Bebeğin bu şekilde görüntülenmesine bile şaşıranlar olmuş ki operasyonun nasıl yapıldığını düşünün... Hacettepe'de rahim içine kapalı yöntemle, kamerayla girilerek 26 haftalık bebeğin omuriliği tedavi edilmiş. Operasyon için bebeğe de anestezi uygulanmış. 30 kişilik bir ekibin saatler süren emeğinin sonucu. Muazzam iş✨️ Bebeğin adı Umut olacakmış🌿
Türkiye'de ilk defa 26 haftalık bebeğin omurgası anne karnında kapalı yöntemle onarıldı, görev alan Hocalarımızı ve tüm çalışanlarımızı kutluyorum.
https://t.co/WSdL9hlQAq
@YuksekogretimK@saglikbakanligi
Fenerbahçe sayısız eksikle; yalnızca tek stoperle (21 yaşında), santraforunda 19 yaşında bir gençle (yerine giren 17 yaşında) gittiği İngiltere deplasmanından, Premier Lig takımını yenip, kazanarak dönüyor.
Taraftarın sosyal medyada konuştuğu ise santraforun toyluğu, stoperin hataları…
Ayağınıza sağlık takım, emeğine sağlık hoca. Güzel iş. Tebrikler…
Bir yanım üzgün çünkü elenmeyecek bir rakip değildi. Kaybettik diye mesele fazlasıyla büyütüldü. Evet, karşımızda fiziksel parametreleri yüksek bir Premier Lig takımı vardı ve biz de sezon içinde özellikle bazı haftalarda fiziksel olarak düşüş yaşadık. Bu düşüşün sakatlıklarla paralel gitmesi de tesadüf değil. Tempo, yüklenme ve dar rotasyon bir noktada bedel çıkarıyor. Ama diğer yanım umutlu. Çünkü bu maç, reaksiyon verebilen bir takım olduğumuzu yeniden hatırlattı. Oyunun bazı bölümlerinde geri adım atmayan, cevap üreten bir Fenerbahçe vardı. Lige bu karakterle devam etmek zorundayız. Sezonu belirleyecek olan şey kusursuzluk değil, kriz anındaki refleks olacak. Bu maçta yeniden kazanılan oyuncular da var. Oğuz’un performansı başka bir pencere açtı. Tarık neredeyse kaleyi bana verirseniz ekstralar yaparım dedi (Ederson sakatlığında bu kıymetlidir) Serdar Kulbilge’nin çıktığı gibi çıktı birden.. Alaaettin’in süre alması en az skor kadar değerli. Potansiyelini biliyoruz; doğru koşuları yapar, pres gücü yüksektir, oyuna enerji katar. Sakatlıklar döneminde mesele sadece eksilenleri konuşmak değil, içerden alternatif üretmektir. Kadroyu genişletmenin yolu bazen transfer değil, cesur dakika dağılımıdır. Tedesco’nun yaklaşımı da burada önemli. Şikâyet etmek yerine çözüm üretmeye çalışıyor. Rotasyon daraldığında mazerete sığınmak kolaydır; o ise başka oyuncuları kazanarak denge kurmaya çalışıyor. Uzun maratonda teknik adam farkı biraz da burada ortaya çıkar. Şimdi mesele duygusal dalgalanmada kalmamak. Tepki verdik, karakter gösterdik. Bunu sürdürülebilir hale getirirsek kaybedilen bir tur değil, kazanılan bir zihniyet konuşuruz.
Şampiyon olmak istiyorsan iç sahada 90+5'te öne geçtiğin maçta puan bırakmaman lazım. Kaybolan iki puanın ötesinde çok daha ağır mental bir vurgun oldu.
Bir parantez de tribünlere açmak gerekiyor öne geçtiğin an maç bitmeden Galatasaray'a yönelik tezahürat başlayıp sahadaki oyuna ve rakibe sıfır etki yapmanın bu takıma en ufak bir katkısı yok. Uzun zamandır çok kötü durumda Fenerbahçe tribünleri. Düzelebileceğini de sanmıyorum.
Tedesco için de şunu söyleyim; iç sahadasın ve yenersen zirve ortağı olacağın maç oynuyorsun. Biri 1.5 yılda çok fazla gol atan, diğeri az atsa da kritik gollere imza atan iki önemli santrforunu gönderip 22 milyona aldırdığın santrforu oyuna sokmak için 76. dakikayı beklersen, bu tercih de sorgulanır bu tercih doğrultusunda Sidiki Cherif de sorgulanır.
@Fenerbahce Keşke maç sonu dilekçe versek de Fenerhahçe kadıköy deplasmanında oynamasa taraftara bak rezillik üstelik bu ilk kez olan bir durum değil maç boyu seslerini duymadık
Başka gün müze yokmuş gibi erkeklerin kendine vakit ayırdığı ve özel hisettiği toplasan 2 saatlik keyfi çok görüp bütün keyfi sikip atma işi… bu kadınlar cidden sorunlu
Son yıllarda bazı hâkimler, tıbbı kesinlik ilmi sanarak karar veriyor.
Tıp, kesin sonuçlar üreten bir alan değil; olasılık temelli süreçler üzerinden ilerleyen ve komplikasyon riskini doğası gereği barındıran bir bilim dalıdır.
Komplikasyonu hatayla eşitleyen her karar, adaleti değil
cezalandırmayı üretir.
Soru şu: Yargılanan hekim mi, yoksa tıbbın doğası mı?
Bu şekilde giderse tıbbın Türkiye de gelişmesini beklemek saflık olur.
Toplumun her kesimine yansimayan adalet anlayışı adalete olan guveni sarsar.
6 Şubat depremlerinde on binlerce insanı kaybettik.
Böyle bir tazminat düzeni var mıydı?
Uludağ’daki yangında, bariz ihmal ortadayken
kişi başı bu rakamlar ödendi mi?
Eğer insan canı bu kadar kıymetliyse,
kadına tecavüz edip öldürenler nasıl indirimlerle dışarı çıkabiliyor?
Ceza hukukunda hayat bu kadar ucuzken,
hekimler neden astronomik tazminat davalarıyla yalnız bırakılıyor?
Adaletin terazisi neden hekimler söz konusu olunca oduncu kantarına dönüyor?