Beyoğlu'nda sokak ortasında genç kızı taciz eden şahıslar tahliye edildi.
• Şahsılardan biri 9 yıl, diğeri ise 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılarak, tutuklulukta geçirdikleri süre gerekçesiyle tahliyelerine karar verildi.
“ya pijamayı çıkaracaksın, ya da tayyip erdoğan tarafından ezileceksin”
özgür özel siyasetçi, vatandaş/yurttaş paradigmasını da ters yüz ediyor…bu kez konfor alanından eleştirenleri sarsıyor.
Saraçhane eylemlerinde gözaltına alınan üniversitesi öğrencisi Meriç Aydın:
"Saraçhane'de gözümden vuruldum, sağ gözüm artık yüzde 70 oranında görmüyor ama bu ülkenin gençlerinin ne kadar onurlu ve kararlı ayakta durduğunu görüyorum"
Diploma ile ilgili yargı süreci, hakkımda yürütülen soruşturmaların ne kadar hukuktan ve adaletten uzak olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Üniversitesi’nin iptal kararına karşı açtığımız davada, üniversitenin mahkemeye gönderdiği belgeler, nasıl alelacele ve hukuksuz bir şekilde hareket edildiğini; açılan davaların tümünün siyasi saiklerle yürütüldüğünü gün gibi ortaya çıkardı.
Üniversite yönetimi, fakültenin alması gereken kararı neden kendisinin aldığını "Geç kalacaktık" diyerek açıklıyor. Neye geç kalıyordunuz? Yine hangi sinsi plana yetişemiyordunuz?
Bir de hakkımda açılan sahtecilik davası var ki, tam anlamıyla evlere şenlik. Belgelerimi eksiksiz teslim etmişim, üniversite bu belgeleri incelemiş ve geçişimi kabul etmiş. Eğitime devam etmiş, mezun olmuş ve diplomamı almışım. Sahtecilik bunun neresinde?
Zaten gece gündüz beni düşünen savcı da ortada bir sahtecilik bulamayınca, uydurmuş. Üstelik suçu 'iştirak halinde' işlediğimi iddia etmiş. Peki, bu suça iştirak edenler kim? Onlar da yok iddianamede.
Hukukun zerresi olsaydı bugün beni değil, bu hukuksuzlukları yapanları yargılayan bir sistem olurdu. O günler de uzak değil. Çünkü biz korkmuyoruz, susmuyoruz ve asla vazgeçmiyoruz.
Savcılık makamı eliyle yürütülen bu kirli kumpasta; iş insanları, bürokratlarım, yol arkadaşlarım; baskı, tehdit ve şantajla iftiraya zorlanıyor. Hayatında adliye koridoruna uğramamış tertemiz insanlar, tarihimizin en sistematik ve en utanç verici yargı tacizine maruz bırakılıyor.
Bir avuç yargı mensubunun hırsı, kini ve siyasi çıkarları uğruna tertemiz insanlar zulüm görüyor. Devletin adalet eli bir şantaj aracına dönüştürülüyor:
“Seni mahvedeceğiz. Aileni tutuklayacağız. Çoluğundan çocuğundan yıllarca ayrı bırakacağız. Gel, iftira at, kurtul!”
Bu cümleler o karanlık odalarda yankılanıyor. SEGBİS kayıtlarında, kamera görüntülerinde, tanıklıklarda duruyor. Bunları kimse bilmiyor, bunlar gizlenecek sanmayın!
15 Ocak 2025’te açıkça söyledim, bu vesileyle tekrar ediyorum:
“Mert olun, cezamı onaylayın; ama masum arkadaşlarımı rahat bırakın!”
Mert değilsiniz!
Yol arkadaşlarımı, selam verdiğimiz insanları en değerli kutsalları olan aileleriyle tehdit ediyorsunuz. Mafyanın bile kullanmayacağı yöntemlere başvuruyorsunuz!
Buradan dostlarıma sesleniyorum:
Onurunuzu, haysiyetinizi, ailelerinizi ve evlatlarınızı koruyun.
Gerekirse önünüze konulan o iftiranameleri düzmece olduğunu bilerek imzalayın. Hiçbirinizin çocuğunun geleceği benim özgürlüğümden daha kıymetsiz değil.
Ben o imzaların yükünü tek başıma taşırım.
Biz bu yola milletin kaderini omuzlamak ve taşımak üzere çıktık. Kendi kaderimiz ne ki. Bu omuzlar, bir evladın gözyaşı uğruna susturulan herkesin kaderini taşımaya hazırdır. Hiç üzülmeyin. Ama bu kirli düzene boyun eğmeyeceğimi de kimse unutmasın!
Bu karanlık elbet bitecek. Yeniden aydınlığa ulaşacağız. O gün geldiğinde, sadece adalet değil, onur, şeref ve haysiyet kazanacak.
