Dün o ayetlere saygısızlık yapıldı diye bu millet savaş verdi. Bugün tornadan geçmiş torunu ayet önü kapatıp İslam'a karşı kurtuluş savaşı verdiğini düşünüyor.
Ayet önü kapatarak vatan hainleri ile filan mücadele ettiğini sanıyor.
Acıdır ama eğitim sistemi mahsulü budur. 20'li yaşlarındaki ortalama zekalı her ürün aslında üstüne dökülen boyanın rengini alıyor. Bu renk bu milletten değil, bu millete düşman.
Kültür tarihi ve ona göre şekillenen müfredatın her bir cüzü kendisine, sağındakine ve kendisinin mazisine düşman kurşun askerler yetiştiriyor.
Kendi evladını, kendine düşman etmek için büyük bir emek ile para harcıyorsun. Daha önemlisi evlat harcıyorsun. Sonuç budur.
Bu masal etrafında gargara yapıp entelektüel pozları keserek bu millete ilmi hizmet yapılmaz. Islah ederek masal düzelmez, düşmanın diktiği bu yamalı bohçadan bize sıcak bir örtü çıkmaz.
Bu masanın tamamını aralıksız bir şekilde tekmeleyeceğiz. Yaban otunu sökmeden gül yetişir sanmak abes.
Kul kusursuz olmaz. Allah hepimizi bağışlasın.
Ancak, Bu vatanın son 33 senesine dam ga vurmuş ikinci Abdülhamit han gibi bir Halifeyi, Cumhuriyetin en sancılı döneminde tefekkür hayatımızı ihya eden Necip Fazıl Kısakürek gibi bir şairi ve tarihimizle ilgili hakikatlerin ortaya çıkmasında fedakarca çalışan Kadir Mısıroğlu gibi bir tarihçiyi topluca ve sistematik şekilde kötüleyen bir kimse ile aynı safta durmam ve tenkitlerine susmam.
Ve sorarım: Arkadaş! Sen bu millet için nelerini feda ettin, hangi mücadeleyi verdin de o kahramanları diline doluyorsun?
Bu eleman ‘eski’likten kurtulmak için yırtınıyor ama nafile…
Bir defa siyaset sahnesine çıkışı şaibeli olduğu iddia edilen biri.
Ayrıca, “sen kim Necip Fazıl’ı eleştirmek kim?”
Elbette, Sultan Abdülhamit’in de eleştirilecek hususları olabilir ama eleştirdiği yönüyle onu da anlamadığı görülüyor.
Özete birilerine yaranmak için “laf konuşmuş..”
Bence haber olmaya bile değmez.
Lakin, bunları da yazmadan geçemedim ben..
Sultan Abdülhamid Han'in Ruhâniyetinden İstimdat
Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?
Feryâdım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Şu nankör milletin bak günâhına.
Târihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî Padişâhına.
'Pâdişah hem zâlim, hem deli' dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz 'beli' dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına.
Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!
Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliâma kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler, secde ettiler.
Bir âsi zabitin pis külâhına.
Haddi yok, açlıkla derde girenin,
Sehpâ-yı kazâya boyun verenin.
Lânetle anılan cebâbirenin
Bu, rahmet okuttu en küstâhına.
Çok kişiye şimdi vatan mezardır,
Herkesin belâdan nasîbi vardır,
Selâmetle eren pek bahtiyardır,
Harab büldânın şen sabahına.
Milliyet dâvâsı fıska büründü,
Ridâ-yı diyânet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla âsi göründü,
Hem Peygamberine, hem Allâh'ına.
Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin
Âhiretten bile himmet eylersin,
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefâat kıl şâhım mededhâhına.
Rıza Tevfik Bölükbaşı
@rihsaneliacik Oldu işte. Sen her gün sıradan Müslümanları 'ekmeğini yediği insanın kılıcını sallamakla" itham ve ilzam ediyorsun ya efendi. Hah. Ayna tuttum işte sana. Öfkelenme boşuna. Otur da düşün her Allah'ın günü Müminleri ilzam etmeyi sana icbar eden nedir? Kendinle karşılaş. İyidir.
O iş öyle değil Cemile. Mimar Sinan yapımı bir külliye orası. Hemen yanında su çekmeyen betondan bir meydan yapıp yağmur çekecek toprağı yüzde 80 oranında azaltınca İBB ve Üsküdar Belediyesi her yağmurda merdivenden akan su gölleşme yapıyor. Betona boğdukları meydanın suyu nereden boşaltacağını çözemeyen yerel yöneticilerimiz sele kapıldı anlayacağın:)
"Paylaştığım İncil ayetindeki o antisemit tonu fark etmemişim. Tüm Yahudilerden özür dilerim" yazan Nevşin Mengü aslında çok temel bir şey yapıyor. Fark etmediği (aslında fark etmesini de doğal olarak beklemediğimiz) bir hususun bir insan topluluğunu kırdığını, bunun o insan topluluğuna bir hakaret anlamına geldiğini düşünüp özür diliyor. Aynı Nevşin'in başka durumlarda başka insan topluluklarına duyarsız kalmasından bağımsız olarak söyleyebilim ki insani bir şey günün sonunda bu.
Buradan devam edelim.
Müslüman olup olmamanız, Kur'an'a, Peygamber'e, Allah'a saygı duyup duymamanız sizin bileceğiniz bir şey. Şahsi tercihiniz. Fakat gördünüz ki komşunuz, tanıdığınız, arkadaşınız olan milyonlarca insan bir zırtapozun Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a yönelik sözlerini "hakaret" olarak değerlendiriyor. Yahu bir tane mi aklı başında insan yok aranızda? Biriniz de çıkıp "milyonlarca insan kendisini hakarete uğramış sayıyor, buna ne gerek vardı?" diyemiyor mu? Hepiniz birleşmiş ve neredeyse kudurmuş şekilde "burada hakaret yok ki" cümlesine ikna etmeye çalışıyorsunuz bizi.
Sizi bir cümlede bir inanç grubuna hakaret olup olmadığı konusunda kim otorite ilan etti lan?
Yahu bu memlekette tavşan üzerinden, mumsöndü üzerinden, Kızılbaş üzerinden bir dünya hakaret edildi Alevi kardeşlerimize. Bizim mahalleden bazıları bu hakaretleri ya görmezden geldi ya destekledi ama binlerce aklı başında insan "bu çirkin" dedi. Tek bir akıllınız kalmadı mı lan? Biriniz bile mi "yahu herif dini hassasiyet yüzünden denize haşema ile giren kadınlara sinli kaflı sövüyor, ayıptır be" diyemiyor? Bu kadar mı aptallaştınız?
Rahmi Koç'un çirkin Kürt fıkrasına "anlatana lanet dinleyene yuh olsun" diye tepki verdim lan ben. Duruyor işte orada. Gülen adam da Binali Yıldırım idi ha.
Denize haşema ile giren eşimize, kızımıza, anamıza ağız dolusu küfür ediyor lan o bilmem ne çocuğu. Ve siz bize "bunda hakaret yok ki" diyorsunuz.
"Denize mayo ile girenin...." desem bu cümlede de hakaret aramayacak mısınız mesela? Delirmişsiniz hepiniz. Siyasal iktidara olan öfkeniz komşunuza, tanışınıza, arkadaşınıza hakaret edilip sövülmesini destekleyecek kadar delirtmiş sizi. Size yazıklar olsun.
Şimdi ben bu işin aslını astarını bilmiyorum. Ama evladını yeni kaybetmiş birinin hesaplarının böyle peşpeşe kapatılması da normal görünmüyor. Birileri görür bakar diye alıntılıyorum.
Bu hesap kapatma işinin 1 günde kararı alınıp uygulanan bir şey olmadığını Muhbir olayından biliyoruz.
Eğer birisi siyasi bağlantılarını evladını toprağa vermiş birini susturmaya kullanıyorsa bu Allah'ın gazabını celbeder.
Benim kudretim duyurmaya yeter. Böyle bir zulüm hali varsa engellemeye yeten takatince mükellef olur.
Bi de bu "sürü" var. Lan yazılmış en sert yazılar benimkiler olabilir Egemen Bağış hakkında. Orada da savundum Kur'an'ın hakkını. Bugün de savunuyorum. AK Parti sözcüsü, külliye yetkilisi mi bellediniz lan siz bizi de güya Egemen Bağış'ın hesabını sorarak Deniz Göktaş işine fit etmeye çalışıyorsunuz bizi? Kimse Bakara makara da diyemez, Deniz Göktaş isimli Siyasal Alevici gibi kin de kasamaz Kur'an'a.