Devlet hastanesinde çalışan bir temizlik görevlisinin maaşı Müge Anlı'da tartışma konusu oldu...
+Temizlik görevlisi olarak çalışıyor. Maaşı 86 bin TL'ymiş, 3 ayda bir tediye diye yatıyormuş 150 bin TL oluyor.
-Doktorlar o kadar alıyor.
Kanun Teklifimizi Genel Kurula İndirin ❗️
Taşeron İşçilerimiz ve Belediye Şirket Çalışanlarımız sürekli veya geçici olmasına bakılmaksızın kadroya geçirilmelidir.
📍TBMM Genel Kurulu
Kamuda alın teriyle görev yapan taşeron işçilerimizin sesi olmaya devam ediyoruz.
Bugün birçok firma kamu kurumlarımızla daha yüksek bedeller üzerinden anlaşmalar yaparken, emekçi kardeşlerimize yalnızca asgari ücret düzeyinde ödeme yapıldığına dair ciddi şikayetler bulunmaktadır. Hatta bazı çalışanlarımız, ücretlerin bir kısmının farklı yollarla geri istendiğini ifade etmektedir.
Emeğin karşılığının tam ve adil şekilde verilmesi sosyal devlet anlayışının gereğidir. Kamu hizmetlerinin yükünü omuzlayan taşeron işçilerimizin ücret, özlük hakları ve çalışma şartları iyileştirilmeli; yıllardır kamuda görev yapan çalışanlarımızın kadro beklentisi yeniden değerlendirilmelidir.
Emekçinin hakkını korumak, alın terine sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
CENAZE EVİNDE DÜĞÜN OLMAZ!
Bugün 1 Mayıs’ı kutlamak içimden gelmiyor. Bu gün, benim için artık anlamını ve önemini yitirmiş durumda. Sebebini uzun uzun anlatmak istiyorum.
Bugün 1 Mayıs 2026. Çok uzağa gitmeye gerek yok; 1 Mayıs 2023’e, seçimden sadece iki hafta öncesine dönelim. Herkesin dilinde aynı kelimeler: işçi, emekçi, taşeron… Sendikalar bir yanda, siyasi partiler bir yanda. İktidarıyla muhalefetiyle herkes ekran ekran gezip aynı kitleye sesleniyor, aynı vaatleri sıralıyordu.
Sonra ne oldu? Seçim bitti. Herkes payına düşeni aldı ve bir köşeye çekildi. İktidar yerini sağlamlaştırdı, muhalefet kabuk değiştirdi, sendikalar ise üyelerinin maaşlarıyla birlikte aidatlarını artırdı. Mutlu olan çoktu… ama söz verilen kesimler hariç.
Aradan 3 koca yıl geçti. Yine 1 Mayıs. Yine miting alanları kuruluyor, yine aynı konuşmalar yapılıyor. Otobüslerle taşınan kalabalıklar, kürsülerden yükselen tanıdık cümleler… Bir gövde gösterisi, ardından sessizlik. Her yıl aynı sahne, aynı replikler. Değişen hiçbir şey yok.
Aslında bu sadece 3 yılın meselesi de değil. Neredeyse on yıldır meydanlarda aynı konular konuşuluyor. Taşeron hâlâ taşeron, işçi hâlâ eziliyor. Ama kamuda sendikası olanlar daha çok özlük haklarının peşinde: çalışma saatleri azalsın, tayin hakkı genişlesin… Çünkü onların geçim derdi, diğer işçilerinki kadar yakıcı değil.
Gerçek bu. Kimse darılmasın, kimse kişisel olarak üzerine alınmasın.
Şimdi önümüzde yine bir seçim, yine toplu iş sözleşmeleri var. Yine maaş artışlarıyla 3 yıl daha “rahatlama” dönemi başlayacak. Çünkü sendikalar çalışıyor(!) İşçinin cebine giren 1 lira, bazıları için milyonlara denk geliyor.
