Besim Tibuk:
“Oğlum geçen gün Milano’ya maça gideceğini söyledi.”
“Nereden gideceksin dedim. Güneyden geçeceğim dedi.”
“Kaç para dedim, gidiş dönüş 83 euro dedi.”
“Ben bir yanlışlık var zannettim.
Yok. Gidişi ayrı ucuz, dönüşü ayrı ucuz.”
“Ryanair gibi şirketleri havaalanına üs yapmışlar. 15 uçak orada bekliyor.”
“Havaalanı şirkete, gel kardeşim, buradan uçuş yap diyor. Kira konusunda, park konusunda kolaylık sağlıyor.”
“Sen havayolundan önce para kazanayım dersen havayolu gelmez.”
“Havayolu gelirse turist gelir, turist otelde kalır, lokantada yer, araba kiralar. Esas para ekonominin geri kalanında kazanılır.”
“Devletin bakması gereken sadece havaalanının kasası değil, o uçaktan inen insanın bütün ekonomide bıraktığı paradır.”
Geçen gün Singapur’un başarısını anlatan bir program seyrediyorum.
Singapur 1965’te bağımsız olduğunda bu bataklıkta ne yapacağız diye düşünüyorlar.
Lee Kuan Yew diye biri geliyor, ülkeyi dünya çapında bir yere getiriyor.
Programda diyor ki Singapur’daki dönüm noktalarından biri Marina Bay Sands’in açılması.
Üç kule, üstünde havuz, altında dev bir kompleks, gazino, konferans salonları, alışveriş merkezi…
Bu yatırım yapıldıktan sonra çevredeki dairelerin fiyatı 300 bin dolardan 400 bin dolara çıkıyor.
Niye? Çünkü adam bir bina yapmıyor. Bölgeye çekim gücü yaratıyor.
İnsan oraya geliyor, çevrede para harcıyor, gayrimenkul değerleniyor, devlet vergi alıyor, şehrin marka değeri yükseliyor.
Büyük yatırımın sadece kendi kapısından kazandığı paraya bakılmaz. Çevresinde neyi değiştirdiğine bakılır.
Rahmetli Rauf Denktaş’la Kıbrıs’a her geldiğimde yarım saat otururduk. Diyordum ki havaalanını ucuzlatın.
Buraya ayak bastı parası niye alıyorsun? Alma.
Uçak gece burada park edecekse park parası alma.
Hava yolu şirketi hesabını yapar.
Der ki, benim uçağım İstanbul’da beş saat boş duruyor. Kıbrıs’a bir sefer koyayım. Havaalanı ucuz, park ucuz, yolcu vergileri düşük.
Böyle yaptığın zaman daha fazla uçak gelir. Daha fazla uçak gelince de rekabet olur, bilet ucuzlar, turist gelir.
Ama sonunda havaalanını özel şirkete verdiler. Özel şirkete de sen daha az para kazan diyemezsin. Adam olaya doğal olarak buradan ne kadar fazla para kazanırım diye bakar.
#BİRAZ#GÜLÜMSEYELİM😊
Hiç düşündünüz mü?
1-Tarzan’ın neden sakalı yoktur?
Köse değilse, traş olmayı ormanda nasıl öğrenmiştir?🙃
2- Az sonra sizi muayene edeceğini bile bile, jinekoloğunuz siz soyunurken neden odayı
terk eder?😱
3- Pillerinin bittiğini bilmemize rağmen,
uzaktan kumandanın tuşlarına neden
daha sert basarız?
4- İnsanlar neden yüksek binalara
çıkıp dürbünle aşağıya bakmak için
para verir?😅
5- Domuzlar terlemezken, insanlar neden “Domuz gibi terledim!” derler?🤗
6- Asansör düğmesine birden fazla kez
basmak asansörü daha mı hızlı getirir?
7- Neden bozulan otobüsün ya da minibüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız?
8- Neden insanlar birbirlerine sarılınca sağa-sola sallanırlar?🤗🤗
9- Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır,
yoksa ondan tırstığımız için midir?
10- Neden dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya “10 dakika sonra döneceğim” yazar,
ne zaman gittiğini nasıl anlarız ?
