@veryansintvcom İnsan dediğin onuruyla yaşar. Yoksa onur, ne duruşu olur ne bakışı.
Alır arkasına günün güçlüsünü, atar, tutar, asar, keser. Küçüktür çünkü. Fare kadar zerre yoktur değeri böylelerininin.
Yeni kitap 1 Temmuz'da:
-------------------------
Kalemin Namusu - 3
GEÇMİŞTEN GELECEĞE
MÜHÜRLENMİŞ ZAMAN
-------------------------
Otopsi y. Temmuz 2026
Mustafa Kemal'in Kudüs'te Siyonist-Yahudi gazeteci Itamar Ben-Avi'ye "Ben Sabetaycıyım," dediği; Yazı Devrimi düşüncesini Kudüs'te Siyonistlerden aldığı ve Yafa'da Siyonist-Yahudilerle futbol, hokey vs. oynadığı propagandasını çürüten İbranice belgeler:
https://t.co/jDky151GC7
"Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş, soğuk ve çok kabadır."
Fıkra için yaygara koparanlar, bu sözlerin sahibi olan Öcalan'a "kurucu önder" diyor.
Asıl fıkra bu.
"Atsızcı" olduğu halde Kemalist maskesi takan ve Türk düşmanlarının Atatürk dönemine ırkçı-soykırımcı iftirası atan yayınlarını alıp bunları "Atatürk Atsızcıydı-Atsız Atatürkçüydü" propagandasına kanıt olarak kullanan "dahili bedhahlar" var. Atatürk "bu gibilere lanet" demiştir.
Kılıçdaroğlu, "Mustafa Kemal Atatürk Samsun'a çıkarken boynunda idam fermanı vardı!" demiş!
Doğru değil! Doğrusu şu:
Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), saray hükümetinin (Damat Ferit Hükümetinin) kendisine verdigi 9. Ordu Müfettişliği göreviyle 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Resmi görevi Anadolu'da yer yer başlayan direnişleri önlemek, bunun için silahları toplamak, şuraların asker toplamasını engellemekti. Çünkü saray hükümeti, İngiliz merhametine sığınmıştı. Sadrazam Damat Ferit ve Padişah Vahdettin'in temel politikaları İngilizleri memnun etmekti.
Oysa Mustafa Kemal Paşa'nın
çok başka bir planı vardı. Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a çıkıp da "Ya istiklal ya ölüm" parolasıyla düşmana karşı direnişi örgütlemeye başlayınca önce İngilizlerin isteği ile İstanbul saray hükümeti tarafından İstanbul'a geri çağrıldı, geri dönmeyince bu sefer de 8 Temmuz 1919'da, Padişah Vahdettin tarafından görevden alındı. Bunun üzerine o da istifa edip sinei millete döndü.
Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıktıktan yaklaşık bir yıl sonra, 11 Mayıs 1920’de, sarayın düzmece mahkemesi Nemrut Mustafa Paşa Divanı, Mustafa Kemal Paşa ve bazı arkadaşlarını gıyaben idama mahkum etti. Bu idam kararını 24 Mayıs 1920'de Padişah Vahdettin onayladı. Belgesi ve ayrıntılar ekte! 👇
https://t.co/GMtfxi99Fd
🚩Yıllardır neden ekranlardan yasaklı olduğunu öğrendik.
TRT, Star, Kanal D dahil pek çok kanalda ABD li uzmanlar (CİA) var. Kimin ana akım medyadan yasaklanması gerekiyor onlar karar veriyor, dizilerin senaryosunu onlar onaylıyor. Ülkeyi onlar yönetiyor!
@antakyagazete Muktedirletimizde liyakat olmadığından, elimizdeki imkanları birer birer yok etmekte ve kazanımlar elde etmeden mevcut kozları hiç yere harcamakta çok mahirler!
Böylesi bir iktidardan memlekete fayda beklemek ahmaklıktır.
Utanç duyulası bir karar!
Milli Mücadelemize karaçalmayı meslek edinmiş alçak, namussuz, şerefsizlerce yayılan "9 Eylül 1922'de İzmir'e giren Türk ordusunun İzmir'i yaktığı ve İzmir'deki Ermeni ve Rumlara soykırım uyguladığı" yalanını çürüten belgeler:
1 https://t.co/UoNmtVnfzr
2 https://t.co/yYtzraj0Eg
@ArslanBulut9 Bu milli mücadeyi tekrar verecek irademiz de, gücümüz de, azmimiz de var. Yeterki aramızdaki soysuz ve vatansız parazitleri ayıklayabilelim.
KUTSAL DERS: 19 Mayıs, Kutlu Olsun! İzleyin!
"Millet yaşadıkça başarısızlık söz konusu olamaz!"
Gazi Paşa 1919'da Samsun'a çıktığında henüz 38 yaşındaydı.
Önünde ise iki büyük balyoz: Bizi yok etmek isteyen emperyalizm ve yutmak isteyen kapitalizm! Dahiliye Vekili Ali Kemal onun için "Derhal tutuklayıp gönderiniz!" emirleri yağdırırken; Erzurum ve Sivas kongrelerinde "Türk ırkı İngiliz mandasını kabul etmeli" diyen Batı aşıkları karşısına dikiliyordu.
O ise Anadolu'yu karış karış dolaşıyor; evlerde, okullarda, kahvelerde, kışlalarda insanlara umut ve güç veriyordu!
Mustafa Kemal, yurdun dört bir yanında kendiliğinden parlayan bu direniş örgütlerinin ortaya çıkışını beni gözyaşlarına boğan o tanımlamayla anlatmıştı:
Bu örgütlenme, “bir elektrik şebekesi gibi” devreye giren, “tarihin emri”ydi!
Kuvayı Milliyeci demek, ulusun kurtuluşu için kişisel hiçbir isteği olmayan insan demekti. Yani bugün ortada dolaşan bazı zevattan çok farklı bir insan örneği…
"Her şeye karşın başaramazsanız ne yapacaksınız?" diye soran General Harbord’a Mustafa Kemal’in verdiği o tarihi cevabı videomuzda dinleyin.
19 Mayıs hepimize kutlu bir ders olsun! Ne zaman sıkışsak bize fener olsun!
Banu Avar'la Yorum: "KUTSAL DERS: 19 MAYIS" yayını YouTube kanalımızda yayında!
Youtube : https://t.co/7nAiOTlKaH
#19Mayıs #MustafaKemalAtatürk #MilliMücadele #KuvayıMilliye #BanuAvar
Meraklısına:
Hüseyin Nihal Atsız'ın 19 Mayıs, Mustafa Kemal, Vahdettin, 40.000 altın ve Osmanoğulları konusunda yazdıkları: (Türk Ülküsü, 1. Basım, 1956)
Murat Bardakçı'nın "19 Mayıs Bir Devlet Operasyonu" kitabındaki eksikler, yanlışlar: Mustafa Kemal'i Anadolu'ya vatanı kurtarma göreviyle Vahdettin gönderdi iddiasını çürüten birincil kaynaklardan özgün belgeler. (19.05.2020, Kanal B, Gündem Özel)
https://t.co/g4ih9NFaGI
@CCC_no_comment@GsGazete Bırakın Okan Buruk'a çamur atmayı. Ya kaş yapayım derken göz çıkaranlardansınız ya da bir halttan anlamayan ama kendisini bir halt sananlardansınız. Biliyorsan söz söyle bilir sansınlar, bilmiyorsan sus, adam sansınlar. Sıktınız artık bilesiniz. Ar duyun biraz!