Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıkta bir yayladayım. Türkler ağırlıklı olmak üzere farklı milletlerden, Türk dünyasının farklı ülkelerinden insanlar var. Herkes eğlencesine bakarken Türkiye kökenli Türkler siyaset konuşuyor yine masalarda.
İstanbul Üniversitesi’nde hainler tarafından şehit edilen Ülkücü Şehidimiz Yusuf İmamoğlu ağabeyimizi, şehadetinin yıl dönümünde rahmet ve dualarla anıyoruz.
Aziz ruhu şad olsun.
Eski CIA Tel Aviv İstasyon Şefi itiraf etti: ABD ve İsrail, El-Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütleriyle koordineli çalıştı
Eski CIA Tel Aviv İstasyon Şefi, ABD ile İsrail istihbarat servisi Mossad'ın El-Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütleriyle doğrudan ve dolaylı işbirliği yürüttüğünü açıkladı. Açıklamaya göre bu örgütler yalnızca izlenen yapılar değil, yönetilen, finanse edilen ve belirli stratejik hedefler doğrultusunda kullanılan araçlar olarak değerlendirildi.
Söz konusu işbirliğinin temel amacının hükümetleri devirmek ve İran'a karşı bölgesel dengeyi şekillendirmek olduğu ifade edildi. Eski istasyon şefi, terörle mücadele söylemi altında yürütülen bu politikaların, sahada fiilen terör örgütlerinin kapasitesini artırdığını ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiğini belirtti.
Bu itiraf, ABD ve İsrail'in uzun yıllardır savunduğu "terörle mücadele" anlatısının, sahadaki pratiklerle ciddi biçimde çeliştiğini ortaya koyan en açık beyanlardan biri olarak değerlendiriliyor.
1995'te tutuklanan PKK'lı Nihat Şahin tahliye edildi.
“Öncelikle önder Apo'nun fiziki özgürlüğe kavuşmasını ve diğer arkadaşların da fiziki özgürlüğe kavuşmasını ümit ediyoruz. Şehit Çiyager'in de dediği gibi 'Sonu muhteşem olacak.'”
Devlet aklı müebbetliklere şov yaptırıyor.
Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ'ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar'a karşı savaşa çağırdı. “Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri'ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar'ın Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler'in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yokedildiler.
Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize geldi
You’re rewriting history again, and hoping nobody checks the facts. Let’s check them. Slowly.
Before lecturing Türkiye, look at this map.
Every black skull, every flame icon marks a massacre, expulsion or mass grave of Turks, carried out by European armies, Balkan nationalists, and Russian-backed militias from the 19th to the 20th century.
Millions dead. Entire regions emptied.
And yet the same Europe that never acknowledged, let alone apologized for, the Balkan genocide of 5 million Turks, now pretends to have discovered a sudden concern for “Christians in Türkiye.
It’s not human rights.
It’s political cover: a way to bury their own crimes under a new wave of moralising propaganda.
Anatolia was never a homogeneous “Christian land” suddenly emptied by “Türkiye.”
Before 1071, Anatolia was not a “pure Christian land” destroyed by Turks.
It was already a fragmented, multi-ethnic, multi-religious geography shaped by constant wars, migrations, and rival empires, and Turks entered this landscape as one group among many, not as exterminators.
And if you want to discuss persecution, start with your own archives:
- 1204: Latin Crusaders massacred Orthodox Christians in Constantinople, burned churches, enslaved locals for decades.
- 15th–19th c.: Papal bulls repeatedly labeled Orthodox Christians as “schismatics,” “pagans,” and legitimate targets.
- Venetian and Genoese rule over Greeks included forced levies, debt-slavery, and confiscations, these are documented by Greek historians themselves.
- The Ottoman system preserved the Patriarchate, protected the autonomy of the Orthodox Church, and allowed it to survive for five centuries, something it could not do under Latin rule.
Calling this “persecution” is not just misleading; it’s ideological fiction.
If you are genuinely concerned about Christians, start by acknowledging:
– the 5 million Turks expelled, massacred, or forced into death marches across the Balkans by European armies and nationalist militias during the 19th–20th centuries, a chapter Europe still refuses to acknowledge.
– The massacres in Izmir by Greek forces (1919–21) documented by Western observers.
– The expulsion of 400,000 Muslims from the Balkans in the same period, which your statement conveniently ignores.
– The pogroms against Muslims in Crete, the Peloponnese and Macedonian towns long before 1915.
Selective grief is not human rights advocacy.
It’s propaganda.
And the timing, just before the Nicaea anniversary and a Vatican visit, is not subtle.
If you want honest historical dialogue, Türkiye is ready.
If you want political theatre, at least stop dressing it up as “defending Christians.”
İstanbul Teknik Üniversitesi Ülkücüleri olarak,
Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle, Yaşar Özcivlez Ağabeyimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimizin hayrına Cuma namazına muteakiben lokum ikramında bulunduk.
ilk şehidimiz Ruhi Kılıçkıran’dan son şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar tüm Ülkücü şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.
Cumhuriyetimizin 102. yılında,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı mukaddes emaneti koruma kararlılığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
İstanbul Teknik Üniversitesi Ülkücüleri
Yürüyüşümüze katılarak Cumhuriyetimizin 102. yıl gururunu bizimle paylaşan tüm sıra arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
Biliyoruz ki Cumhuriyetimize lafla değil; çalışarak, üreterek sahip çıkılır.
Ey Büyük Atatürk!
Naçiz bedenin toprak olsa da, en büyük eserin olan Cumhuriyet, Türk Gençliğiyle ilelebet payidar kalacaktır!
İTÜ Türk Dünyası kulübü olarak her sene olduğu gibi bu sene de cumhuriyetimizin 102. yılında, sıra arkadaşlarımızla beraber Andımızı okuyup Cumhuriyet yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Katılan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. 🇹🇷
Ne Mutlu Türk’üm Diyene!
Buna biz Türkler karşılık vermeyeceğiz. Bırakalım kürtler konuşsunlar gavurun dölü apo önderleri mi değil mi? Önder kabul edenlerle ortak bir gelecek görmeyecek herkes imkanı ölçüsünde tecrit edecek bu aşağılık domuzları.
DEM Partili Mahmut Dindar'dan Öcalan'a "alçak" diyen İYİ Partili Turhan ��ömez'e:
"Ağzından çıkanı kulağın duysun ya! Bir halkın liderine 'alçak' diyemezsin. Saygısızlık yapma!"
"Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın." Hucurat Suresi 6
İngilizin ekmeğini yiyen sofuoglu ingilizin kılıcını sallıyor.
Vaktiyle Enver Paşa diye bilinen Enver'in Yahudi olduğunu ve bunun belgesini de daha sonra yayınlayacağımı söylemiştim.
Tabii ki her zamanki gibi yine kıyamet kopmuştu. Bu şartlarda özgürce nasıl bilim yapılabilir ki?
Söyleyecek sözünüz varsa küfür, tehdit, hakarete varmadan tıpkı yaptığım gibi belgesi ile birlikte açıklarsınız ve benim bu ifademi açığa çıkarırsınız.
Bilimsel bir açıklamanın karşılığı savcılık soruşturması mıdır?
Buyrun size belge.
Bazı meşhur Yahudiler başlıklı paragrafın altında belgenin ilgili kısmın tercümesi şu şekildedir:
Türkiye'de, yakın zamanda Çanakkale savunmasındaki başarısı sebebiyle Pour Le Mérite ödülü almış Başkumandan Enver Bey, bir Yahudi'dir.
Tabii ki bunu söylememe bile tahammül edemeyenler Savcılığa suç duyurusunda bulunmuş, Savcılık ise takipsizlik karar vererek böyle bir suç duyurusunun olamayacağına hükmetmişti.
Gerçekten de öyle değil mi, bir kişinin Yahudi olduğunu söylemek neden hakaret olsun ki?
Hatta bir kişinin Yahudi olduğunun söylenmesinin hakaret telaki edilmesine sanırım önce Yahudiler karşı çıkar.
Yahudilik neden hakaret unsuru olsun ki diye en fazla onlar itiraz eder diye düşünüyorum.
Mesela ben Türk'üm ve Müslümanım, bana birisi Türk ve Müslüman demiş olsa bunu hakaret kabul etmem mümkün mü?
Ya da Hz. Hemmâm bin Münebbih RA Yahudidir. İhtida edip sahabe sınıfına çıkmıştır, biz onun kesip attığı tırnağı bile olamayız.
Onun aslen Yahudi olduğunu söylemekle ona hakaret etmiş mi oluruz?
Tabii ki hayır.
Mesela Türkiye'nin başkentinin Ankara olduğunu söylemek Türkiye'ye hakaret midir?
Sadece Türkiye'nin başkentinin Ankara olduğu bilgisini veriyorsunuz ki bu da böyle bir şeydir.
Sadece Enverin Yahudi olduğunu söylüyorsunuz. Enverin Yahudi olduğunu söylemek hem ona hakaret değil hem de sadece Yahudi olmak bir hakaret unsuru değildir.
Tekrar ifade edeyim ona hiç muhabbetim yok ama Enverin Yahudi olduğunu söylemekle ona hakaret amaçlı bir açıklama yapmıyorum.
Sadece gerçek kimliğinin ne olduğunu ifade etmiş oluyorum.
Benim branşım tarih ve akademisyenim. Görevim gereği bir takım tarihi yeni bilgilere ulaşıyorum. Bu bilgilere ulaşınca, bunları paylaşmamalı mıyım?
Kimilerinin, haklarında konuşmama gibi ayrıcalıkları mı var yani?
Padişahlara dahi hain, eşcinsel, alkolik ifadeleri kullanılırken Enver gibi birilerinin hakkında, konuşulmaz türünden yasaklamalar mı var?
Onlar bu şekilde imtiyazlara mı sahipler?
Ki Enver gibilerinin hakkında konuşurken eşcinseldi, alkolikti gibi öznel ifadeler de kullanmıyoruz?
Herhangi sıradan bir kişinin kendi öz geçmişine yazacağı nesnel bilgileri paylaşıyoruz.
