Türkiye’nin En Genç Kaymakamlarından Biriydi
Makam aracını değil, bir gazinin yarım kalan hayalini düşünmüştü.
Feyza Yılmaz, Adana’nın Feke ilçesine kaymakam olarak atandığında henüz 29 yaşındaydı. Belki bazıları, “Bu kadar genç yaşta bu görevi yapabilir mi?” diye düşünmüştü.
Ancak o, yalnızca evrak imzalayan ve törenlerde boy gösteren bir yönetici olmadı.
Feke’de yaşayan gazimiz Ahmet Gür, yıllar önce ilk maaşıyla büyük bir hevesle otomobil almıştı. Fakat “ilk göz ağrım” dediği aracını yalnızca bir kez kullanabildi.
Ardından görev için Kuzey Irak’a gitti. Meydana gelen patlamada iki gözünü de kaybetti.
Daha sonra ev yaptırırken maddi sıkıntıya düşünce çok sevdiği otomobilini satmak zorunda kaldı. Kimseye bir şey söylemedi; acısını içine attı.
Kaymakam Feyza Yılmaz, Ahmet Gür’ü hastanede ziyaret ettiği sırada bu otomobilin hikâyesini öğrendi. O an hiçbir şey söylemedi ama anlatılanları unutmadı.
Ahmet Gür, kontrol için Ankara GATA’ya gittiğinde telefonu çaldı. Arayan Kaymakam Feyza Yılmaz’dı.
Kaymakam, izini sürerek otomobili bulmuş, kendi imkânlarıyla satın almış ve Ahmet Gür’ün annesinin üzerine kaydettirmişti.
Bir gazinin yarım kalan hayalini, yıllar sonra yeniden gerçeğe dönüştürmüştü…
Ahmet Gür direksiyon başına geçemedi belki; ancak bir arkadaşı aracı kullanırken o da yan koltuğa oturdu. Teypte Ferdi Tayfur’un “Hatıran Yeter” şarkısı çalarken Feke Kaymakamlığının önüne geldiler.
Ahmet Gür’ün söylediği şu sözler ise herkesi derinden etkiledi:
“Gözlerim açılsa, inanın bu kadar sevinmezdim. Altı yıldır bana gazi olduğumu hissettiren ilk kişi o oldu.”
Kaymakam Feyza Yılmaz, daha sonra Bolu’nun Kıbrıscık ilçesine tayin oldu.
Giderken arkasında yalnızca güzel hatıralar değil, çok anlamlı bir mesaj bıraktı:
Devletin sadece soğuk bir mühürden ibaret olmadığını; gerektiğinde sıcacık bir vicdan olabileceğini gösterdi.
Bazı makamlarda yalnızca ceket iliklenir…
Bazı insanların ardından ise minnetle ve gözleri dolarak bakılır.
Osman ERENALP
Emekli Milli Eğitim Müfettişi Araştırmacı/Yazar
NİÇİN “DİYARBAKIRSPOR” DEĞİL DE AMEDSPOR ?!!!
“Diyarbekir” deniyordu önceden. Mardin, Nusaybin, Hasankeyf, Siirt ve Palu’ya kadar uzanan bölgenin adıydı o.
“Amed”, 1300 yıl önce Asur kaynaklarında şimdiki Sur içine verilen ad olarak kabul ediliyor.
“Kara Amid” de deniyor kullanılan siyah kesme taşlardan dolayı.
Asurlular Sami dili konuşan antik Mezopotamya (Akkad/Amori, Hurri/Urartu) kökenli yerli halk iken . Kürtlerin Asurlu Kara Amid ile ne alakası var?
Tarihsel olarak iki farklı halk.
“Amed” sahiplenmesi nereden geliyor o zaman?
Spor kulübüne ad yapmak değil mesele. “Kandil”, “İmralı” oyunu planlı işler onlar.
Tunceli’ye “Dersim”, Diyarbakır’a “Amed”, Güroymak’a ve “Norşin” denecek, birer tuğla daha düşürülecek Cumhuriyet duvarından. Öyle öyle “Türkiye” adına gelecek sıra.
“Atatürk” adı kadar sevmekteler çünkü “Türkiye” adını da. ...
Adım adım olacak bunlar, “alıştıra alıştıra”.
Olmaz” denilen nelerin olduğunu gördük şu son zamanda.
Siyasal İslamcılardan da tam destek var o konuda kendilerine!
Korkut Özal; “abisi Turgut Özal’ın “Anadolu Cumhuriyeti” gibi ad olabilir, dediğini anlatmıştı bir konuşmasında.
