Bazen gerçek lükslerin farkına varamıyoruz;
Anneni arayabilmek,
Dolu buzdolabı,
Sağlıklı olmak,
Duş almak,
Kahvaltı etmek,
Temiz nevresim,
Gerçekten halini soran biri olması.
"Akşam eve taşınan o ağır yorgunluk, sadece emeğin bedeli değildir. O yük; gün boyu sabırla sineye çekilen insanların, boğazda düğümlenen cümlelerin ve kalbe gömülen hislerin ağırlığıdır. Kaslar uykuyla dinlenir ama zihnin yaraları çok daha geç kapanır."
Babanın çocukla boğuşması lüks değil, nörolojik bir ihtiyaçtır.
Şiddet değil; beyne risk yönetimini, dürtü kontrolünü ve sınırları öğreten bilimsel bir gelişim parçasıdır.
Doğumdan sonraki ilk saat, baba ve bebek arasındaki bağın oluşmasında çok güçlü bir etkiye sahiptir.
Yenidoğanlar babalarıyla ten tene temas kurduğunda oksitosin seviyeleri ciddi ölçüde artabilir, ağlama sıklığı azalabilir ve bebekler ilk 24 saatte daha uzun süre uyuyabilir.
Çünkü zihinleri hep bir sonraki krize hazırlanmıştır.
Hız onlar için alışkanlık değil, bir savunma mekanizmasıdır.
İnsan bazen büyür…
ama sinir sistemi hâlâ çocuklukta hayatta kalmaya çalışır.
#psikoloji#travma#sinirsistemi#mentalhealth#anksiyete
Çocukluğu kaosun içinde geçen kişiler için sessizlik bazen yabancı gelir.
Bu yüzden;
• Yavaş konuşan insanlara,
• Sakin hareket edenlere,
• Telaşsız çalışanlara
tahammül etmekte zorlanabilirler.
Anne:
Çocuk dilinden türeyen bir kelime.
Eski Türkler anne yerine ög dermiş. Bu yüzden annesi ölmüş çocuğa "ög"süz (öksüz) denmiş.
İlginçtir ki ög aynı zamanda akıl demek, öksüz de akılsız demek. Eskiler anne ile aklı bir tutmuş.
Zira anne yoksa öğreten de yok.
Bu kare, yalnızca bir insanı değil; bir dönemin yaşam biçimini, karakterini ve ruhunu gözler önüne seriyor.
"Osmanlı torunu" olmakla övünenlerin görmesi gereken Türk.
Hattâ İslâm ahlâkında, bir müʼminin sadece şahsını ilgilendiren ve umûma zararı dokunmayan ayıp ve kusurlarına hasbeʼl-kader vâkıf olunduğunda, onları örtüp gizlemek ve münâsip bir lisanla uyarmak, mühim bir kardeşlik vazifesidir
Alıntıdır…
Bolca da haklıdır….
Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede; “…Tecessüste bulunmayın!..” (el-Hucurât, 12) buyurmaktadır. Böylece müʼminleri, din kardeşlerinin gizli ve mahrem olan hatâ, kusur ve ayıplarını araştırmaktan men etmektedir.