Yobaz siyasal laikçi Yılmaz Özdil:
“Tusaş’ta mescidin ne işi var? Orası Türkiye’nin NASA’sı. Amerika’da böyle bir şey yapsan adamın ciğerini ağzından çıkarırlar.”
(Bu arada NASA’da Hristiyanlık ile ilgili kulüpler vardır, çalışanlar bir araya gelip dini vecibelerini yerine getirir, kimsenin de ciğeri ağzından çıkmaz.
Tüm samimiyetimle söylüyorum, dünyanın en bağnaz en yobaz insan topluluğu Yılmaz Özdil gibileridir.
Her şeyi bildiklerini sanırlar ama hiç bir şey bilmezler.
Bir de kendilerini seçilmiş tabaka görürler.
Bu tiplerin Edirne’den öteye karşılığı yoktur.)
Ak Parti bedava dağıtınca söv.
CHP Ak Parti’nin ücretsiz verdiğini 40 liradan satınca öv.
Ve sen bilimsel çağdaş aydınlık Kemalist falansın öyle mi?
Kent lokantasındaki hıyar bile…
Neyse!
Ak Parti’yi sev/sevme o ayrı ama hakkını ver: Konu halka hizmetse, en iyisi Ak Parti.
GÖKÇEK 400 TABUTLA
HİZMET VERİRKEN,
YAVAŞ 5 YILDA 45.050 TABUT YAPTIRDI…
SON TABUT ALIMI 24/4/2024’DE 21.750 ADET.
TESLİM SÜRESİ 45 GÜN.
GÜNDE ORTALAMA 500 TABUT TESLİM EDİLECEK…
İHALEYİ ALAN FİRMA
“Koçbey dağıtım temizlik ve kimyasal ürünler Limited şirketi”… DİKKATİNİZİ ÇEKERİM TEMİZLİK ŞİRKETİ TABUT YAPIYOR, HEM DE GÜNDE 500 TABUT İMAL EDİYOR.
MANSUR TABUTLAR NERDE? GÜNDE 500 TABUT NERDE İMAL EDİLDİ?
8 NİSAN 2021’DE VERYANSIN TV’DE
GÖKÇEK DÖNEMİ TABUT
SAYISINI VERMİŞ🔻
GÖKÇEK 400 TABUTLA HİZMET VERİRKEN SADECE 2024’DE 21.750 TABUT..
MANSUR TABUTLARIN DEPODAN FOTOĞRAFINI AT.BEKLİYORUZ…
ÖLÜLER ÜZERİNDEN BELEDİYENİN SOYULMASINI KABUL ETMİYORUZ…
Midem bulanıyor!
Tam 13,5 sene!
Bebekler öldürülürken,
Kadınlara tecavüz edilirken,
Bir halkın %95’i ülkesinde yaşayamaz hale getirilirken,
1 tek kelime bile konuşmayanlar,
bugün “Suriye’de seçim olursa azınlıklar nolacak” diyorlar ya…
Suratlarının ortasına kusmak istiyorum!
Ortalık bir anda Bahçeli'ye küfür eden sahte milliyetçi CHP'lilerle doluverdi değil mi? Bir de seçimde ittifak yaptıkları Zafer Partililer var tabiiki. Son seçimde PKK ile aynı adaya oy vermemiş gibi şimdi milliyetçi taklidi yapıyorlar hepimize. DEM Parti'nin Öcalan ile görüşmesine değil de buna izin veren hükümete saldırıyorlar. Hiçbir CHP'liden ya da Zafer Partiliden yaşanan süreçte PKK'nın silah bırakma koşulu ile ilgili tek kelime duyamıyoruz çünkü bu ihtimal onları korkutuyor.
