Kredi kartımın son ödeme günü Cuma imiş, aklımdan çıktığı için Pazartesi günü ödeme yaptım. Ekstreye bir baktım 3 gün için hem asgari tutara gecikme faizi hem de borcun tamamına dönem faizi işletmişler. Bankaya ulaştım, ticari kart değil bir şey değil siz tüketiciye aynı borç için nasıl çifte faiz işletiyorsunuz dedim, anında faizin büyük bir kısmını sildiler. Yemin ediyorum survivor yaşıyoruz her gün, bu vatandaş ne yapsın
Yolsuzluk algısı endeksinde 180 ülke arasında 107. sırada olduğumuzu yazdığımda epey itiraz eden olmuştu. Şimdi bu diploma sahtekarlıklarına bakınca 107. sıranın bizim için bayağı iyi olduğunu düşünüyorum.
Ben bir anneyim. Evladımı toprağa verdim. Samet’im gencecikti, Gazi Üniversitesi’nde okuyordu, hayalleri vardı.
5 Kasım 2022’de, hiç tanımadığı üç kişi tarafından saldırıya uğradı, boğazından bıçaklanarak katledildi. Bir annenin en kıymetlisini aldılar.
Mahkeme katilleri korudu. Baş faile indirim, diğerlerine ise 20’den fazla suç sabıkasına rağmen beraat verdiler.
Bu nasıl adalet?
Ben susmam. Evladını kaybeden bir anne hiçbir şeyden korkmaz. Sonuna kadar mücadele edeceğim.
Samet’im için, adalet için!
#SametÖzgülİçinAdalet
Madem yüce Türk yargısının yargıçları yüce Türk milleti adına yargılama yapıp, karar veriyorlar,
o halde @ekrem_imamoglu duruşmaları da, yüce Türk milletinin gözünün önünde yapılsın ve devlet kanalından yayınlansın diyenler, rt rica edebilir miyim..
@herkesicinCHP@eczozgurozel
Bugün 16. Asliye Ceza Mahkemesi ilk duruşma gününü 11 Haziran 2025 tarihine verdi.
Önümüzdeki 2 ay tutukluluğum devam edecek. Bir siyasi parti genel başkanını 2,5 ay hapiste tuttuktan sonra bomboş bir iddianame ile önümüzdeki 2 ay daha tek başına hücrede tutmak ADALET değildir. Şunu bir kez daha gördük:
Ben ÜMİT ÖZDAĞ Öcalan için rehin tutuluyorum.
Büyük Türk Milleti ÜMİT ÖZDAĞ senin evladındır.
Ve ancak Allah'a ve sana emanettir.
@zaferpartisi@AliSehirlioglu
Siz dinleyin beni kardeşim
Gelin 1 gün Alkollü içki boykotu yapalım
Al diye ısrar edemezler
Bakanlar Tekel kuyruğuna giremezler
Niye içmedin diye gözaltı da yapamazlar
Soruşturma da açamazlar
Ve emin olun , etkisini sıkı hissederler
Aybüke Pusat’a hepimiz sahip çıkıyoruz evelallah da, lan aklıma geldi! Ben yıllardır her yerden ambargoluyum. Yağmurlu havada su vermediler! Bana neden böyle sahip çıkmadınız alçak köftehorlar! 😢
Tutuklu olduğum “halkı kin ve düşmanlığa kışkırtma” suçunun cezası 1-3 yıl. En üst sınır olan 3 yıl ceza alsam bile, hapishanede şimdi kaldığım kadar kalmam mümkün değil. Oysa 66 gündür iddianamem hazırlanmadan yüksek güvenlikli bir cezaevinde hücrede tutuluyorum.
Tutuklama ile siyasi ceza veriliyor. Her 30 günde bir yapılan tutukluluk değerlendirmesinde tutukluluğum “güçlü suç şüphesi var” denilerek uzatılıyor.
Oysa bırakın suç şüphesini; suçlu olsam/bulunsam serbest kalacağım.