İçinde “Türk” geçiyor çünkü hazımsızlık ona, büyük karın ağrısı o. “Türk bayrağına”, “İstiklal marşına” gelecek sıra.
Ayrılacak, eyalet olacaklar, “Anadolu Birleşik Devletleri” olacağız o zaman da.
Kısa adı ile söylersek A.B.D. Küçük Amerika yani.
Amerika, İsrail, Batı fazlasıyla memnun olacaklardır bundan.
Menderes dememiş miydi; “Türkiye’yi küçük Amerika yapacağım” diye.
“Menderes’in, Özal’ın devamıyız” demiyor mu şimdikiler de, hepsi aynı yolda. ...
Sokulmadığı yer kalmadı siyasetin.
“Cami”, “kışla”, “okul”, “ eğitim” vs.
Neresi varsa girmemesi gereken.
Spor kısım yeterli değildi onun.
Futbol çok önemli o konuda.
Her hafta gerilim yaratacak gündemde tutacaklar kendilerini , “bindirilmiş kıtalar”, “yeni kurşun askerler” yaratacaklar onunla...
“Takım olmaktan çıktık. Milli kimliği temsil eden, milli takım olduk” demiş kulüp başkanları şimdiden. Ziya Gökalp’in kurduğu kırmızı beyaz “Melik Ahmet Turan Spor” kulübünü bölücü terör örgütünün şehre vermek istediği ada uygun, maşası yaptılar siyasetin.
Gizli açık tüm hesaplara karşı yıkılmayacaktır Cumhuriyetin duvarı ama.
"Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıyız".
Galip gelecektir sağduyu niyetini kimin maşası olduğunu ortaya koyacaktır başka ad diyen. Babadan dededen gördüğümüz gibi devam edeceğiz biz Diyarbakır demeye…
Yugoslavya'yı düşünün, bir futbol maçında çıkan kavga sonrası ic savas çıkartıldı ve yuzbinlerce kadın çocuk ihtiyar öldürüldü. Sonra ABD mudaha etti ve ülke 8 küçük parçaya şehir devletine bölünüp tarih sahnesinden silindi koca Yugoslavya.
Aynı senaryo Amedspor üzerinden denenecektir.
Amedsporun ligden ihracı ya da isminin Diyarbakır olarak değiştirilmesi şarttır. Bu yapılmazsa olacaklardan kimler sorumlu olacaktır belli ama ne fayda...
Bahar rüzgârı essin ülkemizde hep.
Kutlu olsun Hıdırellez bayramınız.
Osman ERENALP
6 Mayıs 2026 Ankara
Tera bu kadar lotu ne yapacak ? Yeni bir Gıda’da takasın %99’luk kısmını toplayarak, bireysele yalnızca %1’lik lot bıraktı, kurumun bu hissede defter değeri olarak belirlenen hedefi 10x, çoktan hikayelendirildi, kısada kilit gidecek kimse kaçırmasın trenin arkasından izlemeyelim.
Hürmüz boğazı Amerika'yı bitirebilir.
500 yıllık imparatorluk tarihini inceleyen. Milyarlarca doları yöneten Ray Dalio bugün bir makale yayınladı.
İçindeki tek bir cümle her şeyi açıklıyor.
"Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü kaybetmek Amerika için 1956'da Süveyş Kanalı'nın İngiltere için olduğu şey olabilir."
Bu cümleyi anlamadan önce size 1956'yı anlatmam lazım.
Çünkü 1956'da ne olduysa şimdi aynısı olabilir.
1956: İngiltere'nin sonu
İngiltere 200 yıl boyunca dünyanın süper gücüydü. Sterlin dünya parasıydı. Donanması okyanusları kontrol ediyordu.
Gücünün en kritik noktası: Süveyş Kanalı.
Dünya ticaretinin büyük bölümü bu kanaldan geçiyordu. Kim kanalı kontrol ederse dünya ticaretini kontrol ederdi.
1956'da Mısır kanalı millileştirdi. "Artık bizim" dedi.
İngiltere tehdit etti. "Açın yoksa geliriz" dedi.
Mısır açmadı.
İngiltere, Fransa ve İsrail ile birlikte saldırdı.
Ama bir şey oldu. Amerika "dur" dedi. Sovyetler "dur" dedi. BM "dur" dedi.
İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı.
Ve o gün dünya bir şeyi gördü.
İngiltere artık dünyanın süper gücü değil.
Ne oldu sonra?
Sterline güven çöktü. Müttefikler uzaklaştı. Sömürge devletler bağımsızlık ilan etmeye başladı. Sermaye İngiltere'den kaçtı. 20 yıl içinde İngiltere sıradan bir ülkeye dönüştü.
