110 mm analog film pazarı tam iki katına çıktı! Lomography'nin 15 yıllık tekelinin ardından, Reflx Lab iki yeni 110 format film duyurdu. 🎞️📸
Çin merkezli Reflx Lab; "Fortuna C200" renkli negatif ve "100R" renkli pozitif (slayt) olmak üzere iki yeni 110 film piyasaya sürdü. Lucky C200 ve 16mm Ektachrome filmlerinden yeniden makaralanarak üretilen bu seriler, cep kameralarına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor.
Meta’s Superintelligence Labs, yeni yapay zeka görsel modeli "Muse Image"ı duyurdu! Artık herkese açık Instagram profillerindeki fotoğraflarla yapay zeka görselleri üretilebilecek. 🤖📸
Instagram, WhatsApp ve Meta AI uygulamalarına entegre edilen bu yeni model, sadece metin komutlarıyla değil, profillerdeki fotoğrafları kullanarak da yeni görseller oluşturabiliyor veya mevcut fotoğrafları düzenleyebiliyor.
Öne çıkan detaylar ve özellikler:
✨ Profil Fotoğraflarından Üretim: Model, kullanıcının kendi profilinin yanı sıra, gizli olmayan (herkese açık) diğer hesapların fotoğraflarını da kaynak olarak kullanabiliyor.
🎨 Gelişmiş Komut ve Filtreler: Fotoğrafları kil animasyonuna (claymation) çevirme, sinematik 35mm portreye dönüştürme veya nostaljik TV ekranına taşıma gibi yaratıcı hazır şablonlar sunuyor. Ayrıca Hikayeler için 30 yeni yapay zeka destekli efekt geliyor.
👥 Etiketleme (@) Özelliği: Kullanıcılar bir başkasını etiketleyerek yapay zeka ile birlikte çekilmiş gibi ortak fotoğraflar üretebiliyor.
🔒 Kapatma Seçeneği Mevcut: Fotoğraflarının yapay zeka modeli tarafından kullanılmasını istemeyenler, Instagram ayarlarındaki "Paylaşım ve yeniden kullanım" menüsünden bu özelliği tamamen kapatabiliyor.
💰 Erişim: Günlük kullanım için tamamen ücretsiz olan model, ilk olarak ABD'de kullanıma sunuldu. Meta, "Muse Video" modelinin de yolda olduğunu belirtti.
Fotoğrafçı Jocelyn Bain Hogg’un 90'lı yıllarda çektiği efsanevi İngiliz gangster fotoğrafları nadide bir sergiyle gün yüzüne çıkıyor.
1997 yılında bir dergi çekimiyle başlayan ve üç yıl süren bu sıra dışı proje, "The Firm" adıyla Leica Gallery London'da sergilenecek. Suç dünyasının en gizli ve korkulan isimlerinin güvenini samimiyetiyle kazanan Bain Hogg, bu sert dünyayı hiçbir kurgu olmadan, tamamen olduğu gibi fotoğrafladı.
Sergiye dair öne çıkanlar:
🎞️ Karanlık Oda Baskıları: Sergilenecek eserler, fotoğrafçının sarı-siyah orijinal Kodak arşiv kutularında onlarca yıl bozulmadan saklanan ve kendi elleriyle bastığı orijinal fotoğraflardan oluşuyor.
✍️ Arşiv Değeri: Dijital çağda artık nadir rastlanan bir detay olarak, baskıların arkasında Bain Hogg’un ıslak imzası, kaşesi ve el yazısıyla düştüğü notlar yer alıyor.
Analog fotoğrafçılara müjde! Kono, kendine has karakteri ve renk tonları olan 3 yeni 35mm renkli filmini duyurdu! 🎞️📸
Mojo, Offbeat ve Bebop isimli bu yeni C-41 filmler, tarayıcıdan çıktığı an fotoğraflarınıza bambaşka bir atmosfer katmayı vadediyor:
🔴 Kono Mojo: Güçlü renk kaymaları ve derin kontrastıyla en cesur olanı. Sokak, gece ve deneysel çekimler için ideal.
🟢 Kono Offbeat: Hafif "cross-process" havası taşıyan, yeşilleri zümrüt ve camgöbeğine büken, günlük ama sıra dışı bir ton.
🔵 Kono Bebop: Sinematik, yumuşak, pastel tonlar ve hafif nostaljik bir hava arayanlar için daha rafine ve dengeli bir seçenek.
Detaylar: 💰 Fiyat: Rulo başına 17.90 € (36 Poz)
Nobel ödüllü Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez’in o meşhur "Yüzyıllık Yalnızlık" romanındaki büyüleyici dünyayı kelimelerle değil, deklanşörle inşa eden bir adam vardı: Nereo López.
