Otuz yaş altı nüfusun mutluluğunda dünya bir yanda, Türkiye öteki yanda.
Yok artık.
Biz ne vakit böyle olduk?
Şekil 3 - Dünya Mutluluk Endeksi 30 yaş altı puanları ve NEET oranları, OECD ülkeleri, 2021-2023 ortalama
Perakende cirosuna karşılık satış hacmi
O kırmızı çubuk var ya;
Hah, işte onlar bize yansıyan fiyatlar
Mavi çubuk ne?
Satın aldığımız miktar
2010dan beri satış endeksi 3.5 kat artarken
Ciro endeksi 55 kat arttı
Ekonomi yönetimini rasyonelleştireceği iddiasıyla göreve getirilen Mehmet Şimşek’in esas amacının, rejimin siyasal istikrarını sağlayacak asgari iktisadi koşulları oluşturmak olduğu artık daha net anlaşılmalı. Bu çerçevede, mevcut iktidar blokunda yer alan hiçbir aktörün rejimin sürdürülebilirliğini sağlama dışında bağımsız bir rolü olduğunu düşünmek yanıltıcı olur. Madem 19 Mart sonrası yaşanan sermaye kaçışı birkaç gün içinde durduruldu, o halde neden faiz artışı tercih edildi?
🔴 Kartalkaya faciasında eşini ve iki çocuğunu kaybeden Duygu Can: Biri yanıma yaklaştı, "Vali Bey üzülüyor, burada ağlama" dedi bana. Ben ömrümü adadığım evlatlarımı kaybederken, acım bile rahatsızlık sayıldı, gözyaşlarım bastırılmak istendi. O an anladım, biz orada yalnızdık.
Benim kırmızı çizgim, 14 yaşında kolunu makineye kaptırıp ölen çocuktur. Yerde 10 kişinin tekmelediği kız üniversite öğrencisidir. Otelde yanan ailelerdir. Yemek kartında para kalmadığı için intihar eden kızdır. Kanser hastasının eline tutuşturulan 100 liradır. Depremde ölmüş kızının elini tutan babadır. Soma'da tekmelenen madenci yakınıdır.
🔥❓Bolu yangınında tahliyelere ilişkin çarpıcı tespit:
❗️‘Kimliği belli olmayan ayrıcalıklı misafirlere odaklanıldı'
❗️'Plakası tespit edilemeyen siyah binek araç ile bazı kişilerin öncelikli olarak kurtarılmak istendiği görüldü'
Mahir Polat'ın tahliyesi ve ev hapsi bir lütuf değil, mücadelenin sonucu.
Tıpkı diğer arkadaşların tahliyesinin lütuf olmadığı gibi. Merhamet değil adalet istiyoruz ve alacağız.
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının hukukla bir ilgisi yok. Zaten bunu herkes biliyor.
Tutuklamanın asıl nedeni, İmamoğlu’nun giderek büyüyen ve bu rejimi sarsmaya başlayan tabandan yayılan bir toplumsal dalgayı sürükleyebilme gücünün ortaya çıkmasıdır.
Belli ki dalga çığa dönüşmeden bastırmak istediler. Bu operasyon için uluslararası ortamın da müsait olduğunu düşündüler. (Bahçeli açılımı da bu bağlamda değerlendirilmeli).
Amaç, mahpus hâline getirilen İmamoğlu ve ekibinin bir şekilde gücünü yitirmesi, zamanla unutulması ve bu yükselen dalganın sönümlenmesi ya da en azından kontrol altına alınmasıydı. (Dalga daha çok büyüyor, ama konumuz o değil)
İmamoğlu’nun tutuklanmasını nasıl açıklıyorlar. Hukuk zeminine kimse inanmıyor. Açık açık “Korktuk, panikledik, büyümeden bastıralım dedik” diyecek halleri de yok.
