Erteliyoruz yapmak istediklerimizi, yapabileceklerimizi, daha iyisi olsun, daha güzel olsun diye. Yaşanabilecek bütün güzel anlar, anılar hepsini erteliyoruz bilerek veya farkında olmayarak. Ne yazık ki bütün yaşanmamışlıklarla ertelenmiş bir hayatı yaşamaya mahkûm oluyoruz...
Hep filmlerde görürdük; esas oğlanın gözü bir anda dalar, esas kızla yaşadığı anılar bir bir gözünün önünden geçerdi. Çocukken sadece izlerdik. Meğer insanın kalbinde gerçekten böyle anlar birikiyormuş; hiç aklında yokken bile bir anda hepsi sırayla canlanabiliyor gözünde...
Nasıl bu kadar tuzu kuru olabiliyor benim dışımdaki herkes, aklım almıyor. Tek başıma mücadele etmeye çalışıyorum, çabalıyorum ama böyle kelebeğin ayağına taş bağlayıp hadi uç demişler gibiyim hep. Yüküm çok. Kendime yük edindiklerim de. Hep kırgınım hep üzgün hep hâzin...
Seni, sevmeyi sevmiştim. Senin gözünde bir anlamım olabilme ihtimalini sevmiştim belki.
Şimdi fark ediyorum da ne çok sevmişim seni, ne çok sevmemişsin beni...
Bu gece kabimdeki son gecen olsun isterdim... Henüz unutmak istemiyorum. Belli ki söz geçiremiyorum gönlüme. Aslında bunu yapabilmek için oraya gelmeli, sizi görmeliyim. İçim yana yana sana gülümsemeli; kirpiklerin kalbime batarken izlemeliyim sizi. Seni, onu, sizi...🍃