Kolombiya’nın en ikonik belgesel fotoğrafçısı olan López, Márquez ile yakın arkadaştı. Márquez romanlarında neyi anlattıysa (Karayip kıyılarındaki yoksulluğu, terk edilmiş nehir kasabalarını, çocukların gözlerindeki o saf şaşkınlığı), López o anları siyah-beyaz filmlerine kaydetti.
López’in fotoğrafları o kadar güçlüydü ki, Márquez onun vizöründen bakarak Kolombiya’nın ruhunu kelimelere döktüğünü itiraf etmişti. Hatta Márquez, 1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü almaya İsveç'e giderken, Kolombiya kültürünü temsil etmesi için yanında götürdüğü resmi heyette Nereo López ve onun fotoğraf arşivi de vardı.
Bazen bir fotoğraf bir romandan ilham alır, bazen de bir roman, tek bir fotoğraf karesinin sunduğu gerçeklikten doğar.
Fotoğrafçıların ve kitapseverlerin dünyadaki kutsal mekanlarından biri Arjantin’dedir: El Ateneo Grand Splendid. 1919 yapımı görkemli bir tiyatro binasından bozma bu kitapçı, neden dünyanın en çok fotoğraflanan kapalı mekanlarından biri?
Buenos Aires'teki bu mekan, tavanındaki el yapımı freskleri, orijinal tiyatro locaları, kırmızı kadife perdeleri ve devasa sahnesiyle korunmuş bir mimari harikasıdır. Ancak burayı fotoğrafçılar için cazip kılan şey ışık yönetimidir.
Eski tiyatro ışıklandırma sistemi, kitap raflarını aydınlatacak şekilde yeniden tasarlanmıştır. Bu yüzden yukarıdaki localardan geniş açı bir lensle çekim yaptığınızda, sanki bir kitapçıyı değil, edebiyatın sahnelendiği devasa bir operayı fotoğraflıyormuşsunuz hissi verir.
Akıllı telefonların kameralarını en çok zorlayan iç mekan kontrastı ve sarı ışık dengesi (White Balance), bu büyüleyici kitapçıda adeta bir görsel şölene dönüşüyor.
Buenos Aires sokaklarında doğan Tango, sadece bir dans değil, bir yaşam biçimidir. Peki, hızı ve tutkuyu barındıran bu dansı fotoğraflamanın, fotoğrafçılıkta yepyeni bir tarz (Panning ve Motion Blur) doğurduğunu biliyor muydunuz?
Eski dönem analog kameralarla loş ışıklı Arjantin milongalarında (tango gecelerinde) fotoğraf çekmek tam bir kabustu. Işık az olduğu için perde hızını (enstantane) düşürmek gerekiyordu, bu da dansçıların sürekli bulanık (flu) çıkmasına neden oluyordu.
Fotoğrafçılar bu zorunluluğu bir sanata dönüştürdüler. Arka planı jilet gibi net tutup sadece eteklerin uçuşmasını, ayakların hızını bilerek bulanık bıraktılar. Buna fotoğrafçılıkta "hareket hissi" (Motion Blur) deniyor. Bugün bile dünyanın en iyi tango fotoğrafları, o tutkulu hareketin keskin değil, hafifçe akıp giden fluluğunda gizlidir.
Teknik bir yetersizlik, doğru ellerde estetiğin zirvesine dönüşebilir; tıpkı Arjantin sokaklarındaki tango kadrajları gibi.
Arjantin tarihinin en karanlık dönemi olan askeri diktatörlük sürecinde (1976-1983), binlerce insan aniden "kayboldu". Silahların sustuğu o günlerde, ellerindeki vesikalık fotoğraflarla sokaklara dökülen anneler diktatörlüğün sonunu hazırladı.
Cunta hükümeti, muhalifleri gizlice kaçırıp yok ediyordu ve ortada hiçbir kanıt bırakmıyordu. Çocuklarından haber alamayan anneler, başlarına beyaz başörtüleri takarak Buenos Aires'teki Plaza de Mayo meydanında sessizce yürümeye başladılar. Ellerinde sadece çocuklarının eski vesikalık ve aile albümlerinden kalma fotoğrafları vardı.
Anneler o fotoğrafları göğüslerine iğnelediler ya da havaya kaldırdılar. Dünya basını bu sessiz ve sadece "fotoğraflardan oluşan" protestoyu kadrajına aldı. Fotoğraf, rejimin "Yok öyle biri" dediği insanların bir zamanlar yaşadığının, gülümsediğinin en somut, inkar edilemez kanıtı haline geldi.
