📍 Zonguldak
Bakın bu dinazorlar Müftülük tarafından düzenlenen hafızlık icazet törenini karanlığa teslim olmayacağız diye bağırarak protesto ediyorlar akılları sıra.
Burası Müslüman Türkiye, beğenmiyorsanız sektire sektire defolup gideceksiniz.
#SONDAKİKA 🚨
Times Of İsrail gazetesi:
İsrail ve Batı ‘nın Ankara’ya boyun eğmekten başka çaresi yok…💥
Her şey Türklerin ellerinde! Erdoğan’ın elinde. İsrail Türkiye’nin jeopolitik gücü karşısında çaresiz kaldı.
Times gazetesi: Ankara’nın Stratejik kapıları batıyı kilitledi.
Türkiye’nin son yıllarda yerli ve milli hamlelerle inşa ettiği küresel güç, Doğu Akdeniz’den Kafkaslar’a kadar tüm dengeleri altüst etti.
İsrail medyasında yer alan analizlere göre, Ankara sadece diplomatik ilişkileri yönetmekle kalmıyor; limanlar, hava sahası, enerji hatları, ticaret yolları ve konsolosluk kanalları gibi kritik geçiş noktalarını da elinde tutuyor.
İsrail yönetimi Ankara’nın tek bir kararıyla ticaretin durma noktasına geldiğini uçuşların kesildiği taşımacılığının felç olduğunu belirtti.
İsrail’li uzmanlar Avrupa’nın da tıpkı İsrail gibi Batı’nın da Erdoğan ve Ankara’ya boyun eğmekten başka çaresinin kalmadığını kaydediliyor.🔥
Küresel lider Erdoğan 🇹🇷👏
Paylaş, yorum, beğeni kudursunlar..
@T_Muderris Kuş beyinsiz muhaliflere duyurulur. Bir şeyi paylaşırken eğer niyetiniz çamur at izi kalsın değil ise doğruluğunu araştırıp paylaşın. İnternet sadece sizin yaydığınız saçmalıklarla dolu değil. Camiyide yapanlar imar etmeyecek islama inandım diyen iddiasını giderek kanıtlayacak.
@T_Muderris Türkiye’deki gezi zekalı sayısı muhalefete oy verenler kadar. Allah’ın rodoplusu kıçından kaynak alarak bir şeyler zırvalamış, trollerde atlamış dine düşmanlıkla alakası yok diye. Şehir hastanesine ihtiyaç yok diye bağıranlarda tahtadan kılıçla birlikte sizlerdiniz be şerefsizler
Ben her gün patronuma yalan söylüyorum.
72 yaşındayım.Hızlı tren kartımı bile tam alırım, faturami geciktirmem, hayatım boyunca kimseye yanlışım olmadı.
Ama on yıldır Kocaeli’nin Çarşı içindeki “Outlet Eşya Merkezi”nde, benden beklenmeyecek bir düzen çeviriyorum.
Yakalasalar, işten atarlar.
Umurumda mı.?
Değil.
Çünkü insanın onurunu un ufak eden bu dünyada,
ben küçük küçük… geri koymaya çalışıyorum.
Benim iş basit.:
Defolu eşyaları ayırırım.
İş botu, mont, okul çantası, ikinci el tencere…
Etiket takarım.
Kimse dönüp bakmaz bana.
Sanayide yıllarını vermiş, elleri titreyen yaşlı bir adam işte.
Ama görünmez olmak iyidir.
Görünmeyen, herkesi görür.
Görürüm.:
☆ Ay sonu marketle ayakkabı fiyatını aynı anda hesaplayan anneleri.
☆ Doğalgaz parasıyla çocuk montu arasında sıkışan babaları.
☆ İş görüşmesine gidecek cekete son kez bakan gençleri.
Ve hep… o çocuğu hatırlarım.
Kocaeli ayazının yüzü kestiği bir Kasım günüydü.
Kapıdan içeri incecik bir kapüşonla girdi.
Tişörtü görünüyordu.
Çok belli… evi buz gibi.
On dört yaşında ya var ya yok.
Zayıf.
Sessiz.
Hani devlet kapısından bir kere dönen
çocukların yüzünde olur ya o ifade…
Aynen öyle.
Doğru mont bölümüne gitti.
Koyu lacivert, kalın, markalı bir mont.
Sıfır ayarında.
Etikette 600 lira yazıyor.
Bizim için kelepir.
Onun için imkânsız.
Montun kolunu sıktı, sıcaklık hissine baktı.
Etikete baktı…
Omuzları düştü.
Sızlanmadı.
Mızmızlanmadı.
Sessizce geri astı.
Kapıya yürüyordu ki… dayanamadım.
Montu kaptım, tezgâha koştum.