200 yıllık imparatorluk tek bir kanal yüzünden bitti.
Tek bir kanal değil aslında. Tek bir algı yüzünden bitti.
"Bu ülke artık güçlü değil."
Bu algı oluştuğu an para kaçar. Müttefikler döner. Sistem çöker.
Ray Dalio diyor ki: Şimdi aynı şey Amerika'nın başına gelebilir.
Hürmüz boğazı neden bu kadar kritik ?
Dünya petrol arzının %20'si bu boğazdan geçiyor.
Suudi Arabistan'ın petrolü buradan çıkıyor. BAE'nin petrolü buradan çıkıyor. Kuveyt'in petrolü buradan çıkıyor. Irak'ın petrolü buradan çıkıyor.
Boğaz kapanırsa ne olur?
Petrol fiyatları yükselir. Dünya ekonomisi durur. Körfez ülkeleri ihracat yapamaz. Avrupa enerji krizi yaşar. Asya'nın fabrikaları durur.
Şöyle düşünün.
Bir otoyolun tek tüneli var. Tüm kamyonlar bu tünelden geçiyor. Gıda, yakıt, hammadde. Her şey bu tünelden.
Birisi tünelin girişine oturdu. "Ben izin vermeden kimse geçemez" diyor.
İşte İran şu an bunu yapıyor.
Ve Dalio diyor ki: Amerika bu tüneli açamazsa her şey değişir.
Dalio'nun tarihsel formülü
Dalio 500 yıllık tarihi incelemiş. Her büyük imparatorlukların yükseliş ve çöküşünü araştırmış. Ve bir kalıp bulmuş.
Kalıp şu: Her zaman aynı şekilde bitiyor.
Bir süper güç var. Dünyanın parasını kontrol ediyor. Deniz yollarını kontrol ediyor. Herkes ona güveniyor.
Sonra daha küçük bir güç kritik bir ticaret yolunda meydan okuyor.
Süper güç tehdit ediyor. "Aç yoksa gelirim" diyor.
Ve tüm dünya izliyor.
Eğer süper güç o yolu açarsa güç teyit edilir. Herkes güvenmeye devam eder. Para akmaya devam eder. Sistem sürer.
Eğer süper güç o yolu açamazsa her şey tersine döner.
Güven çöker. Müttefikler kaçar. Para kaçar. Borç krizi başlar. İmparatorluk biter.
Portekiz böyle bitti. Hollanda böyle bitti. İngiltere böyle bitti.
Dalio'nun sözleriyle: "Süper güçler aşırı borçluyken askeri ve finansal kontrolünü kaybettiğini gösterdiğinde müttefiklerin ve alacaklıların güvenini kaybetmesini, rezerv para birimi statüsünü kaybetmesini, para biriminin özellikle altına karşı zayıflamasını izleyin"
Bu cümleyi bir daha okuyun.
Şimdi Amerika'ya bakın.
Amerika'nın durumu
Borç: 38 trilyon dolar.
Faiz ödemesi: Yılda 1 trilyon dolardan fazla. Toplanan her 4 dolar vergiden 1'i faize gidiyor.
Vietnam'da kaybetti. Afganistan'dan çekildi. Irak'ta 20 yıl harcadı, kaos bıraktı. Dünya artık Amerika'nın güçlü olmadığını düşünüyor.
Ve şimdi İran ile savaşıyor.
Trump ne dedi?
"Mayınlar koyarlarsa ve hemen kaldırılmazsa askeri sonuçları daha önce görülmemiş seviyede olacak."
Dalio ne diyor?
"Diğer ülkelerdeki üst düzey politikacıların özel sohbetlerde şunu söylediğini sık sık duyuyorum: 'Trump iyi konuşuyor ama işler zorlaşınca savaşıp kazanabilir mi?'"
İşte kritik nokta
Dalio'nun en önemli tespiti şu:
Savaşta acıya dayanma kapasiten acı verme kapasitenden daha önemlidir.
İranlılar ne yapıyor?
Savaşı uzatmaya çalışıyor. Yavaş yavaş yoğunlaştırıyor. Çünkü herkes biliyor ki Amerikan halkının ve Amerikan liderlerinin acıya ve uzayan savaşlara dayanma kapasitesi çok sınırlı.
İran'ın planı basit: Savaşı yeterince acılı ve yeterince uzun yap. Amerikalılar savaşı bırakacak.
Vietnam'da olan bu. Afganistan'da olan bu.
İranlılar için bu savaş varoluşsal. İntikam meselesi. Onur meselesi. Hayattan daha önemli bir şey için savaşıyorlar.
Amerikalılar ne için endişeleniyor? Benzin fiyatları. Ara seçimler.
