Biz Harp Okulundayken, binlerce Harbiyeli sınavlarda cevaplarımız siliniyor dediğimizde kimsenin umurunda olmamıştı...
3 kere sınıfta bırakıldım amına koyayım yeni mi aklınıza geldi sınav kağıdı incelemek...
Cevap anahtarlarını tükenmez kalemle işaretlerdik silemesinler diye, sonra da üzerinden kurşun kalemle geçerdik fark etmesinler diye...
Silmeye çalışıp tükenmez kalemle karşılaşınca, bu sefer de sınav talimatına aykırı hareket etmekten ceza verirlerdi, yine ve kafalarına göre notumuzu düşürürlerdi...
Bir Allah'ın günü sınav kağıdımız incelemediniz, Allah belanızı versin...
Bu ülkede herşey bize tekrar tekrar ŞOK MANGASINI hatırlatıyor...
Algılarının bozukluğu; Balkanlar'da yaptıklarını Anadolu'da yapamayıp Türkleri soykırıma uğratamamalarından kaynaklanıyor. Yoksa pekala hepsi biliyor, yalnızca işlerine gelmiyor. Yarın ellerine geçen ilk fırsatta dün atalarımıza yaptıklarını bizlere de yapacaklardır. Bundan da hiçbir pişmanlık ve rahatsızlık duymayacaklar.
Türklerin tüm bu milletlerin düşmanlığını yüreklerine kazıyıp buna göre hareket etmeleri gerekmektedir. Kininizi diri tutunuz, intikamcı olunuz.
Mühendis ve genç birine 30 bin lirayla şükret, geçin demek orospu çocukluğundan başka bir şey değildir. Yıllardır çalış çabala, mezuna bırak iyi bir okul-bölüm kazanmak için uğraş. Daha sonrasında 2 yıl tecrübe olsun diye bommmbok yerlerde asgariye sürün eee sonrasında 30 bin veriyorlar diye şükret işi olmayanlar var falan ya hadi siktirin gidin ordan. Böyle ülkenin de böyle sistemin de ta amına koyayım. 5 yıl tecrübem olsa da teklif edecekleri 60-70 bin maaşla ne zaman ev alacaksın? Evi geç araba bile alamıyorsun. Birisiyle bir ilişkiye başlayım evleneyim desen o yola girmeye bile paran yok çünkü kendine daha yetemiyorsun başka birinin sorumluluğuna nasıl kalkışacaksın? Dışarı çıkıp 1 gün yemek-kahve ya da tatlı-kahve yapmanın bedeli 2 kişi için en az 1.5-2 bin lira olmuş. Gençlik yıllarında çektiğim cefanın hiçbir şekilde cefasını süremiyorum. Emeği geçenlerin de allah belasını versin.
Bu olayı eskiden olsa 6 ay konuşurduk, çevremde ne iş yerinde ne arkadaş ortamında konusu bile açılmadı. Zombi gibiyiz artık, tiksiniyorum hepimizden ve tepkisizliğimden.
İsimler, kimlikler bulundu dert etmeyin. Kısasa kısas diyordu arkadaşlar. Biri İzmirli biri Sarıyerli, bizim siyasilere ona buna ihtiyacımız yok, göreceğiz.
Şimdi yorumlara iyi bak; sen Milli Takım kutladığında havlayan o çocukları sana sövüyor. Okuyor musun? PKK marşları okuyarak, PKK "şehitleri" anarak, İstiklal Marşı ıslıklayarak yarattığınız piçler bunlar. Piçlerinizi kontrol edemiyorsunuz. Kasımpaşalıyla el sıkıştınız ama yarattığınız piç nesil kontrol dışı. Ölmeyi bayılmak sanan getir kuryesi kılıklı favelas sıçmıkları, SSÇ'ler. Siz yarattınız, lakin biz terbiye edeceğiz. Hiç şüpheniz olmasın.
Ulan maymundan üreme bakteri orospu çocukları, nesli tükenmiş Karadenizli Solcu dayıyı nereden buldunuz da saldırdınız haykırıyorum amk gariban da halkların kardeşliği falan diye Amedli kardeşiyle dolanıyordu, uyanmıştır artık.
