Kadın cinayetlerini durdurmak, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılmasını sağlamak ve kadınların yaşam hakkını savunmak için yeni hesabımızdan devam ediyoruz. Yayılması için desteğinizi bekliyoruz.
Geçen yıl Milli Eğitim Bakanı’nın çocuğunu devlet okulu ve imam hatibe değil koleje yolladığını haber yapmıştık.
Bu kolejin, giriş - çıkışları elektronik kartla yapılıyormuş. Sertifikalı güvenlik çalıştırıyorlarmış ve gece görüşlü kamera sistemi bile varmış.
Timur Soykan, herkesin duvara asması, günde 10 kez okuması gereken tarihi bir konuşma yapmış. İnanılmaz güzel ve etkili…
*Herkes çok umutsuz, bir umutsuzluğa gömülüyoruz, öyle değil bu ülke
*Bakın, devlet gücünü elinde bulunduranlar o güçle bir şov yapıyorlar
*O yargıyı elinde tutanlar, o emanet koltukları kendilerinin malıymış gibi gösterip topluma karşı, halka karşı bir güç gösterisi yapıyorlar
*Üsküdar'da ve Bayrampaşa’da olduğu gibi, şimdi İBB’ye hazırlanıyorlar
*Bakın, o devlet gücünü kullananlar, güç gösterisi yapanlar kağıttan kaplan. Koltuklar gittiği anda hiçbir hükümleri yok
*Hatırlıyorsunuz değil mi? Bir İçişleri Bakanı vardı; kendini böyle devletin sahibi zanneden. Şimdi nerede? Sade suda takılıyor. Koltuk gitti mi hiçbir şey yok
*Bakanlıktı, bakanlık gitti mi heybetten eser kalmaz çünkü halkta karşılıkları yok. O halkın karşısında bunların, o kağıttan kaplanların halkın karşısına ördüğü duvarlar da kumdan kalelerdir. Halk bir üflese gider
*Halk ne bekliyor? Bakın, bir değişim istiyor. Halk 25 yıllık iktidarın yorgunluğu altında
*Çocuklar var, doğmuş AKP ile, 25 yaşına gelmiş AKP ile. Gençlerin başka talepleri var. Ülke için hayalleri var. Onlar da 'yurt dışına kaçayım, ben gideyim' hayaliyle yaşamıyorlar. Koşullar bunu zorluyor onlara
*Emekliler var, açlar çocuklarının eline bakıyorlar
*Bakın, bunlar sandıkta ne yapmaya çalışırsa çalışsın, bunlar ne yargı hamlesi yaparsa yapsın, toplum, halk iradesini ortaya koyar. Ülkenin yarısını hapse atamazlar, vatandaş sandığa gider, sandığı korur
*Ve iradesini koyduğu zaman bu yaşadıklarınızın hepsi, bakarsınız 'Ya ne kadar güçsüzlermiş aslında' dersiniz
*Evet, şimdi insanları cezaevine atarak korkutuyor gibi görünüyorlar. Hepsini hapsedemezler, tüm ülkeyi hapsedemezler, ülkenin yarısını hapsedemezler
*Onun için mesele sadece ah vah edip 'Umutsuzluk, umudumu kaybettim' falan demek değil. Mesele umut vermek, umudunu diri tutmak. Mesele mücadele etmek
*Bu ülke nasıl kuruldu yani?
Bu ülkede 'Aman İngilizler gelmiş, Fransızlar gelmiş, İtalyanlar gelmiş, ben umudumu kaybettim' mi dediler? 'Padişah İngilizlerle anlaşmış, İstanbul'u zaten teslim etmiş' mi dediler?
*Öyle dememişler yani, küsmemişler. Küsme yok! Vazgeçmek, pes etmek yok!"
🔴 X hesabımız erişime engellendi. Yeni hesabımızı takip edin, destek olun, paylaşın.
▶️ Yeni X Hesabımız: @kcdplatform_
Erişim engelleri mücadelemizi de sesimizi de durduramaz.
#SONDAKİKA
Sokakta ellini kolunu sallaya sallaya silah ile okula girerek katliam yapanlara erken müdahale edemeyen polis,
Bu gün İzmir Ege Üniversitesinde stand açan Solcu öğrencileri işkence ile gözaltına aldı .
Adalet çökmüş!
Ekonomi çökmüş!
Faturası da milletin sırtına yüklenmiştir.
“Siyasi vurgun” peşinde koşanlar, “VURGUNUN” her türlüsünü bu millete yaşatmış; nihayetinde bu iktidar da dibe vurmuştur. Yönetme becerisi kalmamıştır.
Ekonomi ve Adalet yönetimlerinde krizin derinleşmesinin ancak iki nedeni vardır.
Birincisi, becerisizlik ve acemilik.
