Yani 21 yaşından sonra da pekala biyolojik ve duygusal açıdan aşık olabilirsiniz. Sadece bu aşk ergenlik ya da ilk yetişkinlik zamanlarındaki gibi fırtınalı değil daha olgun, daha derin, daha seçici ve daha kalıcı olma eğiliminde.
Hayır, 21 yaşından sonra biyolojik olarak aşık olmak imkansız değil. Aksine aşk oldukça kompleks ve nörokimyasal temelleri olan, yaştan bağımsız ortaya çıkan bir şey. Ancak..
Şu farklar ortaya çıkabilir:
1-Beyinde plastisite azalabilir, daha zor ilk görüşte/delice aşık olma eğilimi azalabilir.
2-Deneyimler ve tercihler arttığı için daha seçici/temkinli olabilirsiniz.
3-Hormon seviyeleri yaşla birlikte değişebilir bu da aşkın yoğunluğunu etkileyebilir.
@dmmiletisim iletişim başkanlığı bir şey iddia ederken niçin belge paylaşmaz? bütün devlet olanakları elinizde. paylaşın belgeyi, bitirin tartışmayı. ama yapamazsınız. devletin belgelerini de ben paylaşıyorum. ikiyüzlü israil işbirlikçiliğinize karşı hakikatin gücü bu.
https://t.co/3rEIl5CM4y
Buyrun size amme hizmeti: Marketlerde pek kimsenin farkında olmadığı ve birçok büyük mağazada olan hızlı soğutma noktasına gidiyorsunuz. İçeceğinizi bu bölmeye koyuyorsunuz ve sadece 3 dakika içinde buz gibi geri alıyorsunuz.
Bu işletmeler ya bu zorunlu değişime ayak uyduracak, hizmet kalitelerini artırıp, adil ve rekabetçi hale gelecek ya da piyasadan silinip gidecekler. Sonuçta pazar koşulları, halkın tercihlerine göre şekillenecek. İyi olan kalacak, kötü olan elenecek.
Kendi insanını ikinci sınıf, yabancı turisti yolunacak kaz gibi görme devri bitti. Dünya küçüldü. İnsanlar artık birkaç tıkla en uygun tatil koşullarını araştırıp bulabiliyor. Şüphesiz, kapital kendi dengesini er ya da geç bulur.
Sanılıyor ki bu deniz, bu hizmet sadece bizde var. Adamlar salak mı kantin hamburgerine 15 Euro ödesin. Gider denize gireceği ve 5 Euroya iyi bir şey yiyebileceği yerde tatil yapar. Bu düzen bitecekse böyle böyle bitecek. Kendi vatandaşını alma, yabancıyı kazıkla ne güzeldi dimi?
Eğer kendi halkımıza değer vermez, turisti kazıklamayı hedefleyen bu yaklaşımdan vazgeçmezsek, bunun bedelini hep birlikte ödeyeceğiz. Hem itibarımız zedelenecek, hem turizm gelirlerimiz azalacak. Bu gidişi durduracak olan da halkın tepkisi ve tercihlerinde daha bilinçli olması.
Bizim bildiğimiz F.U.C.K. da yani "Fornication Under Consent of King" hikayesinde de bu durumun kurumsallaşmış halini görmek mümkün. Tabii bu herkesin rastgele çiftleşmesini değil, belirli şartları taşıyan çiftlere kralın onayıyla üreme izni verilmesini anlatıyor.
Nüfus artış hızı düşünce devletin ilk reflekslerinden biri, daha fazla çocuk doğmasını teşvik etmek. Bu da aslında oldukça rasyonel; önce sağlık hizmetlerini iyileştirerek, özellikle kadınların çocuk sahibi olmayı daha güvenli ve kolay göreceği koşulları oluşturmayı hedefliyor.
HPV Aşısı Müjdesi
"HPV’nin özellikle rahim kanseri yapma riski olan iki suşu var. 2025’in sonunda bunlarla ilgili aşı programımızı başlatacağız. 13 yaşından itibaren tüm çocuklarımıza, 15 yaş üzeri tüm vatandaşlarımıza HPV aşısını yapabilir hâle geleceğiz."
Aksi takdirde, birkaç on yıl içinde ciddi demografik ve ekonomik krizler kaçınılmaz hale gelebilir. Tarihte bunun örnekleri var; örneğin İngiltere, savaş sonrası nüfus azalınca, kraliyet çiftleşmeyi belirli koşullar ve denetimler içinde teşvik etmiş.
@keplerteleskobu @monskripto @bosunatiklama Asıl anlatmak istediğim halkın meclis üyeliklerinde AKP’yi tercih etme sebebi, CHP’yi denetlesin gibi bilinçli bir strateji değil; AKP’ye duydukları aidiyet ya da alışkanlıkla ilgiliydi. Yani ortada rasyonel bir denge kurma refleksi yok duygusal ve sadakate dayalı bir tercih var.
@keplerteleskobu @monskripto @bosunatiklama Ben burada bir mantık yürütmedim, istatistiksel bir tabloyu ortaya koydum kişisel görüş değil, veriyle konuşuyorum. Ayrıca bir düzeltme yapayım: Yorumumda YRP’nin etkili olduğunu söylemiştim ama verileri incelediğimde asıl belirleyici etki Zafer Partisi seçmeninden geliyormuş.
Fotoğrafta 3 farklı milliyetçi anlayış mevcut.
Soldaki hayalimiz; çağdaş, akılcı ve seküler bir milliyetçi.
Ortadaki popülist ama samimi, duygusal milliyetçi.
Sağdaki; muktedir olmak için milliyetçiliği kullanan, hakkında illegal iddialar bulunan, yer yer İslamcılığı ve Kürtçülüğü mazur gören zihniyet.
Turizm gemisi battı, kaptan açık büfeyi terk etmiyor!
Bir zamanlar Avrupa’nın gözdesi olan Türk turizmi, artık betona gömülmüş kıyılar, sahte içkiler ve bayat büfelerle anılıyor. Otellerimiz devasa ama ruhsuz, yemekler bol ama lezzetsiz, personel sayıca fazla ama eğitimden yoksun.
Hırvatistan, Yunanistan, Arnavutluk ve hatta Karadağ… Hepsi bizden ucuz, kaliteli.
Yıllar önce Booking’in kapatılması sektöre vurulmuş ölümcül darbeydi. Butik oteller bu ülkenin turizm geleceğiydi. Doğayla barışık, kültürle iç içe, samimiyetle örülmüş işletmeler… Kendi reçelini yapan teyze, sabah taze yumurta pişiren amca, gölgeye hamak kuran genç… Bu insanların sunduğu deneyimle rakip ülkelere fark atabilirdik. Çünkü butik oteller yaşatır.
Bölgenin mutfağını, mimarisini, insan ilişkilerini taşır. Ama biz ne yaptık? Küçük olanı ezdik. Girişimciliği cezalandırdık.
“Her şey dahil” zihniyeti her şeyi bitirdi.
@BirGun_Gazetesi Mafyaya gelince Türk mafyası ifadesini kullanmaktan çekinmeyenler, Fransız sineması/İngiliz edebiyatı derken sorun görmeyenler konu Türkiye olunca Türk demekten özellikle kaçınıyor. Oysa Türk sineması demek bir etnik vurgudan çok, bu topraklarda üretilen kültürün adını koymaktır.