Dayı solcu da olsa bizim malımızdır. O videoyu çeken dahil o üç orospunun sıçtığı döl israfı, özellikle "mermi sikecam oğlim" diye havlayan piç kurusu, senin sülalen Yıldız Ailesi İzmir'de gevşek gevşek oturacak, yeğenlerin KTÜ'de okuyacak, sen bize kurşun sıkacaksın oğlim öyle mi? Seni orospu evladı seni. Sen gerilla marşları okuyacak, şehit haberlerinde kutlama yapacak tüm bunları olay çıkmasın diye susan millete bir de mermi sikecaksin oğlim ha? Amını siktimin oğlu, senin soyunu sopunu, ırzını sikeyim bakalım kim kime neyin hesabını soruyor oğlim öyle 50 yaşında dayıya diklenmeye benziyor mu oğlim bakalım taziye çadırında sürten kevaşe ananı kurtaracak badem bıyıklı bürokrat var mi oglim, bakalım 61 götünde patladığında dizi izleyip kendini aşiret çocuğu sanmaya benzemiyor mu o işler oglim maraba piçleri
Ben bu cumhuriyeti niye kürtçülere islamcılara falan beğendirmek zorundayım amk..Ben bin yıl önce bu anadoluya girdiğimde sen zagros dağlarında ağan için koyun otlatıyodun, aradan bin yıl geçti ben cumhuriyeti ilan edecek seviyeye geldim sen hala zagros dağlarında ağanın koyunlarını otlatıyodun. 100 kilometre aşağıda doğsan hayatında göremeyeceğin medeniyeti, çağdaş hakları, Allah yüzüne baktı 100 km yukarda doğdun piyango vurdu kucağında buldun, yatıp kalkıp şükredeceğin yerde daha hâla yüzsüz yüzsüz “ya bu cumhuriyetin üst kimlik tanımı niye türklük cart curt”..sanane yarram sana mı soracaz amk..velev ki Atatürkün canı öyle istedi öyle koydu sanane amk sen kimsin?. ben fransızlara gidip de “ya bu ihtilalin adı niye fransız?”diye soruyor muyum..sorsam adam bana demeyecek mi “lan hıyar ağası ihtilali yapan benim, o ihtilali yapacak tarihsel ilerlemeyi kat eden benim, senin faydalanıp, çağdaş seviyeye çıktığın o fikirleri geliştiren benim, kanıyla canıyla ihtilali yapan benim sen kimsin de sana bu ihtilali beğendireceğim amk”. Senin bu cumhuriyete isyan etmekten başka ne katkın oldu ki bir de paye istiyorsun amk son bin yıldaki tüm gelişimini son 100 yılda yaşadın, onu da cumhuriyet sayesinde yaşadın..sen kimsin ben sana cumhuriyeti beğendireceğim amk asıl sen kendini cumhuriyete beğendirmek zorundasın.
Yusuf Tekin hakkında konuşan kişi hakkında gözaltı kararı verildi:
"Milli Eğitim Bakanı demiş ki 'Kurtuluş Savaşı'nı müfredattan kaldıracağız. Neyden kurtuluyoruz' demiş.
Senin a**** a**** kurtuluş o*** ç***. Ben söyleyeyim neyden kurtuluş. Yunan'ın, İngiliz'in işgalinden kurtuluş. Fransız'ın sömürgesinden kurtuluş.
O**** e*** seni. Bunların amacı, bu hafızalardan silmek Atatürk'ü, hafızalardan silmek. Oğlum Atatürk'ü, bu Kurtuluş Savaşı'nı biz kanımıza yazmışız, İzmir'in dağlarına yazmışız, İstiklal Marşı'na yazmışız, o**** e**** seni."
