Erdoğan geçen sene para bulmak için Körfez turuna çıktığında, BAE Emiri "nakit borç vermeyiz ama şirket satın alma yaparız. Siz de dövizi kullanırsınız" demişti.
BAE heyeti ile yapılan görüşmelerde, Araplar banka satın almak istediklerini iletmişler ve İş Bankası ve Yapı Kredi ile ilgilendiklerini söylemişler.
İş Bankası mâlum sebepler (sahiplik) nedeni ile olmayınca, ibre YKB'na dönmüştü.
Erdoğan, bankayı satması için Koç Grubuna çok baskı yapınca, grup da Araplar ile mecburen masaya oturdu. Bankanın piyasa değeri (bağımsız kuruluşlar ve borsa değerleri üzerinden) 8.5 milyar Dolar hesaplandı ve Koç Grubunun %61 hissesi karşılığında 5.5 milyar Dolar teklif edildi.
Fakat Koç Grubu (bankayı satmak istemediği için) 14 milyar Dolar değer üzerinden %61 hissesi için 8.5 milyar Dolar istedi.
Görüşmeler tıkandı ve sonuca varılamadı.
Birkaç ay önce, dünyanın en büyük fonu olan Blackrock fonunun yöneticileri Türkiye'ye davet edildi ve şirket satın almaları istendi (tabi ABD Yönetiminin yönlendirmesi ile).
Blackrock CEO'su, yayılan haberlere göre, Tüpraş, T. İş Bankası, Aselsan ve bir-iki savunma sanayi şirketini istemiş.
Aselsan falan tamam da, Tüpraş ve İş Bankası için biraz zaman verin cevabı verilmiş.
CHP'deki Butlan gelişmesinin biraz erkene çekilmesinin sebeplerinden birinin CHP'nin İş Bankası'ndaki hisselerinin (ve tabii ki İş Bankası Sandığı hisselerinin) Hazine'ye devredilmesi ile ilgili olduğu söyleniyor.
Bu arada Tüpraş ve Yapı Kredi Bankası için Koç Grubu sıkıştırılıyor.
Rahmi Bey'in konuşması üzerinden başlatılan algı operasyonu, Koç Grubuna yönelik saldırılar ile devam edecektir. Ta ki, Tüpraş ve YKB elden çıkarılana kadar.
Tabi bu işler normal parlamenter sistemlerde olamayacağı için, göstermelik demokrasicilik oyunumuza da bir süre ara vermemiz gerekecek.
Son söz: Bütün bunlar iktidarın niyeti ile ilgili. Durumun nasıl sonuçlanacağı ise karşılarındaki kitlenin vereceği mücadele ile belirlenecektir.
Alıntı
AKP'lilerin ithal ettiği, Avrupa'nın açık ara en pahalı etine ek zam geldi, 3'te 1 oranında hemen hemen...
Hem de Avrupa'nın en ucuz tavuk etini satan sektöre AKP'nin kayyumlarının atanmasının ardından... Gerekçe de Avrupa'nın en ucuz tavuk eti satışının "pahalı" bulunması... İroniler ve soygun dünyası...
Önce et yeme hakkı, ardından seçme seçilme hakkı çalındı, şimdi de tavuğa erişim hakkı çalınıyor...
Bu tavan sistemini ilk icat eden Silifkeli Yörük Ali'dir. 1834'te Ayvalık sahiline kurduğu bu sistem dönemin halkı tarafından çok sevilmiştir. Yunanlar bu sistemi bizden çaldılar.
Moleküler biyolog ve genetik uzmanı bir bilim insanı olarak bu günü görmek beni çok gururlandırıyor.
Dünyanın ilk yaşlanma karşıtı gen terapisi ilk kez bir insana uygulandı!
Bu bir dönüm noktası!
Tedavi, yaşlanmış veya hasar görmüş hücreleri daha genç bir duruma geri getirmek için üç Yamanaka faktörünü (OCT4, SOX2 ve KLF4) modifiye ederek kısmi epigenetik yeniden programlama yapacak. Yani epigenetik geri programlama yapılacak! Hücreler yeniden genç hallerine döndürülecek.
