O "ezilen ama mutlu kadınlar" diye tanımladığınız kadınlar bizim annelerimizdi. Bizim neslin kullandığı "güçlü kadın" jargonunun temelini işte o "mutlu" kadınlar attı. Yaşı 45'in üzerinde olan pek çok kadın annesinden şuna benzer bir cümle duymuştur: "Oku da kendini kurtar. Bak bana, benim gibi olma." Aynısı değilse bile benzerini mutlaka duymuştur annesinden. Gerçekten doğru düzgün olanları tenzih ederek diyorum , bu cümleleri annelerimize babalarımız kurdurdu. Kadının eve aldığı bir plastik leğeni bile kavga sebebi yapan babalarımız. Şimdi durum çok mu değişti sanki? Geçen bir tweet gördüm. Normalde çalışmayan bir kadın sırf çocuklarına bayramlık almak için oruç oruç iki günlüğüne temizliğe gitmiş. Erkekler, kendinizi bir sîgaya mı çekseniz acaba "Biz ne yaptık da bu kadınlar böyle oldu?" diye. Karşılaşacaklarınızdan korkuyorsunuz değil mi? Tekrar ediyorum, gerçek aile babalarını tenzih ediyorum. Sadece bir soru: Kaç taneniz her ay maaşını aldığında "Hanım, bu para senin. Ev için ya da çocuklar için değil, kendin için harcayacaksın bunu." diyor eşine? Toplumsal roller bu kadar karıştıysa kadınları suçlamayı bırakıp biraz da aynaya mı baksanız acaba?
Okullarda doğru düzgün spor yok; müzik yok, yabancı dil yok, resim yok, tiyatro yok. Eleştiri yok, edebiyat yok. Doğayla, tarihle, toplumla kurulan sahici bağlar yok. Yerine, leş gibi bir sınav düzeni, yalancı ilişki ağı ve eşitsizliğin rutin hali var.