CHP çok uzun yıllardır PKK'nın siyasi kanadı ile ittifak halinde. Çözüm süreci döneminde CHP Gençlik Kolları PKK'ya yardım malzemesi dahi götürmüştü hatırlarsınız. Sonra da çözüm süreci üzerinden yine milliyetçi taklidi yapıp hükümeti suçlamışlardı. CHP ile HDP/DEM ittifakı PKK'nın silahlı eylemlere devam etmesi üzerine kurulu. CHP ve DEM bunca yıldır süren ortaklıkları boyunca hiç PKK'nın silah bırakmasını konuşmadılar mesela değil mi? Genel seçimlerde defalarca görüşmelerine rağmen CHP hiçbir zaman böyle bir şart koymadı ortaya, Zafer Partisi, HDP ile aynı adaya oy vereceğini açıkladığında PKK'ya dair tek bir talebi yoktu. PKK'nın silahlı eylemlere devam ettiği haliyle devleti birlikte yönetmeye hazırdılar. Bugün Bahçeli, PKK'nın silah bırakması koşulunu öne sürdüğü için hep birlikte bağırmaya başladılar.
İmamoğlu yerel seçimlerde DEM'in desteği ile kazanırken PKK eylemlerine devam ediyordu değil mi? O dönemde PKK aleyhine tek kelime ettiklerini hatırlıyor musunuz? Özgür Özel, geçen ay DEM otobüsünün üstünde, PKK kurucusu Sakine Cansız'ın izinden gitme yemini edilirken kenardan sırıta sırıta izliyordu. Bugün şahlanan sahte milliyetçi CHP'liler, o gün neredeydi tam olarak? İmamoğlu, Ahmet Türk ile öpüşüp oğlak haşlaması yerken bugün kuduran CHP'liler, o gün bağıra bağıra İzmir Marşı söylemiyor muydu? DEM Parti le görüşmeye karşı değiller, karşı oldukları şey PKK'nın silah bırakması.
Çünkü PKK'nın silah bırakması demek CHP'nin onlarca yıldır oluşturmaya çalıştığı gayri milli iktidar alternatifinin ortadan kalkması demek. MHP, DEM Parti ile bir pazarlık yürütmüyor, ortada herhangi bir siyasi ortaklık yada paylaşım yok. MHP, DEM Parti'ye devletin düşman tanımının dışına çıkabilmesi için gereken şartları söylüyor. Çünkü yakın bir zaman sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti, savaş pozisyonu almış olacak ve ondan sonra dost ve düşman tanımları uzun bir süre değişmeyecek. Suriye, Irak hatta Ortadoğu'nun ve Afrika'nın neredeyse tamamında yaşanan gelişmeler bunu gösteriyor.
CHP'nin siyaset bilgisinden uzak tepe isimleri hala bu yaşananların iç siyaset ile ilgili olduğunu sanıyor. İmamoğlu, Türkiye'nin bu küresel çaptaki gelişmelere yaptığı hazırlığa kreşle, kent lokantası ile cevap vermeye çalışıyor. Artık onu muhatap alanın bile olmadığını bir türlü anlamıyor. Yolsuzluklarla boğuşan Mansur Yavaş, çoktan led ekrana yansıttığı Atatürk görselinin arkasına saklanmış durumda, Özgür Özel ise bütün istikbalini sırtına yüklediği Esed'in arkasından bakmaya devam ediyor. CHP artık bitti diyebiliriz. Bir süre daha İmamoğlu'nun deprem ve şehirleşme bütçelerinden aşırdığı paralarla fonlanan Fatih, İsmail ve Nevşin gibi tipler, bunun aksini söylemeye devam edecek olsa da, paranın artık gelmediği noktada onlar da susup yollarına bakacaklardır.
Sürecin sonunda Ümit Özdağ'ın oy oranı %3'ten %5'e yükselecektir. Maalesef dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de hiçbir konuda, hiçbir fikri olmayan, düşünmektense iradesini kendinden biraz daha zeki bir parti başkanına teslim etmeye hazır küçük bir kalabalık mevcut. Ortalık da dövecek Suriyeli çocuk kalmayınca onlar da yavaş yavaş dağılacaktır diye tahmin ediyorum.
