Aile hekimliği çalışanlarının maaşının büyük bölümünü performansa bağlıyorsunuz.
Sonra da o performansı takip edebileceğimiz sistemi güncellemiyorsunuz.
SİNA verileri zamanında güncellenmediği için ay boyunca neyin eksik, neyin hatalı olduğunu göremiyoruz. Ay sonunda ise sağlık çalışanlarını ekran başında nöbet tutmaya mahkûm ediyorsunuz.
Her ay aynı mağduriyet…
Her ay aynı belirsizlik…
Her ay aynı stres…
Sağlık çalışanlarının görevi 7/24 sistem takip etmek değildir. Bizim görevimiz hastaya sağlık hizmeti sunmaktır.
Çalışmayan sistemin yükünü sağlık emekçilerinin sırtına yükleyemezsiniz. Eksik altyapının, geciken veri güncellemelerinin ve yönetim hatalarının bedelini aile hekimliği çalışanlarına ödetemezsiniz.
Buradan açıkça sesleniyoruz:
Soruyoruz: Sağlık çalışanları sağlık hizmeti mi versin , yoksa çalışmayan sistemi mi takip etsin?
@saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci@halksagligigm@saglikperrsonel
-Ne yoktu?
-Aşı
-Ne oldu?
-@Dr_Yusuf_63 sorumluluk aldı dile getirdi
-Ne yaptılar?
-Tabi ki kabullenip Aşı sağlamak yerine hemen soruşturma açıp dava edip ceza derdine düştüler
#AşıYokCezaVar
İstiyorsunuz ki;
Bizlere dayattığınız #EziyetYönetmeliği’nin hastalara zarar verdiğini söylemeyelim.
Bizlere dayattığınız MHRS uygulamalarıyla oluşan randevu krizinin sorumluluğunu sağlık emekçilerinin üzerine yıktığınızı anlatmayalım.
Koruyucu sağlık hizmetlerini zayıflattığınızı,
hastalarımızı özel hastanelere mecbur bıraktığınızı dile getirmeyelim.
Ama biz;
ebesiyle, hemşiresiyle, hekimiyle Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın her bir üyesi olarak,gerçekleri hastalarımıza tek tek anlatacağız.
Gerekirse sizleri hastalarımıza tek tek şikâyet edeceğiz.
#AşıYokCezaVar
Aile hekimliğinde yaşanan sorunlarla ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle Birlik ve Dayanışma Sendikası 3 No’lu Şube Başkanı Dr. Hacı Yusuf Eryazğan hakkında iki ayrı disiplin soruşturması başlatıldı.
"1 ve 3 yıl kademe ilerleme" şeklinde yürütülen soruşturmalarda, Sağlık Bakanlığı ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü'nün küçük düşürüldüğü iddia edildi.
Savcılığın suç unsuru görmediği paylaşımlar nedeniyle ceza tehdidiyle karşı karşıya kalan Eryazğan, sürecin sözleşme feshine kadar uzanabileceğini belirterek, “Amaç sağlık sistemindeki sorunları dile getirenleri ve sendikal mücadeleyi susturmak” diye konuştu.
@BirGun_Gazetesi’ne konuşan @Dr_Yusuf_63 , ilk soruşturmanın aile hekimliği yönetmeliğine yönelik getirilen yönetmelik, sistemin sorunları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle açıldığını anlattı. Paylaşımlarında herhangi bir hakaret, tehdit ya da suç unsuru bulunmadığını belirten Eryazğan, ''İlk dosya aile hekimliği ve eziyet yönetmeliğine yaptığım eleştirilerle ilgili. Mesela demişim ki '1 yıl gelmeyen hastayla ilgili bizim ne sorunumuz var. Böyle bir şey olamaz' Bu paylaşımlarda bakanlığı ve kurumu küçük düşürücü olarak değerlendirmişler ve müfettiş gönderdiler" dedi. Eryazğan, ifadelerinin “kurumu küçük düşürücü” olarak değerlendirilerek hakkında disiplin süreci başlatıldığını ifade ederek 3 yıl kademe durdurma cezası istediklerini anlattı. @sibelbhctp haberi🗞️. HABERİN DEVAMI İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ👇🏻👇🏻👇🏻
https://t.co/xvY6X0ma3y
Yayımlanan yeni yönetmelikte, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin birçok aşamasına aile hekimliği açık biçimde dâhil edilmiştir. Tanımlar bölümünden başvuru süreçlerine, taburculuk sonrası izlemlerden palyatif bakım değerlendirmelerine kadar aile hekimliği birimleri sistemin hemen her kritik basamağında yer almaktadır.
Bu düzenleme yalnızca teknik bir koordinasyon metni olarak görülemez. Yönetmelik dili incelendiğinde aile hekimlerine; başvuruyu değerlendirme, palyatif bakım ihtiyacını bildirme, reçete sürekliliğini sağlama, hastayı uzaktan ya da yerinde değerlendirme ve elektronik kayıt sistemine işlem yapma gibi doğrudan görevler yüklendiği görülmektedir.
Özellikle evde sağlık hizmeti için ilk kez yapılan başvuruların ESKOM ile eş zamanlı olarak aile hekimliğine iletilmesi ve aile hekiminden bir iş günü içinde ön değerlendirme beklenmesi, aile hekimlerine süreye bağlı ve sonuç doğuran yeni bir sorumluluk yüklemektedir.
Benzer şekilde, palyatif bakım ihtiyacı olduğu düşünülen hastalar için aile hekimlerinden ön değerlendirme formu doldurularak ESKOM’a bildirim yapılmasının istenmesi, palyatif bakım gibi ekip, zaman, uzmanlık ve organizasyon gerektiren bir alanın da sahada aile hekimliği birimlerine yükleneceği endişesini doğurmaktadır.
Taburculuk sonrası süreçlerde de aile hekimliği doğrudan sorumluluk alanına dâhil edilmiştir. Yönetmelikte aile hekiminin, kendisine kayıtlı evde sağlık hastalarında reçete sürekliliğini sağlayacağı, uygun aralıklarla hasta veya bakım veren kişi ile uzaktan sağlık hizmeti yoluyla ya da hastayı yerinde ziyaret ederek değerlendirme yapacağı belirtilmektedir.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, evde sağlık birimi, personel, araç, uzman desteği ve koordinasyon kapasitesi yeterli olmayan her yerde, sistemin eksik kalan yükünün aile hekimliği birimlerine aktarılması riski ortaya çıkmaktadır. Koordinasyon birimlerinin “bildirim”, “değerlendirme”, “takip”, “reçete sürekliliği” ve “yerinde değerlendirme” başlıkları altında aile hekimlerine yoğun biçimde görev yazmasının önü açılmaktadır.
Aile hekimliği, sağlık sistemindeki her tıkanıklığın, her personel eksikliğinin, her organizasyon yetersizliğinin ve her hizmet açığının üzerine yıkılacağı bir alan değildir. Sağlık sisteminde çözülemeyen her sorun için ilk akla gelen adres aile hekimleri olmamalıdır. Aile hekimleri, sistemsel sorunların telafi merkezi olarak değil; toplumun sağlığını nasıl daha iyi koruruz, hastalıkları nasıl önleriz, birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerini nasıl güçlendiririz sorularının cevabında akla gelmelidir.
Sağlık sistemindeki her çıkmazın çözümüne aile hekimliğini ekleyerek ilerleme alışkanlığından vazgeçilmelidir. Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri; yeterli personel, araç, donanım, uzman desteği ve güçlü koordinasyon gerektiren hizmetlerdir. Bu alanlardaki yapısal eksiklikler, aile hekimlerine yeni görevler yüklenerek değil; ilgili birimlerin kapasitesi güçlendirilerek çözülmelidir.
Aile hekimliği birimleri zaten yoğun poliklinik hizmeti, gebe-bebek-çocuk izlemleri, bağışıklama hizmetleri, kronik hastalık izlemleri, raporlar, performans baskısı, nüfus yükü ve giderek artan idari angaryalar altında sınırlarına dayanmış durumdadır.
Bu nedenle yönetmeliğin uygulanmasında aile hekimliği birimlerinin rolü açık, sınırlı, uygulanabilir ve asli görevleriyle uyumlu şekilde tanımlanmalıdır. Aile hekimleri sağlık sisteminin yük boşaltma alanı değildir. Aile hekimliği; sağlığı korumanın, hastalıkları önlemenin ve toplum sağlığını güçlendirmenin merkezidir.
https://t.co/HkEZrdqvon
@saglikbakanligi@halksagligigm@ankarailsaglik@AHEF2008
@saglikbakanligi na soruyoruz:
Sağlık çalışanının kontrolünde olmayan sistemsel gecikmelerin faturası neden sağlık çalışanlarına kesilmektedir?
Sahadan gelen uyarılarımıza rağmen, performans adı altında uygulanan haksız kesintiler neden devam ettirilmektedir?
Mahkemelerin peş peşe verdiği iptal kararlarına rağmen sağlık çalışanlarını mağdur eden uygulamalardan ne zaman vazgeçilecektir?
Sağlık çalışanlarını cezalandırmaya dayalı değil, bilimsel ve adil kriterlere dayanan bir değerlendirme sistemi istiyoruz.
Haklı mücadelemizi hukuk önünde de sahada da sürdürmeye devam edeceğiz. @suayipbirinci@drmemisoglu
⚖️ Birlik ve Dayanışma Sendikası
Sağlık Bakanlığı’na defalarca söyledik, bir kez daha söylüyoruz:
Aile hekimleri randevu memuru değildir!
MHRS’de yaşanan randevu sorunlarının çözümü, vatandaşları aile hekimlerine yönlendirip uzman hekim randevusu aldırmak değildir.
Vatandaşa “Aile hekiminizden randevu alabilirsiniz” mesajı göndermek, yıllardır çözülemeyen randevu krizinin yükünü aile hekimlerinin omuzlarına bırakmaktır.
Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne başvuru için vatandaşın aile hekimi üzerinden işlem yapmaya zorlanması da doğru değildir. Bakanlık kendi hizmetlerine erişimi kendisi sağlamalıdır.
Aile hekimleri sağlık hizmeti sunar, randevu dağıtmaz.
Randevu krizinin sorumlusu aile hekimleri değildir. @saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci
İZAHED OLAĞAN GENEL KURULU'NA DAVET
Değerli Meslektaşlarımız,
İki yıllık çalışma dönemini geride bırakırken, katkı sunan tüm üyelerimize teşekkür ediyoruz.
Derneğimizi daha güçlü ve katılımcı bir yapıya taşımak için görüş ve önerileriniz bizim için çok değerli.
Bu kapsamda, 7 Haziran 2026 Pazar günü İzmir Tabip Odası'nda yapılacak seçimli olağan genel kurulumuza tüm meslektaşlarımızı davet ediyoruz.
Birlikte “önümüzdeki dönemde ne yapmalıyız?” sorusunu tartışarak geleceğimizi birlikte şekillendirelim.
"BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ!"
https://t.co/LvjT7RNWDT
Genel Başkanımız @DrMehlepci , “Eziyet Yönetmeliği"ne karşı iş bırakma kararı aldıklarını belirten bu eylemler sonrası açılan karşı davalara ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından "iş bırakma eylemlerine ceza verilemeyeceği" yönünde anayasal bir karar ortaya konulduğunu anımsattı.Bakanlığın bu nedenle ceza vermek için başka yollar aradığını söyleyen Dr. Mehlepçi, "İlginç bir şekilde Danıştay'da, kamu hizmeti yapan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının iş bırakma eylemlerine katıldıkları günler için ücret kesintisi yapılabileceğine dair bir karar çıkarıldı" dedi. Kararın Birlik ve Dayanışma Sendikası ile birçok sivil toplum kuruluşu tarafından Anayasa Mahkemesi'ne taşındığını belirten Dr. Mehlepçi, "Sağlık Bakanlığı bununla da yetinmedi; hukuksuz bir şekilde, iş bırakma eylemine katılan aile sağlığı merkezlerinin gruplarını düşürmeye ve ASM'lerin işletilmesi için verilen cari ödemeleri kesmeye kalktı. Bunun üzerine Şanlıurfa'da 60 aile hekimi yargıya başvurdu, mahkeme de aile hekimlerini haklı buldu. Ancak bakanlık, bu kararları da bölge mahkemesine taşıdı" ifadelerini kullandı. Danıştay'ın konuya ilişkin çok sayıda emsal içtihadı olduğunu vurgulayan Dr. Mehlepçi, "Daha da ilginç olan ise davaların normalde farklı bölge idare mahkemelerine düşmesi gerekirken hepsinin Gaziantep 3. Bölge İdare Mahkemesi toplanmış olmasıdır. Aynı mahkeme tarafından verilen kararlarla, üstelik Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı biçimde ve istinaf yolu kapatılarak aile hekimleri aleyhine bozma kararları verilmiştir" dedi. 'SİYASİ KARARLAR' "Bu kararlar hukuki olmaktan çok siyasi nitelik taşımaktadır" tespitinde bulunan Dr. Mehlepçi, sözlerine şöyle devam etti: "Bakanlığın yargıya yönelik tüm müdahalelerine rağmen, bu davaların sonunda AYM'den döneceği açıktır. Bizler, hukuk ve yasalar çerçevesinde hakkımızı aradığımız için haklı olduğumuzu biliyoruz. Sağlık Bakanlığı da bizim haklı olduğumuzu biliyor. Dahası, bizim bunu bildiğimizi de biliyor.” dedi.
@cagdasbayraktar@cumhuriyetgzt
184 tarafından 17 civarında arandım. Veri gönderimini kontrol ettiğimi diken üstünde olduğumuzu belirttim. Durumu ilettim Yazılıma dair numara paylaşıldı. Bayramdan sonra bu numarayı arayarak oraya da durumu ileteceğim. Güncel Durum aşağıdadır. 🙄
Neden eksik yetersiz bir SB AHBS programla çalışmamız isteniyor?
Zamanı gelmemiş izlem, aşıları gösteriyor.
Düzeltme ne zaman gelir?
Taleplerimize ne zaman cevap gelir?
@drmemisoglu@saglikbakanligi@saglik
@sagliklicozum@drmemisoglu@saglikbakanligi@saglik İlettim. Sorunları AHBS talep kısmı, DYS, CİMER üzerinden de ilettim. Umarım çözülür. Hastalar çok bekliyor. İşlemlerde hata oluşuyor. Kanser taraması için yolladığımız hastalar bize geri dönüyor.
Neden eksik yetersiz bir SB AHBS programla çalışmamız isteniyor?
Zamanı gelmemiş izlem, aşıları gösteriyor.
Düzeltme ne zaman gelir?
Taleplerimize ne zaman cevap gelir?
@drmemisoglu@saglikbakanligi@sagliklicozum
Sağlık bakanlığı, kamuya ihtiyaç olmasına rağmen sağlık meslek gruplarının atamasını yapmaz iken aile sağlığı merkezlerine kamuya ait binalara geçirmez iken (ki 1000 ASM hedefi öngörmüştü @saglikbakanligi )asm çalışanlarına kamu kadroları vermez iken ruhsatlı 65 yetim ilaçtan sadece birine erişilebilir iken ,kişi başına ilaç harcaması OECD ortalaması 570$ , bizde 131$ iken, kamunun bunca sorunu var iken elde edilen gelirin kamuya değil sağlık turizmine aktarılacak olmasına TBMM ‘de dile getiren Sayın vekilimiz Dr Aylin Yaman’a teşekkür ederiz. @aylinyaman_