Eskiden asgari ücretlinin sürekli telefon değiştirmesini yadırgardım. Ben ucuz telefon alır, bozulana kadar kullanırdım; etrafımdakiler ise kıyafet değiştirir gibi telefon değiştirirdi.
Sonra fark ettim ki ev, araba, arsa almak onlar için ihtimal bile değil. Yurtdışını geçtim, yurt içi seyahate bile çıkamıyorlar. Bu insanlar belki ev, araba kredisine girebilse telefon almayacak ama o da imkânsız.
Elde kalan tek ulaşılabilir “lüks” bir telefon, bir kıyafet. Bu da bireysel zevkten çok sistemin yarattığı çaresizliğin yansıması.
Bu tablo “ekonomi kötü değil”in kanıtı değil; tam tersine insanların büyük hedeflerini gömüp, küçük tüketimlerle avunmak zorunda bırakıldığının göstergesi.
Sex and The City’de şöyle bir soru geçiyor: “Neden sahip olmadığım tek bir şeyin, sahip olduğum diğer her şeyle ilgili nasıl hissettiğimi etkilemesine izin veriyorum?”