Pantürkçülerin Çinlilerle tartışmasındaki çıkmazları...
Uydurma tarih üzerine tartışmalarda söyledikleri boşa çıkınca çil yavrusu gibi dağılan Pantürkçüler şu tepkileri verdi ve Pantürkçülerin arka planı nedir?
1) İnkârın başka bir biçimi
“Biz böyle bir şey demedik” demeye başladılar. “Tarihimizde böyle bir şey yok, okullarda böyle bir şey öğretilmiyor” denilmeye başlandı. Tarihi ve gerçekleri inkâr etmenin başka bir yolu.
2) Hedef şaşırtma
Tarih tartışmalarına hiç girmeyip doğrudan bana saldıranlar var. Tartışmayı benim üzerimden yürüterek yaşadıkları bozgunun ardından hedef şaşırtmaya çalışıyorlar.
3) Doktrinlerin ülkesi
Çin tarihindeki ve tarihsel belgelerindeki bilgiler, bize anlatılanlardan çok farklı. Türkiye'de tarih için gerekli olan tartışma, öğrenme ve bilgiyi geliştirme gibi bir yöntem yok. Sadece doktrinler var. Bir doktrini terk edip yenisini kabul etmek var.
4) Soykırım inkârcılığı
Türkiye'de tarihle barışamamanın altında 1915 Soykırımı'nın inkârı yatmaktadır. Bundan dolayı sürekli bir inkâr ve kendini övme ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Kendini o kadar çok övmek zorunda hissediyor ki kimse onun soykırımla bağlantısı olabileceğini düşünememeli bile.
5) Dünya lideri olmasan bile hayali neden olmasın?
Türkiye'deki tarih anlayışının gerçekle bir alakası yok. Geçmişi abartarak günümüzdeki siyasete destek aranıyor. “Biz geçmişte o kadar büyüktük ki şimdi tekrar büyük olabiliriz!” Hamasi bir dünya liderliği iddiası, meşruiyetini burada buluyor.
6) Pantürkizm saçmalıktır
Pantürkizm, Türkiye devletinin favori çizgisi değil, farazi bir çizgi. Gerçekle bir alakası yok. Türkiye'de saçma bir grup dışında bunu savunan yok. Kitlenin gazını almak için dönem dönem dile getirilen, ancak siyasetçilerin de pek inanmadığı bir şey. İnternette rastladığımız bu tipler ise kendilerini gereksiz yere fazlasıyla ciddiye alıyorlar.
7) Rejim neden bu saçmalığı hâlâ ayakta tutuyor?
Türklerin tarihini sürekli büyük ve güçlü gösterme girişimi var. Ekonomik krizlerin ve siyasi çıkmazların ülkesinde, şanlı bir geçmiş anlatısı insanları sisteme bağlamak için gerekli.
Yani binlerce yıldır büyük devletler kurmuş, zaferden zafere koşmuş bir halk, bu ekonomik krizleri de aşar... Öyle olmalı, değil mi? Kitleleri böyle kandırmaya çalışıyorlar.
8) Münazara çağrım
Ben bunları yazdığım için sürekli “Sen ne yazdın ki?” diye soruyorlar.
Kısa süre önce felsefe konusunda bazı kişilere açıkça yaptığım münazara çağrısını burada tekrar paylaşıyorum. Tarih konusunda da münazaraya hazırım.
Erhan Afyoncu, Bartu Bölükbaşı ve Emrah Safa Gürkan'a yaptığım açık münazara daveti hâlâ geçerli. Bunlar Ermeni Soykırımı red eden tarihciler, biri de Youteberci.
https://t.co/KBXx6DzD0a
Son zamanlarda bazı Türk sosyal medya kullanıcılarının hakarete, ayrımcılığa ve ırkçı saldırılara maruz kaldıklarından şikâyet ettiklerini görüyorum. Bazıları buna büyük tepki gösteriyor, etnik nefrete son verilmesini ve farklı halklara saygı duyulmasını istiyor.
Peki, on yıllardır bazı Türk aşırı milliyetçileri çeşitli internet platformlarında Çinlilere hakaret ederken, Çin tarihini çarpıtırken, uydurma milliyetçi anlatılar yayarken ve geçmişteki savaşları, katliamları ve etnik çatışmaları Çinlileri aşağılamak için kullanırken ırkçılığa karşı çıkan bu sesler neredeydi?
Bu davranışlar yalnızca Çinlileri hedef almadı. Kürtler, Yunanlar, Ermeniler ve Türkiye'deki siyasi muhalifler de aşırı milliyetçi söylemlerin, aşağılamaların ve tehditlerin hedefi oldu. Bazıları bir yandan millî gururdan söz ederken diğer yandan kendileriyle aynı görüşte olmayan insanlara karşı etnik nefreti körükledi ve şiddet tehditleri savurdu.
Son dönemde dikkatimi çeken başka bir durum da var. Bazı genetik araştırmalarda günümüz Türkiye Türklerinin Orta Asya bağlantılı genetik kökeninin onda birin altında tahmin edildiği hatırlatıldığında, kimi milliyetçiler bunu kabullenmek istemiyor, hatta böyle bir tartışmayı bile ırkçılık olarak nitelendiriyor. Bilimsel araştırmaların sonuçları milliyetçi hayallerinize uymuyor diye bunların açıkça tartışılması da mı yasak?
Elbette genetik köken, bir insanın millî kimliğini belirlemez. Ancak bilimsel araştırmalar da sırf bazı insanların milliyetçi duygularına dokunuyor diye ırkçılık suçlamasıyla susturulmamalıdır.
Yıllardır bazı Türk aşırı milliyetçileri internette başka halkları kışkırtmayı ve aşağılamayı alışkanlık hâline getirdi. Bugün Çinli internet kullanıcıları benzer sözlerle karşılık vermeye başlayınca birden medeniyeti, saygıyı ve ırkçılığa karşı çıkmayı hatırlıyorlar. Şimdi başkalarından nefret söylemlerine son vermelerini istiyorlar.
Son zamanlarda bu konuda öfke duyanlara sormak istiyorum: Çinliler yıllarca bu hakaretlere maruz kalırken neredeydiniz? Kürtler, Yunanlar ve Ermeniler milliyetçi saldırıların hedefi olduğunda da aynı şekilde tepki gösterdiniz mi? Türkiye'deki muhalifler hedef alındığında da aynı ölçütlerle karşı çıktınız mı?
Eğer etnik nefrete her zaman karşı çıktıysanız, tutumunuza saygı duyarım. Ancak yalnızca Türkler hedef alındığında bu söylemleri sorun olarak görüyorsanız, bu ilkelere bağlılık değil, seçici bir öfkedir.
Bazıları başkalarını aşağılamaya alışmış, fakat aynı sözlerle karşılık görünce bunu kaldıramıyor. Kendi kışkırtmalarına millî gurur, başkalarının tepkilerine ise ırkçılık diyorlar.
Irkçılığa karşı çıkmak elbette doğrudur. Ancak bu ilke yalnızca Türkler hakarete uğradığında geçerli olamaz. Başkalarından beklediğiniz tutumu, yıllardır etnik nefreti körükleyen Türk aşırı milliyetçilerinden de talep etmelisiniz.
Saygı tek taraflı bir yükümlülük değildir. Kendi çevrenizdeki insanların başka halklara yönelik hakaretlerini görmezden gelip, bütün dünyanın size karşı sessiz ve nazik kalmasını bekleyemezsiniz.
#Erdoğan #Türkiye #Gündem #Siyaset #Haberler #TürkDünyası #Tarih
#RecepTayyipErdoğan #Türkiye #Politika #Dünya #Milliyetçilik #SosyalMedya #Çin