@tahsinyesildere@UNVDER Hocam sivil toplum kuruluşları dernek ofisi kira ve masrafları için kendi çalışma alanında bir proje hazırlıyor ve bu kaynakla kendini çeviriyor. Lütfen ithamlara dikkat edelim. ILO Çalışma Örgütü'ne vakıf univ sorunlarının araştırılması ve tartışılmasına dair proje yazıldı.
Vakıf üniversitelerinde mevcut Yükseköğretim hukukuna aykırı keyfi bahanelerle yüzlerce akademisyenin iş güvencelerini gasp eden büyük bir kıyım yaşanıyor.
Bu saldırıya dur diyor, Milli Eğitim Komisyonu'nun sorunlarımızı gündem etmesini istiyoruz.
#AkademideİştenÇıkarmalaraSon
Vakıf üniversitelerinde mevcut Yükseköğretim hukukuna aykırı keyfi bahanelerle yüzlerce akademisyenin iş güvencelerini gasp eden büyük bir kıyım yaşanıyor.
Bu saldırıya dur diyor, Milli Eğitim Komisyonu'nun sorunlarımızı gündem etmesini istiyoruz.
#AkademideİştenÇıkarmalaraSon
@ogretmensendika Bir tarafta mülakat nedeniyle mağdur edilen 1611 öğretmen, diğer tarafta emeğinin karşılığını alamayan özel sektör öğretmenleri... Ortak talepleri adalet, liyakat ve insanca çalışma koşulları.
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Duyuru|
Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan'ın çağrısı üzerine 11.30'da Sendikamızdan bir heyet ile Sayın Gürcan arasında görüşme gerçekleşecektir.
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Tekel bayiler için iyi haber diyorlar; birçok yorumda ve paylaşımda Carrefour mağazalarının A101 marketlere geçmesine sevinenler var.
Carrefour’da içki satışı yasaklanırsa “elden çıkarmak için fiyatlar düşer” diye sevinenler de var. Kazın ayağı öyle değil hocam… Umarım satışı tamamen sonlandırmaz. Evet, tüketici için kısa vadede ucuza ürün almak heyecanlı gelebilir ama sonrası düşündüğünüz gibi olmaz.
Çünkü burada izlenen strateji şu: “İçkiyi yasaklamıyoruz” denilerek, meşru yollardan ama sermayesi güçlü ve ideolojik yapılar üzerinden zincir marketler el değiştiriyor ve ürünler daha da ulaşılmaz hale getiriliyor. Bugün Carrefour, yarın başka bir zincir… Bir sonraki hedefin Migros olması kimseyi şaşırtmaz.
Değerli arkadaşlar, tekel bayileri yasaklara karşıdır. TTBP (Türkiye Tekel Bayileri Platformu) bu amaçla yol almış bir sivil toplum kuruluşudur. Bizim duruşumuz nettir: Yasakların değil, özgürlüğün yanındayız.
Ülke genelinde birçok eylemimiz olmuştur. Yasaklara, baskılara, cezalara; yaşam tarzına ve yeme içme kültürüne karşı uygulanan müdahalelere karşı mücadele ettik. İptal edilen festivaller, konserler için; pandemide kapatılan kafe ve bar çalışanları için; müzisyenler için eylemler yaptık, ses olmaya çalıştık.
Şimdi soruyorum: Biz neden kendi sattığımız bir ürünün zincir marketlerde yasaklanmasını isteyelim? Bu, kendi ayağımıza sıkmak gibidir ve platformumuzun ilkelerine tamamen aykırıdır.
Küçük esnaf, tekel bayileri zaten ciddi baskı altında. Sürekli cezalar, denetimler, hatta zaman zaman düzmece tutanaklar… Üstüne üstlük dükkanını devretmek isteyene bile yeni ruhsat verilmemesi gibi durumlar yaşanıyor. Yani sistem, küçük esnafı yavaş yavaş tasfiye ediyor.
Heyecanınızı anlıyorum… Ama keşke bu heyecan şu sorular için olsa:
Neden biz bu ürünleri bu kadar pahalıya tüketiyoruz?
Neden insanlar sahte ve kaçak içki içmek zorunda kalıyor?
Neden yaşam tarzımıza ve yeme içme kültürümüze müdahale ediliyor?
Bu tutumun seküler kesime karşı ideolojik ve rövanşist bir politika olduğu açıkça görülüyor.
Bakın, o mağaza “artık içki satmıyorum, gelin %50 indirim yaptım” dese ne olur? En fazla 1-2 gün sürer, raflar boşalır. Sonra o rafları bir daha asla dolu göremeyiz.
Bizim gösterdiğimiz bu direniş ulusal basında dahi yer aldı. Dünyanın en yüksek tirajlı gazetelerine, haber portallarına röportajlar verdim. New York Times’tan BBC’ye kadar birçok uluslararası basın kuruluşunun en çok dikkat ettiğim sorusu şuydu: “Türkiye, Dubai modeli bir sisteme mi geçiyor?” O zamanlar “imkânsız” diyordum. Ama bugün bakınca, sanki o yöne doğru yavaş yavaş gidiliyor gibi.
Çünkü şu an uygulanan baskılar; saat yasakları, yüksek idari para cezaları, yeni açılacak ya da devredilecek yerlere ruhsat verilmemesi bunun açık göstergesidir. Sosyal medyada alkollü içki paylaşımı yapanlara bile ceza kesilmesi, durumun ne kadar ileri gittiğini net şekilde ortaya koyuyor.
Oysa daha akılcı politikalar mümkün. Üretime ve özellikle butik içkiciliğe destek verilse bu ülke kazanır. Çünkü bu ülkenin petrolü üzümdür.
Ama bugün bakıyoruz; Türkiye’de üretilen rakı 1-2 bin TL bandında. Aynı ürün Kıbrıs’ta neredeyse üçte bir fiyatına. Çünkü orada aşırı vergi yok. İnsanlar kaçak ya da sahte içkiye yönelmek zorunda kalmıyor. Bu yüzden kimse sahte içkiden ölmüyor.
Bizde ise durum ortada… Her yıl yüzlerce insan sahte içki yüzünden hayatını kaybediyor. Ama bu ölümler çoğu zaman sadece bir sayı olarak geçiyor.
Kısacası mesele sadece ticaret değil; mesele özgürlük, yaşam tarzı ve insan hayatıdır.
1-2 günlük ucuzluk sevinçleriyle ülkenin geleceğini değerlendirmeyin.
Günlük değil, yarını düşünün.
Başaran Aksu yalnız değildir.
Bağımsız Maden-İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu’nun tutuklanmasını kabul etmiyoruz.
Sendikal örgütlenmeye ve işçilerin mücadelesine yönelik baskılara karşı dayanışmayı büyütüyoruz.
#BaşaranAksuSerbestBırakılsın