@ismaila39744158@NekadarolduTR Ne yapalım Amerikanın incirlikten attığı füzeleri mi destekleyelim ?
İsrail’e giden petrolü , çeliği , gıdayı mı destekleyelim ?
İsrail’e Suriyeyi teslim eden ırakta binlerce kişinin katili Colaniyi mi destekleyelim ?
Şiiler mi kafir Amerika ve İsrail mi kafir ?
Çok doğru ve yerinde bir çağrı. Hiçbir anne tutuklanmamalıdır. Hiçbir çocuk annesini görmek için Türkiye'nin bir ucuna, babasını görmek için diğer ucuna gitmek zorunda bırakılmamalıdır. İronik olacak ama zulmün de bir ahlakı, bir ölçüsü olmalıdır.
Süleymancılarla aramızdaki mesafenin açılması, iki kardeşten birinin AK Parti'ye gelip milletvekili olması, diğerinin de buna karşı çıkması ile oldu. Aradan yıllar geçti, bu sefer de kavga, kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştü. Biz, bunlarda taraf olamayız. Ama hukuka, kanuna açıkça aykırı eylemleri varsa şüphesiz hâkimlerimiz, savcılarımız davalarını açarlar, kişiler yargılanırlar. Ancak bu soruşturma içerisinde ismi geçen o kadar temiz ve mükemmel insanlar var ki, onların bir şekilde isimlerinin geçmesini bile ben kendileri açısından mahzurlu buluyorum. O zaman ısrar ediyorum, lütfen savcılarımız, kolluk kuvvetlerimiz, hâkimlerimiz ne olur soruşturmanın gizliliği konusunda çok titiz davransınlar. Hukukun gereğini yapsınlar ve sonucunu hepimiz alkışlarla karşılayalım.
Bana bugün sorulan bir soru var. Ben bu sorunun cevabını açık yüreklilikle vermek istiyorum. O da şudur: 'Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi? Böyle bir operasyon olur muydu?'. Ben onlara rahatlıkla şunu söyleyebilmeliyim: “Hayır, bizim şu veya bu cemaate, şu veya bu tarikata peşin hükümlü bir düşmanlığımız yok. AK Parti'yi desteklesin veya desteklemesin. Kendi işlerine iyi baksınlar, kendi işlerinde iyi olsunlar, ülkeye, millete faydalı hizmetler yapsınlar. Ama bunlardan hangisi olursa olsun eğer kanuna göre açıkça suç teşkil eden işler yapıyorlarsa biz bunların üzerine gideriz, gitmeye mecburuz.” diyebilmeliyim. Adalet Bakanımızdan ve İçişleri Bakanımızdan bu hassasiyeti bekleme hakkını kendimde görüyorum.
Masumiyet karinesini ihlal eden gazeteci kılıklı kiralık şahıslar derhal yargılanıp gereken ceza verilmelidir !
Bir açıkoturumda hem suç isnat ediliyor hem hüküm veriliyor hem insanlara ağır iftiralar atılıyor !
Hem de delil olmadan !
Halk arasında Süleymancılar olarak bilinen Süleymanlılar Cemaati ile ilgili olduğu söylenen soruşturma hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız bu soruşturmanın cemaate veya tarikata yönelik olmadığını, kişilere ait adi suç işlendiği iddiasıyla soruşturma yapıldığını söylemişlerdir. Bu beyanlara itibar ederim. Sayın bakanlarımızın bu ifadelerinde samimi olduklarını ve özen gösterdiklerine inanıyorum.
Ancak devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar var. Bu aykırılıklar neticesinde de masumiyet karinesi ortadan kalkmış gözükmekte.
Bildiğiniz gibi soruşturmanın gizliliği esastır. CMK bunu gerektirir. Kovuşturma aşamasına geçmeden, yani iddianame tanzim edilip kovuşturma başlamadan ve iddianame mahkemece kabul edilmeden bu konularda gizlilik yasağına uygun hareket edilmesi gerekir. Çünkü masumiyet karinesi esastır; kişilerin haklarında hüküm verilinceye kadar masum olduklarına inanılır.
Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir. Yazılı ve görsel basında da konuyla ilgisi ve bilgisi olmayan insanlar hüküm vermekte, birtakım görsellerle kişilerin mal varlıkları veya ne yaptıkları konusunda çarpık ifadeler kullanılmaktadır.
Elbette basının özgürlüğü esastır. Halkın da haber alma hakkı vardır ama adil yargılama da adil soruşturma ve kovuşturma da insanlar için temel bir haktır. Bugün delilden hareket ederek kişiye yönelmek ne kadar doğruysa, birtakım suçlamalar yaparak onlara göre delil aramak fevkalade yanlıştır. Bugüne kadar bazı soruşturmalarda bu konu belki gözden kaçırılmış olabilir.
Burada bir şeye dikkat etmek istiyorum. Süleymancılar söz konusu olduğunda, içlerinde kin ve garaz taşıyan bir kısım “CHP'li zihniyete sahip insanlar” "Cemaat ve tarikatlar kapatılsın" diye bir koro halinde konuşmaya başladılar. Bu çok yanlıştır. O kadar yanlıştır ki, cemaat ve tarikatlar sosyolojik yapılardır. Bütün dünyada da böyledir. Kaldı ki Türkiye'de de cemaatler ve tarikatlar her zaman var olmuştur.
Muammer Aksoy, 12 Eylül'den sonra yargılanan cemaatin lideri Kemal Kaçar'ın da avukatlığını yapıyordu. Herkes buna şaşırmıştı. Muammer Aksoy "Ben bunları yakinen tanıyorum. Yurtlarına gittim, Kur'an kurslarına gittim. Bunlar İslam'ın ve Kur'an'ın öğretilmesi dışında herhangi bir iş yapmıyorlar. Ben bunların masum olduklarına inanıyorum" demişti. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı olan bu zatın fikirleri birileri tarafından kabul görecekse, rahmetliyi de bu yönüyle anmış olalım.
Soruşturmaya yeniden dönmek gerekirse süreç o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor. Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar geldi. Fethikabir yapılmasının ardından ne hukuk ne de adli tıp konusunda hiçbir bilgisi olmayan insanlar yeni suçlular bulmaya çalışıyorlar.
Ben bu oluşumu eskiden beri tanırım. Kemal Kaçar'la Hukuk Fakültesinde okuduğum yıllarda tanışmışlığım da oldu. Fakat cemaat mensubu olmadım. Bunların Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan liderliğinde, Kur'an okumanın ve öğretmenin yasak olduğu dönemlerden başlayarak Türkiye'de Kur'an kursları adıyla Kur'an eğitimi ve öğretimi yaptırdığını biliyorum ve onlara inanıyorum. Bulunduğum şehirlerin hepsinde ve gittiğim her yerde onlarla dostane ilişkiler içinde oldum. Çünkü onlar, hakikaten Kur'an hizmetkârı birer insandılar. İmam hatip düşmanlıklarının da zaman içerisinde köreldiğini biliyorum.
Rahmetli Ahmet Arif Denizolgun'la da aynı yıl milletvekili oldum. Alanya'daki dostluklarımızı da zaman zaman dile getirdiğimiz olurdu ama bunu ayrıca belki bir canlı yayında açıklamak isterim. 2011 seçimleri sırasında Genel Başkanımızın da bilgisi dâhilinde kendisiyle üç dört defa özel görüşmelerim olmuştu. Kendisinden AK Parti'ye bir destek sağlayamadım ama pek çok konuyu ortaya koyarak konuşma imkânımız olmuştu.
📢 Canlı Yayın Duyurusu | Furkan Hareketine Yapılan Operasyon ve Asılsız İddialar Hakkında Özel Yayın!
