⚖️ New on ICONnect: "Beyond Institutional Design: Constituent Power and Legitimacy in Divided Societies"
Mehmet Sercan Ercan contends legitimacy depends on inclusive constituent power rather than institutional structure
https://t.co/s77F4adrpc
#ConstituentPower#ICONS
Beşiktaş Ihlamurdere'deki sel videosunda görülen hamamı, 1946 yılı hava fotoğrafında işaretledim. O tarihte Ihlamurdere üstünde bostanlar ve az katlı ahşap evler var. Tüm evlerin bahçesi var. Beşiktaş'ta şu an toprak yok, park yok, bahçe yok. Her yer sert zemin, Ihlamurdere'nin üstü kapalı. Ihlamurdere'de, inşaatlar son hız ama dere yatağına uygun inşaat da yapılmıyor. Bu şehircilik ile daha farklı ne bekleyebiliriz ki?
Breaking Bad dizisinde geçen bir bölümdü, "Bana dağıtılan elle oynamaya razı geldim."
Şule Gürbüz'ün "sonra üzerime bir tat geldi, halimi kabul geldi. Çok da
umursamaz oldum. Bu hayatı beğenir oldum. Bu hayatın kendisi bana olabilecek hayatların en mânâlısı geldi." dediği yer de burası. Bize daima daha iyi bir versiyonumuz var da, aksaklıklar, karşılaştığımız insanlar bizi bundan alıkoyuyor gibi bir algı yükleniyor. Oysa olup olabileceğimiz budur, bu kadarı da güzeldir. Sadece razı olmak gerekir. Bu da ancak sessizce olur.
Eğer işiniz size heyecan vermiyorsa, kendinizi zorla motive etmeye çalışmak yerine o işi olduğu gibi, yani sadece bir "geçim kaynağı" olarak görmek en sağlıklı yol.
Kendi hayatımızın kontrolünü elimize almak için, motivasyon sektörünün dayattığı o "başarı" illüzyonundan sıyrılmalıyız. Sistemden soğumak, aslında zihninin ve ruhunun özgürleşmeye başladığının kanıtıdır.
Uzman değilim ama en azından bir veli olarak gördüklerim şöyle:
1️⃣ Zorba çocukların ebeveyni geliyor o da zorba. Hocası müdürü öğretmeni öğrencisi şahitlik ediyor. Benim çocuğum yapmaz diyor. Yönetime artistik yapıyor. Öğretmeni azarlıyor. Yok şikayet. Yok Cimer. Yok vergilerim edebiyatı. Okuldan atamıyorsun eğitim hakkı. Kaynaşma falan. Veliler doğrudan müdahale edemiyor iş adliyede bitiyor. Kaldı ki mevzuya zaten velilerin sürekli girmesi başlı başına problem.
2️⃣ Rehberlik ve psikoloji olayı çığırından çıkmış durumda. 80 milyonun tamamını psikologa götürün her biri hakkında “sizde şu var” diyecek bir şey bulunur. Bu yüzden kimse çocuklarını bu süreçlere de sokmak istemiyor. Siciline işlemesin de mimlenmesin diye. Bu konuya bir ��are bulunması lazım. Etkisizlik ile mağduriyet arasında gidip gelen bir sistem. Bir yandan gerçekten yardıma ihtiyacı olan çocuk arada kaynıyor. Diğer yandan zorbalık mağduru kitle.
3️⃣ Eskinin dayakçı sistemine kızıp öğretmen ve yöneticinin elini kolunu öyle bağladık ki liseli çocuk kendisini dövse bile kendisini savunmamayı tercih eden ve memuriyetime zarar geliri hesaplayan insanlar yarattık. Halbuki okul bir kamusal alan ve disiplin yeri. Fiziksel şiddet haricinde de disiplin metodları var. Bu konuya da bir çözüm bulunmalı. Veli zorbaları şikayete gittiğinde “ne yapalım bizim de elimiz kolumuz bağlı” cevabını alınca kişisel intikama dönebiliyor iş.
4️⃣ Lean on Me filmini paylaşmıştım burada. Gerçek olay. Bazen çat diye kangren kolu keseceksin. Herkes okumak zorunda değil. Şu okumayı değer yargısı olmaktan çıkarın artık. Zorla lisenin sonuna kadar mezun ediliyor okumayan çocuk. Sonda aile başından savmak için barajın bile olmadığı bir bölümde 4 sene okutuyor. Sonrasında hayatını bomboş geçirmiş mutsuz ve yük herif topluma karışıyor. Artık ne meslek kazandırabilirsin ne de laf anlatabilirsin. Ancak mızmızını dinler herkes.
➕ Televizyon dizilerinde normalleşen şiddet, sosyal medyada oluşan gruplaşmalar, dijital oyunların kontrols��z dünyası ve pandemi sonrası çocuklarda oluşan sosyal izolasyon.
▪️ Türkiye’de yaşanan okul saldırıları, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar derin bir durum.
▪️ Araştırmacı Fatma Betül Ercan; şiddetin nasıl normalleştirildiğini, dijital oyunlar ve sosyal medyanın bu sürece etkisini, pandemi sonrası değişen davranışları ve yeni olayların nasıl önlenebileceğini Fokus+ için değerlendirdi.
Akran zorbalığıyla mücadelede çocukların sosyal çevresini bir bütün olarak ele alan “Akran Zorbalığı Belirtilerini Gözleme ve Önleme Rehberi” yayımlandı. Aile, okul ve medya ekseninde hazırlanan bu çalışma, risk düzeylerini belirleyerek ebeveynler, eğitimciler ve medyada karar alıcılar için somut bir yol haritası sunuyor. Çocuklar için daha güvenli bir gelecek inşa etmeyi amaçlayan rehberin tamamına biyografideki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
https://t.co/MN9aw7g4xw
Dijital platformlarda bir sorun ortaya çıktığında neden ilk aklımıza gelen çözüm çoğu zaman “yasaklamak” oluyor? Peki ya asıl sorun yasaklar değil de, günümüz koşullarının ihtiyaçlarını ve gerekliliklerini karşılamayan yasal düzenlemeler ise?
Güncel dijital riskler karşısında mevcut mevzuatın teknolojik dönüşüme uyum sağlaması artık bir gereklilik. “Türkiye’de İnternet Kanunu’nda Güncelleme İhtiyacı: Tepkisel Müdahaleden Önleyici Düzenlemelere” başlıklı analizimizde, tepkisel müdahaleler yerine proaktif, risk temelli ve çocuk odaklı bir düzenleme modelini tartışıyoruz.
Şeffaf algoritmalar, dijital platformların sorumluluğu ve önleyici politika araçlarına odaklanan analizimizin tamamını okumak için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
https://t.co/3yh2qqh2cp
Valimiz Davut Gül, Başakşehir ilçe ziyaretleri kapsamında Yazar Mustafa Kutlu'nun hanesine misafir oldu.
Vali Gül'e ziyaretinde Başakşehir Kaymakamı Cemil Özgür Öneği eşlik etti.
@gul_davut#Ailemizİstanbul🩷
Enstitü Sosyalden çocuk adalet sistemine "aşamalı müdahale yaklaşımı" önerisi
➜ Enstitü Sosyalin hazırladığı analizde, son dönemde dijital mecraların etkisiyle artan vaka çeşitliliği karşısında mevcut sistemin "suç gerçekleştikten sonra devreye giren bir yapıya" dönüştüğü belirtildi
▪️ Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan ⤵️
➖ İnfaz Kanunu'nun beraberinde aslında 'İnternet Kanunu'nun da tekrar gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesi, bütünsel perspektif konması gerekiyor
➖ Sadece bir kanun düzenlemesiyle Türkiye'deki bir sosyolojik eğilimi düzenlememiz kolay değil. O yüzden bütünlüklü perspektife ihtiyaç var
▪️ Enstitü Sosyal Araştırmacısı Fatma Betül Ercan ⤵️
➖ Bir çocuk doğumundan suç işlediği ve hapis cezası gerektiren bir fiile sürüklendiği ana kadar birçok aşamadan geçiyor
➖ Biz bu çocuğun sistemin dışına çıkmasına imkan tanıyacak bir yapının kurulması gerektiğini düşünüyoruz
https://t.co/VUmiSp36eQ
İstanbul’da ortalama beyaz yakalı sabah 7’de çıkıp akşam 7’de dönüyor.
7–8 saatten az uyku zararlı deniyor.
Geriye 4-5 saat kalıyor.
Hayat, aile, dostlar, yalnız kalma ihtiyacın o araya sıkışıyor. Yaşayabildiğimiz bir işimiz yoksa yaşamak için mecburen uykudan çalıyoruz.
sabah aşağı yukarı 04:00.
alarm 07:00'de çalacak.
uyusan bile ortalama 3 saat uyuyacaksın. gözler kan çanağı, yorganın altında "patatesli börek nasıl yapılır?" videosu izliyorsun.
mantıklı mı? hiç değil.
ama yapıyoruz.
o kafa o an başka çalışıyor işte.
diyorsun ki: "gün boyu başkasının gölgesinde eğildim, metrobüste başkasının koltuk altına sığındım, kalabalığın nefesine karıştım sık sık ve dilimin ucunda tuttuğum yumuşak itaati tekrar tekrar çiğnedim. şimdi bu sessiz evde, bu karanlık odada, bu anlamsız internette sadece ben varım. yarın yorgun olacağım biliyorum ama bu an benim anım."
her parçamız başka birinin "dosyasında" rehin kalmış durumda diye sanırım aşağı yukarı hepimiz benzer şeyler yaşıyoruz. uyuduğumuz an, o yarın sabahki "başkalarına ait hayata" geçiş yapacağımı bildiğimiz için de sanırım uyumuyoruz.
buna literatürde "intikam uykusu" (revenge bedtime procrastination) diyorlar.
jason statham'ın yeni filmi gibi duruyor terim ama yapamadıklarından ve sana yapılanlardan intikam almak gibi bir şey aslında anlamı. o börek videosu, o anlamsız kedi derlemeleri, wikipedia'da "penguenlerin diz kapakları var mı?" araştırması...
hepsi kişisel direnişimiz. hayattan belki de kendimizden intikam alma şeklimiz artık böyle maalesef.
kendi hayatımızın kontrolünü eline alabildiğimiz tek zaman dilimi o çünkü.
"rica ederim", "tabii ki", "hemen ilgileniyorum" cümlelerinin arkasına gizlediğin o gerçek "sen", gece 04:12'de bir videonun yorumlar kısmında ya da asla gitmeyeceğin bir şehrin emlak ilanlarında nefes alıyor yani. kaçsam ve gitsem her şey düzelecek atağının bir sebebi de bu bence.
sabah duvara boş boş bakarken "bu gece erken yatacağım" yalanını kendimize yine söyleyeceğiz o kesin. ama hepimiz biliyoruz ki, o patatesli börek bu gece yerini "japonlar nasıl bu kadar hızlı tren rayı döşüyor?" videosuna bırakacak. çünkü yine biliyoruz ki intikam soğuk yenen, gece 4'te izlenen ve sabah pişmanlıktan süründüren bir yemektir.
ezgi akgül
4 şubat 2026 / ankara