…
Güvenlik Konseyi…
Bugünlerde buraya girmeyi bırakın yanına yaklaşmanız zor. Böyle bir günde özel olarak anlatmak istedim.
@GizliArsiv@Yusuf__Tekin Edep ve ahlak nasihatindan ancak ve ancak bu millete düşman olanlar rahatsız olur. Makarios sevdalısı ekrem den bu beklenirdi.
Bugün bakanımız Sn. @Yusuf__Tekin’e istifa diye bağıran zihniyetle,
dün gençlere hutbede edep ve ahlak anlatılmasından rahatsız olan zihniyet aynı zihniyettir.
Bunların dertleri ne eğitim ne de gençlerdir,
Tek tertleri, bu milletin değerlerini yok etmektir.
#manisa#saldırı
Bu dünyada sağlıktan daha önemli bir şey var mı? Arkadaşlar.
Şimdi sizlere son iki haftada başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum.
Ayın yedisinde karnımda şiddetli bir ağrı meydana geldi. İlk gün es geçtim, ertesi gün de es geçtim. Baktım artık geçmiyor, yaşadığım ilçenin devlet hastanesinin aciline gittim. Hemen sıra aldım, beş dakika sonra sıra bana geldi. Doktor muayene etti, dinledi. Kan tahlili, idrar tahlili rontgen ve tomografi çekmemi istedi. Büyük ihtimal apandisit dedi. Gittik, bu tahlilleri yaptırdım. Bir saat sonra sonuçlar çıktı. Doktor, “Apandisit abi” dedi. Acil ameliyat dedi.
Neyse, bizi bir yere gönderdi. Hemen yatış işlemlerimizi başlattılar. Bir hemşire kızımızın eşliğinde genel cerrahinin hastalarının olduğu bölümüne gittik. Orada bizi bir hemşire karşıladı. “Ne zaman, ne yedin, ne içtin?” diye sordu. Birkaç evrak imzalattı. “Beş saat önce su içtim,” dedim. “Ahh,” dedi, “keşke içmeseydiniz,” falan...
Neyse, bana bir tulum verdi. “Ben söylediğimde bunu giyinin,” dedi. Odaya geldi, kalp elektrosu çekti. Beni tekrar röntgene yolladı. O arada da sürekli telefonunda yazışıyorlar. WhatsApp grubu var hastanenin, oradan onu anladım. “Anestezicisi kim var, o var, şu var...” derken odaya geldim. “Abi, on dakikaya seni ameliyata alacağız,” dedi.
Bursa Şehir Hastanesi'nden bir doktor, haber verildikten hemen sonra onlara yazmış: “19.30'da ameliyathaneyi hazır edin, oradayım,” diye yazmış.
Neyse, beni aldılar, götürdüler ameliyathaneye. Dört beş kişi gördüm. Birisi geldi, sorular sordu. “Galiba bu doktor,” dedim. Neyse, ameliyat masasına geçtik. Ayakları bağladılar, kolları bağladılar, kafayı sabitlediler. “Ne oluyor?” dedim kendi kendime. Belki 15 dakika bekledim o soğukta. Sonra birisi geldi, bana sorular sordu. İşte o doktor, Bursa Şehir Hastanesi'nden gelip Gemlik Devlet Hastanesi'nde beni ameliyat eden doktormuş.
“Geçmiş olsun,” dedi.
“Sağ ol hocam,” dedim.
“Senin apandisitin bayağı büyükmüş, neredeyse patlayacak durumda imiş. Seni ben ameliyat edeceğim, Mustafa Bey,” dedi.
“Allah yardımcınız olsun hocam,” dedim.
“Sağ ol,” dedi. Koluma bir iğne yaptı. “Biraz kolun acıyacak,” dedi. Ondan sonrası yok. Gözümü açtığımda koğuştaydım. Abimler gelmiş, bütün akrabalar kapının önünde. Neyse, gece uyudum.
Sabah 10 gibi başka bir doktor geldi, baktı. “Ameliyat iyi geçmiş,” dedi. Durumumu sordu.
“İyiyim hocam,” dedim.
“Çıkartalım seni fakat öğlen bir çorbamızı yemeden olmaz,” dedi.
Neyse, kısa keseyim. Dün de gittim, dikişlerimi aldılar.
Bir vatandaş olarak ben daha ne isterim?
Bana hiç kimse siyasi fikrimi sormadı. Bütün hastane personeli dört dörtlük davrandı.
Rabbim alayından razı olsun. Rabbim, bu hizmetleri bire bir yaşadığı hâlde Recep Tayyip Erdoğan'a nankörlük edenleri de bildiği gibi yapsın.
@2234Yasar Bunlar seçim öncesi çiftçiye bedava traktör veriyorlardı. Seçim sonrası traktörleri alacakmısınız sorusu üzerine, özgür ağa, ilgi çeksin gibisinden bir cevapla ne kadar güvenilir olduklarını göstermiştir!