Siyasi partiler yine vaatlerle sahnede olacak. Seçime kadar işçi hatırlanacak, sonra unutulacak. Taşeron yine seçim malzemesi yapılacak. Bu bir parti meselesi değil, bu bir düzen meselesi.
Elbette istisnalar var. Gerçekten derdimizi dert eden, yol açmaya çalışan sendikacılar, siyasetçiler, bürokratlar var. Onların yeri ayrı. Sayıları arttıkça umut da artacak.
Ama bugün tablo bu.
1 Mayıs “İşçi Bayramı” deniyor. Neyin bayramı?
Daha dün maaşını alamadığı için eylem yapan maden işçileri vardı. Yanlarında kim vardı? Aylarca çalışıp ücretini alamayan insanlar, hakları olan üç kuruşu aldığında sevinmek zorunda kaldı.
Yarın da birçok işçi çalışmaya devam edecek. Bu ülkede kurban edilecek hayvanlara gösterilen özen, çoğu zaman işçiye gösterilmiyor.
Ben kendi adıma; verilen sözler tutulana, herkes görevini gerçekten yapana, göstermelik değil gerçek bir mücadele başlayana kadar 1 Mayıs’ı bayram olarak kutlamayacağım.
İşçinin bayram etmediği yerde, 1 Mayıs sadece bir tatil günüdür.
Taşeron, madenci, emekçi… Hepsi ayakta kalmaya çalışırken, hayatla ölüm arasında bir çizgide yürürken; bayram kutlamak bana doğru gelmiyor.
Yazımın başlığında belirttiğim gibi;
bizim oralarda bir söz vardır:
“Cenaze evinde düğün olmaz.”
Hadi size İyi bayramlar.
Sözde #1Mayıs
🏥 Şehir Hastaneleri; 2017-2028 döneminde toplam 22,4 milyar dolarlık harcama yapacağımız bir alan.
Bu işin faydası ne oldu? Kullanılabilir halde olup âtıl kalan hastane binalarını ve tıbbi cihazları, zorlaşan ulaşımı vb. hususları göz önünde bulunduran objektif bir çalışma yapmadan, nasıl “Şehir Hastaneleri faydalı olmuştur” denilebiliyor?
👥 Nüfusumuz genç olmasına rağmen, hekim başına düşen başvuru oranımız OECD ülkelerine kıyasla çok yüksek. İnsanlar hastaneye gidiyor, gidiyor ama bir türlü tatmin olmuyor veya iyileşmiyor.
⚕️ Büyük bir sağlık personeli açığı söz konusu.
Bin kişi başına düşen doktor ve hemşire sayısı, OECD ortalamalarının çok altında. Bütün sağlık personeli büyük bir yükün altında bunalmış durumda.
💊 İlaçta fiyat politikası, ilaç tedarikini olumsuz etkiliyor. Konunun tüm paydaşları için fayda sağlayacak farklı bir çözüm getirilmeli.
🙌 Gerçekten fedakârca çalışan sağlık personelimize, doktorlar başta olmak üzere hemşiresiyle, bütün personeline sahip çıkmamız lazım, onlara değer verdiğimizi göstermemiz gerekiyor.
Yani Cumhurbaşkanının “Giderlerse gitsinler!” ifadesi çok talihsiz olmuştur; bunu doktorlar unutmuyor. Sayın Cumhurbaşkanı başka konularda tövbe ediyor, bir tövbe de burada etsin.
⚠️ Taşeron sağlık işçilerinin kadroya geçirilmesi konusundaki adaletsizliklerin en kısa zamanda telafi edilmesi gerekiyor! #TaşeronaKadro
🦷 Diş hekimliği uzmanlık sınavının yılda 1 sefere düşürülmesi mağduriyet yaratmıştır. Yeni bir sisteme geçilecekse dahi bunun daha fazla zamana yayılması gerekir.
📊 Sağlık Bakanlığı 2026 Bütçesi değerlendirmemiz: