Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı:
II. Abdülhamid’in masa başında İngilizlere verdiği Kıbrıs’ı Türkiye Cumhuriyeti 96 yıl sonra fethetti. Bu nedenle Türkiye’ye İran’dan daha ağır ambargolar uygulandı. Tıbbi malzemelere dahi ambargo uygulandı, tıbbi malzeme eksikliğinden vefat edenler oldu. Ülkede yağ, benzin, tüp vs. kuyrukları oluştu, ama Kıbrıs davasından Türk Milleti vazgeçmedi.
Türk Milleti Kıbrıs için çok bedel ödedi. Kıbrıs’ı verelim de rahatlayalım demedi. Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs’tan masa başında asla vazgeçmedi. Monarşi ile cumhuriyet arasındaki fark, millet iradesinin uygulanmasıdır...
İdlib'de Ebu Zuhur Hava Üssü, İsrail uçakları tarafından sekiz kez vuruldu. Burası Türkiye'ye kuş uçuşu 70 kilometre uzaklıkta. Eğer bir savaş uçağını kullanıyorsanız 70 kilometreyi üç dakikada kaydedersiniz. Yani Türkiye'ye üç dakika uzaklığa kadar İsrail uçaklarının geldiğini, fütursuzca bombardıman yaptığını ve bu bombardımandan sonra İsrail Başbakanı Netanyahu'nun 'Türkiye'ye önce uyarı yolladık, anlamayınca bombaladık' dediğini görüyoruz.
İsrail Hava Kuvvetleri, sistematik bir bombardımanla Suriye'nin bütün limanlarını, bütün hava kuvvetlerini, bütün cephaneliklerini havaya uçurarak Suriye ordusunu veya o ordudan geriye kalanları ve HTŞ’nin oluşturduğu yapıyı adeta bir Kalaşnikof ordusuna dönüştürdü. Piyade tüfeklerinden başka bir şey olmayan. Ve sonra Golan'daki su kaynaklarını işgal etti. Güneyde Dürzi bölgesinde istediği gibi hareket ediyor.
Desteklediği PKK'ya özerk bölge oluşturulmasında ciddi girişimleri oldu. 2025'te Türkiye'nin Palmyra'da üslenmeyi düşündüğü, İHA ve SİHA yerleştirmeyi düşündüğü üssü bombaladı. Ve burada AK Parti geri adım attı. Ve şimdi Türkiye'ye kuş uçuşu 70 kilometre olan, üç dakikalık uçuş mesafesinde olan bir yeri bombalıyor ve Türkiye'ye mesaj veriyor. Açık açık tehdit ediyor. 'Buralarda uçamazsın' diyor. Ve Suriye'de insani amaçla köprü yapan Türk istihkâm birliklerinin üzerinde İsrail F-35'leri uçuyor. Birliklerimiz aşağıda hava koruması olmadan iş yapıyorlar. Ve İsrail, Suriye hava sahasını dilediği gibi kullanıyor. Buradan İran'a yapılan saldırıları gerçekleştirdi ve artık bu ülkenin topraklarını da sadece kendi etki alanı olarak görüp Türkiye'nin kendi sınır bölgesinde, Suriye sınır bölgesinde dahi etkin olamayacağını söylüyor.
Evet, bu Netanyahu'nun saldırgan faşist politikalarına karşı Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan çok sert bir kınama gelmiş. Herhalde buna Netanyahu çok gülmüştür. Çok gülmüştür. Gülmekten belki ölür de Netanyahu'dan kurtuluruz. Politikanız bu mu? İsrail'in Suriye'de gerçekleştirdiği bu stratejik hamlelere ve tehditlere vereceğimiz cevap sadece Dışişleri Bakanlığı'nın bu açıklamasıyla mı sınırlı kalacak? Bunu merakla izliyoruz.
Padişah, baş vezire sordu:
"Eğitim mi önemlidir, karakter mi?"
Vezir hiç tereddüt etmeden
cevap verdi:
"Karakter önemlidir,
sultanım."
Bunun üzerine padişah, memleketin her yanına tellallar gönderdi:
"Duyduk duymadık demeyin!
En iyi hayvan eğiticisine
yüz kese altın ödül
verilecektir."
Yapılan elemelerden
sonra bir kişi, "Ülkenin en iyi hayvan eğiticisi..." olarak padişahın huzuruna çıkarıldı.
Padişah sordu:
"Bir kediye tepsiyle servis
yapmayı ne kadar sürede
öğretirsin?"
Eğitici cevap verdi:
"Altı ayda öğretirim, padişahım."
Aradan altı ay geçti.
Eğitici tekrar huzura alındı.
Padişah sordu:
"Öğrettin mi?"
