Alttaki sayın basın sözcüsünün yazısını da ben şaşırtıcı buldum.
Şeffaflık başkanın odasında kahve içerek sağlanmaz. Sadece 1 gazeteciyi bilgilendirerek de.
En kolay savunma, gelin kayıtları inceleyin demek. Biz muhasebeci ya da mali müşavir değiliz. Halkın anlayacağı şekilde net rakamlar vererek siz açıklayacaksınız.
Size çaldınız denmemiş. Har vurup harman savurdunuz da denmemiş. Hele çamur hiç atılmamış. Soru gayet net aslında. Göreve geldiğiniz günden itibaren nereden ne gelir elde ettiniz, nereye ne kadar harcadınız?
Üstelik TFF gelirleri bildiğim kadarıyla daha fazla. Şifa Çiçek'in yazdığı rakam sadece faktoring şirketine temlik ettiğiniz gelir. Öncesinde alınan bir miktar ve Bytyqi'nin dosyasını kapatmakta kullanılan para da var.
Nereye harcandığı kamuoyunda bilinen 2 gelir var. Biri Corendon'un SGK'ya yaptığı 16 milyonluk sponsorluk ödemesi, diğeri 25 milyonu su bocuna, diğer kısmı da haciz dosyasına giden Büyükşehir'den gelen 30 milyon.
Şifa Çiçek görevini yapmış. Gazetecinin işi kamuoyu adına soru sormak ve aydınlatılmasını sağlamak.
Basın sözcüsünün görevi de sosyal medyada savunma yapmak değil, yönetim adına kamuoyunu bilgilendirmek.
Antalyaspor’un küme düşmesinden sonra kentte tartışmalar devam ediyor. Camiadan gelen yüksek sesli eleştiriler nedeniyle Antalyaspor A.Ş. Başkanı Rıza Perçin ile Antalyaspor Kulübü Başkanı Mustafa Ergün basının karşısına geçti. Havanda su dövülen toplantıda neredeyse soru almayan, soranları da kabadayılık yaparak geçiştirenlere bugün ekonomik olarak bazı sorular yöneltmek istiyorum. @Antalyaspor https://t.co/XfNPSgD8DZ
Nedense AŞ çalışanları 4 aydır maaş alamazken dernek çalışanları olması gerektiği gibi hiç aksama olmadan maaş alıyor.
Dernek tarafında da AŞ tarafında da yeni işten çıkarmalar olacak. AŞ'de 117 olan çalışan sayısının 60'a düşürüleceği söyleniyor. Zaten tazminat vermiyoruz, maaş de vermeyelim diye düşünmüş olabilirler.
Kimlerin işten çıkarılacağına dikkat! Oysa 1 kişiyi çıkarsalar her şeyin düzelme ihtimali çok daha fazla. Bu cümleyi kendileri gidince daha iyi anlayacak.
Antalyaspor A.Ş, şu anda bir yıl önce -maaşını alamadığı için- işten çıkan personeline 3 aylık maaşını ve tazminatını veremeyecek durumda.
Çalışan personeller ise 2026 yılında en son şubat ayı maaşlarının yalnızca yarısını alabildi. İki tane bayram atlattığımızı da unutmamak gerek.
Merak ediyorum; Antalyaspor Kulübü (Dernek), A.Ş personeline maaş desteği atabilecek durumda hiç mi değil?
Antalyaspor emekçileri eziyet çekiyor resmen her ay. Böyle yaşamak, çalışmak kolay mı?
Elhamdülillah, hepimiz Müslümanız. Emekçinin, işçinin hakkını vermeden işlerinizin rast gitmesini nasıl bekliyorsunuz? Bu düzende nasıl bir başarı hedefliyorsunuz?
Doğru isimlerle oluşturulmuş, üst yönetimler tarafından desteklenen, 3 başlı olmayan bir yönetim, doğru, adil ve hakkaniyetli profesyonel ve kurumsal bir yapı ile borcun ve idari yapının yönetilebileceğini düşünüyorum. Geri dönüşü olmayan bir yolda değiliz. Bugünkü isimler bu kriterlerin hiç birini karşılamıyor malesef.