Siz özgeçmişinize nerede doğduğunuzu, anne babanızın kim olduğunu yazmaz mısınız? Yazarsanız kendinize hakaret mi etmiş olursunuz?
Bir kişinin boyundan, kilosundan, göz renginden, esmer ya da kumral veya sarışın olduğundan bahsetmek hakaret midir?
Burada da biz Enver hakkında duygusal ifadeler mi kullanıyoruz?
Sadece kökeninin şuradan geldiğini söylüyoruz ki bu nesnel bir ifadedir, tarihsel bir gerçekliktir ve toplumla paylaşılması gerekir.
Ben bunu açıkladıktan sonra ne münasebetle savcılığa suç duyurusunda bulunuyorsunuz?
Bir, Yahudi olmak hakaret midir?
İki, Türkiye'de kanunla korunan başka birileri daha mı vardır?
O zaman söyleyin Türkiye'de kanunla kimler korunuyor bilelim, biz de ona göre hareket edelim.
Bir akademisyen, tarihte araştırma yapar bulgularını belgesi ile ortaya koyar.
Ben de onu yapıyorum. Araştırdım ve belgesini ortaya koyuyorum. Tabii ki Enverin Yahudi olduğuna dair tek belgem bu değil.
Nasıl bunu yayınladıysam diğer belgeleri de peyderpey yayınlayacağım İnşaAllah.
Bir de bu belgeyi Alparslan Türkeş'in Enver, Talat, Cemal ile ilgili değerlendirmeleri ile birlikte okuyun lütfen:
"KOCA OSMANLI İMPARATORLUĞU'NU YIKTIKTAN SONRA NEYE YARAR!
... KOMİTACIYDILAR"
Ve bu milletin Sarıkamış başta olmak üzere, yüz binlerce askerinin Şehadetinden birinci derecede sorumlu bu kişilerin gizlenmiş kimliklerini bu şekilde gözden geçirin.
Osman Gazi'nin Kur'an okumadığından tut Türklerin 20 ayet bilmediğine falan laf vuruyor. Büyük sahabelerden bir çoğu İslam uğruna canlarını ortaya koyacak kadar inançlı olduklarında Kur'anin daha ��çte biri inmemişti. Türklükten mevzu açıp İslama burun kıvıran haindir.
Ben paşa gönlümün uygun gördüğü her konuda konuşur, yazarım. Bunların içinde dinî bir konu varsa, sizin dinî özgürlüğünüz kadar özgürce konuşurum.
Türkler, bugün bir görüşü ne şekilde tutuyorsa, Islam’a da aynı şekilde geçmiştir.
Siz hiç 9 Işık okuduktan sonra ülkücü olmuş insan gördünüz mü?
Erdoğan’ın dava dediği şeyin ne olduğunu öğrendikten sonra oy veren kimseye denk geldiniz mi?
CHP’ye oy verenlerden kaç tanesi parti programını okumuş olabilir?
Bin yıl öncekini bırak, bugün kaç Müslüman Türk, ezberden yirmi ayetin mealini bilir?
Biliyorsa sözüm yok; bilmiyorsa neye geçmiş?
Türkler, kitleler halinde Müslüman sıfatı almayı uygun görmüşse, başka istikamet göstermek benim işim değil.
Üstüme vazife hiç değil.
Kendilerini demokrat da sandıkları olmuştur…
Ben, zannettikleri gibi zannetmek zorunda değilim.
İyi geceler.
İstanbul Teknik Üniversitesi Ülkücüleri olarak bugüne kadar kampüslerimizde örgüt sempatizanlarını barındırmadık, barındırmayacağız.
Ferman Başbuğ’un İstanbul Teknik Bizimdir!
Dümdüz popülist ve düşük zeka analizi. "...zarar vermediği..." sadece bunun üzerinden ahlak anlayışı geliştirmeye çalışan Avrupalıların kafası çalışan gavurları bile bunun eksikliklerine muhakkak değinirler. Ama bizdeki üstün zekalı gavurlar direkt kestirip atarlar.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'una göre terör suçlarından hüküm giyenler, denetimli serbestlik ve koşullu salıverme hükümlerinden yararlanamaz.
Milletvekili olarak anayasaya yemin ediyorsunuz anayasadan haberiniz yok.
Önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eş başkanımız sevgili Dr. Selçuk Mızraklı’nın açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestlikten yararlanma talebi reddedilerek; bu hakkı keyfi bir şekilde gasp ediliyor.
Başta hasta mahpuslar olmak üzere birçok tutsak keyfi uygulamalarla cezaevinde tutuluyor. Bu yaklaşım sonlandırılmalı; hukuksuz bir şekilde dört duvar arasında tutulan herkesin özgürlüğü bir an evvel sağlanmalıdır.
Barış ve demokratikleşme adımları, İnfaz Kanunu başta olmak üzere, TMK ve ceza yasaları ile ilgili gerçekleşmesi gereken düzenlemelerle atılabilir. Herkesin hakkının korunduğu, adaletin tesisini sağlayacak düzenlemeler barışa ve demokratikleşmeye doğru atılacak sağlam adımlar olacaktır.