şeyi çok merak ediyorum, kılıçdaroğlu hdp ile görüşüyor diye, şehit cenazesinde kılıçdaroğlu’na yumruk atan kişi ve 2023 seçimlerinde ‘bunlar hdp ile işbirliği yapıyor.’ diyerek ekrem imamoğlu’nu taş yağmuruna tutan erzurumlular acaba şuan ne yapıyor?
Dün sabah güne başlarken televizyonu açınca, yıllardır boykot edip izlemediğim başta TRT olmak üzere bir kısım TV kanallarına denk geldim. Kanallar arası geçiş yaparken tesadüfen TRT-Türk kanalında bir iftiracının ifadesinin kelime kelime okunduğunu görünce durdum ve takip ettim.
Dakikalarca bu ifade tane tane okundu, sanırsınız TRT değil, başsavcılık haber ajansı!
Ardından başına CHP etiketini yapıştırarak, İBB ile ABB aleyhine içi iftira ve yanıltma dolu iki haber sundular.
Sabah on dakika civarında bu gayriahlaki tutumu izlerken, 86 milyon insanın vergileri ile ayakta duran devletimizin kanalının bir avuç insanın iktidar hırsının esiri olduklarını hatırladım. Yayınların nasıl bir sefil ve rezil bir düzeyde yapıldığını düşünüp bu kadim kurumunun haline bir kez daha üzüldüm.
Milletimizin bilhassa TRT’yi ayrıca cezalandırmasını ve izlemeyerek boykot etmesini diliyorum.
TBMM çatısı altında bulunan muhalif tüm milletvekillerimizin, her ortam ve konuşmalarında TRT’yi kınamalarını ve bu yanlı tutumu deşifre etmelerini öneriyorum.
Emeklinin, işçinin, memurun, çiftçinin, işsizin vergilerinden aktarılan milyarlaca dolar kaynağı, bir avuç insanın hırsına, ihtirasına, koltuk sevdasına harcayanlar açıkça kul hakkı yiyorlar.
Anadolu Ajansı da 2019’dan itibaren aynı kirliliğin bir parçasıdır. TRT ve Anadolu Ajansı’nın emekçi kadrolarına kalpten sevgilerimi iletirken, siyasetin atadığı tüm yönetici kadroları kınıyorum.
Bütün bunlara rağmen diyorum ki:
HODRİ MEYDAN. İlk kez hayırlı bir iş yapın. Bir avuç insanın milletimize bedel ödettikleri bu siyasi operasyonu çok hızlı bir şekilde TRT’de canlı yayında yargılayın!
Milletimizin huzurunda millete hesap verelim!
Rahip Brunson memleketinde, bizim çocuklarımız cezaevinde!
Ellerinde akbilden başka bir şey bulunmayan, yalnızca demokratik tepkilerini gösteren 296 genç; okula gidemiyor, sınavlara giremiyor!
YÖK Başkanı çıkmış, “Okuldan atın” diyor.
Atılacak biri varsa, o da sensin!
Ailemizi taciz etmeyi bırakın.
Haber verildiğinde ev sahipleri eşliğinde arama yapılabilecek evlerimize jandarma eşliğinde gidilerek, kilitler kırılarak aramalar yapılıyor. Bu şovlar siyasete, medyaya malzeme vermek dışında hiçbir amaç taşımıyor.
Buradan bunu yapan akla sesleniyorum; Kendi yaşamlarınızda yarattığınız karanlık noktaları bizde ve ailelerimizde bulamazsınız. Hamdolsun tertemiz, alnı ak, başı dik insanlarız biz.
Millet sizin kumpaslarınızı gördü, ne mizansen yaparsanız yapın artık kimse sizin kumpaslarınıza inanmıyor.
Ama aile kutsalımızı çiğniyorsunuz. İnancımızı ve değerlerimizi de yok sayacak bir akıl tutulmasına doğru gidiyorsunuz.
Bu hukuksuzluk, bu aymazlık, tarihimizin hiçbir döneminde yaşanmadı.
Bir gram vicdan kırıntısı kaldıysa vazgeçin bu aile tacizinden, boş dosyayı hile ve hurda ile doldurma çabanızdan.
Mert olun!
Her fırsatta Cumhurbaşkanı’nı savunan partiye tekrar seslenmek istiyorum;
Ailenin iffetine, namusuna, haysiyetine ve dokunulmazlığına böylesine saldırılar sizi hiç mi yaralamıyor?
Böyle bir zulmün Türk’ün örfünde, ananesinde yeri var mı?
Daha ne kadar sessiz kalacaksınız bu terbiyesizliklere?
Benim babamı; çocukluğundan bu yana siyaset, cemiyet ve iş hayatında herkes, bütün Trabzon bilir. Ben MERT olmayı ondan HASAN İMAMOĞLU’ndan öğrendim.
İşte bu adamın evine baskın yapıyorlar, haberiniz olsun.