Bu düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
Bu haksız, hukuksuz, uygulamayı TÜRK MİLLETİNE şikayet ediyorum.
Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ü. Özdağ’ı bugün cezaevinde ziyaret ettim.
Kendisinin sizinle paylaşmamı istediği mesajlar şunlar:
“7 adımlık bir koğuşta tek başıma kalıyorum. Günde ortalama 10-12 kişi ziyaretime geliyor. Her defasında görüşmecimle görüşmeye giderken aranıyorum. Görüşmeye giderken de görüşmeden dönerken de aranıyorum.
Sahte evrakla suç üretiyorlar. Abdullah Öcalan için rehinim. Anayasa yapım sürecinde beni engel görüyorlar.
Burası yüksek güvenlikli bir cezaevi, PKK’lı da var, IŞİD’li de var. Riskli bir cezaevi. Can güvenliğim yok.
Televizyonda iktidara yakın kanallar var. Muhalif olarak sadece Halk TV var. Mecburen Halk TV izliyorum. Halk TV’ye kırgınım, benden hiç bahsetmiyorlar.
Cezaevi personeli bana çok saygılı davranıyor.”
Mesele depremden sonra ne yapıldı, kaç konut inşa edildi, kaç para harcandı değil.
Depremden önce, imar affını kim çıkardı, kimler malzemeden çaldı, çırptı, kimler kolon kesti ve ceza almadı, binlerce bina neden yıkıldı?
Aya dört şeritli yol yaptık desen daha çok inanırdık.
“Kız mıdır kadın mıdır bilemem”
“Kadın ile erkek eşit olamaz. Fıtrata uygun değil.”
“Anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır.” sözlerinin sahibi Erdoğan, partisinin kadın kollarında yaptığı konuşmada “ülkede yıllarca kadının adı yoktu” buyurmuş. Atadığı bürokratların %99’u erkek, 18 kişilik kabinesinde sadece 1 kadın var. Atatürk’ün verdiği seçme hakları olmasa kadınları insan yerine koymayacak, çarşaftan çıkarmayacak; iki adım gerisinde yürütecek; saniye, rabia, vahide gibi isim yerine numara ile anacak bir zihniyet ülkede yıllarca kadının adı yoktu diyor. Halbuki Avrupa’dan önce kadına seçme seçilme hakkı veren, dünyanın ilk kadın savaş pilotunu yetiştiren; okulda, işte kadın erkek eşitliğini getiren “Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir”, “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.” sözlerinin sahibi Atatürk’tür. Kıymetini bilene…
Çeyrek asırdır ülkeyi yöneten, deprem vergileriyle yol yaptığını söyleyen, ekonomiyi berbat hale getirip vatandaşları evlerini yenileyemez hale getiren, KİPTAŞ gibi İstanbul'daki kentsel dönüşümün motoru olan güce kredi verilmesini bile engelleyen, tüm yetkileri elinde tutan ama hiçbir şeyden sorumlu olmayan, yangın, sel, deprem.. tüm afetlerde ortalıklarda görünmeyen aklın, yerel yönetimleri "silkelemeye" çalışan aklın bu ülkeye katacak, bu ülkeyi zor zamanlarda ayakta tutacak, afetlere hazırlıklı kılacak durumu kalmamıştır.
Bu ülkenin başta deprem ve afetlere hazırlık olmak üzere her sorununa birlikte, hızlı, akılcı çözümler üreten yeni bir akla ihtiyacı var. Ülkenin kaybedecek vakti kalmadı. Sorunlar giderek büyüdü, milletin sabrı kalmadı. Seçim hemen şimdi.
Sevgili Teğmenler,
Türk Subayı ne gladyatördür ne de şövalye. Türk Subayı, Türk Milletinin bağımsızlık ruhudur.
Sizler Yıldırım Kemal gibi Türk Milletinin bağımsızlık ruhunu temsil ediyorsunuz.
Gözlerinizden öpüyorum. Başkomutanınızın ruhunu şad ettiniz.
#TeğmenlerimizinYanındayız