Gültekin Gencer ile birbirimizden elektrik alamadığımızı bizi tanıyanlar bilir.
Ancak makamına saygımı kaybetmem. Nasıl vakfa haciz getirdiğinde eleştiriyorsam doğru yaptığında sessiz kalmam en başta bana yakışmaz.
Eğer söylediği gibi Hasan Subaşı tesislerinin bir bölümünün tapusunu aldıysa ve devamı gelecekse alkışlarım. Antalyaspor için taş üstüne taş koyanın yanında oluruz.
Antalyasporun kurtuluş reçetesinin sermaye artırımına gitmek olduğu fikrine de AŞ başkanlığına talip olmamasına da katılıyorum. Olmamalı da zaten.
Sadece ödenmesi gereken 40 küsür milyon euro'luk kulübün gerçek borcu ilgili eleştiri getirmeden ödenmemesi gereken 60 milyon euro'yu sürekli söylemesi garip.
Normalde bu tarihlerde 'Formalar nerede' paylaşımlarının yapılması gerekiyordu ancak taraftar artık onu düşünecek halde bile değil.
Marka da tedarikçi firma da belli değil.
20 gün sonra kampın başlaması lazım ama ortada bir karar yok.
Aslında karar verildi ama sözleşmeyi imzalaması gereken imzalamıyor. Neden?
Çünkü yönetimin ne istediği önemli değil. Onun ne istediği önemli. Her zaman olduğu gibi hallederiz deyip geciktirecek, şartları öyle bir noktaya getirecek ki, son kararı siz vermiş olsanız bile sizi kendi istediği ne ise ona mecbur bırakacak.
Geçen sezon da Rıza Perçin formalar nedeniyle haksız yere eleştirilirken o formaları seçen kişinin de o olduğunu biliyor mu acaba?
Sayın başkan, siz ticaret adamısınız. İmzalansın dediğiniz sözleşme neden 2 aydır imzalanmadı? Teklifleri bizzat inceleyin, kimsenin kulübü zarara uğratmasına izin vermeyin, hemen bu işe el atın. Benden söylemesi.
Sizi daha ne kadar yanıltacak ve yanlış yönlendirecek, hepbirlikte göreceğiz.
Aksi halde daha çok belge arayacaksınız.
Önce Tolga Cömertoğlu ardından Levent Ördek ve son olarak Cem Koç.
Taraftarın gönlünde taht kurmuş isimler.
Teker teker açıklama yapıp, TC hiç bir zaman, diğer iki isim 'bir gün ama bugün değil' dediler.
Neden?
Bu ucubeye dönen yönetim sistemi nedeniyle.
Basın toplantısında bir başkan özür dilemekle yetineceğine 'küme düştük ertesi sabah para aradık' diyerek enkaz edebiyatı yaptı, ben yokum derken gelme ihtimali olanın önünü kapadı. Diğer başkan da cimnastik turnuvası yaptım ilgi göstermediniz 'neden istifa edeyim' diyerek aklımızla oynadı. Başkana yakışmayan bir üslupla gazetecileri suçladı. Toplantıdan sonra birinden özür diledi, diğerine abimsin dedi. Kalabalıkta başka tenhada başka.
İşte durum bu. Kapıyı içeriden kilitleyen birisinin kapıyı çalana 'gel' demesiyle aynı.
Kendileri istifa edip seçime gitmeden başkasının gelmeyeceğini biz biliyoruz, kendileri de biliyor.
Gitmezlerse, para da bulsalar bu futbol aklıyla başarılı olamayacaklarını biz biliyoruz ama onlar bilmiyor.