Bakın salağa anlatır gibi bir örnek vereceğim, belki çürük kafanıza dank eder;
Bir gün trafikte bir park kavgası yaşadınız. Sövüşmeler falan derken karşı taraf telefonu çıkardı, "Kürt olduğum için" diye başladı video çekti. O birkaç saniye senin kaderini belirledi bile. Hemen Yeni Türkiye'nin pratik toplum sözleşmesi devreye girer; bahsigeçen ekosistem videoyu dolaşıma sokar, yüzbinlerce kişi anana avradına söverek adres sormaya başlar, Kürdofaşist çark işlemeye başlar. Arabaya geri dönüyorsun. Anaa bi bakıyorsun ki koca mecliste vekiller "bu ülkede Kürde park vermiyorlar!" diye nutuk atıyorlar, videodaki sıfatın A4 kağıdına basılmış kürsüden sallanıyor. Kıpkırmızı oluyorsun panikten. YouTube bildirimi! çok sevdiğin gazeteci günlük programında yine - ama konu sensin! Sıfatın ekranda, sana kayıyor. Bildirimler akıyor, Suavi Twitter'da paylaşmış bile şopla vampir dişleri falan eklemişler sana. Yorumlarda Zeynepler, Mustafalar "ben de Türk'üm ama bu şerefsiz gibi değilim" yazıyorlar. Aha Bakan açıklama yapıyor, "ülkemiz bölünemez" diyor. İdrak bile edemiyorsun olanları, elin ayağın titriyor. Anan baban ailen yazıyor arıyor o ara, çoktan dadanmaya başlamışlar bile, sosyal medyada her şeyleri paylaşılmış. Medyascope'da ruşen çakır ve cengiz çandar yayında; verilmeyen park yeri Kürdün anayasada verilmeyen hakkının sembolüdür diyor. Serbestiyetten yıldıray oğur; kart kurttan park purka... yazısı çıkmış. Kafayı yemek üzeresin, cama bir tıklama kafayı kaldırdın Emniyet müdürü. E sen çağırmadın polisi, çağırsan bu hızla ne zaman gelmiş? "Oğlum naptın lan!?" diyor panikle. Artık ağlamak üzeresin "abi naptım ya?" diyorsun. Meğer bakanından, beştepesine herkes arıyor müdürü fırça kayıyor. Ülke bölündü bölünecek! Hemen geç şuraya, kamera açılıyor; anlat faşist olmadığını hızlı hızlı. Müdürü de işinden edeceksin. Kafan dağılmış ama devlet adamı edasıyla konuşmaya çalışıyorsun; "Kürt Türk kardeştir, bu park bizi bölemez, egzozlar susmaz, farlar söndürülemez!" hemen hemen yayına verin, iş MGK'ya çıkmasa bari. Yemin billah ediyorsun abi bir daha mı bir daha, yaya gezerim de araba kullanmam diye. Denetimli serbestlikle gidiyorsun, birkaç sene daha sessizkten sonra ailene taciz duruyor tek tük tehdit edenler oluyor o kadar. Ara sıra mecliste vekiller biz biliriz zihniyetinizi unutmadık diye adını geçiriyor ama olsundu.
Şu senaryo yıllardır gözünüzün önünde bin kez yaşandı, bin kez kıl kıpırdamadı
donem basinda suleymanci okullara gonderilen liste. bizzat kendi cekimim. yaninda USULEN yazan ozel gun ve haftalari kesinlikle hicbir sekilde kutlamamaniz/anmamaniz ama resmi denetlemelerde de bu konuda yalan soylemeniz gerekiyor. aynen suleymancilar fetoculer gibi degil kanzi
Meşrutiyet dönemi üzerine çalışırken, hayli ilginç bilgilere rastladım... Biraz uzun ama yine de okumakta fayda var...
3 Temmuz 1908'de Resneli Niyazi Bey, dağa çıkarak isyanı başlattı. 23 Temmuz'da İttihat ve Terakki Cemiyeti Manastır ve Selanik'te ikinci meşrutiyeti ilan etti. Abdülhamit isyana boyun eğerek meşrutiyete razı oldu.
24 Temmuz'da otuz yılı aşkın aradan sonra seçimlerin yapılacağı hükümet tarafından ilan edildi. 25 Temmuz'da halk meşrutiyeti sokaklarda yürüyüş yaparak kutladı. Türk, Rum, Ermeni ve Musevilerden oluşan elli bin kişi hükümet binasına yürüdü. Ertesi gün Türk, Rum, Ermeni, Bulgar ve Musevilerden oluşan yaklaşık yüz bin kişilik grup Beyazıt meydadında kutlama yaptı.
27 Temmuz'da birçok Müslüman, Rum ve Ermeni patrikhanelerine giderek birliktelik mesajı verdi. Konuşmalar yapıldı. 2 Ağustos'ta bir Ermeni kadın öğretmen mitingde "artık ayrıca milletler yok. Ortada büyük bir Osmanlı kavmi var, Ermeni milleti de onun bir uzvudur" konuşması yaptı. Kalabalık hep birlikte "Yaşasın Ermeniler, Yaşasın Osmanlı kavmi" diye bağırdı.
Meşrutiyet istibdatı devirmiş, Osmanlı halklarının kardeşliği galip gelmişti. Tam bir dayanışma ve birlik havası vardı. Ermeni, Türk ve Rum ahali "ittidah-ı anasır" isimli politika etrafında toplanmış gibiydi.
