MİLLİYETÇİ KONGRE KONUŞMALARI “İhanet Yasası Meclis’ten Geçti: Şimdi Ne Olacak?”
https://t.co/AzL07SFxcn
📌Milliyetçi Kongre Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Semir Yapıcı, İhanet Yasası kapsamında teröristlere “hangi kapıların açılacağını” aktardı.
Şehirler incinmez, üzülmez, ağlamazlar. Ama kız çocukları incinir, üzülür, ağlar. Bir kadın bir şehre öfke kusacak hale geldiyse bunu rahatça paylaşabilmeli ki onu o hale getirenlerin kulağına gidebilsin.
Her şikayeti, hedef göstermeyi, aşağılamayı halkın bir bölümü bilmemneyine sokunca hiçbir sorun çözülmüyor. İnsanlık tam olarak bu yüzden ifade hürriyetini geliştirmişti, sorunların çözülebilmesi için rahatsız olsanız bile birilerinin konuşabilmesi lazım.
Ayrıca bakarsak, kadın halkın bir bölümünün yaşamının çekilmez hale getirilmesinden yakınıyor. Onun "bir şehir kadınlar için lanetli hale geldi" demesi suç da o şehri o hale getirmek suç değil mi?
İfade hürriyeti lüks değil. En acil problemlerimizden biri. Türkiye'de çok uzun süredir basit problemler bile çözülemiyor fark ettiyseniz - tam olarak bu nedenden. Problemim var dediğinde muhatapların zıplıyor, seni susturuyorlar.
TamgaTürk dergisi 3. sayısında @Trodlabundin 'in çizdiği Dede Korkut haritasını hediye olarak vereceğiz.
Yıllık abone olun, her ay evinize Türk milliyetçilerinin en parlak zihinlerinden derlenmiş bir mektup gelsin:
https://t.co/Vr5o87G8UN
Devlet ne anamızdır ne babamız; arkadaşımız, dostumuz, kardeşimiz de değildir. Devlet, hayatımızı kolaylaştırmak, haklarımızı korumak ve düzeni sağlamak için maaşlarını bizim ödediğimiz insanlardan oluşan bir organizasyondur. Kutsal değildir.
Devleti kutsamak, bir aracı amaç hâline getirmektir. İnsanları sömürüden ve zorbalıktan kurtarmak için kendisinden daha iyi bir yöntem icat edilememiş olması, devleti kutsal kılmaz.
Polisi ve jandarmayı bir gün halkın, ertesi gün gazilerin karşısında görüyoruz. Öte yandan hırsızlar salınıyor, katiller salınıyor, hatta teröristler bile serbest bırakılıyor.
Bu işin sonunun nereye varacağını hâlâ görmüyor musunuz? Oy verdiğiniz siyasetçilerin tamamı, Türkiye'yi ve sizleri adım adım felakete sürüklüyor.
Biz bunları hakedecek ne yaptık,bu düşmanlık niye.İnsan kendi ülkesine bu derece nasıl düşman olur aklım almıyor.Milyonlar diş sıkmaktan bıktı,bizi delirtdiler,hesap soracak yetkilileri seçmezsek yazıklar olsun bize.
Daha az önce bebek katili Öcalan'ın "Biz bu devleti kendi devletimiz haline getiriyoruz." sözlerini okudum. Şimdi ise devleti yaşatmak için canını verenleri devletin tesisine almıyorlar.
Şu tivitin alıntılarında Yeni Partililer alınganlık etmiş. İYİ Parti'den AKP'ye geçen Ömer Karakaş'ı falan öne sürmüşler. Arkadaşlar o geçişlere hepimiz sövüyoruz da siz AKP-MHP-DEM-Öcalan ile el ele tutuşup teröristlere af getiren yasaya evet dediniz. Genel Başkanınız bu gazilere namus sözü verip sonra evet dedi. O yüzden önce gidin kendi partinize, Bahçeli'ye teşekküre doyamayan cumhurbaşkanı adayınıza hesap sorun.
Hulusi Akar Irak'ta müslümanları öldüren, müslüman kadınlarına tecavüz eden ABD gazi askeri ziyaret ediyor ve hediye veriyor.
Türk gazilere çemkiriyor.
Türkler uyumaya devam edin!
İYİ Partili Taşçı’dan Yeni Partili Akdoğan’a Tepki: 'Evet Diyenler Konuşmasın'
💢İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, gaziler ve şehit yakınlarının eylemi sırasında Yeni Parti Ankara Milletvekili Umut Akdoğan’ın elini sıkmadı. Taşçı, Akdoğan’a “Evet diyenler konuşmasın” sözleriyle tepki gösterdi. Müsavat Dervişoğlu’nun Başdanışmanı Rafet Kılıç ise İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye seslenerek gaziler ve şehit yakınlarının önüne barikat kurulmasına tepki gösterdi.
https://t.co/twlTHwMRbo
Partisiz ve hatta bazı parametrelerde düzelme görmezse sandığa gitmemeyi düşünen bir seçmen olarak bir talebimi dile getirmek istiyorum.
Bu ikinci ihanet süreci ilkinde olduğu gibi yıldırma politikası güdüyor. Akıl almaz işler oluyor, laflar ediliyor. Hiçbir karşılığı, bedeli olmuyor. Dayatan dayattığıyla kalıyor, 600 simsarın içinde 400'ünü ikna eden keyfine göre Türk'ün servetini pay edebiliyor.
Üstelik bu defa daha tecrübeliler. Simsar düzeninin kuklalarını kolayca transfer ediyor, vatandaşlık vazifesini yerine getirip devletin vazifesini yerine getirmesinden başka beklentisi olmayan milyonlarca Türk'ü "ne yaparsam nafile" fikrine getirmeye çalışıyorlar.
Böyle bir ortamda haklı olmak anlamsızdır. Haklı ve güçlü olmak icap eder. Bir bayrak rüzgar beklemiyor - rüzgar var, bayrak açmak gerekiyor.
Bu manzarada ittifak lafları dahi anlamsızdır. İttifak matematiği bu süreci durdurmaz. Yılgın milyonlara yeniden azimli ve heyecanlı olmak için bir gerekçe sağlamak şarttır. Bunun da yolu Türk milliyetçisi partilerin birleşmesidir. Siyasetten uzaklaştıkça fark ediyorum, milliyetçilik iddiasında bulunan muhalif partilerin ayrı partiler olmasının gerekçesi yok. Ya bu gerekçeleri sunsunlar ve kavga etsinler ve biz taraf olalım ya da ittifak, işbirliği gibi siyaseten anlamsız lafları bırakıp birleşsinler.
Müsavat Dervişoğlu ve İYİ Parti bu birleşmenin doğal adresidir. Başka fikirde olanlar mutlaka vardır ama onları ikna etmek yahut onlar tarafından ikna edilmek mümkün. Yeter ki bu konuşulsun - hatta parti başkanları kamuoyu önünde, canlı yayında konuşsunlar. Pazarlıklarını da böyle yapsınlar. En azından kişisel pazarlığına milliyetçileri ve milliyetçiliği vasıta edenlerden tiksinenlerin kafasının yeniden partilere dönmesi için bir vesile olur. O tür pazarlıkları halen yapmaya devam edenlerin de partiler üzerindeki vesayeti kırılır.
Düşmanın saldırması hiçbir zaman büyük tehlike değildir. Biz Türkler tarih sahnesine çıktığımız andan beri çevremizin düşmanla sarılı olmasına alışığız. Ancak dost safların bu kadar isteksiz, bıkkın ve şüpheci olması varoluşumuza bir tehdittir. Eninde sonunda Türk milliyetçiliği iktidar olacak - bu kadar kötü yönetilen ve hikayesiz kalmış devlet ile milleti ancak Türk milliyetçiliği toparlayabilir. O iktidara giden yolda, bugün en azından ikinci partinin milliyetçi olması mümkündür, yeter ki siyaset yapmayın, milliyetçilik yapın ve kafaların size dönmesini sağlayın.
Yalnız baraj geçmek, yalnız yarın ne yapacağı meçhul tiplerin vekillik hesabına hizmet etmek adına parti kurulmaz, idame ettirilmez, oy istenmez. Zira o ticareti daha iyi yapanlar varken küçük aktörün kimse yüzüne bakmaz. Bizi büyük aktör haline getirin, iktidar hesabı yapalım artık. Pençelerimiz duvar yumruklarken dağılıyor, dişlerimiz çenemizi sıkarken ufalanıyor. Şu günlerde sessizce yeminler eden milyonlar bırakın da kavgada, mücadelede, bir mukaddes nöbette yıpratsınlar kendilerini; sefilliklerine dövünerek değil.
Müdahale edenlerin hemen hepsi yüzünü maskeyle kapatmış. Aralarında doğru düzgün üniformalı polis bile yok, hepsi sivil gelmiş. Öyle bir namussuzluk ediliyor ki buna alet olanlar bile yüzünü kapatma ihtiyacı duyuyor. Bunlara ne desek az.
Allah'tan tek dileğim, pamuklara sarıp sarmalamamız gerekirken zulmettiğiniz kahraman gazilerimizin hakkı için sizden tez zamanda en ağır şekilde hesap sormayı nasip etsin.
Bölücü terör örgütü PKK, asker, polis, sivil, öğretmen demeden nice Türk kadınını canice katletti; anneleri evlatlarından, çocukları annelerinden, aileleri sevdiklerinden kopardı.
Bu katil sürüsüne af ve cezasızlık yolu açan süreçle, Türk milletinin hafızasında acısı hâlâ taze olan şehitlerimizin hatırası siyasi hesaplar uğruna incitiliyor.
Terörün hedef aldığı bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Onların katillerine af getirenlere de ar diliyoruz.