'Proje getirsinler bakalım' ifadesini kullanarak, sanki malıymış gibi 'derneği de vereyim dedim istemedi' diyerek kendilerini kulübün sahibi sananlarla kulübün gerçek sahipleri arasındaki bu mücadele trajik bir hal aldı.
En güzeli çıkın deyin ki, biz taraftarı dinlemiyoruz. İstifa de etmiyoruz, genel kurula da gitmiyoruz. Biz düşürdük biz çıkaracağız deyin, ona da itiraz etsek de saygı duyalım. Hiç olmazsa en azından bir kere de olsa saygı duyulacak bir iş yapmış olursunuz.
Bugünkü basın toplantısı ile ilgili birşeyler yazmayacak mısın diye soran oluyor.
Hayır.
Yazmaya kalksam her bir cümlesi fiyasko olan açıklamaların analizi tez konusu olur.
Herkes her şeyi biliyor zaten. 3-4 trol dedikleri camianın büyük bölümünün zeka seviyesi tahmin ettiklerinden daha fazla çünkü.
Adımın da geçmiş olmasına rağmen söyleyenlerin de söylenenlerin de benim için bir kıymeti harbiyesi yok.
Tek üzüldüğüm konu, mesleğimle ilgiliydi.
TSYD Başkanı, AGC Başkan Yardımcısı ve önemli bir medya kuruluşunun genel koordinatörü olan Şifa Çiçek'e oturdukları koltuğa yakışmayacak üslupta söylenmemesi gerekenler söylendi, benim, meslek büyüğüm Vedat Gürhan ve bir haber sitesi ile ilgili mesnetsiz iddialarda bulunuldu, Şifa Çiçek hariç kimsenin sesi çıkmadı.
Hatta kendileri bile eleştirilen arkadaşlarımın o basın toplantısını terk etmesi gerekirken tek kelime bile etmemelerine açıkçası üzüldüm ve şaşırdım. Bu kadar tepkisiz kalmamalıydılar.
Basın toplantısının diğer kısmında ne söylendiği ile ilgilenmiyorum zira benim net ve nihai fikrim alttaki gibidir.
Yazarlar yazarlar susarlar devri bitti.
Siz ve koruduğunuz, kulübün bu durumda olmasında en az sizler kadar payı olan kulübün kamburları profesyonel habisler gidene kadar daha yüksek sesle:
İSTİFA!
Antalyaspor AŞ, Antalyaspor Kulübü ve Antalyaspor Vakfı başkanlarına tepki büyük.
Şunu net görüyoruz; camianın çok büyük bir kısmının öncelikli isteği genel kurul falan değil.
Tek istek; İstifa.
Eski Başkan Sedat Peker de hiç eveleyip gevelemeden direkt duygulara tercüman olmuş zaten.
Kendi kendilerini seçecekleri genel kurul yapıp, bakın kimse talip olmadı diyebilecek potansiyelde olduklarını biliyoruz.
Neden kimse aday olmaz?
Çünkü bu 3 başlı sistemde kimse sadece AŞ'yi almak istemiyor.
Güçlerbirliği şart.
Kusura bakmayın ama kimse de aptal değil.
Zaten bugün ya da yarın açıklanır; 'istifa da yok, genel kurul da yok, sadece yönetim değişikliği ile yola devam kararı aldık' denir, bir de basın toplantısı yaparak destek istenir.
Beyler!
Bakın tekrar yazıyorum.
Genel kurula gitmeniz ya da yönetimi değiştirmeniz istenmiyor. İstifa etmeniz isteniyor.
3 başkanın da.
Ha derseniz ki istifa edersek kulüp sahipsiz kalır, ona da bir formül bulalım.
Siz istifa edin, genel kurul yapın, nasılsa 72 saat kala aday olacaklar listelerini vermek zorunda. Kimse liste vermezse yine siz aday olun, sizi destekleyelim, kulübü sahipsiz bırakmadığınız için de ayrıca teşekkür edelim.
Ben buradan söz veriyorum. Aday çıkmazsa en büyük destek benden.