İkincisi, art niyetli menfaat istismarı.
Bu kara düzeni kuran da 86 milyonun içini karartan da bellidir. Bu rejim, denetleyici ve düzenleyici kurumların içini boşaltmış; milletin hakkını koruyacak liyakatli kamu görevlilerini dışlamıştır.
Liyakatten sadakate, deneyimden eş - dost - akraba sistemi kurulmuştur.
Her kurum, bir kişinin ağzına bakmak zorunda bırakılmıştır.
Kurtuluşun reçetesi; seçimdir, milletin iradesidir, siyaset vurguncularının evlerine gönderilmesidir.
Yarının bugünleri aratmaması için hemen ve derhal seçim!
Gerçekten merak ediyorum…
Yeni doğacak çocuğu için Gucci marka biberon arayan, Türkiye’de bulamayınca eşini Dubai’ye gönderip aldıran bir hayatın maddi kaynağı nedir?
Düğününü geçtim…
Doğum yaptığında set set altın takabilen, çocuğunun cinsiyetini öğrenmek için Boğaz’da, belki 20 gencin düğün masrafına denk para harcayan bu insanlar ne iş yapıyor?
Bu servet nereden geliyor?
Şirketleri ne kadar kazanıyor?
Ne kadar vergi ödüyorlar?
Banka hareketleriyle beyan ettikleri gelir birbirini tutuyor mu?
Bu lüks tüketimin kaynağı kayıtlı ve vergilendirilmiş kazanç mı?
Sosyal medyada sergilenen hayat ortada.
O halde çok basit bir soru var:
Bu hayatın faturası kimin parasıyla ödeniyor?
Yayının tamamı için 👇
https://t.co/ddrUdTFT7W
"Ailem Güvende" adı verilen soruşturma kapsamında sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilen kuruluşlar arasında önce Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) yer almış, ardından Derneğimiz Türkiye Psikiyatri Derneği'nin (TPD) resmî X hesabı da erişim engeli getirilmesi talep edilen kuruluşlar arasına alınmıştır. Durumu kamuoyunun bilgisine sunarız.
Türkiye Psikiyatri Derneği 7138 üyesi olan ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı alanında faaliyet gösteren bir tıp meslek derneğidir. TPD ve CETAD, ilgili mevzuata tabi, yasal olarak kurulmuş tıp uzmanlık dernekleridir. Tüzüklerinde tanımlanan görevleri; birey ve toplum ruh sağlığını korumak ve geliştirmek, mesleğin bilimsel ve etik ilkeler çerçevesinde hak ve sorumluluklarını gözetmek, alanında çalışan hekim ve ruh sağlığı profesyonellerine eğitim vermektir.
Cinsellik ve cinsel sorunlar konusundaki çalışmalarımız, cinsellik eğitimi, toplumun cinsellik hakkında bilgilendirilmesi, cinsel işlev bozukluklarının bilimsel yöntemlerle tanı ve tedavisi, farklı cinsel yönelime sahip bireylerin, tüm yurttaşlar gibi, ruh sağlığının korunmasıdır. Cinsel yönelimin bir hastalık olmadığı güncel tıp biliminin ortak bilgisi olup, eğitim-telkin-özendirme vb yöntemlerle “değiştirilebilecek” veya “aşılanabilecek” bir durum olmadığı bilinmektedir.
Bu tür kısıtlamalar yalnızca meslek örgütlerinin değil, hekimlerin bilimsel bilgiyi paylaşma ve topluma doğru sağlık bilgisi ulaştırma imkânını da sınırlamakta; bireylerin sağlık hizmetine erişiminde tereddüt yaşamasına yol açarak kamu sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. Nitekim aynı süreçte, HIV ile yaşayan bireylerin haklarını ve sağlığa erişimini savunan dernekler de benzer şekilde hedef alınmıştır.
Sağlığa erişim, ayrımcılığa uğramaksızın tıbbi bilgiye ulaşabilme, herkes için anayasal bir haktır. Meslek örgütlerimizin bilimsel faaliyetlerine yönelik erişim engellerinin gözden geçirilmesini ilgili makamların dikkatine sunarız.
Türkiye Psikiyatri Derneği
“Murat o dizi setinde eşini satarken yakalanmıştı.”
‘’Murat’ın karısı fuhuştan ceza aldı.”
Daha önce çocuklarıma yönelik tecavüz içerikli, insanın aklının dahi alamayacağı paylaşımlar yaptılar.
Şimdi hedefte hayat arkadaşım var.
Peki bunu yapan kim?
“Abese İrca” takma adlı hesabı kullanan Niyazi Canbaz. Hakkındaki uyuşturucu dosyası ve geçmişi ayrıca ortada. Bunların belgelerini gerektiğinde ilgili mercilere de sunacağım.
Peki sebebi ne?