“Evlat.!” dedim.
Korkudan zıpladı.
“Haa… bir şey çalmadım.!”
“Biliyorum,” dedim.
“Bu mont defosu büyük. Fermuarı bozuk.
Kural var defolular en fazla 30 lira.
30 liran var mı.?”
Bana baktı… etikete baktı…
Kafası karıştı.
“Etiket yanlış,” dedim, söküp attım.
“Fiyatlara ben bakıyorum.
İstersen al, istemezsen çöpe atarım.”
Cebinden buruşmuş otuz lira çıkardı.
“A–alırım…” dedi.
Montu orada giydi.
Fermuar şak diye çıktı tabii.
Ama o an…
O çocuk üşüyen bir sokak çocuğu değil,
akıllı alışveriş yapan bir müşteri oldu.
“Sağ ol,” dedi.
“Magaza politikası,” dedim.
Arkamı dönüp gözümü sildim.
Sonra başladı bu düzen.
Yıllar içinde.:
☆ Gölcük’te yaşayan dul bir teyzeye, “Kordonu bozukmuş,” diye 1500tl lik tost makinesini 200’e verdim.
☆ İnşaata yeni girecek bir babanın çelik burunlu ayakkabısına “Salı sabahı indirimine denk gelmişsiniz,” dedim.
☆ Derince’den gelen üniversiteli kıza valizi “Tekerleği ses yapıyor,” diyerek yarı fiyatına verdim.
Kasayı çoğu zaman cebimden tamamladım.
Bazı ürünleri “kırık/çöpe” işledim.
Yakalanma korkusu her gün içimdeydi.
Ama “doğru olan” diye bir şey vardır hayatta,
bir kere tutunca bırakmazsın.
Bir gün… kaşmir atkılı bir kadın beni izliyormuş.
Yeni doğum yapmış bir genç kıza bebek arabasını 350 liraya verdiğimi gördü.
Yanıma geldi.
Titredim.
Kesin şikâyet edecek.
Önlüğün üstüne bir zarf bıraktı.:
“Bir sonraki hatalı fiyatlandırma için,” dedi.
Göz kırptı.
O gün… bunu Kocaeli halkının sessiz dayanışması izledi.
Kimse konuşmadı.
Ama herkes anladı.
☆ 50 liralık bibloya 2000 lira veren oldu.
☆ “Para üstü kalsın, sistem yine çökebilir,” diye fısıldayan oldu.
Dükkân kendi içinde gizli bir ekonomi kurdu.:
Onur ekonomisi.
Şefkatin sesi çıkmayan, gösterişsiz hâli.
Geçen salı, kapı açıldı.
İçeri uzun boylu, üniformalı bir adam girdi.
Tezgâha geldi.
“Siz Mahmut Bey misiniz.?”
“Derler,” dedim gözlüğümü düzelterek.
Gülümsedi.
Bir anda o on dört yaşındaki çocuk gözlerimin önüne geldi.
“Bana on yıl önce lacivert mont satmıştınız,” dedi.
“Hani fermuarı bozuk olan.”
Yutkundum.
“Evlat çok mont geçer elimden.”
“Fermuar bozuk falan değildi,” dedi.
“Yalandı.
Ama beni dilenci yapmadınız.
Müşteri yaptınız.
Adam olma hissimi aldım o gün ben.”
Cebinden bir zarf çıkardı.
“Ben şimdi paramedik oldum.
Can kurtarıyorum.
Ama o kışı o montla geçirdim.
Belki geçirmesem… buralara gelemezdim.”
Zarfı tezgâha bıraktı.
“5.000 lira var içinde,” dedi.
“Bir sonraki üşüyen çocuk için…
Yine fermuarı bozuk olsun.”
Geri itmeye çalıştım.
“Elinizi değil,” dedi.
“Kırılan yürekleri onaran düzeninizi destekliyorum.”
Çıktı.
İzmit ayazına, başı dik.
Ben 72 yaşındayım.
Sırtım ağrıyor, ayaklarım şişiyor.
Ama dünyanın en güzel işini yapıyorum.
Bu ülkede değer para ile ölçülüyor.
‘Kendin hallet’ diyorlar.
“Bot yoksa bağcığını çek,” diyorlar.
Ama ben bu eski dükkânda şunu öğrendim.:
Onur, yardımdan daha kıymetlidir.
İnsan bir şeyi alırken ezilmiyorsa…
Bir çocuğun başı dik çıkıyorsa kapıdan…
Bir babanın gururu kırılmıyorsa…
Dünyanın en büyük iyiliği budur.
Bu yüzden yalan söylemeye devam edeceğim.:
“Fermuar bozuk.”
“Sap gevşek.”
“Salı indirimi.”
