@kilicdarogluk Yarın çıkma o kürsüye. Gerginliği bitir ve kurultay sürecini başlat. Sana yakışanı yap diyeceğim ama sen zaten yakışıksız bir sürece maşa oldun.
@melisizm0 Bunun ne olduğundan hiç bir fikrim yok. Aslına bakarsanız, cevap verenlerin de olduğundan pek emin değilim. Bence asıl sorun bunun ne olduğu değil, sizin buna sosyal medyadan cevap aramanız.
Bu görüntüler hafızalardan silinmez
Polisin girdiği CHP Genel Merkezi’ndeki makamında bekleyen Özgür Özel’den video:
“Şimdi o hukuksuz kararı aldıkları yetmezmiş gibi kapıya dayandılar. Kapılar kapandı direniş başladı. Şimdi polisle geldiler. Bu binayı tahrip etmek, ele geçirmek istiyorlar, buradan çıkmayacağız. Ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum”
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
📍AKP ve Erdoğan’ı defalarca yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’nun bugünki duruşmada söylediği tarihe geçen cümleleri sizler için özetledim:
— Benim helal bir diplomam var, gösteremeyeceğim bir üniversite arkadaşım yok!
— Ben üniversite arkadaşlarımla stadyum doldururum başkası tavla oynanacak birini bile bulamaz!
— Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette!
— Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz?
— Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor!
— Size soruyorum. Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor?
— 1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir!
— Savcı sorguda bana 'Ekrem Başkan, kusura bakmayın, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. O zaman da siz bizi yargılarsınız' dedi.
— Ben de kendisine çok net bir şekilde şu cevabı verdim: 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz. Bu düşünce bile başlı başına bir sorun! Ülkeye artık adalet gelmeli!
Sadece okuyup geçmeyin, bizler için bedel ödeyen bu insanın her cümlesini her yerde paylaşın.
EKREM İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK!
Her yıl tekrarlanan nakaratlar ve çözülmeyen sorunlar
-Çay üreticisi mağdur,
-Çay üreticisi Üreticiyi koruyacak Çay Kanunu bekliyor
-Çay üreticisi çay fiyatının taban fiyat olarak açıklanmasını ve açıklanan fiyatın altında alımın yasaklanmasını istiyor.
-Mevsimlik işçiler kadro bekliyor
-Desteklemeyi geri istiyor
-Gübre desteği ve Çapalama bedeli istiyor
-Çay üreticisi aç kalmamak emeğinin hakkını almak istiyor
Ve diyorlar ki
“YETER SÖZ ÇAY ÜRETİCİLERİNİNDİR”
Yürüyüşe bekliyoruz.
Gelin hep birlikte emeğimize ve geleceğimize sahip çıkalım..
@EnsarAytekin10@ismailsaymaz@eczburhan
Son günlerde belli çevreler tarafından bilinçli biçimde yürütülen bir kampanyayı dikkatle izliyorum. Bu algı operasyonu kimi zaman karşımıza bir manşetle kimi zaman da sosyal medyada yazılıp çizilenlerle çıkıyor.
Öncelikle şunu herkes bilsin:
Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana milletin emanetine namusumuz gibi sahip çıkacağımızı söyledik. Aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.
Ankara halkının parasını kendi cebimizdeki para gibi koruduk.
Çöp projelere değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına yatırım yaptık.
Rant düzenine son verdik.
Belirli zümrelere sağlanan ayrıcalıkları kaldırdık.
“Kim daha çok oy verdiyse oradan başlarım” anlayışını değil,
“İhtiyaç neredeyse oradan başlarım” anlayışını benimsedik.
İhaleleri canlı yayınlamaya, Sayıştay raporlarımızı kamuoyuyla paylaşmaya, meclis oturumlarımızı şeffaf biçimde yayınlamaya devam ediyoruz.
Bütçemizi kalem kalem Ankaralı hemşehrilerimize anlatıyoruz.
Şeffaflık, yolsuzlukla mücadele ve mali disiplin politikalarımız sayesinde uluslararası alanda ödüller aldık, finansal güvenilirlik notlarımızla Türkiye’de örnek gösterilen belediye olduk.
Şimdi ise yürüyen adli süreçler üzerinden bir algı operasyonu yapılmak isteniyor.
