İmam Gazâlî der ki:
Ailesinin geçimini sağlamakla yükümlü olan kimsenin, onların maişetini riske atarak vaktini ibadetle geçirmesi doğru değildir. Böyle bir kimse için asıl “vird”, çalışma vaktinde çarşıda bulunmak ve helal kazanç (kesb) peşinde olmaktır.
Kişi, geçimi için yeterli olanı kazandıktan sonra ise evrâdına döner. Ancak çalışmaya devam edip ihtiyacından fazlasını tasadduk ederse, bu durum birçok nafile ibadetten daha faziletli hale gelir.
Çünkü geçişli ibadetlerin (el-ibâdât el-müteaddiyye) faydası, geçişsiz ibadetlerin (el-ibâdât el-lâzime) faydasından daha büyüktür.
Sadaka vermek ve bu niyetle kazanç elde etmek, yalnızca kişiyi Allah’a yaklaştırmakla kalmaz; aynı zamanda başkalarına da fayda sağlar. Bu da Müslümanların duasını celbeder ve ecirlerin katlanmasına vesile olur.
Kısa Not:
Geçişli ibadet (müteaddî), faydası başkalarına ulaşan amellerdir (sadaka, yardım, aile nafakası gibi).
Geçişsiz ibadet (lâzım) ise faydası daha çok kişinin kendisiyle sınırlı olan ibadetlerdir (nafile namaz, zikir gibi).
Gazali, başkasına dokunan hayrın, sadece kişiye kalan nafile hayırdan daha üstün olduğunu vurgulamaktadır.
Vesselam
Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:
Dört (4) tane öz vardır:
1-İlaçların özü, az yemektir.
2-Edeplerin özü, az konuşmaktır.
3-İbadetlerin özü, az günah işlemektir.
4-Arzuların özü, sabırdır.
Dört (4) şeyin kıymetini en iyi dört (4)kimse bilir:
1-Gençliğin kıymetini ancak yaşlılar bilir.
2-Afiyetin kıymetini ancak bela ehli bilir.
3-Sıhhatin kıymetini ancak hastalar bilir.
4-Hayatın kıymetini ancak ölüler bilir.
Kim dört (4) şeyi yaparsa, dört (4) şeyden mahrum olmaz:
1-Şükreden, nimetin artışından mahrum olmaz.
2-Tevbe eden, kabul olunmasından mahrum olmaz.
3-İstihare eden, hayırdan mahrum olmaz.
4-İstişare eden, doğruluktan mahrum olmaz.
Dört (4) şey, dört (4) şeyle bilinir:
1-Saliha kadın, kocasının fakirliği anında���
2-Gerçek dost, sıkıntı anında…
3-Kâmil mümin, bela ve musibet anında…
4-Hakiki cömert, ihtiyaç anında bilinir.
Dört (4) kimse de Allah’ın salih kullarındandır:
1-Tövbe eden kişiyi gördüğü zaman sevinen,
2-Günahkârların affı için Rabb’ine yalvaran,
3-Din kardeşine gıyabında dua eden,
4-Kendinden daha muhtaç kişiye yardım ve hizmette bulunan…
Adamın biri Hz. Ali’ye (r.a):
“Ey mü’minlerin emiri bize dünyayı anlatır mısın?" der.
Hz. Ali: "Cevabım uzun mu olsun yoksa kısa mı olsun?" diye sorar.
Adam: "Kısa olsun" deyince,
Hz. Ali şöyle cevap verir:
"Dünyanın helali hesap, haramı azaptır."
İmam Gazali, birgün buğday tarlasından geçerken kafasına bir soru takılır;
“Ey Rabbim!
Bu buğdayları yiyelim diye yarattın da, acaba üstlerindeki kılçıklarını neden yarattın?
Sonra bir anda sürülerce kuşlar yeşil olgun buğdayları yemeye geldiler fakat buğdayların üzerindeki kılçıklar bir jandarma, bir asker gibi buğdayları bekliyor, kuşların almasına izin vermiyordu.
Ne zaman buğday almak isteseler kuşların yüzlerine batıyor kuşlar buğday alamıyorlardı.
Demek ki; bu kılçıklar buğdayı beklemek için yaratılmış boşuna yaratılmamış dedim.
Sonra;
“Ey insan!
Buğday başağı üzerindeki bir kılçık bile boşuna yaratılmayıp, tüm nimetler senin için yaratılmışken, sen nasıl başıboş, boşuna yaratılmış olabilirsin?"
Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O’dur.
(Furkan suresi - 53. Ayet)
İnsanı tanıtan tek bir cümle olsaydı, bu ayet yeterdi...
وَلَوْ اَلْقُى مَعَاذِيرَةً
"Ne kadar mazeret üretirse üretsin, insan kendini çok iyi bilir..."
(Kıyamet/14-15)
Abdullah bin Vehb demiş ki:
"Bir görüşü, kalbe doğduktan sonra üç gün boyunca inceleyin, yorumlar yapın ve çeşitli ihtimalleri dikkate alın!
Böyle yapılırsa, görüşün doğruluğu veya yanlışlığı, halisliği veya eyyamcılığı ortaya çıkar."
Nehcü's - Sülûk fî Siyaseti'l – Mülûk
İmam Gazzali'nin ilim talebesine ilk tavsiyesi: "Gücün yettiği kadar hiç kimseyle hiçbir mesele hakkında tartışma çünkü bunda birçok zararlar vardır, bunun günahı faydasından büyüktür. Çünkü riya, haset, kibir, kin, düşmanlık ve övünme gibi her türlü kötü huyun kaynağı budur."