@MuslumSavun@SevketS49601941@frekanstr_ Bakın bir sürü şey olabilir, olmayabilir ama en önemlisi insanların okuldan, okumaktan bir beklentisi, bir umudu vardı. Şimdi çocukların, gençlerin hiç bir umudu yok! Umudun olmadığı yerde ne olursa olsun hiç bir önemi yok. Başka hiç bir karşılaştırmaya gerek kalmıyor yani!
@MuslumSavun@SevketS49601941@frekanstr_ Annem ve babam sağlıkçıydı, ben öğretmenim. Her iki sektörün de bire bir içinde bulunan biri olarak söylüyorum dönemsel farkları bir yana bırak emin ol her şey bugünden daha ulaşılırdı! Mesela ben okulu B.k götürdüğünü bilmem ama şimdi hiç bir okulun sabit personeli bile yok!
@SevketS49601941@MuslumSavun@frekanstr_ Afganistan mı orası!Belki bölgesel farklılıklar olsa bile ki ben de üni’ye kadar taşrada okudum kesinlikle bir sıkıntı çekmedim. Sadece İlk okulda sınıfımız sobalıydı ama okulu temizleyen ve kantine bakan çalışanlar bile vardı! Şimdi okullarda temizlik personeli bile yok!
@trabzondeniz1@sokakkedisitv O değil de 13 kelimelik bir cümlede nasıl 6 tane yazım hatası yapabiliyorsun! Bu zekaya hiç yakışmıyor bu yazım! Hiç mi Türkçe bilmiyorsun, hiç mi okula gitmedin arkadaş! Bir de kalkmış bu ülkenin en zeki gençlerine “akıl” vermeye kalkıyorsun!
Ben de Bakan Yusuf Tekin gibi Rize'de okudum. Okulda söylediklerinin hiçbirini yaşamadım.
Bakan Yusuf Tekin, her şeyin AKP ile başladığına dair tuhaf ve akıl dışı iddialara bir yenisini eklemiş. Şöyle şeyler demiş:
"Ben öğrenciyken, ders kitaplarını kırtasiyeye sipariş ediyorduk. 3-5 ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmiş oluyordu.
Ben öğrenciyken sınıflar 70 kişiydi. Sınıflarda soba bile yoktu, soba olan okul lüks kabul ediliyordu. Annelerimiz fileyle odun yollardı."
Bakan bey ilk ve orta okulu Rize’de okumuş. Ben de öyle. Yusuf Tekin’ten büyüğüm. Bakan bey doğduğunda ben ilkokul öğrencisiydim. İlk ve orta okulu Rize’nin bir köyünde okudum.
Biz okuldayken ders kitabı sorunumuz olmadı. Hatta okulda kitaplığımız bile vardı. Kitaplarla ve ansiklopedilerle tanışmam köy okulunda oldu. Çok iyi öğretmenlerimiz vardı.
Sınıflarımız 30-35 kişilikti. Okullarımız devlet tarafından ısıtılır ve temizlenirdi. Okulda sobamız vardı. Kışlar çok sert geçmesine rağmen okulda üşüdüğümü hatırlamıyorum. Güzel derli toplu bir ilkokulumuz vardı. Köyde orta okulumuz bile vardı.
Okullarda ücretleri devlet tarafından ödenen müstahdemler olurdu. Şimdiki gibi okulların bakımı ve temizliği okul-aile birliğinin sırtında değildi.
Kısacası bakan beyin öğrenciliğinden daha önceleri de Rize’de ilk ve orta öğretimde böyle tuhaflıklar yoktu.
Köyler yoksuldu -şimdi şehirler de yoksul- ama okullar bakan beyin söylediği gibi değildi.
Bu da ilkokul günlerimden bir fotoğraf 👇🏽
@MuslumSavun@frekanstr_ Kıyas yapmasanız da saçma sapan bir kıyası olumluyorsunuz! Bundan tam 47-48 yıl öncesinde başladığım eğitim hayatımın hiç bir evresinde 50 kişilik sınıf mevcudu hariç bu sorunların hiç birini yaşamadım ki şimdi bile 35-40 kişilik sınıf mevcutları varken bundan bahsetmek abes!
@veli_sacilik Butlancı bir arkadaş olunca aynı kafada olmaları gayet normal! Yani CHP milletvekili demek biraz haksızlık gibi! Butlancı milletvekili daha doğru bir tanımlama olacaktır ki CHP içindeki iktidar eli de deşifre edilsin.
@MuslumSavun@frekanstr_ 40-50 yıl öncenin şartlarıyla şimdiyi kıyaslamak saçma değil mi? 100 yıl önce ülkede hiç bilgisayar yoktu demek gibi! Asıl eleştirilecek şey; bu durumda olan okulların hala var olması, eğitim eşitliğinin sağlanamamış olması, özel okulların mantar gibi çoğalması ve emek sömürüsü!
Bu ülkeyi içine sürükledikleri sistemin adı tartışılabilir.
Adına ne derseniz deyin, hak arayana şiddet devletin en temel refleksi haline geldi.
Özel sektör öğretmenlerini döve döve göz altına alırken aileler de şiddetten paylarını alıyorlar.
Partiyi bu “cendereden” çıkarma görevini size kim verdi? AKP yargısı! Birileri de o yolu pekala deneyebilir!
Peki siz partiyi bu “cendereden” çıkarmak için ne yapıyorsunuz? Kurultay? Halk iradesine başvurmak? Üyeye söz hakkı tanımak? Hepiniz halk düşmanısınız!
KAYYUMCU SİZSİNİZ!
Partiye kayyum atanmasını isteyen biz değiliz.
Mahkemeye dilekçe veren, "Cumhuriyet Halk Partisi'ne kayyum gelsin" diyen arkadaşlar mı kayyumcu; yoksa partiyi bu cendereden çıkarmak için sorumluluk üstlenen bizler mi?
@samiltayyar27 Birinde taban iradesi söz konusu diğerinde dışarıdan hukuksuz müdahale! Yani sapla samanı karıştırıp suyu bulandırma gayretiniz taktire şayan. Halk geçim derdinde siz CHP derdindesiniz!
İddianamenin 61 ve 62 nolu eylemleri kapsamında ihaleye fesat karıştırmak ve kamuyu nitelikli dolandırmak suçları ile suçlanıyorum.
İddianame ile suç tarihi olarak, ihalenin yapıldığı tarihler belirlenmiştir. Biri 24.06.2020, diğer suç tarihi ise 28.07.2020 günüdür.
Suç tarihi diye ifade edilen 2020 yılının Haziran ve Temmuz aylarında, ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmıyorum. İstanbul kentinde ikamet de etmiyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sekreteri olarak kamu görevi icra etmekteydim.
110 ve 115 nolu suçlamlar da 61 ve 62 nolu eylemlere ters yönde benzerlik taşımaktadır.
Çünkü, 110 ve 115 nolu ihalelerin suç tarihi 13.12.2023 olarak gösterilmekte. Ben Kasım ayında görevimden ayrıldım. İBB’de görevli değilken yapılan ihalelere de fesat karıştırmam fiilen imkânsız bir durumdur.
Bu suçlamaları gerçekleştirmek için yalnız hukuku değil fizik kurallarını da değiştirmem gerekiyor. Çünkü aynı anda iki farklı yerde bulunmak, yalnızca bu iddianamenin değil, doğanın da inkârıdır. Bilim kurgu bile bu kadarını zorlamaz.
Ne yazık ki bu suçlamalarla hala özgürlüğümden mahrumum.
Güzel ülkemizin de bizlerin de adalete ve özgürlüğe ihtiyacı var.