5 Ağustos'ta İzmir'deki Ermeniler ve Jöntürkler karşılıklı ziyafet verdiler. Kardeş olduklarına, anayasanın daima yürürlükte kalacağına söz verdiler. Kardeşlik ortamı öyle sıkı görünüyordu ki 8 Ağustos'ta basında "Türklerle Ermenilerin derin dostluğu ve aralarında uzun yıllar hiç bir mesele olmadığı" yazıldı. Erzurum'da bir Ermeni piskoposluğu önünde Osmanlı subayları tarafından gösteri yapıldı. Çanlar çalındı, toplar atıldı.
13 Ağustos'ta istibdata karşı hayatını yitiren Müslümanların hatırası için Beyoğlu Balıkpazarı'ndaki Ermeni kilisesinde ayin yapıldı. Ermeni Patrik Vekili Katogikos Yagişa'nın konuşması alkışlandı. Toplantı akabinde Türkler ve Ermeniler birlikte Taksim'e yürüdü. Orada da Türk-Ermeni kardeşliği için kutlama yapıldı.
16 Ağustos'ta bütün siyasi suçlular için genel af ilan edildi. Yurt dışına kaçmış olan Ermeni komite üyeleri yurda dönmeye başladı. Vakti zamanında Rusya'ya kaçan Erzurum'daki Ermeni komitacılarının dönüşü için kolaylıklar sağlandı. Abdülhamit tarafından Kudüs'e sürülen eski Ermeni patriği İzmirliyan, 24 Ağustos'ta İstanbul'da coşkuyla karşılandı. Barış ve kardeşliği artırmak için Ermeni ve Rum patrikleri Anadolu'daki tüm kiliselere soğukluğu giderecek tavsiyelerde bulundu. Ermeniler arasında Osmanlı dilinin yayılması için gece kursları açıldı. Sivas'ta Türk ve Ermeni hastaneleri ve okulları birleştirildi. Gazetelerde "anasır-ı gayri müslimemiz Ermeniler" başlıklı yazılar yazıldı.
Hürriyet Kahramanı Enver Bey 30 Eylül'de İzmir'de Ermeni Taşnak örgütünün de bulunduğu kalabalık bir grup tarafından karşılandı. Şerefine verilen ziyafette Taşnak örgütü de bulundu. Enver Bey, kendisine gösterilen ilgi ve saygıya teşekkür etti.
Eylül bitti, Ekim ayı geldi, Ermeni örgütleri, Anadolu'da Ermenilere karşı yapılan zulümlere karşı Berlin Anlaşmasının, yani Sevr'den sonra Türk tarihindeki en feci anlaşmanın 61. maddesinin artık uygulanmasından söz etmeye başladı. Yani Osmanlı hükümeti, Ermenilerin oturduğu şehirlerde ıslahatlar yapacak ve Ermenileri "Çerkez ve Kürtlere karşı" korumak için elinden geleni yapacaktı.
İçişleri Bakanlığı, Ermenilerin zulme ve adaletsizliklere uğradıkları yolundaki iddiaları üzerine açıklama yapıp böyle bir şikayet olmadığını dile getirdi. Fakat Ermeniler şikayetlerini hükümete değil doğrudan patrikhanelere yapıyordu. Adalet Bakanlığı bu duruma tepki gösterip şikayetlerin devlet görevlilerine iletilmesini istedi. İçişleri bakanlığı yurda dönen Ermenilere zorluk çıkarmaması için emniyet teşkilatına uyarıda bulundu.
Ekim ayıyla birlikte Taşnak ve Hınçak örgütleri siyasi faaliyetlere başladı. Şehirlerde konferanslar verildi. Eskinin suç örgütü mensupları siyasetçi oldu. Yapılacak seçimler için ittifak dahil pek çok ihtimal konuşuldu.
17 Kasım günü Ermeni Jamanak gazetesi, Ermeni talebelerin okularda Osmanlıca eğitim görmesine karşı çıkıp anadilde eğitim istedi. Ay sonuna doğru Anadolu'dan Ermenilere eziyet edildiğine dair şikayetler gelmeye başladı. Hükümet, gevşek davranmakla suçlandı. Ermenilerin hayatının tehlikede olduğunun ileri sürüldü.
1909 yılına girildiğinde Adana'da Türk ve Ermeniler arasında gerilim yükseldi. Türklerin katliama hazırlandığı yolunda haberler Ermeni gazetelerini kapladı. Adana Valisi, iddiaları reddetti. Şehirde kardeşlik olduğunu açıkladı. Fakat Ocak ayı sonunda şiddet haberleri gelmeye başladı.