"Öğrettim, padişahım."
Saray erkânı toplandı.
Kedi, elinde tepsiyle servis yapmaya başladı.
Tam baş vezirin önüne
geldiği sırada padişah
tekrar sordu:
"Ey vezir! Söyle bakalım, eğitim mi önemlidir, karakter mi?"
Vezir cevap vermeden önce, kaftanının altına sakladığı bir fareyi yere bıraktı.
Kedi fareyi görür görmez
tepsiyi attı ve farenin
peşinden koştu.
Altı aylık gereksiz eğitim
bir anda boşa gitti.
Vezir bunun üzerine konuştu:
"Karakter önemlidir, padişahım.
Önünde bir fare gördüğünde her şeyi unutan bu kedi gibi, ELİNE BİR FIRSAT GEÇTİĞİNDE
ÇIKARININ PEŞİNE DÜŞEN, MENFAATİ İÇİN DİNİNİ BİLE SATAN, EĞİTİMLİ FAKAT KARAKTERİ BOZUK İNSANLARDAN RABBİM HEPİMİZİ MUHAFAZA EYLESİN."
Topraktan eve gireyim işine girmeyin bu aralar.
Müteahhitlerden patlayan patlayana...
Şu sene bitecek yalanlarına aldanmayın.
Para faizde ve ponzi fonlarda
Evi gör, tapu bir yere para bir yere imza bir yere.
Dolandırılmayın...
Voleybolda iyiyiz de futbolda neden başarısızız diye soran çok oluyor.
Benim yanıtım şöyle: Teknik konularda liyakatin yerini siyaset aldığında başarı gelmiyor. Voleybolda liyakat önde, futbolda siyaset.
İspanya’nın milli gururu Marc Cucurella:
🔹Otizmli bir oğlum var. Keşke param olmasaydı da oğlum sağlıklı olsaydı.
🔹Saçlarımı ise çok sevdiği için uzatıyorum. Bir gün beni unutursa, saçlarımdan tanıyabilsin diye.
Bakan Gürlek: (Haluk Levent) "Halkın emanetine sahip çıkıyoruz. Hiç kimse dokunulmaz değildir."
Doğru diyorsunuz Melih Gökçek’e ne zaman dokunacaksınız?
Ekonomist Ege Cansen:
“Uzun yıllar sanayide çalıştım.
30 sene Anadolu Grubu’nun üst yönetiminde bulundum.”
“Şirketlerden biri de Faber-Castell ortaklığıyla kurulan Adel Kalemcilik’ti.
Biz kurşun kalem üretiyorduk.”
“Çin’den ise bizim sadece malzeme maliyetimizden daha düşük fiyata bitmiş ve kutulanmış kalem geliyordu.”
Ürün Çin’de üretiliyor, gemiyle taşınıyor, toptancıdan ve gümrükten geçiyor ama yine de bizim hammadde maliyetimizden daha ucuza satılıyordu.
Çin’den sadece ağacı, grafiti ve kalemin dışındaki boyayı getirsek, burada hiçbir işlem yapmasak yine Çin’den gelen bitmiş kalemden daha pahalıya mal ediyorduk.
İşçisi var, lojistiği var, kutusu var, satıcısı var. Buna rağmen ürün Türkiye’ye kadar gelip bizim ham madde fiyatımızın altında satılabiliyordu.
Uzun süre bunun nasıl mümkün olduğunu çözmeye çalıştım.
Biz başta Çin’in zararına satış yaptığını düşünüyorduk. “Bu fiyata üç ay satar, sonra batarlar.” diyorduk. Fakat batmadılar.
Çin’de tarımda yüz milyonlarca insan vardı ve büyük bir gizli işsizlik bulunuyordu. Bu insanlar hiçbir şey üretmese bile yemek yiyor ve yaşamlarını sürdürüyordu.
Çin, tarımdaki işsizleri sanayiye taşıdı. Onlara düşük ücretle iş verdi ve ürettikleri malları ihraç etti.
Çinliler maliyete tek bir firma üzerinden bakmadı.
Gömlek fabrikasındaki işçiliğin yanı sıra kumaş fabrikasını, iplik fabrikasını ve tarımı birlikte değerlendirdiler.
Tarladan fabrikaya kadar bütün üretim zincirindeki emeği düşük maliyetle organize ettiklerinde, ürünün toplam maliyeti de çok düşük hâle geldi…
Sencer Solakoğlu @sencer_s bu konuları en iyi bilen kişidir. sevgili Meliha Okur @melihaokur2 ile birlikte çiftliği ziyaret edip hayran kalmıştım. Tarımla ve hayvancılıkla ilgili eleştirileri çok yerinde ve önemlidir.