Bunun yerine bazı “ideologlar” devreye girerek bir anlatı geliştiriyorlar: “Efendim, 15 Temmuz’da yeni bir nizam kuruldu, bir devrim oldu. İmamoğlu’nu içeri atan irade bu Anadolu ihtilalinin ta kendisidir. Halkın muhalefete desteği geçici, anlık bir tepkiden ibaret. Asıl olan, Türkiye’yi yöneten ittifakın tarihsel koşulları değiştirmesi ve yeni bir düzen kurmasıdır. Siz hâlâ eski Türkiye’ye de yaşadığınızı sanıyorsunuz, yeni Türkiye’yi anlayamıyorsunuz, vesaire vesaire…”
Evet, yeni bir “düzen” kurma hayali içinde oldukları apaçık. Bunu biraz aklı ve gözü olan herkes anlıyor ve görüyor. “15 Temmuz rejimi” ifadesini kullanan ilk kişilerden biriyim muhtemelen. 15 Temmuz’un, bu yeni nizamın devrim günü olarak görüldüğünü defalarca yazdım. Başkaları da yazdı.
Mesele şu: Kurulmak istenen bu nizam, bir şeye benzemiyor. Olsa olsa eski nizamın molozları üzerine, el yordamıyla inşa edilmiş bir gecekonduyu andırıyor. Yeni bir siyayasal ve toplumsal nizam kurmak öyle kolay değil. Tarihsel bir birikim, gelecek tahayyülü, kurumsal ve ahlaki zemin aynı zamanda savaş gibi dönüştürücü bağlamı olmadan o iş olmaz. Halkın desteği ve rızası ya da büyük bir başarı almadan olacak bir şey hiç değil. Hele başarısızlık ile yeni nizam hiç kurulmaz.
Türkiye bugün şu durumda: Evet, eski düzenin kolonları yıkıldı. Eski Türkiye kısmen çöktü. Çöken yerler moloz halinde. O molozlar üzerine derme çarpma bir rejim kuruldu. Nizam değil, nizamlaşamayan, geçicilik halinden kurtulamayan, toplumsallaşamayan, istikrarlaşamayan bir rejim.
Yeni nizam safsatası Ekrem Bey’in deyimiyle bu “bir avuç insanın” ülkeye tahakküm etme girişiminden ibaret. “Yeni nizam” ancak o “ideologların” kapasitesi, bilgisi ve hayal gücü kadar derin ve kalıcı olabilir.
Türkiye sabahını bekliyor.
Sayın adalet bakanı @yilmaztunc ben size tek şey sormak istiyorum; Mahir Polat sizin kardeşiniz olsaydı bir hücrede gece yarısı tansiyonu 24 (ölüm riski) olsaydı ve bu risk sürekli tepenizde dursaydı. Hücreden infaz memurlarını çağırması revirde 1 saat bekleyip, üstüne 1 saat kapalı araçla hastaneye gönderilseydi. Allah korusun bu süre içinde geri dönülemez bir noktadan şans eseri dönseydi yine aynı cümleleri yazabilir miydiniz?
Benim kardeşim hükümlü değil tutukludur, insani olarak başka adli kontrol süreçleri altında yargılanması mümkün iken bu insani adımı neden @mhrpolat dam esirgiyorsunuz? #MahirPolatıSerbestBırakın
The combined net worth of the wealthiest 0.1% has grown by $4.4 trillion in the past two years—more than the combined net worth of the bottom 50%, per Redfin.
Durumun vehametini şöyle anlatabilirim, hukukun üstünlüğü açısından Fransız Devrimi'nden itibaren Türkiye en kötü günlerini yaşıyor.
III. Selim zamanında 0,23 olan hukukun üstünlüğü puanımız Erdoğan döneminde 0.18 oldu.
Yani III. Selim'den itibaren bu topraklarda yaşayan kimse bu kadar hukukun yok edildiği bir dönem görmedi.
Turkey is nearing a point of no return. Only last week, its government was still what political scientists call a competitive authoritarian regime. Now it is close to naked autocracy https://t.co/OcWvqGZJuU