🗓️ 27 Ağustos (Bu akşam)
🕥 22.45
Konuşmacı: Av. Alişan İnci
Canlı Yayın: Alparslan Kuytul YouTube Kanalı
KAMUOYUNA DUYURU
Husumetli Tanıklar ve "Suç Örgütü" İddiasının İç Yüzü
Hukukun en temel ilkelerinden biri şudur: Husumetli tanık beyanları, delil olarak kabul edilemez; açıkça düşmanlık güden kişilerin soyut iddiaları ve çelişkili ihbarları onlarca insanın hürriyetini elinden almanın gerekçesi yapılamaz.
Alparslan Kuytul Hocaefendi, eşi Semra Kuytul Hocahanım ve 33 mensubumuzun tutuklanmasıyla sonuçlanan son operasyonda hareketimiz, tamamen husumet besleyen odakların yönlendirmeleriyle bir "suç örgütü" gibi lanse edilmektedir.
Terör örgütü üyeliği isnatlarının beraat kararıyla hukuken çökmesinin ardından; hareketimizi suç örgütü ilan etmek isteyenlerin, yargılama sürecindeki iddiaları tekrarlayarak başlattığı yeni bir operasyonla karşı karşıyayız.
Hareketimiz içerisinde yıllardır fitne faaliyetleri yaptığı için uzaklaştırılan Mürsel Güler ve ne olduğu belli olmayan Fırat Avcı gibi karanlık isimlerin araç olarak kullanılmasıyla, üç yıldır sosyal medyada yüzlerce saati bulan sohbet odalarında en galiz küfürler, tehditler ve iftiralar savrulmuştur.
Dahası Mürsel Güler, Alparslan Kuytul Hocaefendi’yi bizzat ölümle tehdit eden paylaşımlarda bulunmuş ve bu suçundan dolayı yargılanarak ceza almıştır. Yine Mürsel Güler ve avanesi tarafından avukatlarımızın kendilerine ve yakınlarına ait iş yerlerine saldırılmıştır. Fırat Avcı tarafından erkek ve kadın kardeşlerimiz gece yarıları aranarak taciz edilmiş, binalarımızın önüne gelinerek kardeşlerimiz tahrik edilmiştir.
Tüm bu galiz küfürlere, ölüm tehditlerine ve açık provokasyonlara rağmen Furkan Hareketi mensupları meşru ve hukuki zeminden sapmamış, hiçbir şiddet eylemine karışmamıştır.
3 yıldır devam eden tahrik girişimlerinde istediğini bulamayan karanlık odaklar, bu kez açıkça husumet besleyen kişilerin çelişkili beyanlarını devreye sokmuştur. Adam kaçırma olayında olduğu gibi; önce "Beni kaçırmadılar" deyip ardından emniyetin baskısı ile ifadesini değiştiren Koray Sarısaçlı ve daha birkaç gün önce yan yana olduğu insanları dahi ihbar eden Mürsel Güler’in anlatımları soruşturmanın ana dayanağı haline getirilmiştir.
Kamuoyunun ve yargı makamlarının artık görmesi gereken gerçek şudur:
Ortada organize bir yapı varsa; o da aylardır gece gündüz demeden insanları taciz eden, galiz küfürler ve ölüm tehditleri savuran, iş yerlerine saldıran, iftira atan ve kasten kaos çıkarmaya çalışan bu organize provokasyon şebekesidir.
Suçlu arayanlar masum insanları değil; bu kumpası organize eden, tetikçilik yapan ve yargıyı yanıltmaya çalışan bu yapıları incelemelidir. Asıl ceza alması ve parmaklıklar ardında bulunması gerekenler; suç üreten, iftira atan ve kamu huzurunu bozan bu şahıslardır.
Nitekim avukatlarımız tarafından bu organize provokasyonlara karşı hukuki süreç kararlılıkla işletilmiş; Fırat Avcı hakkında 179, Mürsel Güler hakkında ise 32 ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu şahısların işlediği suçlar ve yargıyı manipüle etme girişimleri tüm delilleriyle adli makamların önündedir. Dosyaların bir çoğundan ceza kararı çıkmış büyük çoğunluğu ise devam etmektedir.