Silahların ve tankların susturamadığı cuntayı, annelerin ellerinde tuttukları o siyah-beyaz fotoğrafların sessiz çığlığı yıktı.
İspanya İç Savaşı’na dair çekilmiş binlerce paha biçilemez negatifin bulunduğu ve öldüğü sanılan devasa bir arşiv, tam 70 yıl sonra bir bavulun içinde, Meksika'da ortaya çıktı!
Robert Capa, Gerda Taro ve David Seymour gibi efsanevi fotoğrafçıların İspanya'da hayatlarını tehlikeye atarak çektikleri 4.500'den fazla negatif, İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde kaybolmuştu. Herkes bu tarihi belgelerin yok olduğunu sanıyordu.
2007 yılında, bu negatiflerin üç ahşap kutu içinde, Meksika’da eski bir diplomatın evinde sapasağlam durduğu anlaşıldı. Zamanında Fransa’dan kaçırılan bu bavul, İspanya tarihinin en karanlık günlerini, filmlerin bozulmasını engelleyen mucizevi bir şansla günümüze taşıdı.
Fotoğraf tarihi için bu keşif, Tutankhamun’un mezarının açılmasıyla eşdeğer görüldü.
Eski fotoğraflara dikkat ettiniz mi? Neredeyse hiç kimse gülümsemiyor, herkes sanki bir cenazedeymiş gibi aşırı ciddi. Peki neden?
Bunun en büyük sebebi teknik zorunluluklardı. İlk zamanlar pozlama süreleri o kadar uzundu ki (bazen 15 dakikayı buluyordu), bir insanın o kadar süre boyunca yapay bir gülümsemeyi yüzünde sabit tutması imkansızdı. En ufak bir kas hareketi fotoğrafın bulanık çıkmasına neden oluyordu.
Bir diğer sebep ise kültüreldi. 19. yüzyılda geniş bir gülümseme, sadece çocuklara, sarhoşlara ve tiyatro oyuncularına yakıştırılan bir "ciddiyetsizlik" olarak görülüyordu. Fotoğraf çektirmek, geleceğe bırakılan ciddi bir mirastı.
Bugün ise günde yüzlerce kez "cheese" diyoruz. Zaman ne çok şeyi değiştirmiş, değil mi?
Ay’da şu an insanlığın bıraktığı ayak izlerinden çok daha değerli, tanesi milyon dolarlar değerinde 12 adet ikonik fotoğraf makinesi duruyor. Neden mi orada bırakıldılar?
Apollo görevleri sırasında NASA astronotları, ay yüzeyini ve uzayı çekmek için özel üretim, analog Hasselblad kameralar kullandılar.
Ancak dünyaya dönerken, uzay modülünün ağırlık limitlerini aşmamak gerekiyordu. Astronotlar, getirecekleri ay taşları ve numunelere yer açmak için kameraların sadece çektikleri film magazinlerini aldılar; gövdelerini ve lenslerini ise ay yüzeyinde bıraktılar.
Eğer bir gün Ay’a turistik seyahatler başlarsa, dünyanın en pahalı "antika avı" muhtemelen orada yaşanacak.
I. Dünya Savaşı'nda casusluk için ne kullanıldı dersiniz? Güvercinler! Alman mühendis Julius Neubronner, güvercinlerin göğsüne zaman ayarlı, minyatür kameralar bağlayarak düşman hatlarının havadan fotoğrafını çekti. Drone teknolojisinin dedesi güvercinlermiş yani.
2026 iPhone Photography Awards (IPPAWARDS) kazananları açıklandı: Cayman Adaları’ndan Robyn Jensen’in iPhone 15 Pro ile çektiği büyüleyici volkanik patlama fotoğrafı Büyük Ödül’ün (Grand Prix) sahibi olurken; Altın Ödül’ü kazanan Macar fotoğrafçı Gellért Gombai’nin çekimde 2017 model bir iPhone X kullanması, en iyi kameranın pahalı ekipmanlar değil "fotoğrafçının gözü" olduğunu bir kez daha kanıtladı!
Dünyaca ünlü fotoğrafçı Annie Leibovitz’in, 2026 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan ülkelerin futbolcularını çektiği sergisinden paylaştığı Meksika fotoğrafı; sinema ve televizyonda sıkça eleştirilen sarı/sepya tonlu "Meksika Filtresi"ni (Mexico Filter) kullandığı gerekçesiyle sosyal medyada "sanatta ırkçılık" tepkilerine yol açtı!
