Kapsamında şartlı salıvermenin de olduğu bir süreç yürürken hala Batı’nın mahkemelerinden medet ummak akıl karı olmadığı gibi sürece de saygısızlık.
Şartla salıvermede bir genişleme olacaksa bu AİHM istediği için değil Türkiye’deki koşullar uygun hale geldiği için olacak.
Yahu o AİHM dediğiniz yıllardır bi süre şey istedi. Oldu mu? AİHM’in uluslararası sözleşmeleri Türkiye karşıtı siyasetine alet ederek Türkiye`yi köşeye sıkıştırma girişimleri hiç sonuç verdi mi?
Aksine ters teper. Bir ihtimal DEM yönetiminin istediği de budur. Türkiye egemenlik hakkının bir fonksiyonu olan yargısının bağımsızlık ve millilik özelliğinin aşındırılmasını, yargı yetkisinin gaspını kabul etmez.
Son olarak AİHM’e gelirsek;
Türkiye`nin Ceza ve Hukuk Muhakemeleri Kanunlarındaki hükümler nettir: AİHM kararı ile bir ihlal tespit edilirse ve talep olursa mahkemeler yargılamayı yeniden yapar. Ya önceki kararını onaylar ya da kısmen veya tamamen yeni bir hüküm verir.
Yani uluslararası sözleşmelerin hükümleri ve uluslararası yargı makamlarının kararları talidir aslolan ulusal yargı ve yetkilerdir.
AİHM’in uluslararası sözleşmeleri Türkiye karşıtı siyasetine alet ederek Türkiye`yi köşeye sıkıştırma girişimleri bugüne kadar hiç sonuç verdi mi?
Bundan sonra da vermez.
Türkiye egemenlik hakkının bir fonksiyonu olan yargısının bağımsızlık ve millilik özelliğinin aşındırılmasını, yargı yetkisinin gaspını kabul etmez.
Türkiye`nin Ceza ve Hukuk Muhakemeleri Kanunlarındaki hükümler nettir: AİHM kararı ile bir ihlal tespit edilirse ve talep olursa mahkemeler yargılamayı yeniden yapar. Ya önceki kararını onaylar ya da kısmen veya tamamen yeni bir hüküm verir.
Yani uluslararası sözleşmelerin hükümleri ve uluslararası yargı makamlarının kararları talidir aslolan ise ulusal yargı ve yetkilerdir.
İşimize bakalım.
KISACA:
1)Milli yargı bağımsızdır
2)Aihm ilk derece mahkeme değildir
3)Aihm hiyerarşik bir üst mahkeme değildir
4)Aihm kararları hiçbir aşamada esastan kesin bağlayıcı değildir
5)İhlal kararlarına uyup uymama milli yargının yetkisindedir
6)Hiçbir uluslararası mahkeme milli yargıya talimat veremez
SON :
Osman Kavala, Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmıştır. Verilen mahkûmiyet kararı istinaf ve temyiz denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Kalkınma Elçilerimiz #Kolombiya’da! 🇨🇴🇹🇷
#TİKA’mızın faaliyetlerini yerinde gözlemleme fırsatı bulan Kalkınma Elçilerimiz, deprem döneminde Türkiye’nin Kolombiya’ya uzattığı yardım elinin izlerini de yerinde gördü.
Aradan geçen zamana rağmen o günlere dair en güçlü hatıralardan biri, binlerce kilometrelik mesafeye rağmen Türkiye’nin yardımının ne kadar hızlı ulaştığıydı:
💬❝Türkiye ile Kolombiya arasında binlerce kilometre mesafe var ama buna rağmen yardım çok hızlı geldi.❞
AİHM DE, AMOR DA HADDİNİ BİLSİN!
Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin siyasi proje olarak verdiği bir karar üzerine aralarında Avrupa Parlamentosu ‘Türkiye Karşıtlığı Sorumlusu’ Amor’un da bulunduğu bazı hadsizler Türkiye’ye dil uzatmaya başladı.
Öncelikle belirtelim ki milli yargı bağımsızlığı ülke içinde yasama, yürütme erkleri ve çeşitli güç odakları karşısında bağımsızlık olduğu gibi aynı zamanda ülke dışındaki kuvvetlere ve mercilere karşı da bağımsızlık demektir. Uluslararası sözleşmeler ve merciler ulusal yargının bağımsızlığını ve asli olma özelliğini ortadan kaldıracak yahut ulusal yargıyı zaafa uğratacak şekilde konumlandırılamaz ve böyle yorumlanamaz. Önemle vurgulanmalıdır ki; asıl olan ulusal yetkilerdir, uluslararası düzenlemeler ve kararlar talidir.
AİHM bir derece mahkemesi olmadığı gibi hiçbir surette hiyerarşik üst yargı merci de değildir. Bu nedenle AİHM denetimi hiyerarşik bir denetim değildir. AİHM kararlarının hiyerarşik yargı mercilerinin kararları gibi sonuç doğurması da beklenemez. Bunu bekleyenler ancak sömürge zihniyetiyle hareket edenler olabilir.
AİHM kararlarında esastan kesin bağlayıcılık hiçbir aşamada yoktur. AİHM kararlarının usulden mahkemeleri bağlayıcılığı ihlal tespit edilen dosyanın ihlalle ilgili konuyla sınırlı olarak mahkemesi tarafından yeniden ele alınması zorunluluğudur. Pozitif hukukumuzda CMK m.311 ve HMK m.375’te de açıkça görüldüğü üzere AİHM’in kesinleşmiş nihai mahkeme kararları için verdiği ihlal kararlarının ilgili mahkeme kararları üzerinde doğrudan etki etme gücü yoktur. Talep halinde devreye giren yargılamanın iadesi yoluyla mahkemeler yeniden yargılama yaptıklarında da kesin bağlayıcı bir hukuki sonuç doğmaz. Mahkemeler AİHM kararının esasını değerlendirip eski kanaatine uygun olarak önceki kararlarını uygun bulabilecekleri gibi, ihlal kararını dikkate alıp kısmen ya da tamamen yeni bir hüküm de tesis edebilirler.
Bu bağlamda; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46ncı maddesinin AİHM kararlarının esastan kesin bağlayıcı olduğu şekilde yorumlanması ulusal yargı bağımsızlığını ve milli yargının asli olması ilkesini tanımamak anlamına gelir. Bunu tanımayanları biz de tanımayız. İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi ilgili milli mahkemelere aittir.
Hiçbir uluslararası mercinin milli yargımıza talimat verme hadsizliği kabul edilmez. Sürekli yargı bağımsızlığını öne sürerek istismar siyaseti yapanlar milli yargının bağımsızlığına saygı duymak zorundadır.
Bu vesiliyle Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un küstah ve asılsız açıklamalarını şiddetle kınıyoruz. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanına dil uzatamaz. Öte yandan Türk yargısının bağımsızlığına laf söylemek kimsenin haddi ve vazifesi değildir. AİHM Kararlarına ilişkin Batının yanlı ve iki yüzlü uygulamaları da herkesin malumudur. Siz gidip Avrupa’yı kasıp kavuran, ırkçılıkla, yabancı düşmanlıklarıyla, İslam düşmanlığıyla, ırkçı suçları ve cinayetlerin üstünü örten sahtekar mercilerinizle ve yargı yerlerinizle yüzleşin. Mülteci haklarını tanımayan hukuki, politik ve fiili saldırganlıklarınızla hesaplaşın.
AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiç bir kıymeti kalmıyor. Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor. Türkiye aleyhine siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse bu durumun kaçınılmaz hale geleceğini tüm muhataplar bilmelidir. İş bu noktaya gelirse AİHM sisteminin çöküşü de önlenemez olur.
Güvenpark’ta günlerdir ‘Gazilik Onuru’nu birilerinin siyasetlerine meze yapan sözde
gazi ve şehit yakınları eylemini Erdem Çerçioğlu isimli şahıs organize ediyor.
‘Kim bu şahıs?’ dedim.
Biraz yakından bakayım;
Erdem Çerçioglu, 21.02.1998 tarihinde askere sevk edilmiş olup, 5 ay sonra, 22.07.1998 tarihinde silahla kendini yaralamış.
26.05.1999 tarihinde ‘Askerlige elverişli değildir.’ raporu alarak 49. Mekanize Piyade Tugayı 1. Mekanize Piyade Taburu 1. Mekanize Piyade Bölük Komutanlığından terhis edilmiş.
Bilahare Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 3713 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmiş ve 6'ncı dereceden maluliyet verilmiş.
Bütün hikayesi bu.
Şimdi yalandan bir gaziler mağduriyeti uydurup, orantısız bir nankörlükle devletin karşısına dikiliyor.
Bize uzanan, yurdumuza uzanan, milletimize uzanan; kardeşliğimize, imanımıza, bölgemizin huzuruna uzanan o kirli elleri çok ama çok iyi biliyoruz.
Herkesin bir hesabı varsa emin olun, bizim de bir hesabımız, bir planımız var.
Hala “Nereden çıktı bu Ahlat muhabbetleri, Malazgirt kutlamaları?” diye soranlara “Dün kurulmadı, 1923’de kurulmadı bu devlet, bin yıldır burada!” yı anlatıyor törenler.
1071 sadece bir eşikti, Anadolu’nun fethini tamamlayacak ilk ateş, Oradan yüründü 382 yıl sonra İstanbul`a.
O ruhla geçildi Çanakkale`den, 15 Temmuz`dan. Bedeller ödendi.
Geride koca bir yaşanmışlık var.
Türkiye gemisini hayatın akış yönünde tutmakta ve yeni ufuklara açılmakta.
Yeni çağın Alpaslan`ı Erdoğan.
Türkiye'de kanunlara aykırı şekilde gasp edilen sahil şeritlerini uzun bir süredir araştırıyordum.
Buralara çöken, kanuna aykırı şekilde hareket eden bazı yerleri ve şahısları tespit ettim.
Yakın zamanda bu şahısları paylaşacağım.
Eğer sizin bu tür şahıslarla ilgili bilginiz varsa bana mesajlardan ve mailden ihbarda bulunabilirsiniz.