Çünkü önemli olan fiyat değil…
O fiyat etiketini taşıyan omuzlardır.
Gerçek mi.?
Kimi zaman eczacı Sevim Abla…
Kimi zaman kırtasiyedeki abi
Bazen restoranda çalışan komşu abla…
Bazen pastanede çalışan Havva…
İsimleri değişir, yüzleri değişir ama
aynı iyilik dokusu hep kalır.
Ve bilin ki bu insanlar bu ülkede çoktur…
Hem de sandığınızdan daha çok.
Her yerdedirler.
Ve bir ülkeyi yoksulluk değil…
Yoksulun utandırılması çürütür.”
Allah, üşüyeni ısıtanın elini güçlendirsin…
Görmeyenin gözünü açsın...!!!!
~•~/#ALINTI🦅
(Begendiyseniz İzin
almadan paylaşabilirsiniz.)
Ekran ekran gezerek millete yalan söyleyen Mehmet Ceyhan ve avaneleri burada mı?
ABD’nin 16 İstihbarat servisini koordine eden ve tüm İstihbarat bilgilerine erişimi olan Tulsi Gavard diyor ki;
-Koronavirüs laboratuvarda üretildi
-Virüsü ABD ve Çinli biliminsanları birlikte üretti
-Virüs Laboratuvardan sızdı
-Virüsün üretildiğini ve sızdığını CIA ve FBI gizledi
-Anthony Faıuci, sahte bilimsel makale yazdırarak virüsün doğal olduğu propagandası yaptı
-Küresel ilaç firmaları, Fauci üzerinden basını ve istihbarat dünyasını yanılttı. (aslında fonladı diyor)
Virüsün üretildiğini söyleyenler itibarsızlaştırıldı
Peki Türk medyasında çıt var mı?
Ekran gülleri bir kelime niye etmiyor?
@sadoksgn Reis den memnunum. Sistem bozuk ondan memnun değilim. Yorumlarda çeşitli memnuyetsizlik bildiren arkadaşlar zamanında biz memnuyetsizlik belirttiğimizde yallah Arabistan’a diyorlardı. Şimdi de ben onlara defolun Avrupa’ya İsrail’e Amerika’ya diyorum.
Tepki dalga dalga yayılıyor❗️
Yalakalar ne yaparlarsa yapsınlar...
Sesimiz her yere ulaşıyor❗️
Ankara Kocatepe Cami Vaizi Adnan Üstün:
“Kadını tır şoförü yapmak meziyet mi Allah aşkına?
Aile yılı deniliyor. Peki ne yaptık? Kadını otobüs şoförü yaparak mı nesli ihya edeceğiz?
Ev hanımlığı ödüllendirilmeli, teşvik edilmelidir. Ev hanımlığına destek verilmelidir.”
@slmhktn Heeee Marmaray’ı da Ecevit yaptı zaten. Avrasya tüneli Deniz’ in, Üçüncü köprü Kılıçdaroğlu, Kaan da Özel’in eseri. Geri kalan ufak tefek şeyleri de chp li belediye başkanları yaptı zaten. İşte rahmetli Özdemir beyde bunlardan fikir devşirdi. Akıl yok fikir yok yalan iftira gırla
@EmrahC1oglu@mehmetcakir_61 Başta chp olmak üzere kaypak muhalefet. Sınırdışı edilmeli.
Adalet şeriat gelmeli.
Eğitim ve öğretim. Önce anne baba sonra çocuklar eğitilmeli.
@_Devletci_ Menderes yargılanırken üstü kapalı anlatmış. Ben açıkça söyleyim. Pokunu yiyen adam söyledi ya damarlarımda tek damla Türk kanı yok diye. M Kemal’i kendileri için devleti kuran olarak gördüklerinden asıl unsur biziz diyorlar. Var olabilmeleri yalanlara ve oy vermelerine bağlı.
@NekadarolduTR Bunlar bu ülkenin bu toprakların insanı değil. Onlar vazifelerini yerine getiriyor. Kendi pokunu yiyen profları damarlarımda bir damla Türk kanı yok bu ülkeyi m. Kemal ile biz kurduk demedimi. Tasmalarını tutanlar ne zaman havlamalarını isterse o zaman havlarlar.
📌 Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bosch reklâmını şöyle eleştirmiş
"Bu reklam annelerin yalnızca ev temizliği yaptığı, ev aletlerini sadece kadınların kullandığı reklamdır.
Neden illa anneye temizlik aleti alınmalı?"
Yine "feminizmin bakış açısını"
esas alıyor Sayın Bakan!
Ev hanımları eve kapatılmış bireyler değildir!