Nisan 2019’dan bu yana hakkımda 100’ün üzerinde şikâyet yapılmıştır.
Bu dosyaların büyük bölümünde ifadem dahi alınmamıştır.
Danıştay’da ise iki dosyam bulunmaktadır:
Bunlardan biri Dodurga bölgesinde imar rantına karşı duruşumuz nedeniyle,
diğeri ise kamuoyunda “konser soruşturması” olarak bilinen süreç kapsamında, denetim görevimi yerine getirmediğim iddiasıyla açılmıştır.
Benim dönemimde en küçük bir iddia olduğunda iç teftişi başlatan da dosyayı savcılığa götüren de yine benim.
Kendi dönemimde dahi yanlışa göz yummadım, yummam.
Benim kendimden en ufak şüphem yok. Çünkü saklayacak hiçbir şeyim yok.
Şunu açıkça söylüyorum:
Ben yetkiyi Türk Milleti’nden aldım.
Ankara halkı da memnuniyetini yüzde 60’ın üzerinde oy vererek gösterdi. Nedeni de hayata geçirdiğim halka dokunan projelerim ve şeffaf oluşumdur.
Hâl böyle iken; kimse bizi siyasi operasyonların ve itibarsızlaştırma çabalarının bir figüranı yapamaz.
Bizim dayanağımız ne makamdır ne güçtür.
Bizim dayanağımız milletimizin vicdanıdır.
Akşam çocuğuna yemek yapabilen annenin duasıdır.
Evinin ihtiyaçlarını karşılayabilen babanın huzurudur.
Tarlasında alın teriyle toprağa tohum eken çiftçinin umududur.
Öğrencinin içtiği sıcak çorbadır.
Garibanın kapatılan veresiye defteridir.
Eczanede “borcunuz kapandı” denildiğinde yüzü gülen hastanın sevincidir.
Hiçbir baskı, hiçbir itham, hiçbir siyasi hesap bizi doğru bildiğimiz yoldan alıkoyamaz.
Bugün algı yapanlar şunu unutmasın:
Adalet bir gün herkese lazım olur.
@saltukdeniz AKP 100 yıl sonra #Rize’yi yeniden Trabzon’a bağlamak istiyor!
#CHP Rize İl BŞK Deniz,#PTT Rize baş müdürlüğünün kapatılıp,#Trabzon’a bağlanmasına büyük Tepki göstererek,Siz bu gidişle Rize’yi Trabzon’a bağlarsınız dedi
https://t.co/84TuSCoavA
#BizBüyükBirAileyiz
Siz bu gidişle Rize’yi Trabzon’a bağlarsınız !
04 Mart 2019 tarihinde yapmış olduğumuz bir açıklamada, Rize’nin Osmanlı döneminde olduğu gibi Trabzon Vilayetine bağlanabileceğini öngörü olarak kamuoyu ile paylaşmıştık. Ne yazık ki bugün gelinen noktada, bu öngörünün adım adım gerçeğe dönüştüğünü görüyoruz.
Rize, Cumhuriyet’le birlikte il statüsü kazanmış, 10 Nisan 1924 tarihinde Trabzon Vilayeti’ne bağlı Lazistan Sancağı’nın merkezi olmaktan çıkarak kendi kimliğini kazanmıştır.
mAncak bugün, tam 100 yıl sonra, Rize’nin idari, ekonomik ve siyasal olarak yeniden zayıflatıldığı bir sürecin içindeyiz. Bir kentin gücü; nüfusuyla, temsiliyle, ekonomisiyle ve kamu kurumlarıyla ölçülür. Rize bu başlıkların tamamında kan kaybetmektedir.
Nasıl mı? İşte veriler…
Temsilde Gerileme:
1995 yılına kadar Rize’nin milletvekili sayısı 4 iken, 1999’dan itibaren bu sayı 3’e düşmüştür.
Türkiye genelinde milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkarılırken, Rize’nin temsil gücü yerinde saymıştır. Bu durum, Rize’nin siyasi ağırlığının nasıl eridiğinin açık göstergesidir.
Nüfusta Kırmızı Alarm:
İl nüfus verilerinin dağılımı 2000 yılında 365.938, 2007 yılında 316.252 ve 2024 yılında ise 346.977'dir.
