Defin nöbetinde tam da bunu yaşıyorum şu an... Az önce sağlık durumu gayet iyi olan bir insanın aniden gidişi ve geride kalanların o buz gibi çaresizliği… Bütün o hırslar, tartışmalar tek bir saniyede anlamını yitiriyor…
En hararetli tartışmanın ortasında gelen bir haberle o odanın buz kesmesi... Hırsların bir saniyede anlamını yitirdiği dondurucu bir an…
Hızlı bir trende seyahat ederken manzarayı kaçırır gibi, hayatın akışında asıl gerçeği kaçırıyoruz sanki... Bazen sadece durup bakmak gerekiyor…
Çoğu kişi hayatının sadece en iyi %1'lik dilimini sergiliyor, geriye kalan %99'luk yorgunluk, karmaşa ve sıradanlık ise kadrajın dışında kalıyor. Başkalarının fragmanlarıyla kendi filmlerinin kamera arkasını kıyaslayıp durmak gibi…
AuDHD (Asperger + DEHB) zihniyle yaşarken bazen günlerce kabuğuna çekilmek bir tercih değil, zorunluluktur…
Ne bir mesaja dönecek enerjin kalır ne de çalan bir telefonu açacak… Bu bir umursamazlık veya kırgınlık değil; sistemin aşırı yüklenip kendini korumaya almasıdır…
Her sabah yepyeni bir olasılık dalgasıyla uyanıyoruz… Kuantumdaki gözlemci etkisinde olduğu gibi, günün nasıl şekilleneceği de olaylara hangi açıyla baktığımıza bağlı olarak değişiyor…
Günaydın 🌞
Çocukken her gün yeni bir keşifti, o yüzden zaman genişlerdi. Şimdi ise rutinler yüzünden hızla akıp gidiyor...
Zaman hızlanmadı aslında; sadece beynimiz artık yaşanılanları ilk kez deneyimlemiyor…