Reklamdaki sorun kadının temizlik cihazı kullanması değil, anneliğın hedef alınmasıdır❗️
Ulaştırma Bakanlığı'nın kadın tır şoförü desteği kadını büyütmüyor❗️
🥩 BU GÖRDÜĞÜNÜZ ŞEY ET Mİ❓
ABD’de bir kadın, Kroger marketinden aldığı bonfileyi inceliyor…
Ve ortaya çıkan görüntü resmen şok edici:
👉 Et, bildiğin hamur gibi
👉 Neredeyse hiç bastırmadan eziliyor
👉 Lif yok, direnç yok
Yani bu şey… normal et gibi davranmıyor.
Kadının tepkisi net:
“Ben gerçek gıda istiyorum.”
Ama mesele tek bir video değil.
Bugün gıda sektöründe perde arkasında olanlar çok daha büyük:
⚠️ Aşırı işlenmiş etler
⚠️ Su ve katkı enjekte edilen ürünler
⚠️ Raf ömrü için kimyasal müdahaleler
Derken soframıza gelen şeyin doğallığı ciddi şekilde tartışmalı.
Ve işin en kritik noktası:
🧪 Laboratuvar ortamında üretilen “yapay et” hızla yayılıyor.
Şu gerçeği görmezden gelmeyelim:
👉 Bu ürünün ne olduğu net değil
👉 Ama doğal olmadığı çok açık
Bugün “işlenmiş et” diye giren şey…
yarın tamamen sentetik olabilir.
📌 Soru çok net:
Yediğin şey gerçekten et mi?
Yoksa sana “et gibi görünen” bir ürün mü sunuluyor?
Cevap rahatsız edici olabilir.
İneklerde süt verimini artırmak için hangi aşılar kullanılıyor?
Filmde geçen rBST (Rekombinant sığır somatotropini) aşısı süt ineklerinde
süt verimini artırmak amacıyla genetik mühendisliğiyle üretilmiş bir büyüme hormonudur.
Avrupa Birliği’nde Neden yasaklanmıştır?
Filmin konusunu araştırın; neden yasaklandığını da anlayacaksınız.
Büyüme hormanları ile genetik müdahale
yapıldığından bahsediyor.
ABD’de halen FDA raporu ile serbesttir.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve Dünya Sağlık Örgütü, rBST’li sütlerin insan sağlığı açısından güvenli olduğunu bildirmiştir.
Aşıların tek bir çıkış noktası vardır;
O da bu işin mucidi John D. Rockefeller’dır.
Aşılarla bütün canlılara genetik müdahale yapıldığını söyleyen binlerce akademisyenin makale ve videolarını izleyin.
İnsanlardan hayvanlara, bitkilere ve atmosfere kadar uzanan tek bir merkez ve oradan 7 kıtaya yayılan sistem.
Yıllık 7.2 trilyon USD’lik dev bir Big Pharma endüstrisi.
@surfroft@ece4125 Haklısınız. Bazı hayvan sahipleri saldırgan eğilimli bazı ırkları da gerekli önlem almadan sokağa çıkarabiliyor. Sizinde söylediğiniz gibi mukayyet olmak lazım. İşin özü olduğu yer belirliyor. Salça yemekte tat gömlekte leke oluyor.
#SONDAKİKA
Christine Anderson
"Tanrı aşkına, boyun eğmeyi kesin! Artık itaat etmeyin, isyan edin! Siz direnmediğiniz sürece, sizi yok etmek için üzerinize gelmeye devam edecekler."
Sözde "pandemi", seçilmemiş küresel zorbalar tarafından sahneye konan devasa bir laboratuvar deneyiydi.
Bu, uydurma bir "küresel acil durum" maskesi altında, toplumların totaliter bir kontrol mekanizmasına ne kadar kolay teslim olacağını ölçen bir beta testiydi.
Maskeler sadece yüzlere değil, özgürlüğün ruhuna takılmak istendi.
Bu karanlık ajandanın nihai durağı bellidir: Özgür ve demokratik toplumlarımızı, her nefesimizin kayıt altına alındığı totaliter bir hapishaneye dönüştürmek.
İnsanlık tarihinin tozlu sayfalarını karıştırın; halkın refahını, sağlığını veya huzurunu dert edinmiş tek bir "siyasi elit" göremezsiniz.
Dün neyseler, bugün de aynısılar. Size uzatılan yardım eli değil, bileğinize takılacak kelepçedir.
Eğer bugün ayağa kalkmazsanız, yarın diz çökecek bir toprağınız bile kalmayacak.
@ece4125 Özde hayvan seviyorlarsa herbirisi açsın evini sokakta kalmasınlar alsınlar evine. Hem sokaklar güvenli olur hemde onlar hayvan sevgisi patlaması yaşarlar. Herkesin sorunu çözülmüş ve mutlu olurlar.