Var mısınız?
Şimdi bir bilgi aldım.
Antalyaspor'daki oyunculardan birine Fransa'dan resmi teklif var.
Teklif; Eski kulübüne olan borçtan dolayı Antalyaspor'un FİFA'daki bu oyuncu ile ilgili dosyasını kapatma ve sonraki satıştan %20 pay.
Antalyaspor vermek istemiyor.
Teklif yeterli görülmeyebilir ama reddetme gerekçesi ilginç;
"Transferi açamazsak bize lazım olacak"
Yani hala böyle bir opsiyonlarının olduğunu düşünüyorlar!
Not: Oyuncunun ismi ve teklifi sunan takım şimdilik bende kalsın.
Biri kendi derdinde, yeni koltuk peşinde, biri Fenerbahçe'nin peşinde Atina'da Euroleague maçlarını izlemeye gider, diğeri taraftarın gözünün içine baka baka gönder dediği adamların odasından çıkmaz, hala onların lafıyla hareket eder, biz de derdimize yanalım.
Biraz uzun oldu ama ancak sığdırabildim. Vaktinizi alacağım, hakkınızı helal edin ama sonuna kadar okuyup eklemek istediklerinizi ekleyebilirsiniz. ❤️🤍
Allah aşkına açıklama yapın diyorsunuz da neyin açıklamasını bekliyorsunuz?
Ne demelerini istiyorsunuz?
Neredeyse Amerika başkanı dahil herkesi devreye sokup önceki yönetimi istifaya zorladık ve biz geldik mi diyecekler?
İlk işimiz istifa etmiş hocayı helikopterle getirip kulübün onurunu kurtardık mı diyecekler?
Takım kampa giderken otobüs hacizden bağlandı mı diyecekler?
Önceki yönetimi çek kırdırıyor diye eleştirdik ama biz de kırdırdık mı diyecekler?
TFF gelirleri temlikli değilken temlik koydurduk mu diyecekler?
17 transfer yaptık 2 tanesi tuttu biz ne yapalım mı diyecekler? Yoksa Antalyalı Osimhen’i bulduk mu diyecekler?
İlk 2 maçı kazanıp tarih yazdık mı diyecekler?
Antrenmanda futbolcular futbol topundan çok bizi gördüler mi diyecekler?
Medya ve satış pazarlama birimini kapattık, 40 yıllık doktoru gönderdik hatta sekreteri bile kovduk, huzura erdik mi diyecekler?
İsim hakkını peşin ödeyen varken daha düşük teklife hem de vadeli ödemek şartıyla sattık mı diyecekler?
5 kombine karşılığında bütün sezon bakliyat vermeyi kabul eden firmayı elimizin tersi ile ittik mi diyecekler?
Reklam karşılığında 3 ton et veren, parasıyla şort reklamı veren, parasıyla loca alan firmayı nasıl küstürdüklerini, sözleşmeli locasını elinden nasıl aldıklarını mı anlatacaklar?
Resmiyette yönetici görünen kişiye açıktan para ödedik mi diyecekler?
Çalışanımız kendi firmasından fatura kesti ilk onu ödedik mi diyecekler?
Hırsızlığı, yolsuzluğu, israfı, arsızlığı, hainliği önledik mi diyecekler?
İlk yenilgide takımı taraftarın önüne attık mı diyecekler?
Hoca giderse birlikte gideriz deyip de hoca istifa ettikten sonra daha iyisini aldık mı diyecekler?
Başarısızlıkta suçluyu bulup berberi bile kovduk mu diyecekler?
Bu hoca da olmadı, futbolcuların istediği hocayı getirdik daha ne yapalım mı diyecekler?
Tahtayı açamazsak açamayız dedik daha ne diyelim mi diyecekler?
Elimizdeki tek forveti tutamayıp koca ikinci yarıyı forvetsiz geçirdik mi diyecekler?
Yenilgiden sonra soyunma odasında futbolcunun üzerine yürüdük mü diyecekler?