Furkan Hareketi olarak açıkça ilan ediyoruz: Hukuksuzluklara boyun eğmeyecek, iftiralarla geri adım atmayacağız. Masum kardeşlerimizin özgürlüğü ve bu kirli kumpasın asıl faillerinin yargı önünde hesap vermesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Furkan Hareketi
SuçYok DosyaBoş
#YargıEliyleZulüm
FurkanHareketi Tertemizdir
KAMUOYUNA DUYURU
Husumetli Tanıklar ve "Suç Örgütü" İddiasının İç Yüzü
Hukukun en temel ilkelerinden biri şudur: Husumetli tanık beyanları, delil olarak kabul edilemez; açıkça düşmanlık güden kişilerin soyut iddiaları ve çelişkili ihbarları onlarca insanın hürriyetini elinden almanın gerekçesi yapılamaz.
Alparslan Kuytul Hocaefendi, eşi Semra Kuytul Hocahanım ve 33 mensubumuzun tutuklanmasıyla sonuçlanan son operasyonda hareketimiz, tamamen husumet besleyen odakların yönlendirmeleriyle bir "suç örgütü" gibi lanse edilmektedir.
Terör örgütü üyeliği isnatlarının beraat kararıyla hukuken çökmesinin ardından; hareketimizi suç örgütü ilan etmek isteyenlerin, yargılama sürecindeki iddiaları tekrarlayarak başlattığı yeni bir operasyonla karşı karşıyayız.
Hareketimiz içerisinde yıllardır fitne faaliyetleri yaptığı için uzaklaştırılan Mürsel Güler ve ne olduğu belli olmayan Fırat Avcı gibi karanlık isimlerin araç olarak kullanılmasıyla, üç yıldır sosyal medyada yüzlerce saati bulan sohbet odalarında en galiz küfürler, tehditler ve iftiralar savrulmuştur.
Dahası Mürsel Güler, Alparslan Kuytul Hocaefendi’yi bizzat ölümle tehdit eden paylaşımlarda bulunmuş ve bu suçundan dolayı yargılanarak ceza almıştır. Yine Mürsel Güler ve avanesi tarafından avukatlarımızın kendilerine ve yakınlarına ait iş yerlerine saldırılmıştır. Fırat Avcı tarafından erkek ve kadın kardeşlerimiz gece yarıları aranarak taciz edilmiş, binalarımızın önüne gelinerek kardeşlerimiz tahrik edilmiştir.
Tüm bu galiz küfürlere, ölüm tehditlerine ve açık provokasyonlara rağmen Furkan Hareketi mensupları meşru ve hukuki zeminden sapmamış, hiçbir şiddet eylemine karışmamıştır.
3 yıldır devam eden tahrik girişimlerinde istediğini bulamayan karanlık odaklar, bu kez açıkça husumet besleyen kişilerin çelişkili beyanlarını devreye sokmuştur. Adam kaçırma olayında olduğu gibi; önce "Beni kaçırmadılar" deyip ardından emniyetin baskısı ile ifadesini değiştiren Koray Sarısaçlı ve daha birkaç gün önce yan yana olduğu insanları dahi ihbar eden Mürsel Güler’in anlatımları soruşturmanın ana dayanağı haline getirilmiştir.
Kamuoyunun ve yargı makamlarının artık görmesi gereken gerçek şudur:
Ortada organize bir yapı varsa; o da aylardır gece gündüz demeden insanları taciz eden, galiz küfürler ve ölüm tehditleri savuran, iş yerlerine saldıran, iftira atan ve kasten kaos çıkarmaya çalışan bu organize provokasyon şebekesidir.
Suçlu arayanlar masum insanları değil; bu kumpası organize eden, tetikçilik yapan ve yargıyı yanıltmaya çalışan bu yapıları incelemelidir. Asıl ceza alması ve parmaklıklar ardında bulunması gerekenler; suç üreten, iftira atan ve kamu huzurunu bozan bu şahıslardır.
Nitekim avukatlarımız tarafından bu organize provokasyonlara karşı hukuki süreç kararlılıkla işletilmiş; Fırat Avcı hakkında 179, Mürsel Güler hakkında ise 32 ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu şahısların işlediği suçlar ve yargıyı manipüle etme girişimleri tüm delilleriyle adli makamların önündedir. Dosyaların bir çoğundan ceza kararı çıkmış büyük çoğunluğu ise devam etmektedir.