11- Düğünlerde neden “Dom Dom Kurşunu”
ile göbek atılmaktadır? “Bir avcı vurdu beni,
bin avcı beni yedi” gibi sözler eşliğinde kendinden geçen başka milletler var mıdır?
12- Cumartesi ve Pazartesi’nin neden kendi isimleri yoktur?😅
13- Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde “en kısa mesafe” neden “indi-bindi” olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur?
14- Bulmacalarda boru sesinin karşılığı neden hep “ti”dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç “ti” diye ses çıkaran boru görmüşler midir?
15- Neden ilanlarda “doktordan temiz araba” diye yazılır? Hipokrat yemininde” arabamı
temiz kullanacağım” şeklinde bir madde mi vardır?
Bir arabayı sadece doktorlar mı temiz kullanır?🙄
16- Fred Çakmaktaş ve Barny Moloztaş'ın soyadları neden Türkçe?
#Gülse #BİRSEL
Hamdi Ulukaya’nın hiçbir terör örgütüne sempatisi olmamasına rağmen burda “bölücü” yaftası yapıştırdılar. Bugün aynı kişiler, kendi kulüplerinin amigosu terör örgütü elebaşına özgürlük isterken tek kelime edemiyor.
İyi ki Fenerlisin iyilik bizimlesiniz @hamdiulukaya 🙏
Valiliğin kararını herkes okumalı…
“Ücretlerini alamadıkları iddiasıyla eylem yapacaklarmış, yasakladık!” diye yazmışlar.
Ücretlerini alamadıklarını İçişleri Bakanı biliyor, Enerji Bakanı biliyor, Çalışma Bakanı biliyor üstelik Çalışma Bakanlığı bunu resmi olarak rapor haline getirdi!
Buna rağmen böyle saçma sapan hukuksuz bir “karar” alındıysa bu işçi düşmanlığı değildir de nedir?
İşte bu hukuksuz kararla işçi arkadaşlarımız gözaltına alındı.
Gözaltı aracına binerken bir kardeşimiz şöyle sesleniyordu, basın abluka nedeniyle yoktu ama herkesin duymasını istiyorum; “binlerce insanın alınterine çöken, binlerce işçi çocuğunun açlığına sebep olan patronu bir tek defa gözaltına aldınız mı, ifadesini aldınız mı?”
Fenerbahçe’ye kötülük besleyenlerin, düşmanlık edenlerin, nefret duyanların, kötü planlar içinde olanların daha iyi günleri…
Görün bakın, daha neler olacak!
Var mı böyle bir dünya? Yazık değil mi, günah değil mi? Milyonlarca insanın vicdanı yaralı.
Şimdi herkes iyi izlesin… Bu işler daha nerelere varacak.
Kim Fenerbahçe’ye haksızlık yaptıysa, kim bu büyük camianın hakkına girdiyse, er ya da geç yaptığının karşılığını görecek.
Hepiniz çekeceksiniz cezanızı.
Demirel kürsüde konuşuyordu:
"Şunu yaptım. Bunu yaptım. Baraj, köprü, yol yaptım. Fabrika yaptım."
Kalabalığın içinde bir adam bağırdı:
"Bubaanin parasıynan mı yaptın?"
Polis, jandarma, Demirel'in korumaları, zabıta hemen bağıran adama doğru harekete geçti.
Başbakan Demirel, görevlilere "Durun!" dedi "Durun! Adam doğru bir şey sordu. "Durun!"
Sonra da protestocu adama bakarak konuşmaya başladı:
"Ülen! Senin bubanla, benim bubamın parasını üst üste koysak yine yetmez. Bu Meydandaki herkes, bubasının parasını getirse, çuvalla koysak o bile az gelir. Milletin parasıyla yaptım. Sizin verginizle. Ama benden öncekiler yapmadılar, ben yapıverdim. Anladın mı?"
Protestocu adam, Demirel'i alkışlamaya başladı: "Valla doğru söylüyon başbakanım. Allah senden razı olsun."
Siyaset işte budur.
Protestocuyu azarlamamak,
ve protestocuya kendini alkışlatmak.