Şu anda, açık açılı glokom ve arterit olmayan anterior iskemik optik nöropati (NAION) dahil yaşa bağlı optik nöropatiler için göze enjeksiyon olarak test ediliyor!
Çalışırsa yaşlılık hastalığı için ilk tedavimize kavuşacağız!
Bu kadınlar gelen geçene "tecavüzcü, tacizci, katil" deme yüzünü nereden alıyor? Babalarının oyuncağı mı bu kelimeler? Sen kimsin de elin namuslu adamına "tecavüzcü, tacizci" lafını kullanabiliyorsun? Erkeğin ırzı, namusu yok mu? Bu nasıl bir cüretkârlıktır? Erkek böyle yapsa direkt ters kelepçe ama kadın yapınca; nedense herkes köre oynamaya ve onu aklamaya çalışıyor. Adaletsizliğin, Allahsızlığın kaçıncı seviyesi bu? Neden yasalar ve toplum bunları her durumda kollayıp ısrarla erkeği ezmeye, kadınların tek yanlışının olduğunu bile inkar etmeye çalışıyor?
Şükür sosyal medya var da şu kadınların her gün ayrı birinin gerçek yüzünü görüyoruz.
Tanım: Her gün burada kendini rab sanan dişi varlıklardan birinin yine kendini bir şey sandığı trafik olayı.
@AhmetBeyefendi Endonezya'da, yer yer, trafik ışıklarının görevini icra eden yetkilendirilmiş sivil çalışanlar var. Trafik ışığı koyamadıklarından değil; % 30'luk tarım işgücüne rağmen, kalanlara iş veren yeterli sanayi olmadığından. Onlar bundan uzaklaşıyor, TR oraya gidiyor
Antalya’da bir araçla tartışan kadın sürücü karşı tarafa farklı ithamlarda bulununca ortaya ilginç görüntü çıktı.
“Senin gücün benimle yarışmaya yeter mi? Taciz, tahrik, tecavüz ediyorlar”
Ülke insanı ,ortak tuvalet kullanmayı bilmiyor,apartmanda yaşamayı bilmiyor,otoparka arabasını düzgün park etmeyi bilmiyor,pikniğe gittiğinde çöpleri toplamayı bilmiyor,yolda yürümeyi bilmiyor ,hak aramayı bilmiyor liste uzar gider….
ODTÜ'nün, 85'inci sıradan 801'e,
Boğaziçi'nin, 139'dan 601'e,
İTÜ'nün, 165'ten 801-1000 bandına düşmesi...
sadece akademik bir veri değildir.
Üniversiteler batınca ülke de batar. Geri gider.
🟠Bu adam Mustafa Akkad.
Çağrı filminin yönetmeni ve Hollywood'un tanınmış bir yönetmeni.. Türklüğe gönülden hayrandı ve Fatih Sultan Mehmed'in, Mustafa Kemal Atatürk ile Selahaddin Eyyubi'nin konu edileceği filmlerini çekmek istiyordu. Türkiye'de yeni Osmanlıcı kişilerin iktidara geldiğini duyunca projesini anlatmak için Türkiye'ye geldi. Malum kişiler onun Atatürk'ün de filmini çekmek istediğini öğrenince kendisine randevu dahi vermediler. 2005 yılında Ürdün'ün başkenti Amman'da kızıyla birlikte iken şimdiki Suriye lideri Colani'nin örgütü (El Kaide) tarafından oteline yerleştirilen bir bomba ile öldürüldü.
Bill Gates ve küreselci ekip, insanları et tüketiminden uzaklaştırmak için ciddi bir emek ve para harcıyor.
Genleriyle oynanmış keneler bu yöntemlerden biri.
Acaba diyorum Türk siyasetçiler, çevre işlerinde olduğu gibi bu konuda da Küreselcilerden fonlar aldıkları için mi bu kırmızı etteki pahalılık sorununu ısrarla çözmüyorlar?