Furkan Hareketi olarak açıkça ilan ediyoruz: Hukuksuzluklara boyun eğmeyecek, iftiralarla geri adım atmayacağız. Masum kardeşlerimizin özgürlüğü ve bu kirli kumpasın asıl faillerinin yargı önünde hesap vermesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Furkan Hareketi
SuçYok DosyaBoş
#YargıEliyleZulüm
FurkanHareketi Tertemizdir
KAMUOYUNA DUYURU
Husumetli Tanıklar ve "Suç Örgütü" İddiasının İç Yüzü
Hukukun en temel ilkelerinden biri şudur: Husumetli tanık beyanları, delil olarak kabul edilemez; açıkça düşmanlık güden kişilerin soyut iddiaları ve çelişkili ihbarları onlarca insanın hürriyetini elinden almanın gerekçesi yapılamaz.
Alparslan Kuytul Hocaefendi, eşi Semra Kuytul Hocahanım ve 33 mensubumuzun tutuklanmasıyla sonuçlanan son operasyonda hareketimiz, tamamen husumet besleyen odakların yönlendirmeleriyle bir "suç örgütü" gibi lanse edilmektedir.
Terör örgütü üyeliği isnatlarının beraat kararıyla hukuken çökmesinin ardından; hareketimizi suç örgütü ilan etmek isteyenlerin, yargılama sürecindeki iddiaları tekrarlayarak başlattığı yeni bir operasyonla karşı karşıyayız.
Hareketimiz içerisinde yıllardır fitne faaliyetleri yaptığı için uzaklaştırılan Mürsel Güler ve ne olduğu belli olmayan Fırat Avcı gibi karanlık isimlerin araç olarak kullanılmasıyla, üç yıldır sosyal medyada yüzlerce saati bulan sohbet odalarında en galiz küfürler, tehditler ve iftiralar savrulmuştur.
Dahası Mürsel Güler, Alparslan Kuytul Hocaefendi’yi bizzat ölümle tehdit eden paylaşımlarda bulunmuş ve bu suçundan dolayı yargılanarak ceza almıştır. Yine Mürsel Güler ve avanesi tarafından avukatlarımızın kendilerine ve yakınlarına ait iş yerlerine saldırılmıştır. Fırat Avcı tarafından erkek ve kadın kardeşlerimiz gece yarıları aranarak taciz edilmiş, binalarımızın önüne gelinerek kardeşlerimiz tahrik edilmiştir.
Tüm bu galiz küfürlere, ölüm tehditlerine ve açık provokasyonlara rağmen Furkan Hareketi mensupları meşru ve hukuki zeminden sapmamış, hiçbir şiddet eylemine karışmamıştır.
3 yıldır devam eden tahrik girişimlerinde istediğini bulamayan karanlık odaklar, bu kez açıkça husumet besleyen kişilerin çelişkili beyanlarını devreye sokmuştur. Adam kaçırma olayında olduğu gibi; önce "Beni kaçırmadılar" deyip ardından emniyetin baskısı ile ifadesini değiştiren Koray Sarısaçlı ve daha birkaç gün önce yan yana olduğu insanları dahi ihbar eden Mürsel Güler’in anlatımları soruşturmanın ana dayanağı haline getirilmiştir.
Kamuoyunun ve yargı makamlarının artık görmesi gereken gerçek şudur:
Ortada organize bir yapı varsa; o da aylardır gece gündüz demeden insanları taciz eden, galiz küfürler ve ölüm tehditleri savuran, iş yerlerine saldıran, iftira atan ve kasten kaos çıkarmaya çalışan bu organize provokasyon şebekesidir.
Suçlu arayanlar masum insanları değil; bu kumpası organize eden, tetikçilik yapan ve yargıyı yanıltmaya çalışan bu yapıları incelemelidir. Asıl ceza alması ve parmaklıklar ardında bulunması gerekenler; suç üreten, iftira atan ve kamu huzurunu bozan bu şahıslardır.
