Aktif alanda çalışmış tüm, liyakatla üstün çaba harcamış koordineli diger gruplar ve kisiler, yöneticiler ile uyum icinde emek harcamış olan, eski hatalardan ders çıkarmış, analiz gücü yüksek icraata elverişli @MeydandaFener li dostlarımıza kardeşlerimize teşekkürler. Bu daha başlangıç Fenerbahçemiz için şimdi iş ve fikir üretmeye daha da güçlü devam. Sen çok yaşa Fenerbahçe 💛💙
19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, işgal altındaki bir milletin yeniden kendi kaderine sahip çıkma iradesinin başlangıcı oldu.
O gün yakılan bağımsızlık meşalesi; sadece cephede değil, fikirde, vicdanda ve mücadelede de bir direnişin simgesiydi.
Fenerbahçe Spot Kulübü, Milli Mücadele yıllarında Anadolu’daki bağımsızlık hareketine verilen destekten işgal kuvvetlerine karşı gösterilen direnişe kadar, bu ülkenin bağımsızlık mücadelesinin yanında yer aldı. Çünkü Fenerbahçe’nin tarihi, yalnızca spor tarihi değil; aynı zamanda bir memleket mücadelesinin de parçasıdır.
Bugün 19 Mayıs’ın ruhunu; bağımsızlığa, Cumhuriyet’e ve Atatürk’ün emanetine sahip çıkarak yaşatmaya devam ediyoruz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun 🇹🇷
#19Mayıs1919
#Atatürk
Lig ilk sıralar açısından bitti.
Artık düşünme zamanı, değerli Fenerbahçe kongre üyeleri.
Bir sezon daha geride kaldı, şampiyonluk umutlarıyla… Sanki şampiyon olduğumuzda tüm dertler bitecekmiş gibi. Ama şimdi gerçeklerle yüzleşme vakti. Gerçekten takkemizi önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor: Bir eşiğin önünde miyiz? Ve bu eşik, kulübümüz için bir fırsata dönüşebilir mi?
Ne yazık ki kulübümüz; finansal sorunlar, liyakat ve aidiyet eksikliği, ortak akıldan uzaklaşma, katılımcılığın zayıflaması ve siyasete bulaştırılma gibi birçok problemin iç içe geçtiği bir yumak haline geldi getirildi. Ülkenin içinde bulunduğu durum ve futbolun giderek daha fazla farklı amaçlara alet edilmesi, tribünlerin taşıdığı potansiyel riskleri de artırıyor. Tüm bunları, ciddi kalabalıkları yönetebilecek güçlü bir hafızaya, tecrübeye ve geleceğe dair fikirlerle bezenmiş vizyona her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Önümüzde 7 Haziran’da sonuçlanacak bir seçim var. Bu seçim artık bir dönüm noktası, bir fırsat olmalı. Savrulmaların sona erdiği, yeniden başlangıcın atıldığı bir adım…
Ancak unutmamak gerekir ki, 2027 olağan kongresinin yeni bir kaos ortamına ve bölünmüşlüğe yol açmaması için bugünden ivedilikle kolları sıvamak zorundayız. Kulüp içi birlikteliği ve konsolidasyonu sağlamak, ortak bir zeminde buluşmak artık bir tercih değil zorunluluktur. Güçlü durmak, birlikte durmak ve bu süreci akıl ve sağduyuyla yönetmek şarttır.
Şimdi düşünme zamanı. Ama gerçekten samimi olan Fenerbahçeliler olarak. Yeni bir kulüpçülük anlayışı inşa etmek için önce düşünmeli, sonra vereceğimiz tek bir oyun ne anlama geldiğini idrak etmeliyiz. Taraflara ayrılmadan, “o’cu bu’cu” olmadan, sadece Fenerbahçeli olarak meseleyi kavradığımızda; yeni umut ile geçmişin tecrübesini birleştirebiliriz.
Ve bugün, bu tecrübeyi temsil eden adresi de doğru işaret etmek gerekiyor. Fenerbahçe’nin içinden geçtiği bu eşikte, birikimi, hafızası ve liderliğiyle öne çıkan isim bellidir: Aziz Yıldırım.
Şimdi düşünme zamanı. Ve 8 Haziran’dan itibaren yeniden yola koyulma zamanı… Her anlamda, hep birlikte destek olma zamanı.
Sen çok yaşa Fenerbahçem.
Hayatımıza sevgiyi, fedakârlığı, merhameti ve mücadeleyi öğreten tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.
Varlıklarıyla hayatı güzelleştiren, sevgileriyle iz bırakan tüm annelerin önünde saygıyla eğiliyoruz. 💛💙
#AnnelerGünü
Sarı lacivert renklere gönül veren milyonlar olarak bugün; Asırlık çınarımız, göz bebeğimiz Fenerbahçemizin 119. yılını,
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kulübümüzü ziyaretinin 108. yıl dönümüyle birlikte gururla kutluyoruz.
Fenerbahçe; köklerinden aldığı güçle yarınlara yürüyen bir iradedir.