Öcalan'ın serbest kalması meselesine gelirsek. Şahsi fikrim PKK ve DEM'in bu süreci yönetecek akıl ve mantıktan uzak olduğu yönünde. Bir yere kadar getirdikleri sürecin bir dönemecinde muhakkak tökezleyip düşeceklerini ve Türk Devleti tarafından ezilerek yok edileceklerini düşünüyorum. Hapishane şartlarında 76 yaşını dolduran Öcalan'ın da son fotoğraflarından çok daha yıpranmış ve bitik bir vaziyette olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu saatten sonra Öcalan'ın dışarıya çıkmasının siyasi bir anlamı olmaz ve bu PKK/DEM hareketinin bir kazanımı anlamına gelmez. Ben hala bu ihtimalin de düşük olduğuna inanıyorum.
Bu sürecin sonunda gerçeğe dönüşecek olan ihtimallerin tamamı, Türk Devletinin terörle olan mücadelesini kazandığı yönündedir. Yani işin aslı Türkiye Cumhuriyeti, 50-100 bin arası teröristi imha olmaktansa teslim olmaya davet ediyor. Devlet, günün şartlarında bunu yapabilecek askeri kapasiteye ulaşmış durumda ama böyle bir hareketin ortaya çıkaracağı sosyolojik sonuçları ve akrabalığı olan Kürt toplumu üzerindeki olası travmatik etkilerini hesaplıyor. Bahçeli'nin bugün içtenlikle ve insaniyetle yaptığı teklif budur. Uzattığı eli tutanlar kurtulacak tutmayanlar ise yok olup gidecek. Üçüncü bir seçenek yok.
İngiltere millî tankını ilk kez 1916'da kullanıyor.
ABD, Fransa, Almanya 1900-1920 arasında.
Türkiye ise ilk tankı Altay’ı 2025’te sahaya sürebiliyor.
Laiklik başörtüsü Atatürk vs diye diye,
Resmen Millet’in 100 senesini çalmışlar!
Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun!
İslam aleyhine kullanılan en sık söz : ''E İslam doğruysa İslam ülkeleri neden bu halde ?''
Özetle ''zayıfsınız, biz güçlüden yanayız'' diyorlar. Nihayetinde onlar da bizimle beraber zayıflar.
İsterse 1000 yıl sürsün biz irade edip bu güç çarkını çevireceğiz. Onlar yardım etmemiş ve bu süreçte ayak bağı olmuş olacaklar. Dolayısı ile yeni güçlüler arasında da söz sahibi olamayacaklar.
Zira güçlü olacak, lokomotif olmayı bırak, lokomotif olmayı talep edecek kadar bile iradeleri yok. Ye, iç, geyik yap, yat. Bu hayatı idame etmek için her zaman güçlünün yanında onun şakşakçısı olacaklar.
Bu sebeple teorik sandığınız sorunların çoğu müslüman alemi güçlendikçe kendiliğinden çözülecek. Bu sorular felsefi meseleler değil sosyolojik meseleler. İradesi zayıf insanların bahanelerine entelektüel bir şeymiş muamelesi yapıyoruz.
Kazanmak karizmatik bir şeydir. Müslümanların kazanmaya ihtiyacı var.
60 yıldır “Suriyeli Sünniler” diye bir şey okudunuz mu?
“Alevi Esad Sünnileri öldürüyor” bile demediler!
Ama Siyasal Alevi terimine karşı çıkan PİR Haber Ajansı şimdi ne diyor?
“Suriyeli Alevi Gençler”
Oysa silahlı Esatçı Şebbiha!
İşbu iğrenç ayrımcılığın adı:
Siyasal Alevicilik!
Ahmet Kural şiddet faili de Fatih Altaylı iyilik elçisi mi? O da şiddet faili. Golf sopasıyla dövüyor hemde.
İzlediğiniz halk tv’nin ana haber sunucusu İsmail Küçükkaya da şiddet faili. Karısını dövdü. Hayır yani olay şiddetse diğerlerine tepki gösterdiğinizi hiç görmedik