Cumartesi günü Anıtkabir'deydim.
LÖSEV’in Anıtkabir buluşmasında lösemi ve kanser tedavisi gören çocuklar, hastalığı atlatan gençler, aileler ve gönüllüler bir araya geldi.
Etkinliğe Türkiye’nin dört bir yanından binlerce kişi katıldı. NEFES’e konuşan aileler, yıllar süren mücadelelerini ve LÖSEV’le kurdukları bağı anlattı.
Bende röportaj için iki güzel hanımın arasına girdim. Tweetin devamında da insanların verdiği mücadeleyi anlatıyorum... buyursunlar...
👇👇👇
Ve Oktay Akişli...
Kartalkaya faciasında ailesinden geriye yalnızca 3 köpeği kalan Oktay Akişli Anıtpark'ta NEFES’e konuştu.
Ailesinden geriye sadece 3 köpeği kaldı: Miço, Tarçın ve Yumak.
“Ben de ailem için adalet istiyorum” diyerek Kartalkaya davasında adalet çağrısı yaptı.
186 kilometrelik bir yol da yürümüştü.
Köpekleri için “Onlar benim ailemden kalan en önemli hatıralarım” diyor ve şunu ekliyor; "Ben ölseydim ailem Ankara'dan bir dakika bile ayrılmazdı"
👇👇👇
#ÖZELHABER I Ailesinden geriye üç köpeği kaldı... - 23 OCAK NEFES MANŞET-
Kartalkaya’da Grand Kartal Otel’de çıkan yangında 78 kişi can verdi. Alanya’da yaşayan Oktay Akişli, yangında ağabeyi Şenol, 11 yaşındaki yeğeni Mina ve annesi Gülçin’i kaybetti. Hayatta zevk aldığı, tutunabildiği hiçbir şey kalmadığını söyleyen Oktay Akişli, “Yediğim yemek, içtiğim su, aldığım hava bile zevk vermiyor” dedi. Hayata tek bağı ise annesinden kalan üç köpeği: “Miço, Tarçın ve Yumak.”
Otel yangınında ailesi yok olan Oktay Akişli, annesinden ona emanet kalan üç köpeğe gözü gibi bakıyor. Akişli ‘Hayata onlar sayesinde tutunuyorum’ diyor.
https://t.co/d8l3qhvq8s
Cumartesi günü Anıtkabir'deydim.
LÖSEV’in Anıtkabir buluşmasında lösemi ve kanser tedavisi gören çocuklar, hastalığı atlatan gençler, aileler ve gönüllüler bir araya geldi.
Etkinliğe Türkiye’nin dört bir yanından binlerce kişi katıldı. NEFES’e konuşan aileler, yıllar süren mücadelelerini ve LÖSEV’le kurdukları bağı anlattı.
Bende röportaj için iki güzel hanımın arasına girdim. Tweetin devamında da insanların verdiği mücadeleyi anlatıyorum... buyursunlar...
👇👇👇
Sağ taraftaki Alkım Eroğlu, soldaki Ayça Erdin.
İzmir’den gelen Ayça Erdin, meme kanseriyle yaklaşık 3 yıl mücadele etti ve hastalığı atlattı.
Yaşadığı sürecin ardından kanserle mücadele eden çocuklara ve ailelerine destek olmaya başladı.
Alkım Eroğlu’nun LÖSEV’le tanışması, anneannesini kanser nedeniyle kaybetmesinin ardından oldu.
Kendi ailesinde yaşadığı acının ardından lösemili çocuklara destek olmaya başlayan Eroğlu, şimdi onların mücadelesinde yanlarında yer alıyor.
"Ben yandım sizi de yakarım"
Gazeteci Deniz Zeyrek, fon soruşturmasında adı geçen eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın çevresine “İfadem alınırsa her şeyi anlatırım” dediğini aktardı
https://t.co/J1TA0EkzmM
“SARAYDAN TALİMAT GELMEDİĞİ İÇİN SORUŞTURMA DERİNLEŞTİRİLMİYOR”
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ve YENİ Parti Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever Kartalkaya’da çocuklarını ve yakınlarını kaybeden ailelerin yanına Anıtpark’a geldi. Emir yaptığı açıklamada, yaklaşık 1,5 yıldır adalet bekleyen ailelerin feryadının duyulması gerektiğini belirterek soruşturmanın derinleştirilmesi ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu. Emir şunları şöyle:
“Yavrularını yitiren aileler 1,5 yıldır adalet bekliyorlar. O günden beri hiçbir kamu görevlisi hakkında soruşturma açılmadı. İlk bilirkişi raporunda bakanın sorumlu olduğu belirtildi, sonra bilirkişiler görevden alındı. Bu ailelerin feryadı duymazdan geliniyor. Hala Saray’dan talimat gelmediği için soruşturma derinleştirilmiyor. Duyun bu sesi. Bu ses Türkiye’de artık adalete susamış ailelerin feryadıdır. Vicdansızlığın ve aymazlığın ne seviyeye geldiğini gördük. Bu ailelerin yüreği yanıyor. Elbette anneler, babalar, çocuklar geri gelmeyecek ama adalet bir ölçüde bu aileleri teselli edecek. Bu aileler adalet bekliyorlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumlularının yargılanmasını bekliyorlar ve savcının neden iddianame yazmadığını soruyorlar. Cevap alana kadar bu işin peşini bırakmayacağız”
Kartalkaya otel yangınında 78 insan hayatını kaybetti.
Neredeyse iki yıl geçecek. Ama o geceyi yaşayan aileler için zaman ilerlemiyor. Evlatlarının, anne babalarının, eşlerinin, kardeşlerinin yokluğuyla her gün yeniden aynı acıya uyanıyorlar.
Ankara Anıtpark’ta Kartalkaya’da yakınlarını kaybeden ailelerle konuştum. NEFES’e yaşadıkları acıyı anlattılar.
Söyledikleri bir cümle, yaşanan felaketin ve geride bıraktığı travmanın boyutunu anlatmaya yetiyor: “Vücut bütünlüğü bozulmadan cenazemizi alabildiğimiz için şükrediyoruz.”
Bir anne, bir baba, bir kardeş için bundan daha ağır bir cümle olabilir mi?
Bir insanın sevdiğini kaybetmesi zaten tarifsiz bir acı. Ama o insanı son kez görebilmenin, cenazesine ulaşabilmenin bile bir “şükür” sebebine dönüştüğü bir felaketten söz ediyoruz.
Aileler hala adalet bekliyor.
Turizm Bakanı’nın istifasını istiyorlar. Kamu görevlilerinin de sorumluluklarının araştırılmasını ve yargılanmasını talep ediyorlar.
Çünkü onların istediği kaybettiklerini geri getirmeyecek bir ceza değil yalnızca. Bir daha başka ailelerin aynı acıyı yaşamaması için sorumluların ortaya çıkarılmasını, ihmallerin aydınlatılmasını ve hesabın sorulmasını istiyorlar.
78 can…
78 yarım kalmış hayat…
78 ailenin ömür boyu taşıyacağı bir boşluk.
Kartalkaya aileleri unutulmamak, duyulmak ve adalet istiyor.
İşte haberimin detayları
👇👇👇
Yangında Ayşemin Elif Doğan, Mehmet Doğan ve Ayşe Maya Doğan’ı kaybeden acılı anne 78 yaşındaki Güngör Gültekin de NEFES’e konuştu.
Gültekin, yangında kızı, torunu ve damadını kaybettiğini belirterek, “Benim kızım, torunum pırlanta gibi insanlardı. Onları çok özlüyorum. İki yıldır eşyalarına bakıyorum. Cennetten bizi izliyorlar, biliyorum. ‘Anne, benim için adalet arıyorsun’ diyorlardır” ifadelerini kullandı.
Gültekin sorumluların hesap vermesini istedi.
Yangında ailesinden yakınlarını kaybeden Mehtap Sayılgan, NEFES’e yaşadıkları acıyı anlattı. Sayılgan’ın kuzeni Müge Tura ile kuzeninin 14 yaşındaki kızı Alya Tura yangında yaşamını yitirdi.
Sömestr tatili için Kartalkaya’ya giden Müge ve Alya’nın hayat dolu insanlar olduğunu söyleyen Sayılgan, yaşananları anlatmanın dahi güç olduğunu belirtti.
Sayılgan, “Alya daha 14 yaşındaydı. Çok hayat doluydular. Sömestr tatilinde oradaydılar. Vücut bütünlüğü bozulmadan cenazemizi alabildiğimiz için şükrediyoruz” diyerek yaşadıkları acının boyutunu anlattı. Sayılgan ailesinin yangında 6’ncı katta bulunduğunu ifade etti.
Bolu Kartalkaya’da 78 kişinin yaşamını yitirdiği Grand Kartal Otel yangınının üzerinden neredeyse 2 yıl geçerken, hayatını kaybedenlerin aileleri adalet talebiyle Ankara Anıtpark’ta bir araya geldi.
Eylem alanında 78 boş sandalye beyaz kefenlerle sarılırken, her sandalyenin üzerine birer kırmızı karanfil bırakıldı.
Sandalyelerin önüne ise “Denetimsizlik Sayıştay raporunda, sorumlular ne zaman yargı önünde?”, “Her şey gecikir, adalet gecikmez” ve “2 yıl olacak, sorumlu kamu görevlileri için yargılama nerede? Yargıdan kaçıramazsınız” yazılı dövizler yerleştirildi.
Ailelerin üç gün boyunca sürdüreceği eylemde, yangında hayatını kaybeden 78 kişinin anısı yaşatılırken sorumluların yargılanması çağrısı yapıldı.
NEFES’e konuşan aileler de acılarını paylaştı.
Burası Ankara Anıtpark…
Serpil Gençbay da burada. Kartalkaya’daki yangında oğlu Yiğit Gençbay’ı kaybetti.
Yiğit’in arkadaşları da bugün burada. Onu anlatıyorlar, onu hatırlıyorlar.
Yiğit doktordu.
Yangın başladığında kendi canını kurtarmayı başarmıştı. Ama dışarı çıktıktan sonra içeride kalanları düşündü. Başkalarını kurtarmak için yeniden alevlerin arasına girdi.
Odaların kapılarına vurarak, “Yangın var” diye bağırdı.
İnsanları uyandırmaya, onları dışarı çıkarmaya çalıştı.
Yiğit'i görenler, yüksekten atlayan bir kadını çadıra taşıdığını da anlatıyor.
Kendi hayatını kurtarmışken, başkalarının hayatını kurtarmak için yeniden o cehenneme döndü.
Ve sonra…
Yiğit tekrar otele girdi.
O andan sonra ondan bir daha haber alınamadı.
Bugün annesi Serpil Gençbay burada. Oğlunun arkadaşları burada.
Yiğit yok.
Ama onun kurtarmaya çalıştığı insanlar, onun cesareti ve o gece yaptığı fedakarlık burada, burada anlatılmaya devam ediyor.
Bazı insanlar geride yalnızca bir fotoğraf bırakmaz.
Bir hikaye bırakır.
Yiğit’in hikayesi de, kendi hayatını kurtardıktan sonra başkalarının hayatı için yeniden alevlerin içine giren bir doktorun hikayesi.
Ve annesi bugün burada, oğlunun ardından adalet bekliyor.
Konuştuğum ve en çok duygulandığım hikayelerden biriydi, fotoğraflar tabii ki NEFES'in fotomuhabiri Selahattin Sönmez'e ait.
SPK’YI 19 AY ÖNCE UYARMIŞ
Adalet Bakanı Akın Gürlek 19 ay önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde borsadaki vurgunu gördü, soruşturma açtı. Dönemin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül’e 26 Şubat 2025’te yazı gönderdi. “Borsada olağanüstü fiyat hareketliliği var” dedi, rapor istedi.
https://t.co/SXbU75UrV8
Bu kişiye ulaştım. İsmi Fedai Şentürk.
Gerçekten çok iyi yürekli, hayvansever bir insan.
Karasu Darıçayırı’nda sel suları yaklaşık 1,5 metreye çıkmış. Fedai abi de fabrikadaki mesaisinden çıkıp eve geldiğinde köpeklerinin suda mahsur kaldığını duyuyor ve hiç düşünmeden suya atlıyor.
Uzun zamandır beslediği 5 sokak köpeği varmış. Arabasında sürekli mama taşıyor, hatta zaman zaman onları arabasıyla gezdiriyormuş. Sel bastığında köpeklerin seslerini duyunca kendini suya atıp üçünü kurtarmış: Yumak, Tarçın ve Tone.
Diğer ikisini ise ne yazık ki bulamamış. Öldüğünü düşünüyor, "kayıp" dedi.
Kendi hayvanları da selden zarar görmüş. Tavuklarından bazıları ölmüş, yemleri ve odunları su altında kalmış. Ama konuşurken en çok köpekleri anlatıyordu. Anlatırken sigarasını içmeye devam etti tabii.
Sonra biraz meraklandım, iş haber yazmaktan çıktı.
"Abi bu sigarayı selin içinde ne ara yaktın" diye sordum, "her zaman hep ağzımdadır" dedi.
27 yıldır Darıçayırı’nda yaşıyor. Her selde aynı şeylerin söylendiğini, ekiplerin gelip hasar tespiti yaptığını ama kalıcı bir çözüm olmadığını anlattı.
Burası AKP'li belediyeymiş, yaklaşık 8 binanın girişi sular altında kalmış ayrıca. Ben de sular çekildiğinde buradaki çalışmaları takip edeceğim, bakalım bu kez hasar onarılacak mı...
Öte yandan sürekli kötü kötü haberler okumak, yazmak epey insanın psikolojisini etkiliyor. Bence böyle insanların hikayeleri daha çok duyulmalı. Fedai abi, zor zamanda gerçekten elini taşın altına koymuş.
Bu da kurtardıktan sonra bana attığı fotoğraf, tabii ki yine sigaralı 🐾
👇👇👇