Süleyman Demirel, babası Yahya Çavuş ve annesi Ümmühan hanımla İslamköy’de baba evinde baba evini bize gezdirirken, başımızı eğerek girdiğimiz kerpiç odaya bir göz gezdirdikten sonra şöyle demişti:
"İşte ben bu odada kardeşlerimle yaşadım. Elektrik yoktu gaz lambasıyla okur-yazardık. Köy okulunu bitirdim. Ortaokul yoktu. Ortaokula gitmek için her sabah kilometrelerce yürür, kasabaya giderdik. Sonra Afyon Lisesi. Eğer bana Cumhuriyet nedir, diye sorarsınız. Size cevabım şudur:
Cumhuriyet benim işte! İslamköy'den çıkmış bir köylü çocuğunu cumhurbaşkanı yapan, Cumhuriyet'tir. Cumhuriyet budur. Bunu Büyük Atatürk'e borçluyuz."
TARİHTEN GÜNÜMÜZE
🔴 #SONDAKİKA | Rojin Kabaiş soruşturmadında yeni gelişme
▪️Rojin Kabaiş soruşturması kapsamında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü ve yeğeninden DNA örnekleri alındı.
Evinde ruhsatsız silahlar, çelik yelek, milyonlarca lira para bulunan adama ev hapsi.
Deniz Göktaş'a kuyu tipi cezaevi...
Çünkü düşünen, sorgulayan, güldüren insanlar mafyatik tiplerden daha tehlikeli
Böyle adalet olmaz olsun.
Türkiye liglerinde yapılan haksızlıkların defterini tutsak,Galatasaray’ın lehine Fenerbahçe’nin aleyhine yapılan hataların korkunç düzeyde olduğunu görebiliriz.
Her sezon sonu ne oluyor, yıkama yağlama, aklama paklama işi kapatıyorlar.
Bir Kaya Çilingiroğlu bir de Adnan aybaba kaldı…
İkisi de Beşiktaşlı….
Fenerbahçe medyası diye bir şey yok…. Ama sorsan Fener medyası….
Mesela Serhat Ulueren.
Eskiden hıncal Uluç’un yaptığı bir şerefsizlik vardı. Şimdi buna kaldı miras olarak.
Yaptığı algılarla olmayan şeyleri olmuş gibi gösterir…
Kaynak göster dersin….
Kaynağı götü….
Peki ne oluyor sonra…
Attığı iftiralar,yaptığı algıların hesabını Soran var mı?
Bunların yüzüne tükürmüyoruz,o yüzden böyle oluyor.
30 yıldır şarkıcı Candan Erçetin ile gözlerden uzak aşk yaşayan oyuncu Hakan Karahan, ünlü isim için yaptığı jestle gündem oldu:
“Candan tabiata çok düşkün. O dört odalı evinde huzurla yaşasın, kimse onu rahatsız etmesin diye yanındaki arsayı da ben satın aldım.”
Yine başladık;
Sana konser yaptırmayacağız…
Seni bitireceğiz…
Müzik dünyasından sileceğiz…
1. Ben ismimi örgütlerle, derneklerle, partilerle kazanmadım ki kaybedeyim.
2. Konser benim şahsi meselemdir. Cumhuriyet hepimizin ortak meselesidir. Tercih yapmam gerekirse Cumhuriyeti seçerim ve arkama bakmam.
3. Yaşadığım sürece de işimi yapmaya devam edeceğim. Siz istiyorsunuz diye üzerimize yağmur yağacak değil.
4. Önüne konser kemiği atarak susturduğunuz, tehditlerle kapı kulu yaptığınız, parayla terbiye ettiğiniz, medya gücüyle esir aldığınız zevatla da beni aynı kefeye koymanıza asla izin vermem.
5. Her konserden sonra söylediğim gibi;
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti,
Yaşasın Laik Cumhuriyet,
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk…
Tribünlerde grubunu “OROSPU ÇOCUĞU ABDULLAH ÖCALAN” diye bağırtan Sebahattin Şirin, adliye giriş ve çıkışlarında “SAYIN ÖCALAN'A ÖZGÜRLÜK” diye bağırıyor!
Sizce bu ne demek oluyor?
#STUvFB#Fenerbahçe#FenerinMaçıVar
Asena keskinci niye muhabire haddini bildirmemiş ki jasmine dizisinde çok dobra biriydi aslında
Yani orda o kamerayı muhabirin kafasında kırması gerekirdi baksanıza bu sahnedeki cesaretinden kalmamış hiç