GÜVENİ YİTİRMEK, GELECEĞİ YİTİRMEKTİR:
"ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR"
Rivayete göre bir gün Peygamber Efendimiz, Medine pazarında dolaşırken buğday satıcısının tezgahı dikkatini çeker. Tezgaha yaklaşır ve elini buğday yığınının içine daldırır. Yığının alt kısmının ıslak olduğunu görünce parmakları ıslanır. Bunun üzerine satıcıya dönerek o tarihi uyarıda bulunur:
“- Bizi aldatan bizden değildir!”
Aldatmak, çağrışımı itibarıyla son derece yüz kızartıcı bir davranıştır, değil mi? Oysa bize rehber olması gereken bu peygamber uyarısındaki hassasiyet, hayatımızın ve kurumsal kültürümüzün vazgeçilmez temel prensibi olmalıdır.
Aldatmanın en kötüsü, bilinenin aksine, insanların size olan güvenini istismar etmektir. Bir yöneticinin maiyetindeki çalışanları; bir siyasetçinin kendisine verilen yönetim imkanlarını kişisel itibarı ve kazancı için kullanması da açıkça bir aldatma değil midir?
İşine hile katan kim olursa olsun günün sonunda yaptığı eylem, sözün başında dile getirdiğimiz peygamber uyarısını yok sayan bir aldatma eyleminin suçlusudur. Sıradan bir insanın işlediği küçük bir suç en ağır yaptırımlarla karşılanırken; milletin sırtından haksız rant sağlayanların, devasa fonlarla zahmetsiz kazanç kovalayanların ve mali disiplin adına dar gelirliye yüklenip haksız kazanca göz yumanların yaptığı da açık bir aldatma ve aldanmadır.
Memurun kazancına vergi ile ortak olan sözüm ona mali disiplin, fonzâdelerin ve rantçıların yıllara sari devşirdiği haksız kazanca şaşı mı bakmaktadır?
Eskiden "fon" denince akla ihtiyaç sahibine el uzatan "Fakir Fukara Fonu" gelirdi. Şimdilerde ise tamahkarlığın ve emeksiz kazancı rant kapısına dönüştüren, toplumsal dokumuzu içten içe çürüten adresleri akla getirmektedir.
Elbette bu tabloda arz ve talep birbirinin suç ortağıdır. Zahmetsiz rahmet, emeksiz kazanç kovalayan toplumsal zaaflarımız da bu sistemi beslemektedir. Suçu sadece sistemde arama kolaycılığı mazeretin arkasına saklanmak yerine, önce kendi kapımızın önünü kirleten yozlaşmadan başlamalıyız.
Yeniden güvenin ve huzurun hakim olduğu bir toplum inşa etmek istiyorsak, “Adalet mülkün temelidir!” ilkesini lafta bırakmayacak bir irade ile hayatın merkezine adaleti hakkaniyeti koymak zorundayız. Haksız kazançla, hileyle ve güven istismarıyla mücadele, amasız ve fakatsız yürütülmelidir.
Çünkü biliyoruz ki, güvenin sarsıldığı bir toplumda sadece adalet değil, insanlığımız da kaybolur. Temiz bir toplum ve helal bir gelecek için değişime önce kendi bahçemizden başlamalıyız.
SİYASİ İRADE SOSYAL MALİYETi GÖRMELİ, YARGI İSE ADALETİ TESİS ETMELİDİR
✅ AYM’ye taşınan seyyanen zammın emeklilere yansıtılması mücadelesi son derece önemlidir. Yargının adaletsizliği göreceğine ve hakkaniyete uygun davranacağına inanıyoruz.
Siyasi irade, emeklilerimizin sesine kulak vermeli, ortaya çıkan adaletsizliği görmeli ve bu mağduriyeti giderecek adımları atmalıdır. Aradan geçen 3 yıldaki kayıplar görülmeli ve tazmini de bu süreçte sağlanmalıdır.
