çok güzel giden bir ilişkim vardı. bizi tanıyan herkes için örnek bir çifttik. hiçbir şeyden şüphelenmiyordum. son zamanlarda sevgilim eskisi gibi mesaj atıp aramıyordu. “kafası doludur” deyip üstüne gitmiyordum. ne zaman arasam meşguldü, mesajlara saatler sonra dönüyordu. ben yine de bahaneler buluyordum. bir gün ortak arkadaşımız “bilmen gereken bir şey var.” diye mesaj attı. anlattığı şeyleri duyunca ve attığı fotoğrafları görünce elim ayağım titredi.++
Bundan 7 ay önce kuzenime 80 bin TL borç verdim ve geri alamıyorum. Her sorduğumda Atm parayı yuttu, kimlik çipi bozuldu, ödeme ertelendi falan diye dalga geçer gibi farklı bir yalan söylüyor ve bu durum benim canımı çok sıkıyor. ++
Bir arkadaşım...
8 yıldır aynı iş yerinde çalışıyor.
Aylık 58.000 TL maaş alıyor.
Evli ve bir çocuğu var.
Artık işinden ayrılmak istiyor.
Ama kendi isteğiyle istifa ederse 8 yıllık kıdem tazminatını alamayacak.
Kalırsa tazminatını alma ihtimali var.
Ama her geçen gün de istemediği bir işte çalışmaya devam edecek.
Siz olsanız...
Tazminatı bekler miydiniz,
Yoksa bugün çıkıp huzurunuzu mu seçerdiniz?
Eski sevgilim ile ayrıldığımız gün bana sadece "Artık devam edemem, hakkını helal et." demişti. Ne kadar sorsam da sebebini söylemedi. Ben de beni sevmediğini sandım. Günlerce ağladım, onu suçladım, hatta benden başkası var diye düşündüm.
Meğer gerçek bambaşkaymış.
Geçen hafta, aylar sonra telefonuma ondan bir mesaj düştü.
"Bu mesaj sana ulaşır mı bilmiyorum. Ama gitmeden önce gerçeği bilmeni istedim. Biz ayrıldığımızda aslında hastaydım. Doktorlar bana ağır bir hastalığım olduğunu söylemişti. Seni o yükün içine çekmek istemedim. Her gün hastane odalarında beni izleyip üzülmeni istemedim. Bana acıyarak yanında kalmanı da istemedim. O yüzden senden nefret etmeni göze alıp ayrıldım."Mesajın devamını okurken ellerim titriyordu+++
20dklık SAÇ TRAŞI için 400 tl verdim
Sakal yok
Yıkama yok
Maske falan filan yok
hiçbir şey yok bu aq traşı nasıl 400 tl
Bi bana fazla gelmiyordur umarım bu, siz ne kadar veriyosunuz traşa?
İlk buluşmaydı.
Masaya oturduğu andan itibaren özgüven tavan.
Menüyü eline aldı, sanki restoranın sahibi.
“Şunu da deneyelim.”
“Bundan da söyleyelim.”
Başlangıç, ana yemek, tatlı… Neredeyse kahveye kadar plan yaptı.+++
Akşam yemek yiyorduk.
Eşim Instagram’da gezerken bir video açtı.
“Bak, adam her cuma iş çıkışı eşine çiçek alıyormuş.”
Cevap vermedim.
Daha sonra başka bir video gösterdi.
“Şuna bak, eşi doğum günü için sürpriz tatil ayarlamış.”
Sonra da,
“Bazı erkekler gerçekten ince düşünceli oluyor. dedi.
Ben de,
“Oturduğumuz evi ben aldım. Yıllardır tüm masraflarını ben karşılıyorum, evin bütün faturalarını ben ödüyorum, tatile ben götürüyorum. Annene aldığın doğum günü hediyelerini bile ben alıyorum.” dedim.
“E onlar zaten yapılması gereken şeyler.” dedi.
O an ne desem boştu. Çünkü mesele çiçek değildi.
++kitapçığı açtım ama kafamda soru yoktu. Sadece yalnızlığım yankılanıyordu. Ben bu aileye fazlalık mıyım? düşüncesinden soruları okuyamadım bile. Sınav bitti, çıktım. Herkes ailesine koşup sarılırken ben kalabalığa karışıp sahil kenarına yürüdüm. Bir banka oturdum, hüngür hüngür ağlamaya başladım.
Tam o sırada yanıma yaşlı bir simitçi amca yaklaştı. Yüzümdeki o çaresizliği görmüş olacak ki bir simit uzattı, gözünün yaşı denizden taşacak, ne oldu? Dedi . Sınavım kötü geçti, kimse de yok yanımda" diyebildim sadece. Amca cebinden mendil çıkardı, "Bak," dedi, "arkanda kimse yoksa, sırtını dayayacağın tek şey kendi omurgandır. Bugün düşersin ama yarın o omurgayla dimdik kalkarsın." O gün o simitçinin sözü içime bir kor gibi düştü.
Akşam eve döndüm. Düğün telaşı bitmiş, herkes yorgun argın oturuyordu. Ve biliyor musun? Kimse benim tüm gün evde olmadığımı, sınava gidip geldiğimi bile fark etmemişti. "Sınavın nasıl geçti?" diye soran tek bir kişi bile çıkmadı. O sene göz göre göre çöp oldu tabii, kazanamadım.Ama o sahildeki amcanın dediği gibi yaptım. Kendime dayandım. Ertesi yıl kimseye minnet etmeden, gecemi gündüzüme katıp tek başıma tekrar hazırlandım. Ve istediğim o bölümü kazandım.
Bana "Nasıl başardın?" diye sorduklarında, arkamdaki ailemi değil, o sınav sabahı tek başıma yürüdüğüm o yolları ve sahildeki o yalnızlığımı anlatıyorum. Çünkü beni ben yapan şey, o günkü kimsesizliğimdi.