Gazetecilik.
Gökçek dosyasını anlattıktan sonra sistematik bir saldırının hedefindeyim. Hakaret ettiler, küfür ettiler, iftira attılar. Bugüne kadar yapılanların tamamını tek tek kayıt altına aldım ve savcılığa taşıdım.
Ancak bu kez başka bir sınır aşıldı.Paylaşımlara bakın.
“Murat o dizi setinde eşini satarken yakalanmıştı.” “Murat’ın karısı fuhuştan ceza aldı.”
Bu ahlak yoksununun paylaşımları ile kendine gazeteci diyen aparatlar gün boyunca beni hedef gösterdiler.
Elbette suç duyurusunda bulunacağım.Ancak sözüm olsun umarım emniyet benden önce bu kişiyi bulur.
@adalet_bakanlik@abakingurlek@EmniyetGM@istanbulCBS@istanbul_EGM
Melih Gökçek Bey,
Bakın, yine kamuoyuna gerçeği yansıtmayan bilgiler veriyorsunuz.
“Parsel Parsel” kitabımı yayımladığım dönemde sizin hakkınızda savcılığa suç duyurusunda bulunmuştum. Siz de kitapta yer alan tespitler nedeniyle hakkımda “suç uydurma ve iftira” iddiasıyla şikâyetçi oldunuz.
Savcılığa bir klasör dolusu belge sundum. İlk olarak hakkımda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. İtirazınız üzerine karar kaldırıldı ve yeniden inceleme yapıldı. Sonuç değişmedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 12 Kasım 2021 tarihli ek kararıyla bir kez daha “kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına” hükmetti.
(Belge 1-2.)
Şimdi de ben sizi rahatlatayım:
Avukatım, bugün yaptığınız paylaşımla ilgili gerekli hukuki başvuruyu yapacak. Savcılıktan iddialarınızın ayrıntılı biçimde araştırılmasını isteyeceğiz.Siz de her namuslu vatandaş gibi elinizdeki bütün belge ve bilgileri savcılık makamına teslim edin.
“Belediye toplu kitap aldı”, “belediye iştiraki kitap aldı” diye ortaya attığınız iddiaların belge ve bilgilerini de savcılığa verirsiniz.
Savcılık incelesin. Kim neyi, hangi belgeye dayanarak söylüyor ortaya çıksın.
Kamuoyu da gerçeği öğrensin.
Panik nedeninizi de anlıyorum.
Çünkü araştırıyorum.
Çin’i araştırıyorum. Dubai’yi araştırıyorum. Avrupa ülkelerini araştırıyorum. Türkiye’yi de araştırıyorum. Benim neleri araştırdığımı da pek tabii biliyorsunuz!
Metrekaresi 30 TL’ye satılan 2 bin dönümlük golf arazisini de, Eskişehir Yolu’ndaki arazileri de, önüme çıkan diğer belgeleri de inceleyip yazacağım.
Bir de trollerinize sürekli “Bu araştırmayı kim finanse etti?” diye sorduruyorsunuz.
Yayında söyledim, tekrar söyleyeyim:
Onlar YouTube kanalının aboneleri.
Araştırma ve seyahat giderlerimizi kanalımızın abonelerinden elde ettiğimiz gelirle karşıladık. Uçak biletinden konaklamaya kadar yaptığım harcamaların belgeleri de burada.
(Belge 3-4-5.)
Anlıyorum. İnsanın fikri neyse zikri de o olur. Ama gördüğünüz gibi gizli bir finansör yok, gizli bir sponsor yok. Zaten bunu teklif edecek veya buna cesaret edecek bir babayiğit de yok.
Belge var. Fatura var. Makbuz var.
Şimdi siz de iddialarınızın belgelerini savcılığa verin.
NOT: Şu firari FETÖ’cülerle ilgili de bir çift sözüm var.
Bunlar sizin arkadaşlarınız Melih Bey. Gün boyunca size bir zarar gelmesin diye çırpındılar. Ne de olsa eski dostsunuz .Her zaman yaptıkları gibi haberi manipüle edip gerçeği karartmaya çalıştılar.
Sizler bu isimlerle işler çevirirken, bizler 19 yıldır olduğu gibi FETÖ ile mücadele ediyorduk.
Hatta bugün adını sorup durduğunuz FETÖ mensubuna Ankara’da bizzat siz yer verdiniz.
Şimdi çıkıp bana FETÖ üzerinden soru sormanız gerçekten ibretlik.
Yargı sistemimize göre İ. Melih Gökçek'in sabahın köründe evden alınması, gözaltı ve muayene sırasında videolarının çekilip yayınlanması, mallarına elkonulması, şirketlerine kayyım atanması gerekmiyor mu ?
Bugüne kadar herkese bunlar yapıldığı için sordum.