Emeklilerimiz, haklarını aramak için meydanlarda ya da hukuk mücadelesi için mahkeme kapılarında yorulmamalıdır.
Emeklilerimiz alın teriyle kazandıkları emekliliğin huzurunu ve onurunu yaşamayı haketmektedir.
GENEL BAŞKANIMIZ ALİ YALÇIN, TURGUTLU’DAKİ SAHA ZİYARETİNİN ARDINDAN DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLERİNİ PAYLAŞTI
Genel Başkanımız Ali Yalçın, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen silahlı saldırının ardından gerçekleştirdiği saha ziyaretlerine ilişkin değerlendirme ve önerilerini paylaştı.
Ali Yalçın, “Sahadan çıkarılacak dersler, alınması gereken önlemler ve öğretmenlerimizden mesajlar var” diyerek şu hususlara dikkati çekti:
▪️ Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve Manisa’daki olayların üçünde de çocukların ve gençlerin dijital dünyanın karanlık dehlizlerinde boğuldukları ve devşirildikleri görülüyor. Bu alan boş bırakılamaz. Önleyici tedbir açısından çok sıkı izlenmeli ve risk görüldüğünde anında müdahale edilmelidir.
▪️ Okul, şiddetin kaynağı değil; ailede, sosyal çevrede, sokakta ve dijital dünyada biriken sorunların görünür hale geldiği alanlardan biridir.
▪️ Okul güvenliği; okulu, öğrenciyi ve eğitim ortamını tanıyan, süreklilik arz eden bir istihdam modeliyle sağlanmalıdır.
▪️ Rehberlik hizmetlerinin kapasitesi artırılmalı, her okula rehber öğretmen normu verilmeli ve öğrenci sayısına göre ilave normlar oluşturulmalıdır.
🔗 Genel Başkanımız Ali Yalçın’ın değerlendirme ve önerilerinin tamamını okumak için:
https://t.co/KvRc0T08mM
#GeçmişOlsunManisa
REHBER ÖĞRETMEN ÜYELERİMİZ İÇİN “PSİKOTERAPİ EKOLLERİ” EĞİTİMLERİMİZİ BAŞARIYLA TAMAMLADIK
🔹 Okullarda yaşanan şiddet olaylarının ardından düzenlediğimiz çalıştayda altını çizdiğimiz psikososyal destek ihtiyacına yönelik somut bir adım attık. 11 Ağustos’ta başlattığımız programımız, 2 bini aşkın rehber öğretmen üyemizin katılımıyla yoğun ilgi gördü.
🔹 İbn Haldun Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz program kapsamında; Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi (EMDR), Şema Terapi ile Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) olmak üzere dört farklı psikoterapi ekolüne ilişkin eğitimler verildi.
🔹 Eğitimler, Boğaziçi Üniversitesi, İbn Haldun Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesinin öğretim üyeleri tarafından gerçekleştirildi.
🔹 Programı başarıyla tamamlayan öğretmenlerimiz, e-Devlet onaylı sertifikalarını almaya başladı.
🔹 Üyelerimizden gelecek talep ve öneriler doğrultusunda mesleki gelişime katkı sunacak yeni eğitim programlarını hayata geçirmeyi sürdüreceğiz.
Programın gerçekleştirilmesindeki iş birliği için İbn Haldun Üniversitesine ve Sürekli Eğitim ve Araştırma Merkezine; bilgi ve tecrübeleriyle katkı sunan kıymetli akademisyenlerimize ve programa özveriyle katılan rehber öğretmen üyelerimize teşekkür ediyoruz.
MÜLKİ İDARE AMİRLERİNDEN DUYMAK İSTEDİĞİMİZ HAKŞİNAS İRADE!
Kütahya Valimiz Sayın Musa Işın’ın, "Biz öğretmenlerimizi korumak zorundayız" diyerek eğitim çalışanlarının hakkını yüksek sesle teslim eden net duruşunu son derece kıymetli buluyoruz.