Gazetecilerin kuru pastasını bile biz verdik bizden daha ne istediler mi diyecekler?
Hatta gazeteciye etek giysin dedik daha ne diyelim mi diyecekler?
Eski yöneticilerimiz gözaltına alındığında onları tanımıyoruz deyip kendimizi sıyırdık mı diyecekler?
Yıl boyu yanımızda hoca taşıdık, okuttuk, üflettik, su bile serptik, büyü yaptık yine olmadı mı diyecekler?
Futbolcunun tedavi parasını ödemedik, futbolcuya haciz gitti mi diyecekler?
Son hafta göbeğimizi kesemedik kumpasa geldik mi diyecekler?
Bizi uyaranları susturduk, yanıltanları kolladık mı diyecekler?
Bu kulübü biz yönetmiyoruz ki genel müdür yönetiyor mu diyecekler?
Yabancı futbolculara ev ve araç kiralayanların kim olduğunu bilmiyoruz, kimler nemalanıyor, haberimiz yok mu diyecekler?
Bizim kulüpte idari menajerin değil, masörün dediği olur mu diyecekler?
FİFA’da 16 dosya vardı kapattık şimdi 20 oldu mu diyecekler?
Personelin maaşını bile ödeyemiyoruz futbolcuya nasıl para ödeyelim mi diyecekler?
Çalışan kirasını ödeyemiyor, çocuğuna harçlık veremiyor ama bazı çalışanlarımız yurt dışına tatile gidip bazısı villada oturuyor mu diyecekler?
Eski yöneticiler prim verirken ikinci başkanı canlı yayında nasıl ezdiğini mi anlatacaklar?
Son deplasmana gittiğimizde otel parasını da eski yöneticiden aldık mı diyecekler?
Koca bakanı, valiyi yanılttık onları da ele güne mahcup ettik mi diyecekler?
Bizi dernek getirdi, biz B planıyız daha durun bakalım C, D, E falan var mı diyecekler?
Vergi ve SGK’ya borçlar ödenmiyor, personele maaş, emekliye tazminat ödenmiyor diyerek geldik şimdi biz de ödeyemiyoruz mu diyecekler?
Yoksa SGK’dan borcu yoktur yazısını nasıl aldıklarını mı anlatacaklar?
Sahiden ne demelerini bekliyorsunuz?
Ben söyleyeyim, bunların hepsi yalan. Elimizden geleni yaptık olmadı. Devam etmemiz isteniyor. Takımı biz düşürdük biz çıkaracağız. İstifa yok seçim var diyecekler.
Yedirebildiklerine yedirecekler.
Yiyene afiyet olsun!
Allah aşkına açıklama yapın diyorsunuz da neyin açıklamasını bekliyorsunuz?
Ne demelerini istiyorsunuz?
Neredeyse Amerika başkanı dahil herkesi devreye sokup önceki yönetimi istifaya zorladık ve biz geldik mi diyecekler?
İlk işimiz istifa etmiş hocayı helikopterle getirip kulübün onurunu kurtardık mı diyecekler?
Takım kampa giderken otobüs hacizden bağlandı mı diyecekler?
Önceki yönetimi çek kırdırıyor diye eleştirdik ama biz de kırdırdık mı diyecekler?
TFF gelirleri temlikli değilken temlik koydurduk mu diyecekler?
17 transfer yaptık 2 tanesi tuttu biz ne yapalım mı diyecekler? Yoksa Antalyalı Osimhen’i bulduk mu diyecekler?
İlk 2 maçı kazanıp tarih yazdık mı diyecekler?
Antrenmanda futbolcular futbol topundan çok bizi gördüler mi diyecekler?
Medya ve satış pazarlama birimini kapattık, 40 yıllık doktoru gönderdik hatta sekreteri bile kovduk, huzura erdik mi diyecekler?
İsim hakkını peşin ödeyen varken daha düşük teklife hem de vadeli ödemek şartıyla sattık mı diyecekler?