Konuyla ilgili Çevre bakanlığına ve ilgili belediyelere yazsam da hiçbir cevap alamadım.
SAHİLLER, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN VATANDAŞINA AİTTİR. VİLLA VEYA SAHİLLER İÇİN KAPATILAMAZ.
Buna aykırı hareket eden belediye başkanlığı, bakanlık her kimse suç işlemektedir.
Kanunlar açıktır. Elinizde herhangi bir bilgi varsa lütfen bana iletin.
Terörsüz Türkiye takip kurulu ilk kez toplandı.
Kurul, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı,
Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşuyor.
Sırf siyaseten işlerine geliyor, iktidara sallıyor diye mafya unsurlarının açıklamalarını referans alan muhalif siyasetçi ve medya mensubları da bizim ülkemize özgü garipliklerden.
Ya da yalnızca iktidarın nimetlerinden yararlanmak maksatlı bir-iki vatansever salvo yaptı diye suç şebekesi elebaşısına iktidar tarafından övgüler duymakta öyle.
Prensipli, ilkesel duruş özürlü siyaset mahallemiz.
Bir çok diğer konuda olduğu gibi.
Bir standartımız yok.
Mafyanın ve organize suç örgütlerinin bütün ideolojisi, dini, milliyeti, prensibi yalnızca kendi güçleri ve çıkarlarıdır.
Onlar için bu yolda her şey mübahtır, bu yolda her şeyi kolaylıkla araçsallaştırırlar. Ülkenin iç siyasi meseleleri de dahil. Ne söylediklerinden bağımsız olarak bunların söylemleri kimseye referans olmamalı.
Mafya yapılarının ideolojisi yoktur; yalnızca hukuksuz güç ve çıkar faaliyet ve ilişkileri vardır. Bu kişilerin söylemlerini siyasi araç haline getirmek en başta siyaset ve adalete güveni sarsar.
Aynı şekilde bunların `kullanılması`da yanlış.
Kaldı ki sizin onları kullandığınızı sandığınız bütün dönemlerde daha çok mafya ve organize suç örgütleri sizi kendi çıkarları ve amaçları için kullanmışlardır. Siyasilerin veya medyanın bu grupları kendi lehine kullandığını sanması büyük bir yanılgıdır. Uzun vadede suç örgütleri bunların da içerisinde olduğu sistemi kendi çıkarları için yıpratır.
TV`lerde mafya dizilerinin etki ve yönlendirmesiyle cahil insanlar, yeni yetmeler arada bu tiplerden kendilerine idol seçebilir. Arada bazı siyasiler `benim mafyam iyidir` salaklığına düşebilir ama prensipli ilkesel bir duruş iyidir; Hepsinden beri durmak lazım. Mafya hırsızlıktır, Mafya ahlaksızlıktır, Mafya Hukuksuzluktur. Net
Evet bu sözleri yazıp, sağa sola sallanmadan üstüne yıllarca oturmalıyız. Bu düşüncede istikrar ve samimiyeti de gösterir.
Bu konudaki düşüncelerimi ifade eden bu satırları 20 yıldır -özellikle benzeri bir gündem olduğunda- tekrar tekrar sizlerle paylaşırım.
V.Woolf “Üzerinden ordular geçse bile, kılı kıpırdamayan cümleleri seviyorum" der.
Aynı şekilde net ve ilkesel; Şeffaflık arzetmeyen, belli bir standarta sahip ve belli bir denetime tabii olmayan her yapı er ya da geç bir şekilde tehlike arzeder.
Şucular ya da yarın bucular farketmez, cemaat ya da yardım kuruluşu farketmez hangi kılıf altında olursa olsun bu türden farklı güç kullanım odaklarının oluşumuna yol vermek demokrasi gibi devletin kendisi için de er ya da geç tehdit oluşturur.
Budur yani, ötesi yok. Mümkünse bu sözleri söyleyip, ardında durmak gerekir.
MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın çektiği İstanbul fotoğrafını, dünyaca ünlü fotoğraf makinesi markası paylaştı.
🔹"Bu sadece bir fotoğraf değil, bir şehir hikayesi..."
Kaymakamımız Sayın Erdoğan Turan Ermiş, ilimizde gece saatlerinde Şırnak’tan Ankara’ya seyir halinde olan yolcu otobüsü ile yakıt tankerinin çarpışması sonucu meydana gelen kazada yaralanarak Kayseri Şehir Hastanesi’nde tedavi altına alınan vatandaşları ziyaret etti.
Erdoğan'dan Ahlat'ta süreç mesajı:
🔺”Kudüs ve İstanbul; Ahlat’ta vücut bulan imanla fethedilmiştir.
🔺Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşlikle kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz.
🔺Ne tür oyunlar çevirdiğinizi biliyoruz. Herkesin bir hesabı varsa, bizim de bir hesabımız, planımız var.
🔺Terörden nemalananlar kaybedecek, kazanan kardeşlik, barış ve istikrar olacak
🔺Büyük ve güçlü Türkiye'nin ufukta yükselişine hep birlikte şahitlik edeceğiz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaştığında milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak”