Dizileri suçluyorlar, oyunları suçluyorlar, telefonları suçluyorlar, sosyal medyayı suçluyorlar, şarkıları bile suçluyorlar ama 24 yıldır bu ülkeyi yönetenlere, sorumlulara asla toz konduramıyorlar.
bir erkek tarafından kurulan, feminist olduğun çok belli oluyor cümlesinin bedenimde yarattığı güç zehirlenmesini nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. keyifliyim.
15 yaşında üniversitenin amacı 17-18 yaşında evliliktir. Nüfus artış hızını böyle artıramazsınız . İnsanlara iş, para ve gelecek sunmazsanız insanlar evlenmemeye, çocuk yapmamaya devam edecek.
Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Akademilerini kurmuş.
Ama olayın ironisi şu:
Bu akademilerde eğitimi verenler yine eğitim fakültesi akademisyenleri.
Oysa bu akademisyenler, aynı eğitimi zaten eğitim fakültelerinde veriyor; üstüne sınav yapıyor ve başarılı olanları mezun ediyorlar
Saç örgüsü Türk kadının simgesidir tweetlerinden geçilmiyor. Kavram karmaşasında mantık ezildi gitti. Bir kadının savaş ganimeti yapılması karşısında örgü bizim diye tutturmak? Sensin tamam sensin. Her şey senin. Kızılderili de sensin örgü de sensin yoğurt da sensin baklava da sensin at da senin ok da senin, hesabın eksi bakiyede, pasaportu geçersiz, vizesi askıda hepsi sensin
bir kadının sacı kesiliyor siz “kimin gelenegi” diye kavga ediyorsunuz. cihatcilarin actigi yarayi milliyetcilikle kapatamazsınız. kadin bedeni sizin ideolojik vitrin süsünüz degil. ırkcılık beyninizi ele geçirince hicbir siddeti gormuyorsunuz zaten kadinlari hic gormuyorsunuz
izlenecek çok film, okunacak çok kitap, çalınacak çok enstrüman, öğrenilecek çok dil, konuşulacak çok konu, gezilecek çok yer, tadılacak çok lezzet, tanışılacak çok insan, yaşanacak çok şey var ama ben zamanı yakalayamıyorum. hepsini istiyorum ama denemiyor sadece düşlüyorum.
"senin gölgende hürüm"
"bayrak namustur"
asgari ücret açlık sınırının altında askerini diri diri yakan ışid ülkede kol geziyo her gün kadınlar katlediliyo çocuklar iş cinayetine kurban gidiyo çeyrek altın 11 bin tl olmuş hiçbir ülke vize vermiyo çok da hür değilsin sanki
Bu ülkede eğitim politikası yapılmıyor.
Bu ülkede rastgele karar alınıyor.
Geçen yıl AGS adı altında Eğitim Bilimleri’ni sildiniz. ÖABT’de alan eğitimini yok saydınız. Tek bir bilimsel rapor yoktu, tek bir pilot uygulama yoktu, tek bir akademik kurul kararı yoktu. Sadece bir imza, bir duyuru, bir “böyle uygun gördük”.
Sonra ne oldu?
Bir yıl sonra, üstelik sınava 6 ay kala, “geri getirdik” dediniz.
Bu ne tutarsızlık?
Bu ne plansızlık?
Bu ne ciddiyetsizlik?
Dün gereksiz dediğinizi bugün zorunlu ilan ediyorsanız, ortada akılcı bir sistem değil, kontrolsüz bir yönetim refleksi vardır. Eğitim Bilimleri bir hata değilse neden kaldırıldı? Hataysa neden geri getirildi? Bu soruların hiçbirine cevap yok.
Çünkü cevap yok. Çünkü düşünülmedi. Çünkü hesap yapılmadı.
Bu yaklaşımın adı reform değil, kaostur.
Bu yaklaşımın adı dönüşüm değil, savurganlıktır.
Bu yaklaşımın adı yönetim değil, sorumsuzluktur.
Binlerce öğretmen adayı, sizin bu kararsızlığınız yüzünden planlarını yaktı, kaynaklarını çöpe attı, aylarca yanlış yönlendirildi. Kim özür diledi? Kim sorumluluk aldı? Kim bedel ödedi?
Hiç kimse.
Çünkü bu sistemde bedel ödeyenler karar verenler değil, susmak zorunda bırakılan adaylar.
Eğitim gibi hayati bir alanda, “olmadı geri alırız” diyebilecek bir rahatlık varsa, burada devlet ciddiyetinden söz edilemez. İnsanların yılları, emeği, psikolojisi bu kadar ucuz olamaz.
Bu bir sınav krizi değil.
Bu bir yönetim krizi değil.
Bu zihniyet krizidir.
Ve bu kriz, her yıl başka bir ad altında öğretmen adaylarının hayatına çarpmaya devam ediyor.
#YusufTekinİSTİFA