Sayın Valimizin bu güçlü çıkışının, eğitim sistemimizdeki bu kronik sorunların çözümüne vesile olmasını temenni ediyor; eğitimcilerin yanında duran bu yaklaşımından dolayı kendisine teşekkür ediyorum.
Öğretmenin itibarını zedeleyen, en küçük olayda eğitimcinin yakasına yapışan veli müdahalelerine karşı sergilenen bu tavır, şüphesiz ki sahada görev yapan meslektaşlarımızın çalışma azmini ve güvenini artıracaktır.
Ancak öğretmenimizin mesleki saygınlığını tam anlamıyla teminat altına almak ve okullarımızda huzuru kalıcı kılmak için bu iradenin somut ve kurumsal adımlarla tahkim edilmesi şarttır.
"Benim çocuğum asla yapmaz" peşin kabulüyle okula gelip zorbalık yapan veli profilinden ve öğretmenlik mesleğinin örselenmesinden artık bıkmış durumdayız. Eğitim hakkını korumak, okulda güvenlik ve huzuru sağlamak için Öğrenci Disiplin Yönetmeliği günün şartlarına göre ivedilikle güncellenmelidir. Rehberlik normları artırılmalı, okul-aile iş birliği sağlam esaslara bağlanmalıdır. Tedbir alınmazsa uzun vadede sosyal çürüme riski kaçınılmazdır. Uygulama enflasyonundan ve bürokratik yükten başını kaldıramayan okullarımız rahatlatılmalı; yöneticilerimizin liderlik, öğretmenlerimizin de sadece öğretmenlik yapacağı huzurlu zemin tesis edilmelidir.
Teşekkür Sayın Valim.
@KutahyaValiligi@Musaisin
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI SAYIN VEDAT IŞIKHAN İLE GÖRÜŞTÜK
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın @isikhanvedat ’ı ziyaret ederek; kamu görevlisi ve emeklilerimizin sorunlarını ve çözüm bekleyen konuları gündeme getirdik.
Öncelikli gündemimiz; 2025 yılında gerçekleştirilen 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu marifetiyle kamu görevlilerine ve emeklilerine verilen zam oranlarının yetersizliği ve kayıpların telafi edilmesidir.
*Masada 2026 yılı için %16, 2027 yılı için %9 olarak hedeflenen enflasyonun tutmayacağını ısrarla dile getirmiştik.* 2027-2029 yıllarını kapsayan OVP’de ortaya konulan rakamlarda tespitimizin, teklifimizin ve ısrarımızın en somut göstergesidir.
Bu çerçevede, 2026 yılındaki kayıpların telafisi ve 2027 yılı için verilen zam oranlarının güncellenmesi için Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet Başkanı ve Kamu İşveren Heyeti Başkanı olarak *Ek Protokol yapmalı, seyyanen zam ile de kamudaki ücret dengesizliği* giderilmelidir.
*4688 SAYILI YASA DEĞİŞMELİ, ÇALIŞMA SONUÇLANDIRILMALIDIR*
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde 4688 sayılı Kanun’a yönelik yürütülen çalışma sosyal tarafların katılımıyla tamamlanmıştır. Kanunun değişmesi, eksikliklerinin giderilmesi ve beklentilerin karşılanması için kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmalı ve çalışma artık sonuçlandırılmalıdır.
*8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde ortaya koyduğumuz iradenin, mücadelenin ve kararlılığın arkasındayız .*
Kanun artık çözüm üretmiyor. Masanın taraflarını baskılıyor, sahanın gerçeklerini görmüyor, kamudaki çalışanlar arasında oluş(turul)an ücret adaletsizliğini çözmeye yetmiyor.
Sendikal alandaki tecrübenin artırılması ve ILO normlarına uygun hale getirilmesi için ilgili Kanunun muhakkak değiştirilmesi, geliştirilmesi ve güncellenmesi gerekiyor. Süreç uzadıkça sosyal maliyet büyüyor, kamu görevlilerimizin huzursuzluğu artıyor. Amacımız; 2026 yılı tamamlanmadan Kanun değişikliğinin Meclis’e gelmesi ve sürecin tamamlanmasıdır.
*Kamu görevlilerimizin acil çözüm bekleyen sorunları çözülmeli, sahanın beklentileri karşılanmalıdır.*
Görüşmede Sayın Bakan’a kamu görevlisi ve emeklilerimizin çözüm beklediği diğer sorunları ifade ettik. Mali beklentilere ilave olarak; adaletin sağlanması noktasında atılan adımlar kamu görevlileri ve emeklilerimizin huzurunu artıracak, çalışma barışını sağlayacaktır.
Bu çerçevede;
•Kamu Personel Reformu yapılmalı ve kamuda ücret dengesi sağlanmalı,
•Görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki denge tekrar kurulmalı, emekli aylıkları hak ettiği seviyeye yükseltilmeli,
•1. Dereceye 3600 Ek Gösterge vaadi artık hayata geçmeli,
•Disiplin Affı çıkarılmalı,
•İlave 1 Derece verilmeli,
•Mühendislik Meslek Kanunu ve Teknik Hizmetler Sınıfı personelinin beklentisi karşılanmalı,
•Akademik Personele İyileştirme yapılmalı,
•Bayram İkramiyesi memurlara da verilmeli,
•Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nın sorunları çözülmeli, GİH’e geçişi sağlanmalı,
•Kariyer Uzmanlarının mali haklarının iyileştirilmeli,
•Koruyucu Giyim kazanımımız engellenmemeli, toplu sözleşmenin hukuku korunmalı,
•Vergi dilimlerindeki adaletsizlik giderilmeli, gelir dağılımında adalet sağlanmalıdır.
🎙️Kamuoyuna Duyuru
Sendikalarımızda veri teyidi, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile sendikalarımız arasında akdedilen protokol çerçevesinde yapılmaktadır.
Bunun dışında hiçbir kişi, kurum ya da kuruluşun Sendikalarımız bünyesinde tutulan verilere erişmesi teknik ve hukuki olarak mümkün değildir.
Bununla birlikte üçüncü kişilerin verilere erişmesini engelleyecek hukuk, teknik, idari, cezai tüm önlemler Sendikalarımız tarafından alınmış; KVKK kapsamında verilerin tüm güvenliği sağlanmıştır.
Yazılım tedarikçisi bir firmayla ilgili yürütülen soruşturma sürecine ilişkin basın ve sosyal medyada yer alan iddiaların kamuoyunda yanlış anlaşılmalara yol açmaması ve doğru bilgilendirmenin sağlanması amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
Norm kadro fazlası öğretmenlerimizin res’en atama işlemleri, mevcut sorunları çözmediği gibi yeni mağduriyetlere de kapı aralamaya devam ediyor.
Her yıl norm kadro fazlası öğretmenlerimizin, eğitim-öğretim yılı başlamadan, öğrenci sayısı ve ders seçimleri netleşmeden, norm kadro güncellenmesi sağlıklı yapılmadan yer değişikliğine tabi tutulması, öğretmenlerin ilçeler arasında göçmesine, yollara düşmesine, mazeret durumunun ihlaline, aile bütünlüğünün parçalanmasına sebebiyet vermektedir. @tcmeb bu mağduriyete seyirci kalmamalıdır.
Bakanlık, res’en atamaların oluşturduğu sosyal maliyeti ve mağduriyeti görmeli; ailelerinden evlerinden kilometrelerce ötedeki okullara ve ilçelere rese’en atanan öğretmenlerin bu mesafede seyahat etmelerinin hem zaman hem de maliyet bakımından ağır bir yük oluşturacağı, ulaşım süresinin uzunluğu nedeniyle aile yaşamının sekteye uğrayacağı ve bu durumun aile birliğini fiilen zedeleyeceği unutulmamalıdır.
Geçtiğimiz yıllarda norm kadro fazlası öğretmenlerin res’en atama işlemlerine karşı açtığımız davalarda verilen kararların, kararlardaki gerekçelerin dikkate alınması, çok sayıda mağduriyetin önüne geçecektir. Bakanlık, resen atama işlemlerinde acele etmemeli, mağduriyetleri ve hak kayıplarını önleyecek tedbirler almalıdır.
MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN YENİ DUYURU YAYIMLANDI
MEB Kurum İdari Kurulları dahil yer aldığımız her platformda ısrarla dile getirdiğimiz ve çözümü için diplomasi trafiği yürüttüğümüz mazerete bağlı yer değişikliği taleplerinin karşılanmasına yönelik olarak Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir duyuru yayımladı.
Yaz tatili döneminde mazerete bağlı yer değişikliği talebi gerçekleşmeyenler, sonrasında mazereti oluşanlar ve 14 Eylül itibarıyla kadroya geçecek mazereti bulunan öğretmenler için “2026 Yılı Öğretmenlerin İller Arası Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusu 2" yayımlandı.
Ön başvurular 9-14 Eylül 2026 tarihleri arasında, tercih başvuruları ise 16-17 Eylül 2026 tarihleri arasında alınacak. Atamalar, 18 Eylül 2026 tarihinde ilan edilecek.
Mazereti bulunan öğretmenlerimizin yer değişikliği taleplerine duyarsız kalmayarak yeni bir duyuru yayımlayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e teşekkür ediyor, atama sürecinin öğretmenlerimiz için hayırlı olmasını diliyoruz.
#İyiKiEğitimBirSenVar
30 Ağustos, milletimizin bağımsızlık iradesini tarihe altın harflerle yazdığı büyük zaferin adıdır.
Vatanımız, istiklalimiz ve istikbalimiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyoruz.
#30Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
“Eğitimden Bir Kare” Fotoğraf Yarışmamıza başvurular devam ediyor
Bu yıl dokuzuncusunu düzenlediğimiz yarışmamızın seçici kurulunda Anadolu Ajansı Görsel Haberler Direktörü Aykut Ünlüpınar, TFSF Başkanı Mehmet Kılıçoğlu, Fotoğraf sanatçıları Feyzullah Tunç, Fırat Yurdakul, Hamit Yalçın, Mustafa Binol ve Ragıp Sarı yer alacak.
Detaylı bilgi ve başvuru için:
https://t.co/fdOcnjMOtm
#EğitimBirSen #EğitimdenBirKare #EğitimTemalıFotoğrafYarışması
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in dünyayı teşriflerinin yıldönümü olan bu mübarek Mevlid Kandili’nin hayırlara vesile olması duasıyla Mevlid Kandili’nizi tebrik ederim. O’na layık ümmet olabilme temennisiyle 🤲
Gelenekten Geleceğe....
Öğretmenlerimizin emeklerine, fikirlerine ve değerli görüşlerine her zaman önem veriyoruz.
Öğretmenler odası ziyaretlerimiz kapsamında eğitimcilerimizle bir araya gelerek samimi sohbetler gerçekleştirdik,görüş ve önerilerini dinledik.Fedakârca çalışan, geleceğimizin mimarı kıymetli öğretmenlerimize emekleri için teşekkür ediyoruz.
Birlikte daha güçlü, daha nitelikli bir eğitim için çalışmaya devam ediyoruz.
Biriz,beraberiz, birlikte güçlüyüz...
MAZERETE BAĞLI YER DEĞİŞİKLİĞİ TALEPLERİ KARŞILANMAYAN ÖĞRETMENLERİN MAĞDURİYETİ GİDERİLMELİDİR
Öğretmenlerimizin mazerete dayalı yer değişikliği kapsamında çok sayıda talebinin karşılandığı görülmekle birlikte, boş norm sayısı ile yer değişikliği talep eden öğretmen sayısı birlikte değerlendirildiğinde, talepleri karşılanmayan ve bu nedenle mağduriyet yaşayacak çok sayıda öğretmenin bulunduğu görülmektedir.
Daha önceki dönemlerde mazerete bağlı yer değişikliği talepleri karşılanamayan öğretmenler yönünden Bakanlıkça il veya ilçe emri uygulaması hayata geçirilerek oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmiştir.
Bu uygulama, 2026 yılı yaz tatili mazerete dayalı yer değişikliği sürecinde de aynı uygulamanın yapılması konusunda haklı bir beklenti oluşturmuştur. Geçmiş yıllardaki tecrübe, söz konusu uygulamanın eğitim-öğretim süreçlerinde herhangi bir olumsuzluğa yol açmadığını ortaya koymaktadır.
Bu itibarla Bakanlıkça, 2026 yılı yaz tatili dönemi mazerete bağlı yer değişikliği sürecinde, öğretmenlerin tercihine bağlı olarak mazeretlerinin bulunduğu il veya ilçe emrine atanmalarına imkan sağlayacak gerekli çalışma yürütülmelidir.
EĞİTİM VE İNSANİ BİLİMLER DERGİSİ’NİN 33. SAYISI YAYIMLANDI
Eğitim-Bir-Sen tarafından yayımlanan Eğitim ve İnsani Bilimler Dergisi: Teori ve Uygulama’nın 33. sayısı okuyucuyla buluştu.
Eğitim bilimlerinin farklı alanlarına odaklanan yeni sayı, çevrim içi öğretimden kapsayıcı eğitime mesleki ve teknik eğitimden öğretmenlerin çalışma koşullarına, yaşam boyu öğrenmeden okuma kültürüne kadar geniş bir yelpazede güncel akademik çalışmaları bir araya getiriyor.
👉 Dergiyi okumak için: https://t.co/QNfB3eeS6n
👉 Haberi okumak için: https://t.co/y8cNAOrCHQ
PIKTES ÖĞRETMENLERİNE KADRO İÇİN YOL HARİTASI ÖNERİMİZİ AÇIKLADIK
Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanıp konunun yetkilileri ve ilgilileriyle paylaştığımız “PIKTES Projesinin Öğretmen Boyutu: İstihdam, Özlük Hakları ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar” başlıklı Eğitime Bakış Politika Notu’nu kamuoyuna duyuruyoruz. Yıllardır görev yapan öğretmenlerin istihdam ve özlük haklarına ilişkin sorunları yeniden gündeme taşıdığımız Politika Notu’nda Eğitim-Bir-Sen olarak uzun yıllardır Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki okullarda görev yapan PIKTES öğretmenlerinin kadroya geçirilmesini, proje kapsamında geçen hizmet sürelerinin ve kazanılmış haklarının korunmasını istedik.
▪️ Yaklaşık 10 yıllık hizmet, hala proje statüsü
▪️ 3 bin 80 eğitim çalışanının geleceği belirsiz
▪️ Aynı okulda, benzer görevlerde farklı statüler
▪️ PIKTES’in ulaştığı ölçek, kadro ihtiyacını daha görünür kılıyor
▪️ PIKTES öğretmenleri kadroya geçirilmeli
▪️ Yalnızca kadro değil, sürdürülebilir bir eğitim politikası
▪️Yılların emeği, geçici statüde bırakılmamalı
GENİŞ HABER:
🔎https://t.co/qa9JsKiDkJ
EBSAM BİLGİ NOTU:
🔎https://t.co/rvnijb105e
SAHİCİLİK YOKSA GELECEK DE YOKTUR
Tabela Sendikacılığının ve Türedi Siyasetin Kaçınılmaz Sonu
Gerek siyasette gerekse sendikal zeminde sahici toplumsal karşılık ve meşrutiyet en temel varlık sebebidir. Anlık ve konjonktürel sorunları, sadece bir rekabet artığı olmanın verdiği hırsla ortaya çıkan oluşumların uzun soluklu ayakta kalabilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır.
Ne kadar cafcaflı açılışlar yaparsanız yapın; arızi sorunlar üzerine inşa ettiğiniz partiler, sendikalar ya da sivil toplum kuruluşları, kendilerine ayrılan süre dolduğunda dışarıdan kurgulanmış birer proje misali kepenkleri indirmek zorunda kalır. Seçim zamanlarında elimize tutuşturulan oy pusulası ile Mayıs mutabakatı sürecinde imza atacağımız listenin benzerliği—bir büyüğümüzün ifadesiyle—merdiven altı, adını dahi duymadığımız nice yapıyı önümüze çıkarır.
Ana akım sendikaların içinden benzer nedenlerle türeyen yapıların da, rekabet artığı olmakla malül siyasi partilerin de bu ülkeye ve kamu çalışanlarına bir fayda üretemediği, üretemeyeceği açıktır.
Bilim Sanat Vakfı hikâyesinden, başbakan başdanışmanı olarak hizmet verdiği yıllardan ve Stratejik Derinlik okumalarından tanıdığımız Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu partisinde bir gelecek olmadığını nihayet anlayarak; “Gelecek Partisi'ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz” sözleri, bana hem siyaseti hem de sivil alanı kirleten derme çatma yapıları yeniden hatırlattı.
Sayın Davutoğlu’nun, “kirlenmiş siyasi iklim” derken bu iklime kendisinin de su taşıdığının ne kadar farkında olduğu bilinmez; lakin aldığı bu kararın bir arınmaya vesile olması en büyük temennimizdir. Sendikal alanı kirleten—tabir caizse—irapta mahalli olmayan, elde edilen her kazanımın üstüne sosyal medya algı yönetimi ve illüzyon aparatlarıyla çöreklenen sendikamsı yapıların da Gelecek’ten ibret alarak tez zamanda vaziyet almaları gerekir.
Mesleki dayanışma sathının bölünmüşlüğü yetmezmiş gibi, bir de hizmet sınıfları ve unvanlar üzerinden memuru parçalayan sorunlu yaklaşımların kime hizmet edeceği aklıselim sahibi herkesin malumudur. Memur sendikacılığı için zaten zor bir alan olan üniversitelerde; idari personeli akademik personelden, üniversite çalışanlarını Millî Eğitim çalışanlarından ayıran lokal zihniyetli yapılar ile unvan ve sınıf bazlı örgütlenme dayatan sendikaların ortak özelliği, çalışanların birliğini sahici bir gerekçe olmaksızın parçalamaktır. Bu durum da doğal olarak işverenlerin ve hükümetlerin işine yaramaktadır.
Tecrübe ile sabit bir hakikat var ki;
Ne siyasette ana gövdeden ayrılanların kurduğu türedi partilerden millete bir hayır gelir, ne de sesi çok çıkan lakin kamusal alanda gerçek karşılığı olmayan küçük sendikalardan kamu çalışanlarına bir fayda sağlar.
Sahicilikten uzak, tabeladan ibaret ve sosyal medyadaki kurgusal köpüklerle ayakta kalmaya çalışan küçük sendikaların da türedi partilerin de akıbeti aynı olmaya mahkûmdur. Hakiki temsil; tabela büyüklüğüyle değil, sahici toplumsal karşılıkla ve köklü örgütlü güçle mümkündür.
Demedi demeyin, vesselam!..
Hakikati ifade erdemdir
GOP Rektörü Sn. Fatih Yılmaz; atılan adımın kıymetini belirten, hakikati dile getiren ifadeleri takdir edilmesi gerekirken, bazı bedavacıları, araklayıcıları rahatsız etmiş.
“8.Dönem Toplu Sözleşme Kararı” diye YÖK’ün yazısında da ifade edilmesine ve atıfta bulunulmasına rağmen bazı yapıların emeğimizi gölgeleyip, kazanımımızı kendilerine yontma yarışı kifayetsizliklerindendir.
Duyarlı yaklaşımı için YÖK Başkanımızı takdir, yetkili sendika olarak hakkımızı teslim eden paylaşımı için Rektör Sn.Yılmaz’a teşekkür ediyorum.