Nitekim avukatlarımız tarafından bu organize provokasyonlara karşı hukuki süreç kararlılıkla işletilmiş; Fırat Avcı hakkında 179, Mürsel Güler hakkında ise 32 ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu şahısların işlediği suçlar ve yargıyı manipüle etme girişimleri tüm delilleriyle adli makamların önündedir. Dosyaların bir çoğundan ceza kararı çıkmış büyük çoğunluğu ise devam etmektedir.
Furkan Hareketi olarak açıkça ilan ediyoruz: Hukuksuzluklara boyun eğmeyecek, iftiralarla geri adım atmayacağız. Masum kardeşlerimizin özgürlüğü ve bu kirli kumpasın asıl faillerinin yargı önünde hesap vermesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Furkan Hareketi
SuçYok DosyaBoş
#YargıEliyleZulüm
FurkanHareketi Tertemizdir
Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin tutukluluğunun 5. günü!
Adalet ve hukuk bir kez daha ayaklar altına alındı. Yazıklar olsun!
SuçYok DosyaBoş
#YargıEliyleZulüm
AlparslanKuytulu SerbestBırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
#YargıEliyleZulüm
Hocamı SerbestBırakın
FurkanHareketi Tertemizdir
Biz böyle bir adamın lafıyla mı tutuklanacağız? Bunlar bizim hasmımız zaten. Hasmın sözünün bir değeri olur mu? Bunlarla bizim yüz tane mahkememiz var!
Biz suç örgütü değiliz. Biz bir cemaatiz. İslami hizmetlerle uğraşan insanlarız.
(Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin savunmasından alıntıdır)
SuçYok DosyaBoş
#YargıEliyleZulüm
AlparslanKuytulu SerbestBırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
HÜDA PAR Milletvekili Faruk Dinç:
“Adli süreçlerde; masumiyet karinesi, suç ve cezanın şahsiliği ile tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğu ilkeleri titizlikle gözetilmelidir.
Kaçma şüphesi bulunmayan ve bir anne olan Sayın Semra Kuytul’un tutuklu yargılanmasını ölçülü bulmuyor, bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.”
Alparslan Kuytul ile bugüne kadar yan yana gelmedim, kendisini şahsen tanımıyorum.
Ancak hakkında ortaya atılan bazı iddiaları ve bazı sözlerini duyduğumda, bunları kendi vicdanım ve inancım çerçevesinde değerlendiriyorum.
Allah yolunda, inancını güçlü şekilde yaşamaya çalışan bir insanın eşinin tutuklu bulunması ise bana göre üzücü bir durumdur. İnsanların fikirleri ve söylemleri ne olursa olsun, adalet ve hukuk herkes için eşit işletilmelidir.
Kimseyi peşinen suçlamadan, kimseyi de peşinen aklamadan; hakkaniyet ve adalet çizgisinde olmak gerekir.
#AlparslanKuytul #SemraKuytul
Resmi kayıtlarda şahitliğini reddedip, dışarıda suçlamalarda bulunmak büyük bir çelişkidir! ⚖️👇
Emniyet ne zamandan beri husumetli bir adamın sözlerine itibar etmeye başladı?
SuçYok DosyaBoş
#YargıEliyleZulüm
AlparslanKuytulu SerbestBırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
Mürsel Güler’in ekran karşısındaki "terbiye" nutukları ile sosyal medyadaki ağır üslubu arasındaki dev çelişki!
Sadece bir adamın lafıyla operasyon mu yapılır?
SuçYok DosyaBoş
#YargıEliyleZulüm
AlparslanKuytulu SerbestBırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
İslami hareketin hangi çağına bakılırsa bakılsın her devrinde imtihanlar olmuş ; iftira ,karalama hapis/işkence/sürgün olmuştur bu yüzden Allah azze ve celle sabredenleri müjdeleyin der
SuçYok DosyaBoş
#YargıEliyleZulüm
AlparslanKuytulu SerbestBırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın