Bu twiti gören
takipçilerimden
Hatta
Takip etmeyenlerden
Ve hatta
Kendini Müslüman olarak kabul edip
O minvalde yaşamaya çalışan
Bütün mümin
Kardeşlerimden
İTÜ mezuniyet töreninde
Görülmesi engellenen şu ayeti
Bir kere paylaşmalarını istiyorum
Çok şey mi istiyorum.😊✋️
Gaffar Yakınca: Ne yaptın yangınlar çıkınca? Gençleri Saraçhane'ye topladın, slogan attırdın.
Ülkü Ocakları ne yaptı? Yüzlerce Ülkücü çocuk şu an orada yangın söndürmeye çalışıyor.
@GaffarYakinca@HadiOzisik
🔴 Gazeteci Gaffar Yakınca’dan Mansur Yavaş Yorumu:
Mansur Yavaş Ülkücü Değildir
Ülkücülere Düşmanlıkla Geçimini Sağlayan Bir Partide Siyaset Yapıyorsanız Kendinize Hala Ülkücü Diyemezsiniz
Cumhuriyet Halk Partisinde Rozet Takıp Aynı Zaman da Ülkücü Olamazsınız
Ülkücülüğün Adresi Bellidir
@GaffarYakinca@cnnturk
Atina yönetiminin Lozan Antlaşması’na taammüden muhalefet ederek işgal ettiği adalarda egemenlik haklarımıza meydan okuyup ülkemizin sabrını zorlaması, Güney Kıbrıs’ta Türk ve Türkiye düşmanlığından beslenen paramiliter örgütlerin faaliyete geçmesi dikkat ve uyanık bir şuurla takip ettiğimiz muhasım gelişmelerdir.
Türk milleti bölgesel ve küresel husumet senaryolarına teslim olacak, boyun eğecek, alttan alacak, tamam diyecek aciz ve atalette değildir.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Düşünce hayatımızda tıpkı Süheyl Yıldızı gibi parlayan Merhum Ziya Gökalp bir defasında isabet ve itinayla ihata edilmiş şu cümleyi beyaz sayfalara dökmüştü: “Fikirleri hislerine tevafuk ve istinat etmeyen bir insan ruhen hastadır.”
Fikrinde ve zikrinde onarılmaz hasarlar bulunan kimselerin ruhen sıhhatli olmalarını beklemek işin özünde boşa kürek çekmek, boşuna zaman tüketmektir.
Saraçhane provokasyonuyla Türkiye’nin önünü kesmek için kuyruğa giren hastalıklı CHP’sinden diğer marjinal parti ve yasa dışı sol gruplara kadar alayı emel, eylem ve sözleriyle düşmanları aratmayan bir çizgide pozisyon almışlardır.
Vandallığa demokrasi nöbeti diyecek kadar gerçeklerden kopmuş, milletine ve devletine yabancılaşmış bohem ve bonservis bedeli çoktan ödenmiş bir muhalefet anlayışı karşımızdadır.
Ülkemizin yükselen değer ve prestijinin gözle görülür şekilde hız ve ivme kazandığı bir dönemde Saraçhane komplosunu birden bire devreye alanlar Türk ve Türkiye düşmanlarına rehin düşen ve bundan mülhem batıla hizmetkâr olan işbirlikçilerdir. Maske takıp polisimize taş atan, balta fırlatan, havai fişekle saldıran, asit saçan alçakların demokrasi, hukuk veya özgürlükle hiçbir ilgisi ve ilişkisi yoktur.
Zulüm 1453’de başladı diyenler Şehzadebaşı Camii’ni ve haziresini kirleten bir avuç casus aparatı, aynı şekilde paçoz ve şehir eşkıyasından başkası değildir. Camii duvarına pisleyenlerden, yakıp yıkmayı demokrasi olarak lanse edenlerden, milletimizin alın teri, helal emeği olan belediye kaynaklarını organize rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk anaforunda hiç edenlerden tarih ve adalet önünde hesap sorulmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın merhume ve muhterem annesine edilen küfürler kimlerin köprübaşlarını tutmak için sokaklara çıktığını göstermektedir. Şahsımın tedavi süreciyle ilgili fitne ve dedikodu kampanyası üreten şeytani niyetlerin sokak anarşisini nasıl da alevlendirmek istedikleri malumumuzdur.
Türkiye Cumhuriyeti’ni can pahasına savunacağız.
Cumhur İttifakı CHP’nin muhbir ve muhabir mihmandarı olduğu çok boyutlu tahrik ve tahrip dalgasını kırmaya muktedirdir. Çünkü büyük Türk milleti yanımızdadır. Yabancı istihbarat örgütlerinin kuklası olup sokaklara dökülenlerin, iç asayiş ve huzur ortamını bozanların yakasından tutmak mutlaka sağlanmalıdır. Türkiye oyuncak değildir, karanlık oyunlara gelmeyecektir.
Bin aydan daha hayırlı olan bugünkü Kadir Gecemizde, Cenab-ı Allah’tan niyazım rahmetini, merhametini ve mağfiretini milletimizden esirgememesi, milli birliğimizi ve bin yıllık kardeşliğimizi sonsuza kadar muhafaza buyurmasıdır. Vatanımızın, bayrağımızın, bağımsızlığımızın, bekamızın, mukaddesatımızın, milli ve manevi pek çok değerimizin kadrini kıymetini bilmek dileğiyle; aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin müstesna, mübarek ve muhteşem fecirlerle müjdelenen Kadir Gecesini dualarımla tebrik ediyorum.
Bu akşam Özgür Özel'in konuşmasından kesin olarak anladım: CHP iktidarında CHP'li olmayan herkesi asacaklar!!!! Hatta bu defa İstiklal Mehkemeleri bile kurmayacakları açık... Kendilerinden olmayan herkese düşmanlar!
Dünyanın her yerinde yolsuzluklar ortaya çıksın diye insanlar sokağa dökülüyor. Sadece Türkiye’de yolsuzlukların üstü kapansın diye sokağa çağrılıyor insanlar!
Yine tersten tarihe geçtik!
ALİ MAHİR BAŞARIR'A AÇIK İKAZIMDIR!
o pis ,ağzı kokan , çatal dilini bir daha Liderimiz, Sn. DEVLET BAHÇELİ BEYEFENDİ’ye uzatırsan ettiğin büyük lafların altında kalırsın!
Akıllı ol zibidi….
MHP İstanbul İL BAŞKANI
Sertel Selim
İmamoğlu'nun usulsüz yatay geçişinde hukuki/idari kısım kolay, mevzuat açık.
Asıl zor olan ahlaki kısım.
Karşımızda baba parası ve torpil yolu ile arka kapıdan üniversiteye kaynak yapmış biri var. Başka insanların hakkını yemenin ahlaki bir yaptırımı olması gerekmez mi?
✍️ BU KIZLAR NEDEN BABASIZ?
35 yıl boyunca kimsesiz yaşamış bir insanın öz babasını bulmak için gösterdiği çaba ile alay etmek için, “benim sağlıklı bir cinsel hayatım var” diyerek kıkırdamak için ne düzeyde bir kötülük gerekir?
O kıkırdamalara şuh kahkahalar ile eşlik edip, “ay ilahi evet teke gibi adamsın senin şeyinin hesabını mı tutacağız” diyebilmek için ne tür bir kalpsizlik ile yoğrulmuş olmak gerekir?
Bu rezil tiyatroyu izleyip tepki vermemek, gönül rahatlığı içinde “..spular adama iftira atıyorlar” diyebilmek için nasıl bir kara vicdan gerekir?
Yıllarca gizli kameralarla, gizli ses kayıtlarıyla sözde gazetecilik yapıp konu kendisine gelince “yayın yasağı” getirtmek için nasıl bir ahlak anlayışına sahip olmak gerekir?
Yetimhanede büyümüş dört kız kardeş biyolojik babalarını arıyorlar. Bir insanın “benim annem babam kim” diye sormasından, bu temel hakkın peşine düşmesinden daha meşru ne olabilir?
Sabahtan akşama herkese ahlak pazarlayan çağdaş yaşam dümbelekleri neden suskun? Burada bir insanlık dramı yok mu? Burada bir kadınlık dramı yok mu?
Alın size kapı gibi araştırmacı gazeteci senaryosu:
80’li yıllarda henüz 18-20 yaşlarında oyuncu olmaya çalışan, bazı filmlerde figüranlık yapan bir genç kadın, bir grup “ünlü ve nüfuzlu” adam tarafından cinsel meta olarak “kullanılıyor”. 12 Eylül Türkiye’sinde ordudan emniyete, basından yargıya kadar her yerde gücü olan bu adamlar, genç kadının doğurduğu -ve kendilerine ait- çocuklara sahip çıkmıyorlar. Kadını da bazen para vererek, bazen tehdit ve şantaj yolu ile susturuyorlar. Öte yandan dört kız çocuğu kimsesiz bir halde hayata tutunmaya çalışıyor.
İstihbaratçıların servis ettiği belgelerle gazetecilik pozları kesen fondaş takımına sesleniyorum. Eğer yüreğiniz yetiyorsa bu öyküyü takip edin, doğru mu değil mi ortaya çıkarın… Çok yiğitsiniz, çok namuslusunuz ya hani, hadi bakalım.
---
22 Nisan 2024, Aydınlık
İstanbul’da DEM’lenenlere uyarımızdır!
Şanlı Bayrağımıza, Üç Hilalimize taş atan itlerinize mukayyet olun! Zilletten aldığı cesaretle dağdan şehirlere inmiş kansızlara yetecek kadar sarı torbamız var. Alayınıza DEVLET dersi veririz!
Devletimiz kudretiyle bu şerefsizlerin başını ezecektir.
Dalımızı kıranın ağacını kökünden sökeriz!
Allah kimseyi Erdoğan olan düşmanlığı yüzünden "PKK sizi tükürüğü ile boğar" diyerek Türk devletine meydan okuyan DEM'li Abdullah Zeydan'ı savunacak kadar Şeref Siz etmesin
Sadece DEM'lileri değil, onlara sahip çıkan CHP'lileri de almak lazım..