5 kombine karşılığında bütün sezon bakliyat vermeyi kabul eden firmayı elimizin tersi ile ittik mi diyecekler?
Reklam karşılığında 3 ton et veren, parasıyla şort reklamı veren, parasıyla loca alan firmayı nasıl küstürdüklerini, sözleşmeli locasını elinden nasıl aldıklarını mı anlatacaklar?
Resmiyette yönetici görünen kişiye açıktan para ödedik mi diyecekler?
Çalışanımız kendi firmasından fatura kesti ilk onu ödedik mi diyecekler?
Hırsızlığı, yolsuzluğu, israfı, arsızlığı, hainliği önledik mi diyecekler?
İlk yenilgide takımı taraftarın önüne attık mı diyecekler?
Hoca giderse birlikte gideriz deyip de hoca istifa ettikten sonra daha iyisini aldık mı diyecekler?
Başarısızlıkta suçluyu bulup berberi bile kovduk mu diyecekler?
Bu hoca da olmadı, futbolcuların istediği hocayı getirdik daha ne yapalım mı diyecekler?
Tahtayı açamazsak açamayız dedik daha ne diyelim mi diyecekler?
Elimizdeki tek forveti tutamayıp koca ikinci yarıyı forvetsiz geçirdik mi diyecekler?
Yenilgiden sonra soyunma odasında futbolcunun üzerine yürüdük mü diyecekler?
Gazetecilerin kuru pastasını bile biz verdik bizden daha ne istediler mi diyecekler?
Hatta gazeteciye etek giysin dedik daha ne diyelim mi diyecekler?
Eski yöneticilerimiz gözaltına alındığında onları tanımıyoruz deyip kendimizi sıyırdık mı diyecekler?
Yıl boyu yanımızda hoca taşıdık, okuttuk, üflettik, su bile serptik, büyü yaptık yine olmadı mı diyecekler?
Futbolcunun tedavi parasını ödemedik, futbolcuya haciz gitti mi diyecekler?
Son hafta göbeğimizi kesemedik kumpasa geldik mi diyecekler?
Bizi uyaranları susturduk, yanıltanları kolladık mı diyecekler?
Bu kulübü biz yönetmiyoruz ki genel müdür yönetiyor mu diyecekler?
Yabancı futbolculara ev ve araç kiralayanların kim olduğunu bilmiyoruz, kimler nemalanıyor, haberimiz yok mu diyecekler?
Bizim kulüpte idari menajerin değil, masörün dediği olur mu diyecekler?
FİFA’da 16 dosya vardı kapattık şimdi 20 oldu mu diyecekler?
Personelin maaşını bile ödeyemiyoruz futbolcuya nasıl para ödeyelim mi diyecekler?
Çalışan kirasını ödeyemiyor, çocuğuna harçlık veremiyor ama bazı çalışanlarımız yurt dışına tatile gidip bazısı villada oturuyor mu diyecekler?
Eski yöneticiler prim verirken ikinci başkanı canlı yayında nasıl ezdiğini mi anlatacaklar?
Son deplasmana gittiğimizde otel parasını da eski yöneticiden aldık mı diyecekler?
Koca bakanı, valiyi yanılttık onları da ele güne mahcup ettik mi diyecekler?
Bizi dernek getirdi, biz B planıyız daha durun bakalım C, D, E falan var mı diyecekler?
Vergi ve SGK’ya borçlar ödenmiyor, personele maaş, emekliye tazminat ödenmiyor diyerek geldik şimdi biz de ödeyemiyoruz mu diyecekler?
Yoksa SGK’dan borcu yoktur yazısını nasıl aldıklarını mı anlatacaklar?
Sahiden ne demelerini bekliyorsunuz?
Ben söyleyeyim, bunların hepsi yalan. Elimizden geleni yaptık olmadı. Devam etmemiz isteniyor. Takımı biz düşürdük biz çıkaracağız. İstifa yok seçim var diyecekler.
Yedirebildiklerine yedirecekler.
Yiyene afiyet olsun!
Sevgili Antalyasporlular;
Üzgünüz, kırgınız biliyorum ama size tavsiyem; bayramın tadını çıkarın, aileniz ve yakınlarınızla keyifli günler geçirin.
Zira bayramın ardından
Sıkıcı
Gerilimili
Karamsar
Günler bizi bekliyor. Sinirlerinize hakim olun. Bu günleri bile arayabilirsiniz.
Benden söylemesi.
Antalyaspor personelinin Şubat, Mart, Nisan ayı alacağı var. Mayıs ayı da bitmek üzere. Bayram öncesi maaş beklentisindeki personel bugün bankadan gelen 'maaşınız yattı' bildirimiyle sevindi.
Ama bir baktılar ki; tamamı değil. Şubat ayı maaşının yüzde 60'ı banka hesaplarına yatırıldı.
'Buna da şükür' mü diyelim bilemedim.
Yine de teşekkürler. Demek ki ellerinden bu kadarı geldi.
Bizim anlattığımız da aslında bu. Evet elinizden geleni yapıyorsunuz. Bunu kabul ediyoruz ama yetmiyor. Elinizden gelen, yapmanız gerekenin ancak yüzde 60'ı kadar işte.
Bugün 25 Mayıs 2026..
Arifenin arifesi.
Emekçinin banka hesabı boş. Boş olsa iyi, eksilerde.
120 civarında personel bayrama parasız giriyor. Kurbanlık almayı bırakın, köyüne, memleketine gidecek parası yok.
Torpilliler, yalakalar, maaş ve prim ayrıcalıklısı, düzenin adamları avanslarını aldı, valizini hazırladı onları saymıyorum.
Çalışanlar bunları görmüyor mu sanıyorsunuz?
Farkında mısınız bilmiyorum ama bu kadar ahla işiniz rast gitmez.
Her gün tesise gidip bayramda el öpen çocuğuna harçlık veremeyecek olan insanların yüzüne nasıl bakıyorsunuz?
Kimse daha sonra alamayacağı 4 aylık maaşını ve tazminatını bırakmak istemiyor. Ayrılırlarsa hiç alamayacaklarını biliyorlar. Kalırsak bi umut diyorlar. Çalışan maaşını, ayrılan tazminatını alamıyor yani. Gidene tazminat ödersek alışırlar, herkes gider gibi bir kafa yapısı ile yönlendiren biri var orada malesef.
Yapılabilecek en kolay şey yalanlamak. O gün yönetim kurulu toplantısına katılanlar doğru olduğunu biliyor.
Bakın. 7 aydır çalışmıyorum. Bir çok gazete ve internet sitesinden teklif geldi, hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim ama kabul etmedim.
Neden?
Bir şekilde baskı geleceğini, araya hatırlı kişiler sokulacağını, ricalar edileceğini biliyorum. Ne kendimi bağlayayım, ne görev yaptığım kurumu zora sokayım istemedim.
Nitekim Ankara'da bir arkadaşımızı patronuna şikayet etiler. Onu da zamanı gelince söylerim.
Çünkü tarzları bu. Nerede yanlış yapıyoruz diye sorgulamak yerine yanlışa yanlış diyeni susturmaya çalışmak. Başta kendilerini sonra kamuoyunu kandırmak.
Bizim de hatırını kıramayacağımız insanlar var elbette ama onlar da bilir; birileri dedi diye yazmayacağımı, ya da birileri dedi diye yazdığımı silmeyeceğimi. Teklif bile etmezler.
O yüzden boşuna uğraşmayın. Ara dediğiniz kişiler arar, nasılsın der, hatırımı sorar kapatır.
Camia sağ olsun bizi sosyal medyada da takip ediyor.
Ha! İlla bir yerde yazalım, konuşalım isterseniz o da olur.
Yakında.