Son 17 yılda Rize nüfusu yalnızca %9,7 artarken, Türkiye nüfusu %21,36 oranında artış göstermiştir. Rize, nüfus artış oranı bakımından ülke ortalamasının çok gerisinde kalmıştır. Bu tablo en somut biçimde göçü, umutsuzluğu ve geleceksizliği işaret etmektedir. Gençler gidiyor, Rize yaşlanıyor..
Ekonomide Daralma:
2025 yılında Rize’de açılan/kapanan şirket sayılarını da Ticaret odası ve Esnaf odası başkanlarımız açıklayacaklardır. Fakat 2024 yılı verileri oldukça nettir: 2024 yılında Rize’de kurulan şirket sayısı % 10 oranında azalmış, kapanan şirket sayısı ise % 20 oranında artmıştır. Görünen gerçek şudur: Rize’de üretim zayıflamakta, ticaret daralmakta, esnaf ayakta kalmakta zorlanmaktadır.
Kurumlar Gidiyor, Rize Boşaltılıyor
“İdari tasarruf” ve “yeniden yapılanma” gerekçeleriyle birçok kamu kurumu Rize’den alınmış, Trabzon’a taşınmış ya da kapatılmıştır.
Yaptığımız araştırmalara göre, bu kurumlardan bazıları şunlardır:
• Devlet Liman ve Havayolları Bölge Müdürlüğü Trabzon’a taşındı.
• Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) Rize Müdürlüğü kapatıldı.
• TEDAŞ Rize İşletme Müdürlüğü Trabzon'a taşındı.
• TEKEL Rize Başmüdürlüğü kapatıldı.
• PTT Baş Müdürlüğü kapatıldı.
Bu tablo tesadüf değildir. Bu tablo Rize’nin bilinçli bir şekilde, idari olarak zayıflatılmasının belgesidir.
Kamu kurum ve kuruluşları ve diğer kuruluşların gitmesi hem istihdamın azalması hem de ilimize girecek olan ekonomik girdilerin azalmasına yol açmaktadır. Bu durum zaten ekonomik yönden sıkıntıda olan Esnaflarımız içinde ekonomik kayıplara neden olmaktadır.
Rize Havalimanı Uyarısı
Rize Havalimanı ile ilgili son toplantıda THY Genel Müdürü’nün “Rize Havalimanı zarar ediyor” açıklaması, gündeme getirilen konuların tam olarak çözülememesi ve toplantıdan somut bir çözüm çıkmaması, ülkeyi yönetenlerin Rize’ye bakışını açıkça göstermektedir.
Sonuç oldukça nettir: Milletvekili sayısının azalması, nüfus artışının durmuş olması ve buna rağmen işsizlik oranının hala yüksek olması ve bazı kamu kurum ve kuruluşlarının bir bir taşınması ya da kapatılması Rize’ye güç ve kan kaybettirmiştir.
Bu nedenle 2019 yılında dile getirdiğimiz “Rize yeniden Trabzon’a bağlanabilir” öngörüsünü,
“Siz bu gidişle Rize’yi Trabzon’a bağlarsınız “ olarak güncelliyoruz.
Devletin kamu kurum ve kuruluşları başka yerlere kayabilir ama asıl önemli olan onların yerine ne koyduğumuzdur.
Konu açılmışken soralım:
• Gidenin yerine ne konmuştur?
• Rize’ye hangi yeni kamu kurumu gelmiştir?
• Hangi büyük ölçekli özel yatırımlar yapılmıştır?
• 2002–2025 arasında Rize’den ne kadar vergi toplanmış, ne kadar yatırım yapılmıştır?
• Rize’de işsizlik oranı nedir?
• Yeni istihdam alanları açılmış mıdır?
• ÇAYKUR’da çalışan işçi sayısı bu süreçte nasıl değişmiştir?
• Yaş çay alım miktarı artarken, yeni çay fabrikaları nerede?
Ülkeyi yönetenler bu sorulara cevap vermekten acizse, meşruiyetlerini sorgulamak muhalefet olarak bizim görevimizdir.
Siyasetin görevi günü kurtarmak değil, Rize’yi geleceğe taşımaktır.
Rize sahipsiz değildir!
Saygılarımla
Saltuk DENİZ
İl Başkanı
@ismailsaymaz