Analog film üreticisi Reflx Lab, standart renkli filmi ters sararak ışığın emülsiyona arkadan ulaşmasını sağlayan ve dünyayı alev kırmızısı, turuncu ve sarı tonlara bürüyen yeni deneysel "redscale" filmi Diablo 100'ü rulo başına 11.99 dolardan satışa sundu!
Artemis II astronotlarının Ay yörüngesinde standart bir tüketici kamerası olan Nikon Z9 ile çektiği Güneş tutulması fotoğrafları, astrofizikçiler tarafından kalibre edilerek incelendi ve Güneş'in F-koronası yapısına dair ezber bozan yeni bilimsel keşiflere imza atıldı!
🎞️ "Kusursuz siyah-beyaz film diye bir şey var mıdır?"
Çoğu analog sever elini otomatik olarak Kodak Tri-X veya Ilford HP5'e götürür. Ancak arkada, 30 yılı aşkın süredir kendi efsanesini sessizce büyüten bir film var: Ilford Delta 100. İşte onun kusursuz kontrast dengesi... 👇
⏳ Ilford, Delta 100'ü 1992 yılında, Kodak'ın T-Max serisine doğrudan bir rakip olarak piyasaya sürdü. Klasik emülsiyonların aksine, kristal yapısında "tabular grain" (düzleştirilmiş molekül) teknolojisini kullandı.
🔬 Nedir bu Tabular Grain?
Geleneksel kübik gümüş kristalleri yerine daha düz ve homojen kristaller anlamına geliyor. Bu da Delta 100'e inanılmaz bir keskinlik, yüksek çözünürlük gücü ve taranıp basıldığında neredeyse yok denecek kadar pürüzsüz bir kumlanma (gren) yapısı katıyor.
☕ İnce grenli demek Delta 100'ü anlatmaya yetmez; onun asıl alametifarikası grenlerin sunduğu "akışkan pürüzsüzlük". Fuji Acros II kadar dramatik olmasa da, T-Max 100'den çok daha yumuşak ve göze batmayan bir dokuya sahip.
🌗 Delta 100, siyah ile beyaz arasındaki gri ton geçişlerini adeta bir ipek gibi işliyor. En güzel yanı ise bu yumuşaklığa rağmen derin gölgelerden ve tertemiz, patlamayan parlak tonlardan (highlights) asla ödün vermemesi. Tam anlamıyla "orta yolun" zirvesi.
⏱️ Eğer dakikalarca süren pozlamalar yapıyorsanız, filmin yarı yolda bırakıp bırakmayacağını (karşılıklılık hatası / reciprocity failure) bilmeniz gerekir. Delta 100 bu konuda olağanüstü bir toleransa sahip olmasa da, inanılmaz derecede tahmin edilebilir ve istikrarlı bir telafi tablosu sunuyor.
🧮 1 saniyeden itibaren ekstra süre isteyen film, 10 saniyeye geldiğinizde tam 1 stop (yani 20 saniye) pozlama istiyor. Ancak sonrasında eğri yavaşlıyor; 60 saniyelik bir ölçüm için sadece 1.25 stop eklemeniz yetiyor. Gece ve su çekimleri için tam bir yol arkadaşı.
🧪 Delta 100, karanlık odada adeta bir bukalemun. Klasik D-76 ile banyo edildiğinde tam kararında bir kontrast verirken, maksimum keskinlik için Rodinal veya en ince gren kalitesi için Ilford DD-X ile harikalar yaratabiliyor. Massive Dev Chart'ta bu film için 200'den fazla formül var!
📐 Sadece 35mm veya 120 formatla sınırlı değilsiniz. Delta 100, Ilford'un Ultra Geniş Format (ULF) programı sayesinde 4x5, 8x10 ve hatta 16x20 inç gibi devasa körüklü kameralardan tutun, avucunuza sığan casus Minox kameralara kadar her formatta bulunabiliyor.
🔮 Akıllı telefon filtrelerinin o yapay siyah-beyaz tonlarından sıkıldıysanız; hem derinliği olan hem de ipeksi geçişler sunan gerçek bir klasik arıyorsanız, Delta 100'e bir şans verin.
Kameranıza bu hafta sonu bir rulo siyah-beyaz yükleyecek olsanız tercihiniz hangisi olurdu?
2000’ler (Y2K) nostaljisi ucuz dijital kamera çılgınlığıyla geri döndü: Japonya'da satışa sunulan, şeffaf kasalı ve selfie kolaylığı sağlayan çift ekranlı 50 dolarlık yeni DIGI+ DGP-DCM01, pikselleri sayılan 5 MP fotoğraflarıyla Z kuşağının yeni gözdesi olmaya aday!