@guntekin_resmi iyi bir yayıncı olduğunu düşünürdüm! Rezil yayıncılık yapıyorsunuz rezil!
Necip orada veda ediyor, adam 2 kelam etti ama biz sizin geyiklerinizi dinledik! Adam sahaya çıkmış stüdyo veriyorsunuz ki oradaki konuklarında dönüp ekranda izlemeye çalıştı!
Ayıp kere Ayıp
@dewe_pankart Oharas utanmadan, üşenmeden şöle olsun diye örnekleyen var🤦
İşte bunlar; emekten, aşktan, tutkudan anlamayan tayfa!
Şekilci, popici, telefoncu tayfa!
Takıma destek olmak, anı yaşamak yerine video ve kendini çeken tayfa!
Bosver abi, 'suluboya' desinler.
'Suluboya' candır...
@NecipUysalX Teşekkürler Necip'im.
Çok düzgün bi insansın.
Beşiktaş'a yakışan güzellikte hem de.
Umarım bir gün bir yerlerde sohbet ederiz...
İşin gücün rast gitsin kardeşim.
Ailen ile çok güzel günlerin olsun👊
@bekir62553@Er_Alp1923@FanPremierLigTR Daha ne kadar lafının boşa düştüğüne şahitlik edersen, daha ne kadar sallayıp ben böyle yaparım dedikten sonra yapamadığını gördükten sonra bu şekil konuşmaya devam edeceksiniz! Adam futbol bilmez, topcudan anlamaz, avrupada aldığı 1 tek puan yok! Zora gelince de ben yapamadım...
Bir yanda toplum bıkkınlıktan ölümü arzulama noktasına gelmiş,
diğer tarafta da tayyip ve avanesi 25.yıl kutlamalarında şatafat gösterisi yapıyor!
Hangi söz, hangi sövgü, hangi beddua ile anlatılabilir ki şu yaşananlar...
#AKParti25Yaşında
"fedakârlığı kutsamak bazen sistemin sorumluluğunu görünmez hale getirir."
Ne kadar doğru bir cümle.
Kutsallaştırırken aslında ne kadar da yalnızlaştırıyoruz bireyleri ve aileleri.
Sadece bu konuda değil; düşünün kutsallaştırarak sorumluluğundan feragat ettirdiğiniz kurumları!
Ben de engelli birey annesiyim…
Lütfen okur musunuz?
Bir anne, engelli çocuğundan önce ölürse ne olur?
Urla’da 60 yaşındaki Nurten Kandemir’in yani bir engelli çocuk annesinin lösemi tedavisi gören 19 yaşındaki zihinsel engelli oğlunu öldürdükten sonra kendi yaşamına son verdiği haberi hepimizi sarstı.
Bu olayı yalnızca “bir anne çocuğunu öldürdü” cümlesine sıkıştırırsak, asıl meseleyi kaçırırız.
Çünkü benim gibi anneler çocuklarıyla birlikte yalnızca bir hayat yaşamaz; çocuğunun bütün hayatını taşımaya da çalışır.
Engelli bir çocuğun annesi olmak; sevginin yanında sürekli bir gelecek kaygısıdır.
“Ben öldüğümde çocuğuma kim bakacak?”
“Ben yaşlanınca ona kim sahip çıkacak?”
“Ben artık gücümü kaybettiğimde ne olacak?”
“Benden sonra onu kim koruyacak?”
Bu sorular bizlerin zihninde yıllarca, hatta ömür boyu dolaşır.
Üstelik burada yalnızca zihinsel engellilikten bahsetmiyoruz, lösemi tedavisinden de söz ediyoruz.
Yani annenin karşı karşıya olduğu yükün içinde bakım sorumluluğu, hastalık, gelecek kaygısı, yalnızlık ve muhtemel ekonomik, sosyal baskılar da mümkün.
Ama bir şeyi çok net söyleyebiliriz: Bir annenin “Ben yoksam çocuğum yaşayamaz” noktasına gelmesi yalnızca bireysel bir psikoloji meselesi değildir.
Bu, aynı zamanda sosyal politikanın meselesidir.
Çünkü engelli bireyin hayatını yalnızca ailesinin fedakârlığı üzerine kurarsanız, aile yaşlandığında sistem de çöker.
Anne ve baba çocuğunun bakımını üstlenebilir.
Ama anne ve babanın yerine de geçebilecek güvenli, sürekli ve erişilebilir bir yaşam sistemi kurulmalıdır.
Gündüz bakım hizmetleri…
Respite bakım…
Destekli yaşam modelleri…
Engelli bireyin bağımsızlaşmasını sağlayan eğitim ve istihdam…
Aileye psikososyal destek…
Bakım verenlerin tükenmişliğini önleyecek mekanizmalar…
Ve en önemlisi, anne-babaya “Siz öldüğünüzde çocuğunuz ne olacak?” korkusunu yaşatmayacak bir gelecek güvencesi…
Bunlar lüks değil.
Bunlar sosyal devletin sorumluluğudur.
Bir engelli çocuğun annesine yalnızca “Ne kadar fedakârsın” demek yetmez.
Çünkü fedakârlığı kutsamak bazen sistemin sorumluluğunu görünmez hale getirir.
Anneleri kahramanlaştırıp yalnız bırakmamalıyız.
Onlara “Sen güçlüsün, sen halledersin” demek yerine;
“Yalnız değilsin. Çocuğunun geleceği yalnızca senin omuzlarında değil.”
diyebilmeliyiz.
Ben bir engelli çocuk annesi olarak bu haberin en ağır tarafını tam da burada görüyorum.
Çocuğumuzun bugününü düşünürken, kendi ölümümüzün ardından onun yarınını da düşünmek zorunda kalıyoruz.
Ve hiçbir anne, çocuğunun geleceğini güvence altına almak için kendi hayatından vazgeçmek zorunda bırakılmamalı.
Bu olayın sorumluluğunu yalnızca bir kadının psikolojisine yüklemek kolaydır.
Asıl zor olan ise kendimize şu soruyu sormaktır:
“Bu annenin çaresizliğini, ölümü bir çıkış yolu gibi görecek kadar büyüten hangi boşlukları biz görmedik?”
Bir anne ve oğul öldü.
Ama geride bize çok daha büyük bir soru bıraktılar:
Engelli bireylerin yaşam hakkını, yalnızca annelerinin ömrüne mi emanet ediyoruz?
@Er_Alp1923@FanPremierLigTR Kim kime ne saplamış?
Ne anlatıyorsunuz belli değil!
Sergen hoca falan değil bu bir.
Beşiktaşlı hiç değil bu da iki...
Abicilik kültürü sonu oldu bu kulübün, bu tribünün!!!
Sizin adınıza üzgünüm ama başka bi 'legend' aramaya başlayın derim.
Öyle de bi 20 sene yersiniz...
@muslimsarichp Yahu korkan biri varsa o da 'düşkün genel başkanınız'! Hatırlarsan 2023te Erzurum'a oy istemeye gitmeye korkmuş, yerine de cengaver biri gitmişti başkanı için! Ez cümle ocak'ta alacağınız siyasi parti seçim desteğini iyi paylaşın!
Sonranız yok...
Alayınız eve kapanacaksınız!
Haddini bil Koray!
O kadar laftan sonra "2000 doğumlu, 26 yaşında" vurgulayarak söyleyip sırıtman seni aklamaz, aksine antipatik yapar!!!
Ayıp!
Geri sar izle kendini istersen...
#sonsayfa