İlber Ortaylı'nın şubat ayında kaleme aldığı yazısından bir kesit:
"Pazar gecesi fenalaştım. Hasta bakıcı Sevim Hanım, Dr. Şevval Kanlı, hemşirelerden Tuğba ve Çağla hepsi birden seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim: Paşam, dört Türk kadını, ihtiyar moruk profesörü kurtardılar. İnkılaplar hedefine varmıştır."
Barış Pehlivan:
"2022'de açıklanan rakama göre, son 10 yılda 300 atanamayan öğretmen intihar etti.
Bu insanlar gerçek mezundu. Bu adamlar, o sahte diplomayla onların yerine oturdular."
“insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler. şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız. yalnız.”
• satranç | stefan zweig
Oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu’nu da bu paylaşımı nedeniyle gözaltına almışlar. Bakın burada sadece temel hak ve özgürlüklerden, Anayasa’dan bahsedilmiş.
Görüşlerini hukuk çerçevesinde temellendiren, dile getiren insanları dahi gözaltına alıyorlar. Korkunç bir distopya.
Yaşanan garabetleri hukuki olarak değerlendirmek yersiz gelebilir ancak belirtmekte fayda var:
Davetle gelip ifade verebilecek kişileri sabahın köründe evinden almak hukuka aykırıdır.
Birçok görevli ve belediye ile ilgili yolsuzluk iddiaları olabilir. Hukuk sadece muhalif belediyelere ve personeline işletiliyorsa bu durum hukukun araçsallaştırılması, siyasi emellere alet edilmesi anlamına gelmektedir.
Soruşturma aşamasında gizli kalması gereken, suçla itham edilen kişilerle dahi paylaşılmayan bilgi ve belgelerin medyaya servis edilmesi hukukun ağır bir şekilde ihlalidir.
Herhangi bir özel sebep ve yer belirlemeksizin illerin tamamında Valiliklerin "her türlü" toplantı, gösteri ve basın açıklamasını genel olarak yasaklama gibi bir yetkileri bulunmamaktadır.
Bant daraltması şeklinde uygulanan sınırlamaların kanuni bir dayanağı bulunmayıp bu uygulamalar yine hukuka aykırıdır.