Antarktika'da meraklı bir kambur balinayla yakın bir karşılaşma.
Not: Din kitabında Balina balık zannedilmiş. Halbuki balina memelidir. Balık değildir. Tanrı, balıkla memelinin farkını bilmiyor. Din kitabındaki bilimsel önermelerin tamamı hatalıdır.
Sana olan hayranlığımı sırtlayacak bir kelime yok. Her bir hücrem sana aşık. Gözlerine ne zaman baksam içim içime sığmıyor. Huzur doluyorum. Yaşamak istiyorum. Sana aitim. Hayatıma getirdiğin baharı son nefesime kadar unutmayacağım. Seni çok seviyorum.
“Titreşirken kalplerimiz Ankara soğuğunda,
Nice umut yeşerir gecenin soluğunda.
Biz o bankta oturmuşuz
Kâlû belâdan beri.
Kaç bahar görmüşüz kim bilir, kaç zemheri...
İlk kez ayın halesine sırnaşığım.
Yaşım yirmi altı.
Sana kırk senedir aşığım.”
Ne zaman sana baksam daha iyi bir adam olmak geliyor içimden. Öyle güzel, öyle zarif, öyle narinsin ki. Bakarken incitmekten korkuyorum. Onca zaman bastırdığım her ne ise artık içime sığdıramıyorum. Sensiz geçen her saniyem boşa geçiyor.
Var olduğunu bilmemeyi o kadar çok isterdim ki. İçimde çok mücadele ettim, çok savaş verdim. Defalarca denedim görmezden gelmeyi, yok saymayı. Ne yazık, sen galip geldin. Artık gözlerine bakmadığım günü yaşamadım sayıyorum.
Karanlık çöktüğünde sessizce haykırıyorum aşkını sessizliğe. Sanki bende eksik ne varsa sendeymiş ama ben uzanıp alamıyorum. Bu sır ağır geliyor. Biliyor musun? Artık ne kadar kötü duyulduğunun bir önemi yok. Seni çok seviyorum.
Onca zaman seni neden sakladım kendimden bile, neyi kabul edemedim, bilmiyorum. Oysaki o kapıdan girdiğin ilk andan beri huzursuzum. Çünkü biliyorum. Biraz yaklaşsam yanacağım. Sanki tüm nefesimi sana kapılmamaya harcamışım gibi, nefessiz kaldım.