Atasının izinden ayrılmadan, onun ilke ve değerlerini yaşatan bu büyük camia; aydınlık nesiller yetiştirme sorumluluğunu kararlılıkla taşımaya devam edecektir.
Fenerbahçe; milyonların yüreğinde büyüyen bir sevdanın adıdır.
Sevinçte de zorlukta da aynı tutkuyla hissedilen, her nesilde yeniden güçlenen bir bağlılıktır.
Milyonların ortak kalbi, sevdanın en saf ve en güçlü hali…
Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bilinciyle, bu büyük miras 1929'da Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından gerçek sahiplerine, çocuklara emanet edildi.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!
#23NisanUlusalEgemenlikveÇocukBayramı
Fenerbahçemizin eski futbolcusu ve kulüp eski genel müdürümüz Serkan Acar’ı vefatının yıl dönümünde saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz.
Sahadaki mücadelesi ve kulübümüze sunduğu değerli hizmetler, Fenerbahçe tarihindeki yerini daima yaşatacaktır.
Ruhu şad olsun.
Bazı anlar çok özeldir…
A Milli Futbol Takımımız’ın, 1954 Dünya Kupası kadrosundaki yaşayan son efsanesi, Fenerbahçe’nin unutulmaz kalecisi Şükrü Ersoy’la bir araya geldik.
İlerleyen yaşına rağmen bizleri kırmayan sevgili Şükrü Ersoy’a, Chobani Stadyumu’unun kapılarını açan @Fenerbahce Spor Kulübü’ne teşekkür ederim.
Yarın sabah 10:15’te @trtspor ‘da buluşmak dileğiyle.
Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz.
Sarı-Lacivertin Kalemleri:
Tribünlerden Dizelere Uzanan Hikâye
Bazı takımlar vardır; sadece sahada oynanan oyunla var olmazlar. Onları büyük yapan şey tribünlerde biriken uğultu değil, o uğultuyu kristalize edip yazıya döken kalemlerdir. Fenerbahçe, tam olarak böyle bir “anlatı” merkezidir.
Bu ülkede nice ayrılık vardır: Fikirler ayrılır, yollar ayrılır, insanlar ayrılır. Ama bazı anlar olur ki, hiçbir ideolojinin bir araya getiremediği kitleleri tek bir duygu birleştirir.
Küçük İskender bu durumu o meşhur tespitiyle kayda geçirir: “Bu ülkede hiçbir ortak acı ve sevincin bir araya getiremediği kitleleri, her zaman Fenerbahçe aşkı örgütler.”
Bu cümle basit bir taraftarlığı değil; sosyolojik bir kolektif ruh hâlini tarif eder. Belki de bu yüzden edebiyat ile Fenerbahçe arasındaki bağ bir tesadüf değildir.
Efsanevi spor yazarı İslâm Çupi, bu bağı tarif ederken sahaya değil, insan ruhuna bakıyordu:
“Yolda karşılaşsalar kavga edecek adamların stadyumda kardeş olan seyirci kimliklerini seyrederim… Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz.”
Şair, herkesin hissettiğini kimsenin söyleyemediği şekilde söyleyendir. Turgut Uyar, bir maç skorunu bile sıradanlığın elinden kurtarıp ironik bir imgeye dönüştürür:
“Fenerbahçe 3 – 0 Doğu – Batı berabere”
Bu sadece bir tabela sonucu değil; bir çağın, bir toplumsal sancının şiiridir.
Bedri Rahmi Eyüboğlu içinse Fenerbahçe, İstanbul’un ta kendisidir. Şiiri bir tribün sesine, bir efsaneye yaslar:
“İstanbul deyince aklıma Stadyum gelir… Ver Lefter’e, yaz deftere!” Liste uzar gider: Orhan Veli, Cemal Süreya, İlhan Berk, Yaşar Kemal, Orhan Kemal… Farklı dünyaların, taban tabana zıt ideolojilerin insanları; ama aynı sarı-lacivert çizgide buluşan kalpler.
Cemal Süreya’nın o sarsıcı ifadesi, bu bağlılığın boyutunu özetler:br>
“Fenerbahçelilik bir dindir.” Belki mübalağadır ama her güçlü tutku biraz abartıdan beslenir.
Nâzım Hikmet’e atfedilen ve 1923 tarihli olduğu söylenen dizeler ise bir şairin kaleminden çok, mahalle maçının tozundan fırlamış gibidir: “Futbolda eski kurdum / Fenerbahçe’nin forvetleri / … / Şairiz be!” Sadece şairler değil, sanatın her dalı bu hikâyeye bir dize eklemiştir. Cem Karaca otobiyografisine şu notu düşer: “Önce insanım, sonra Fenerbahçeli. Bakırköy’de yaşarım, sanat yaparım.”
Cezmi Ersöz, çocukluğunu o saf sevgiyle hatırlar: “Ben Fener’i bahçesiz sevdim.”
Didem Madak ise hayatı ve hayalleri bir futbol figürü üzerinden, o kendine has naifliğiyle anlatır: “O kocamandı, en kocamandı o / Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.” (Aykut Kocaman’a atfen).