Bu asimetri Dalio'yu korkutuyor.
Anlaşma mümkün mü?
Dalio'nun cevabı net: Hayır.
"Herkes biliyor ki hiçbir anlaşma bu savaşı çözmeyecek."
Ne olursa olsun, ister Hürmüz İran'ın elinde kalsın ister kontrolü alınsın, önümüzdeki dönem çatışmanın en kötü aşaması olacak.
İran'ın sözleri: "Bölgedeki ABD'ye ait olan veya ABD ile işbirliği yapan tüm petrol, ekonomik ve enerji tesisleri derhal yok edilecek ve küle dönüştürülecek."
Bu son savaş yaklaşıyor.
Ve Dalio diyor ki bu savaşın sonucu tarihi yeniden şekillendirecek. Bu savaşın etkileri sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacak.
Ticaret akışları değişecek. Sermaye akışları değişecek. Çin, Rusya, Kuzey Kore, Avrupa, Hindistan, Japonya. Hepsi etkilenecek.
Eğer Amerika kazanırsa:
Dolara güven artar. Tahvillere talep artar. Müttefikler yakınlaşır. Trump'ın gücü teyit edilir. Amerikan hegemonyası devam eder.
Eğer Amerika kaybederse:
Dolar çöker. Tahviller satılır. Altın fırlar. Müttefikler uzaklaşır. BRICS güçlenir. Çin'in yükselişi hızlanır.
Dalio'nun 500 yıllık tarihten çıkardığı ders:
Para ve güç her zaman kazanana akar. Kaybedenden kaçar.
SONUÇ
Ray Dalio açıkça söylüyor:
Hürmüz Boğazı Amerika için son sınav.
Kazanırsa hegemonya devam eder. Trump'ın gücü katlanır. Dolar güçlenir.
Kaybederse 1956 İngiltere senaryosu başlar. Dolar çöker. Altın fırlar. Müttefikler dağılır. Amerikan çağı biter.
500 yıllık tarih aynı şeyi söylüyor. İmparatorluklar kritik ticaret yollarını kaybettiğinde biter.
Portekiz bitti. Hollanda bitti. İngiltere bitti.
Sıra Amerika'da mı?
Cevap Hürmüz'de.
Sen ne düşünüyorsun?
#Thyao Ortamın gerginliğini bir yana alırsak, verilerde gelişme dikkat çekiyor.Özellikle operasyonel karlılığın 158.2 Mia TL seviyesine çıkması ve geçen yılında üzerine çıkması önemli bulunuyor.Bunu yaparken marjlarını ise stabil tutuyor.
Ayrıca bilanço tarafında varlık büyümesi agresif devam ediyor.Haliyle bunların hepsi rasyolara yansayarak verileri ortalama altına getiriyor, üzerine fiyatın da yukarı ivme yapamıyor olması çarpanların aşağıda kalmasının bir diğer nedeni olarak yansıyor.
✅ #UCAYM sabah yazdım, tekrar yazayım👇👇
✅Dostlar lotların %70'i bireysel yatırımcılarda yani bizlerde olmasına rağmen bugün seansın ilk gününde satanların çoğu maalesef bireysel yatırımcı!!
✅Fon kullanım yerleri👇
%40–50’si GES kurulumu
%30–40’ı sürdürülebilirlik yatırımları, %10–15’i yeni şube açılışları,
%5–10’u şarj istasyonu ağı
Şirket büyüme odaklı fon kullanım alanı oluşturmuş. Uzun vade tutarım portföyde.
✅Dağıtım Oranları 👇
%70 Yurt içi bireysel:42 milyon lot
%10 Yüksek başvuru:6 milyon lot
%20 yurt içi kurumsal: 12 milyon lot
✅Önemli Taahhütler👇
Fiyat istikrarı tarafında 30 gün planlama var ve halka arz edenlerin brüt gelirinin %50’si bu amaçla ayrılmış.
✅Satmak için acele etmeyin lütfen 🙏
✅Sizden ricam lütfen bu postu paylaşıp herkesin okumasını sağlayıp,en azından bu arzda bir farkındalık yaratalım..
#halkaarz #meysu #arfye #frmpl #zgyo
🟡🔵 Fenerbahçe 🆚 Galatasaray 🔴🟡
📅 1 Aralık 2025
⏰ 20:00
📍 Chobani Stadyumu
2 adet bilet mevcuttur
Hep borsa değil tweeti rtleyip beğeni yapana bizden hediye edelim çekiliş ile
İstanbulda olamayacağım..
#FenerinMaçıVar#Fenerbahçe#bilet#biletdevir