Çocukluğun o içtenliği, sevgiyi olduğu gibi dile getirebilme cesareti zamanla yerini daha ölçülü, daha temkinli duygulara bırakıyor. Belki de bu yüzden, en çok da böylesine saf ve hesapsız sözler hatırlatıyor insana; incinmeden sevebildiğimiz günleri.
Bugün, yeğenimle parkta vakit geçirirken “Ellerine kurban olayım.” diyen küçük bir çocuğa denk geldim. O küçücük cümle, içimde uzun zamandır dokunulmayan bir yere değdi.
Sonra fark ettim ki insan büyüdükçe sadece yaşı değil, hisleri de değişiyor.
Belki okumak, belki yazmak,
Belki dinlemek, belki çalmak,
Belki susmak, belki konuşmak,
Belki izlemek, belki dahil olmak,
Belki görmek, belki hayal kurmak,
Belki belki belki…
Hangisinin iyi geleceğini bilmiyorum fakat bir yol seçilmeli.
Bazen anlatamazsın. Çünkü bazı duyguların karşılığı kelimelerde yoktur. Ne kadar cümle kurarsan kur, içinden geçenin yalnızca küçük bir kısmı dökülür dışarıya. Geri kalanı gözlerinde, suskunluğunda ve içine attığın derin nefeslerde saklı kalır.
Siz hiç 2 Haziran'da matematik sınavı biten ama okulları 26 Haziran'da kapanacak öğrencilere matematik dersi anlatmaya çalıştınız mı ? Umarım hiç bir zaman böyle bir durum içinde bulamazsınız kendinizi. Okullardan ırak..