Ve Türklerin kırmızı et yemesini giderek zorlaştırıyorlar? Bilinçli bir politika mı bu?
Araştırılmalı bu network…
@OguzEvrenKilic@dgnucak Toplumun ortalaması / diğer yandan şehirlerin dizaynı bizi devinime zorluyor / Zurich'te yaşasak o mıymıntı insanlar göze batmazdı
Arkadaş ben uyuşuk insandan nefret ediyorum.
İşte, okulda, askerde, hastanede, postanede velhasıl nerede ağır kanlı bir adam görsem sol kolum uyuşuyor, gözüm seğiriyor.
Markete gidiyorsun önünde bir tane böyle uyuşuk varsa tamam. Tek parça ürün almış kasiyere uzatıyor, kasiyer ürünü geçiyor ve dünya duruyor. İki saat çantasının içinde cüzdan arıyor, cüzdanı bulduktan bu sefer de iki saat cüzdan içerisinde kart arıyor.
Çok şükür kartı buldu diyorsun bu sefer de iki saat aldığı tek parça şeyi aheste aheste poşete koymasını bekliyorsun.
ATM kuyruğunda bekliyorsun sıra bunlardan birine geldiğinde artık o kuyruk hiç ilerlemiyor. ATM önünde yine iki saat cüzdan arama faslından sonra yavaş yavaş tuşlara basmasını bekliyorsun. Tuşa her basışında uzun uzun ekrana bakıyor.
Ohhhhhh diyorsun sonunda parayı çekti; bu sefer ATM önünde bir tomar parayı ağır çekimde sayma faslı başlıyor.
Arabana binip trafiğe çıkıyorsun trafikte de bunlardan kurtulamıyorsun. Yeşil ışık yanıyor ama trafik hareket etmiyor çünkü herkes ön sıradaki uyuşuğun vitese takıp hareket etmesini bekliyor.
O hareket edip gidiyor; ama yeşil süresince 30 araç geçeceği yerde onun yüzünden 10 araç ancak geçebiliyor. Geriye kalan 20 araç ise arkadaki trafiğin daha çok artmasına sebep oluyor.
Dönel kavşağa giriyorsun, yine bu uyuşuğun huşu içerisinde ağır ağır dönüşünü tamamlamasını bekliyorsun. Sen beklerken arkadaki trafik uzadıkça uzuyor.
Tamam düz yola çıktım artık bitti diyorsun; ama maalesef bitmiyor. Uyuşuk yine aheste aheste sol ya da orta şeritten trafiğin ırzına geçmeye devam ediyor.
11 yaşında araç kullanmaya başlamış, 17 senelik ağır vasıta ehliyet sahibi, trafikte seyreden ve tekeri olan nerdeyse bütün araçları kullanmış ve şoförlüğü meslek olarak yapmış biri olarak söyleyebilirim ki trafikte çok fazla makas yiyorsanız; %95 ihtimalle hızınıza uygun şeritten gitmediğiniz içindir.
Havaalanına gidiyorsun uyuşuk da seninle birlikte geliyor. X-ray, check-in, uçağa biniş; her zaman ve her yerde uyuşuğun senin enerjini sömürdüğünü görüyorsun.
Tatile gidip stres atayım diyorsun; ama uyuşuk yüzünden dert sahibi olup geliyorsun. Açık büfe sırasında önündeki uyuşuğun süzüle süzüle yemek seçmesini bekliyorsun. Yemeğini alıyor ama bitmiyor; bu sefer salata sırasında ağır ağır salatasını yağ ve limon suyu almasını bekliyorsun.
Uyuşuktan Allah'a sığınayım diyorsun; ama abdest sırasında uyuşuğun tek tek 20 parmağını ağır ağır yıkamasını bekliyorsun. Cami cemaati namaza duruyor; ama uyuşuk yüzünden cemaati kaçırıyorsun. Uyuşuğa söverken de kıldığın namazı sakatlıyorsun.