Her şey için teşekkürler hocam. En azından yapamayacağını anlayıp erkenden reaksiyon verdin. Başkası olsa kasıma kadar süre ister, takımı iyice dibe çektikten sonra bırakırdı. Yolun açık olsun Fatih Tekke.
bu arada fatih tekke, belki sevdik belki sevmedik ama bir şeyler denemeye çalıştı gitmesi gerektiğini hissettiğinde de istifasını verdi geçen sezon şampiyonluğu hayal ettirdi hatta müzemize bir kupa ekledi. gidişinde bu kadar kalp kırıcı bir ortam olmamalı ben kendisinden razıyım
enkaz devraldı, takımı kalkındırdı, her futbolcuya değer kattı, kupa kazandırdı, para kazandırdı.
emeklerin için teşekkürler hocam. keşke kendi kendini yemeseydin, hakkında hayırlısı olsun. ayrılıklar da sevdaya dahil.
Bu arada Kürdofaşizmin çok ilginç bir Trabzon ve Trabzonspor takıntısı vardır. Adeta takıntılı bir hayranlıkla bir yandan Karadeniz halkına saldırılır, diğer taraftan olabildiğince taklit edilir, özenilir. "Deniz görmüşü" kolpası da sanırım bunun sonucudur. 90'lı yıllardan bu yana sosyolojik inceleme yaparsanız bunun sonucunu milyonlar üzerinde gözlemleyebilirsiniz. Bu durum Karadeniz kadınının statüsünden, folklora, silahlanmaya oradan da Trabzonspora kadar varıyor.
Karadeniz kadını örneğin yapısı ve ekonomik bağımsızlığı sayesinde çok güçlü bir karakterken, onu örnek alarak Doğu için uydurulan hanımağa figürünün hiçbir sosyolojik gerçekliği ve geçerliliği yok.
Karadeniz'in merkezle çatışan çok köklü bir eşkıyalık sorunu/tarihi varken, Güneydoğu'da özellikle Kürt beylerinin silahlı grupları nizami bir şekilde merkezi devlete bağlı kalır, veya ondan güç devşirirdi. 90'lar göçüyle birlikte bu "Karadeniz Mafyasına" feci şekilde özenilerek bazen de şemsiyesi altında bir "Aşiret Öykünmesi" başladı. Öyle bir aşiret gerçekliği yok. Hemşehrim Serhat Albayrak gibileri de sağolsun, aşiret dizileri saçmalıkları sebebiyle dün kendini para kazanmak ve ağadan kurtulmak için şehre atan marabaların torunları bugün kendilerinden aşiret kasa olarak bahseder oldu.
Trabzonsporun 70'lerdeki Anadolu İhtilali de bu özentinin ayaklarından biri. Maddi imkansızlıklar ve has Trabzonlulardan oluşan takımın ligi domine etmesi Anadolu'da birçok insanda sempati yarattı. "Amed" Projesinin ana esin kaynağı bu. Ama bu şampiyonluklar örgüt parasıyla, iktidar itelemesiyle ve yapay taraftarla olmadı. Kabul görmesinin sebebi de kendini ülkeden bağımsız bir milli takım gibi gören bir takım olmamasıydı. Ezcümle; büyük hayranlık büyük nefret doğurur.
Bu kadar para harcanan, bu kadar emek verilen bir kadro planlamasında; transferlerin önemli kısmını direkt hocanın istediği, Başkan’ın ise sadece elini değil tüm vücudunu taşın altına koyduğu bir ortamda, ilk mağlubiyette “istifa ettim” demek ne akla ne de Trabzonspor’un menfaatlerine sığar.
Eleştiri yapılır, hesap sorulur, yanlışlar konuşulur. Ama ilk darbede gemiyi terk etmek çözüm değildir.
hocanın yaptığı büyük bencillik. bu takımın çok daha iyi olacağını biliyorum diyip başkanın, oyuncuların yol arkadaşlarının haberi olmadan istifa ediyorsun. ilk kırılmada herkesi yüz üstü bırakıyorsun. eleştirilere göğüs geremeyecek mentaldeysen niye bu göreve talip oldun? ayıp.