Öte yandan Fransız medyasında Hınçakların, İstanbul'da karışıklı çıkarmak istediğini yazdı. Tanin gazetesi, Hınçakları korumak için haberleri iftira olarak niteledi. Neticede kardeşlik vardı. Bunu bozmak isteyenlere tepki gösteriliyordu.
Şubat ayının ortalarında artık Adana'dan katliam haberleri gelmeye başladı. İçişleri Bakanlığı konuyu soruşturdu. Adi nitelikte bir olay olduğundan söz edildi.
9 Nisan günü, Adana'da iki Müslüman genci bir Ermeni tarafından vurulunca olaylar büyüdü. Kısa süre sonra bir Ermeni cesedi bulundu. Taşnakçılar derhal büyük bir miting kararı aldı. 18 Nisan'da Adana'da sıkıyönetim ilan edildi. 5. Ordu'dan bölgeye asker nakledildi. Şeyhülislam, Adana Müftüsü'ne telgraf çekerek Hristiyanlara şiddet olaylarının dinde yeri olmadığı, Hrıstiyanların hukukunu muhafazanın da dinin emirlerinden olduğu bildirildi.
20 Nisan'da şehirden gelen haberlerde bin civarında ölü olduğu bilgisi yer aldı. Kozan'dan bir Ermeni, çektiği telgrafta dan güvenliği olmadığı bilgisini verince Ermeni Patrikhanesi şehre heyet göndermeye karar verdi. Askerin şehre varmasıyla hadiselerin önü alınamadı. Ermeni çetelerin saldırılarında 15 er öldürüldü.
5 Mayıs'ta Beyoğlu Kilisesi ve Hınçak örgütü 4000 kişinin katılımıyla miting düzenledi. Basında yer alan bilgiye göre Padişah yaveri, Niyazi ve Enver Beyler de mitinge katıldı. Birlik ve kardeşlik mesajları verildi. Gazeteci Hüseyin Cahit, olaydan Abdülhamit'i sorumlu tuttu ve hürriyet fikirlerini kan tufanı içinde boğmaz istediğini yazdı.
Adana olaylarında 130 Müslüman, 95 gayrimüslim tutuklandı. 9 Müslüman, 6 gayrimüslim idam edildi.
Lafı fazla uzatmayalım. Meşrutiyetle birlikte başlayan Osmanlıcı yani Osmanlı halkları kardeşliği politikası bir müddet daha devam etti. Taşnak ve Hınçak örgütlerinin militanları siyasete ve sivil hayata entegre oldu. Af çıkarıldı. Suçlular geri döndü. Barış ve kardeşlik politikaları sürürüldü.
1914 yılında dünya savaşı patlak verdi. Osmanlı, yıl sonuna doğru savaşa dahil oldu. İngilizler boğazı, Ruslar da Kafkası zorlamaya başladı.
1915 yılının Şubat ayında, Maraş'tan yola çıkan Türk askeri kafilesi, Zeytun'da saldırıya uğradı. Saldıran Ermeni çetelerdi. 6 asker şehit oldu.
Birkaç gün sonra, 12 Şubay'ta Kayseri'nin Develi ilçesinde bir el bombası patladı. Hadise araştırıldığında görüldü ki bir Ermeni, bombayı elinde patlamıştı. Meğer, evini gizli bir imalathaneye çevirmiş, onlarca bomba üretmişti.
Yapılan araştırma neticesinde mezarlık bölgesinde çok miktarda barut ve silah bulundu.
Osmanlı Karargahı o vakit meseleye uyandı. 25 Şubat'ta verilen emirle Ermeni erlerin, seyyar orduda veya seyyar ve sabit jandarmalarda katiyyen silâhlı hizmetlerde kullanılmayacaklarına ve kumandanlar ve karargahın maiyet ve dairelerinde dahi istihdam olunmayacaklarına karar verildi.
Fakat çok geçti.
Ermeni çeteler Bitlis, Halep ve Dörtyol'da yeni saldırılar düzenledi. Dörtyol'da düşman gemilerine kaçan üç Ermeninin Türkleri öldürmek için vazifelendirildikleri ve düşmanla işbirliği yaptıkları anlaşıldı.
Şubat ayının sonlarında Muş ve Bitlis'te de katliamlar başladı. 6 Mart gününe gelindiğinde Kars ve Ardahan civarında öldürülen erkeklerin otuz bine vardığı öğrenildi.
Sonrası malum.