Fenerbahçe sadece bir spor kulübü değildir; bir anlatı, bir hafıza, bir dildir. Ve o dil, bazen bir tribün bestesinde, bazen bir şiirin en can alıcı dizesinde karşımıza çıkar.
Çünkü bazı kulüpler sadece maç kazanır; bazıları ise hikâye biriktirir. Fenerbahçe, ikinci türdendir. Kupa sayıları istatistiklerin konusudur, ancak aidiyet şairlerin işidir.
Ve şairler, tribündeki halkı asla yalnız bırakmazlar. Bu kültürel hafıza; dizeler, ezgiler ve sarı-lacivert bir inatla yaşamaya devam edecektir.
https://t.co/5GgoIBPvzj
Kulübümüzün Yüksek Divan Kurulu eski Başkanlarından merhum Yüksel Günay’ı vefatının 12. yıl dönümünde saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz.
Değerli hizmetleri ve hatırası, kulübümüzün tarihindeki yerini daima koruyacaktır.
4 Nisan: Aydınlanmayan Gün
Ne 3 Temmuz’u, ne 4 Nisan’ı, ne de 12 Mayıs tarihini asla unutmayacağız
Bazı yaralar zamanla kabuk bağlar. Bazıları ise her yıl aynı saatte yeniden kanar.
4 Nisan 2015…
Türk spor tarihinin en utanç verici, en karanlık sayfalarından biri. Çaykur Rizespor deplasmanından 5-1 galip dönen Fenerbahçe kafilesini taşıyan otobüs, Sürmene/Araklı hattında Karadeniz Sahil Yolu viyadüğü üzerinde pompalı tüfekle tarandı.
Bu, basit bir “saldırı” değildi. Planlı bir suikast girişimiydi. Bir otobüse değil, doğrudan bir camiaya, bir spor kulübünün onuruna, hatta Türk futbolunun ortak vicdanına sıkılan kurşunlardı.
O gece hedef alınan sadece sarı-lacivert armaydı: Futbolcuların canı… Sahada ter döken, milyonların umudu olan gençlerin hayatı… Taraftarın tutkusu…
Korkuyla, şiddetle susturulmak istenen o ateş… Kulübün tarihi… Şanlı geçmişine kara leke sürmek için seçilen yöntem…
Ve en önemlisi: Fenerbahçe’nin boyun eğmez karakteri.
Niyet açıktı: Otobüs viyadükten uçsaydı, “şoför kontrolü kaybetti, kaza” diyeceklerdi.
Ve belki de bugün hâlâ “aydınlanmayan” değil, “unutulan” bir gün olacaktı. Aradan tam 11 yıl geçti. 11 yıl… tam 4018 gün.
Fenerbahçe’nin her yıl “Aydınlanmayan Gün” diye andığı bu kara leke, sadece Fenerbahçelilerin değil, adalete inanan herkesin yarasıdır.
Çünkü o gece Fenerbahçe’ye sıkılan kurşun, aslında Türkiye’nin huzuruna, kardeşliğine ve sporun birleştirici ruhuna sıkılmıştır. Unutmamak, unutturmamak zorundayız. Unutursak, karanlık bir kez daha cesaret bulur.
Unutturursak, adalet bir kez daha yenilir. 4018 gün oldu. Hâlâ aydınlanmadı. Ama Fenerbahçe hâlâ burada. Hâlâ soruyor. Hâlâ bekliyor. Ve unutmuyor.
Hafızamız taze, irademiz ise her zamankinden daha güçlüdür. Ne 3 Temmuz’u, ne 4 Nisan’ı, ne de 12 Mayıs tarihini asla unutmayacağız; bu karanlık sayfaları unutturmayacağız.
https://t.co/L0xyxN72YP
18 Mart’ta Çanakkale’de sadece düşman donanması durdurulmadı; bir milletin iradesi, inancı ve vatan sevgisi tüm dünyaya gösterildi.
Ardından Gelibolu’da, Arıburnu’nda ve Anafartalar’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğiyle yazılan destan, tarihin akışını değiştirdi.
Bu toprakları bize vatan yapan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyoruz.
🇹🇷 Çanakkale Geçilmez.
#18Mart
#ÇanakkaleGeçilmez
#18MartÇanakkale
Türk tarihçiliğinin en büyük isimlerinden, ilmi derinliği ve eşsiz üslubuyla fikir dünyamıza yön veren büyük tarihçi İlber Ortaylı’nın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Ömrünü tarihe, ilme ve bu ülkenin hafızasını anlamaya ve anlatmaya adayan kıymetli hocamız; eserleri, düşünceleri ve bıraktığı entelektüel mirasla daima hatırlanacaktır.
Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Milletimizin başı sağ olsun.
Mekânı cennet olsun.
#ilberortaylı
Uzun yıllar kulübümüzde Şube ve Dernekler Müdürlüğü görevini yürüten Murat Boyraz’ın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendik.
Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve camiamıza başsağlığı diliyoruz.
Murat Boyraz’ın cenazesi, 9 Mart 2026 Pazartesi günü öğle namazını müteakip Ataşehir Mimar Sinan Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacaktır.